T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Markaya Tecavüz - Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i, Ünvan Terkini, Markanın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Açıkladıkları nedenlerle, öncelikle davalılara tebligat yapılmaksızın davalı şirketin kullandığı "..." isimli internet sitesi ile bu sitenin ana sayfasında link verilen ... ve ... adresindeki sosyal medya mecralarında bilirkişi marifetiyle müvekkiline ait "..." ve "..." markalarından doğan hakları ihlal eder nitelikte kullanılıp kullanımadığının 6759 SMK'nın 150. maddesi,
HMK'nın 400 ve devamı maddeleri çerçevesinde tespitine, müvekkilinin maddi ve manevi zararları ile muhtemel zararlarının teminatını teşkil etmek üzere davalıların; müvekkiline ait markalarından doğan hakları ihlal eder nitelikte yurt içi ve yurt dışı deniz, hava, kara taşımacılığının, tabela, levhalar, dış camlar ve işyeri içerisinde kullanılmasının dava neticesine kadar önlenmesine, tecavüze konu tabela, levha, dış camlar üzerinden silinmesine, üzerinde anılan görsel ve kelimelerin bulunduğu basılı kağıtların, etiketlerin, ilan, reklam, broşür afiş ve sair her türlü tanıtım malzemelerinin kullanılmasının önlenmesine ve bu şekilde bastırılmış olan materyalların bulundukları yerden toplatılarak muhafaza altına alınmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesine, işin esasına girilerek davalılar tarafından müvekkili şirket adına TPMK nezdinde tescili "..." ve "..." ibareli markasından doğan hakları ihlal eder nitelikteki eyleminden 6759 SMK'nın 29. maddesi,
TTK'nın 55 ve devamı maddeleri uyarınca tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, haksız tecavüzün önlenmesine ve giderilmesine, müvekkili adına tescilli ''...'' ve ''...'' markalarından faydalanma haklarına tecavüz eden davalı tarafın haksız rekabete yol açan ticaret unvanındaki ''...'' kelimesinin kullanılmasının men'i ile ticaret sicil kayıtlarının buna göre terkinine, müvekkiline ait tescilli markaların kullanıldığı tabela, afiş ve benzer tecavüz oluşturan görsellerin kaldırılmasına, basılı evrak, etiket, kartvizit v.s. ürünlerin toplatılması ve imhasına, "..." alan adının iptaline, davalı ... adına henüz tescil edilmemiş ilan aşamasında olan ''...'' marka görselinde bulunan ''... '' ibaresinin aynen bulunması sebepleri ile markanın hükümsüzlüğüne ve tescilden silinmesine, masrafı davalılardan alınarak hükmün tirajı en yüksek gazeteden birinde ilan edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin ... ibaresini markasal olarak kullandığı yönündeki iddianın doğru olmadığını, davacının "..." uzantılı web sitesine dayanarak müvekkilinin markayı kullandığını iddia ettiğini, ancak bu iddianın tamamıyla gerçek dışı olduğunu, "..." uzantılı web sitesinin Nairobi, Kenya menşeili ... unvanlı şirkete ait olduğunu, bahsi geçen şirketin 19 ülkede temsilciliğinin bulunduğunu, müvekkillerinin de bunlardan biri olduğunu, dolayısıyla "..." alan adının müvekkiline ait olmayıp, 2004 yılından bu yana faaliyette olan ... menşeili ... unvanlı firmaya ait olduğunu, dilekçeleri ekinde yer verdikleri whois sorgulama sonucunun bu durumu doğruladığını, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na ait web sitesinden alınan Whois sorgulama sonucundan da anlaşıldığı üzere, davacının 02.12.2020 tarihinde yaptığı başvuruya istinaden iptalini istediği alan adının 2012 yılında oluşturulduğunu, davacının iptalini istediği alan adının müvekkiline ait olmadığını, 2004 yılından bu yana faaliyette bulunan aynı zamanda davacının marka tescilinden önce Türkiye’de de faaliyette bulunmuş, hatta davacı şirketle de ticari faaliyeti olmuş ...unvanlı şirkete ait olduğunu, müvekkilinin bahsi geçen şirketin Türkiye temsilciliğini yaptığını, ... markasını müvekkilinin değil yurtdışındaki firmanın kullandığını, müvekkilinin ticaret unvanının tescilinin davacının başvurusundan önce olduğunu, davacının markayı tescil ettirmesinin tipik bir kötüniyetli başvuru olduğunu, davacının... numaralı marka için... tarihinde, ...numaralı marka için ise 07.12.2020 tarihinde başvuruda bulunduğunu, müvekkili şirketin ise ... unvanı ile 17.06.2020 tarihinde kurulduğunu ve şirketin kuruluşunun... tarih ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, müvekkili şirketin kuruluşunun davacının marka tescil başvurusundan 6 ay önce olduğunu, müvekkilinin davacının başvurusundan 6 ay önce ticaret unvanını kullanmaya başladığını, ticaret unvanının terkini için gerekli koşullar oluşmadığını, davacının; müvekkilinin ticaret unvanını markasal olarak kullandığına dair herhangi bir delil sunmadığını, davacının "..." web sitesine ait görsellere yer vermiş ise de bu görsellerin müvekkili ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, tescil edilmemiş markaya karşı hükümsüzlük davasının dinlenmesine imkan olmadığını, davacının tescil işlemleri devam eden ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istediğini, ancak tescilli marka ile ilgili hükümsüzlük davası ikame olunabileceğini, marka tescil edilmediyse hükümsüzlük davasından söz edilemeyeceğini, ...numaralı başvuru henüz tescil edilmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının Salıhıya ibaresinin tescili için başvuruda bulunmasının kötüniyetli olduğunu, davacının 2020 yılında başvurusu yapılan markaya dayanarak 2012 yılında tesis edilen ve o tarihten bu yana aktif olarak kullanılan alan adının iptalini istemesi, marka başvurusundan 6 ay önce tescil edilmiş ticaret unvanını terkin etmeye çalışması, ... kargo firmasının faaliyetinden haberdar olması, bu firma ile ticaretinin olması, bugüne kadar ... markası altında hiçbir faaliyetinin olmaması, tam bir kötüniyet içerisinde hareket ettiğini ve gerçek gayesinin marka hakkı tesis etmek yada korumak olmadığını, rakiplerinin ticaretini engellemek ve baltalamaya çalışmak olduğunu, böylece rekabetin önüne geçmeye çalıştığını, TMK'nın 2. maddesi uyarınca hukuk düzeninin hakkın kötüye kullanılmasını korumadığını, bu bakımdan da davacının taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun tamamen yanlı olduğunu, bilirkişilerin gözleri önündeki hususları mahkemeye nakletmekten imtina ettiklerinin anlaşıldığını, bilirkişilerin iltibas olduğunu belirttikleri "..." alan adının davacının marka başvurusundan yıllarca önce faal olduğundan raporun sonuç kısmında bahsedilmemesi, "..." alan adının müvekkili şirketin kuruluşundan yıllar önce oluşturulmuş olması karşısında müvekkiline ait olamayacağını, davacı markasının yıllardır zaten web sitesinde kullanıldığını, gerçek hak sahibinin davacı olmadığını, müvekkiline ait işyerinde ticaret unvanı dışında bir kullanım olmadığını, ... ibareli kolilerin müvekkiline ait olmadığı hususularının bilirkişi raporunda söz edilmediğini, zaten bilirkişilerin müvekkiline ait işyerinde inceleme de yapmadıklarını, şirket çalışanlarının beyanlarına da başvurulmadığını, dolayısıyla raporun; davacının tek taraflı beyanlarına göre hazırlandığını, bu beyanlarda çelişkilerin de gözardı edildiğini, mahkemenin önüne getirilmediğini, hükme esas teşkil edecek nitelikte olmayan, ihtilafı çözme konusunda mahkemeye yardımcı olmak yerine mahkemeyi yanıltıcı özelliğe sahip olan delil değeri bulunmayan eksik görüş beyanından ibaret olduğunu, "..." web sitesinde yıllardır kullanılan logonun davacı adına yıllar sonra birebir tescil edilmesinden raporun sonuç bölümünde hiç söz edilmemesinin manidar olduğunu, sonuç olarak bilirkişi raporuna bütünüyle itiraz ettiklerini, neticeten; "..." web sitesinin müvekkiline ait olmadığı gibi, davacının marka başvurusundan 8 yıl önce oluşturulduğunu, arşiv kayıtlarından da anlaşıldığı üzere faal olarak kullanılmakta olduğundan ve müvekkili şirketin ticaret unvanın da davacının marka başvurusundan 6 ay önce tescil edildiğinden, marka hakkı geriye yürümeyeceğinden öncelikle ihtiyati tedbir talebinin, nihayetinde davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili aleyhine ikame edilen davaya karşı husumet itirazında bulunduklarını, zira müvekkili üzerine tescilli bir marka bulunmadığını, müvekkili üzerine tescilli ve ilan edilmiş bir marka bulunmadığından markanın hükümsüzlüğü davasında taraf sıfatının bulunmadığını, müvekkiline davalı olarak husumet yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, öncelikle davanın müvekkili yönünden husumetten reddine karar verilmesini, Sınai Mülkiyet Kanununun 25/3. fıkrasında marka hükümsüzlük davasının; dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere karşı açılacağının düzenlendiğini, kanun maddesinde açıkça düzenlendiği üzere, marka hükümsüzlük davasının dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılacağının düzenlendiğini, davanın muhatabının müvekkili olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu "..." markasının müvekkili üzerine tescil edilmediği ve ilan edilmediğini, müvekkilinin 05/11/2020 tarihinde ''...'' markası için ... numarası ile başvuruda bulunmuşsa da davacının itirazı üzerine marka tescilinin sağlanamadığını, dolayısıyla müvekkilinin üzerine tescilli bir marka bulunmadığı ve ilan da edilmediğini, ayrıca davaya konu markanın müvekkili tarafından hiçbir zaman ve hiçbir yerde de kullanılmadığını, davacı tarafından ikame edilen markanın hükümsüzlüğü davasında; müvekkili üzerine tescilli bir marka bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin 05/11/2020 tarihinde "..." adıyla marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun da davacının itirazı üzerine kabul görmeyerek reddedildiğini ve tescil işleminin hiçbir aşamada gerçekleşmediğini, dilekçeleri ekinde sunulan marka kısmi ret yazısında bu durumun açık bir şekilde yazılı olduğunu, hatta müvekkilinin marka başvurusunun kısmen reddedilmesine rağmen, müvekkilinin kendisine gönderilen 19.01.2022 noksan evrak yazısındaki eksiklikleri de ikmal etmeyerek markanın hiçbir kodunu üzerine tescil ettirmediğini, dolayısıyla Salıhıya adıyla veya benzeri bir marka tescilinin hiçbir zaman yapılmadığını, kaldı ki müvekkilinin hiçbir zaman markanın kullanıcısı da olmadığını, davacı tarafın; müvekkilinin yaptığı marka başvurusunda ...görselinin aynı olduğunu ve hükümsüz kılınması gerektiğini belirtmiş ise de, yine açıkladıkları üzere marka ve görselin birlikte müvekkiline hiçbir aşamada ve hiçbir kod ile tescil edilmediğinden davanın haksız olduğunu, davacı tarafın; kötü niyetli olarak müvekkilinin üzerine hiçbir tescil işlemi bulunmayan ve bunu da marka bülteninden her zaman sorgulayarak öğrenme imkanı varken müvekkilinin davaya dahil ettiğini, dava dosyasına sunulu deliller ve bilirkişi incelemesinde; müvekkilinin marka ve görselini kullandığına dair hiçbir delil bulunmamasına rağmen davacının, kötü niyetli olarak müvekkilini davaya dahil ettiğini, davacının; Türk Patent Kurumunun resmi web sitesinden her zaman geçerli bir tescilin varlığını sorgulayabilecekken, müvekkiline husumet yöneltildiğini, dilekçeleri ekinde sundukları Türk Patent ve Marka Kurumu'nun resmi internet sitesinden müvekkilinin yaptığı ...numaralı başvurunun tescilinin geçersiz olduğuna ilişkin sorgulanması sonucunda çok açık bir şekilde tescil durumunun geçersiz olduğunun görüldüğünü, davacının bu durumu bildiği halde kötü niyetli olarak müvekkilini davaya dahil ettiğini, bilirkişi raporunda da açıkça yazıldığı üzere müvekkilinin başvurusu hakkında henüz tescil gerçekleşmediğini, dilekçeleri ekinde sunulan Türk Patent Ve Marka Kurumu Markalar Dairesi Başkanlığı'nın 19.01.2022 Tarihli Noksan Evrak Yazısında da belirtildiği üzere, marka başvurularının kabul edilen kodlar yönünden taraflarına 2 aylık süre verilerek marka tescil ücreti ödemesinin yapılması talep edilmiş ise de bu ücretin ödenmediğini, dolayısıyla müvekkilinin davaya konu markayı ve görselini hiçbir kod/sınıf ile üzerine tescil ettirmediğini, bilirkişi raporunda belirtilen ... sınıfla ilgili işlemlerin de buna dahil olup tescil işleminin gerçekleşmediğini, buna göre ne marka ne de görsele ilişkin hükümsüz kılınacak bir durumun mevcut olmadığını, neticeten; izah ettikleri ve resen gözetilecek sebeplerle, davanın müvekkili ... yönünden husumetten reddine, haksız ve mesnetsiz davanın esas ve usulden reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
TPMK kayıtları istenmiş,
HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 25/07/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Yerinde yapılan tespit, dosyada mübrez belgeler, internet incelemesi sonucunda tespit talep dilekçesinde belirtilen hususlar yönünden yapılan incelemeler ve değerlendirmeler neticesinde; .. alan adının sahibinin tespit edilemediği, Dünya genelinde whois bilgilerinde, alan adı sahibi bilgileri (Registrant) gizli olabilmekte veya çoğunlukla eksik/yanlış yazılabildiği, web sitesinde genel merkez iletişim bilgileri (adres: ...) olarak beyan edildiği, alan adının 24.08.2012 tarihinde alındığının tespit edildiği, dava dilekçesi ekinde sunulan ve salihiyacargo.com web sitesinde Türkçe sayfalar gösteren ekran görüntülerinin doğrulanamadığı, ancak yapılan kontrollerde ingilizce içeriğin sunulan ekran görüntülerindeki Türkçe ifadeler ile aynı olduğunun tespit edildiği, ... web sitesinden ulaşılan facebook ve twitter hesaplarının onaylı (mivi tıklı) olmadığı tespit edildiği, hesapların sırası ile; 28.04.2014 ve Ocak 2015 tarihlerinde oluşturulduğunun tespit edildiği, Facebook tarafından yapılan kontrollerde hesabın sadece Kenya'daki kullanıcılar tarafından yönetildiğinin tespit edildiği, her iki sosyal medya sitesindeki hesaplarda davalı tarafından başvuru yapılan markanın paylaşımlarda oluşturulma tarihlerinden itibaren yoğun olarak kullanıldığının tespit edildiği, Marka Hukuku Açısından Yapılan İnceleme; davacı adına TPMK nezdinde tescil ettirdiği ... ve ...başvuru numaralı "..." ve "... " markaları ile davalının ... numaralı marka başvurusunda kullandığı markanın ve marka görsellerinin davacının markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğu ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, aynı zamanda davalının tescil için başvuruda bulunduğu markanın davalı tarafından kullanıldığı iddia edilen web sitesinde kullanıldığı, aleyhine tespit istenen davalı tarafın, tespit istenen adreste "...ŞTİ." ünvanı adı altında kargo sektöründe faaliyet gösterdiği ve davacının adına tescilli "..." (kargo ayırt edici özellikte değildir ayırt edici niteliği salıhıya ibaresi taşımaktadır) ve "..." ibaresinin marka hakkını ihlal eder nitelikte davalının ünvanında kullandığı, aleyhinde tespit istenene ait markasının tespit talep edene ait "..." esas unsurlu markalarına tecavüz fiilini oluşturduğuna ilişkin bir takım tespitlere ulaşıldığı, davalı şirketin kullandığı iddia edilen "..." isimli internet sitesi ile bu sitenin ana sayfasında link verilen ...ok ve ... adresindeki sosyal medya mecralarında kullanımın davacı tarafa ait "..." ve "..." markalarından doğan hakları ihlal eder nitelikte kullanıldığına ilişkin bazı tespitler yapıldığı, tespit talep edene ait "..." esas unsurlu tescilli markalarına yönelik aleyhinde tespit talep edilen tarafça haksız rekabet hükümlerinin ihlaline ilişkin bir takım tespitlere ulaşıldığı, her türlü delilin takdiri ve nihai kararın mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. 01/09/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacının, markalarının davalı tarafından ticaret unvanı olarak kullanılmasının yasaklanmasını isteme hakkına sahip olmadığı, "..." marka başvurusunun geçersiz olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizce 01/09/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporuna itibar edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davalıların eyleminin davacının marka tescilinden doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, önlenmesi, davalı şirketin ünvanındaki "..." ibaresinin ticaret sicilinden terkini, davalı ... adına henüz tescil edilmemiş ve ilan aşamasında olan ''...'' marka görselinde bulunan '...'' ibaresinin aynen bulunması nedeniyle markanın hükümsüzlüğü ve tescilden terkini, davacıya ait tescilli markaların kullanıldığı tabela, afiş ve benzeri mütecaviz görsellerin kaldırılması, basılı evrak, etiket kartvizit, ve sair ürünlerin toplatılması ve imhası, "..." alan adının iptali ile hükmün ilanına ilişkindir. Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir. Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları): "(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması." Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c)Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç)Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. 6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c)Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi. (2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir. (3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer. (4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez." 6769 sayılı SMK'nın 5. maddesinde marka tescilinde mutlak red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. Madde 5- (1) Aşağıda belirtilen işaretler, marka olarak tescil edilmez:
a)4 üncü madde kapsamında marka olamayacak işaretler.
b)Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler.
c)Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.
ç)Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler.
d)Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler. (2) Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez. 6769 sayılı SMK'nın 6. maddesinde marka tescilinde nisbi red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye ’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. 6769 sayılı SMK'nın 25. maddesinde "Marka Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi" aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. (1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. (2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. (3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. (4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye ’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir... Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur. 6102 sayılı TTK'nın 52/1. madde hükmüne göre; ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi bunun tespitini, yasaklanmasını, haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını isteyebilir. Yine TTK'nın 45. maddesi uyarınca, bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde ek yapılır hükmü düzenlenmiştir. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b)Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c)Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d)Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e)İş şartlarına uymamak;
f)Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak." Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b)Haksız rekabetin men’ini,
c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilm esini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükümleri yer almaktadır. 6102 Sayılı TTKnın 54.maddesi ile, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. SMK, TTK hükümleri, TPMK kayıtları,
Mahkememizce itibar edilen 01/09/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde ...numaralı "..." ve ... numaralı "..." markalarının, davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Davacının; ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." markaları için 02.07.2020 tarihinde tescil başvurusunda bulunduğu, davalı ...'nin ünvanın ise 19.06.2020 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, 6102 sayılı TTK'nın 52/1. madde hükmüne göre; ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibinin bunun tespitini, yasaklanmasını, haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını isteyebileceği bilinmekle, davalı şirketin ünvanını; davacının marka başvurularından önce kullanılmaya başladığı, marka hakkının; gerçek hak sahipliği dışında tescille elde edildiği bilinmekle, şirket ünvanının terkini koşulları oluşmadığından, ünvan terkini ile markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... adına tescil edilmemiş, ilan aşamasında olan "...." ibareli markanın hükümsüzlüğü talep edilmiş ise de, TPMK kayıtları incelendiğinde; marka başvurusunun geçersiz olduğu ve başvurunun işlemden kaldırıldığı anlaşıldığından, hükümsüzlük talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
DAVANIN REDDİNE,
1.Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 368,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
2.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
3.Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
4.Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talepleri halinde iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 345/1.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve İstinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/09/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)