Aramaya Dön

Danıştay 7. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2022/3599
Karar No
K. 2023/5068
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Vergi Hukuku

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2022/3599 E.  ,  2023/5068 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

YEDİNCİ DAİRE

Esas No: 2022/3599
Karar No: 2023/5068

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Akaryakıt Dağıtım ve Gaz İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi -... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü ) - ...

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Sıvı akaryakıt ve bunlarla ilgili ürünlerin toptan ticaretini yapan davacı şirket adına, hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile bir kısım gaz yağı alışlarının sahte faturalarla belgelendirildiğinin tespit edildiğinden bahisle, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 4. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 2016 yılının Ocak dönemine ilişkin olarak re'sen tarh edilen özel tüketim vergisi ile üç kat tutarında kesilen vergi ziyaı cezasının iptali istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı vergi tekniği raporunda, davacının petrol ürünleri dağıtıcı lisansının 10/12/2020 tarihinde iptal edildiği, davacı tarafından 2016 yılındaki motorin satışlarının, alıcılar ve fatura kesilen kişiler şeklinde MS Excel programına kaydedildiği, aynı zamanda 2016 yılında yapılan gerçek akaryakıt satışlarının ... isimli bir otomasyon programında kayıt altına alındığının tespit edildiği, sözü edilen programın üreticisinden program satış sözleşmesi ve yapılan ödemelere ilişkin bilgilerin talep edilmesi üzerine ilgili firmadan gelen cevapta, son 10 yıl öncesine ait kayıtlara ulaşılamadığından davacı şirkete kesilen herhangi bir faturaya rastlanılmadığı, ancak 26/12/2013 tarihinde bu firmaya ana kullanıcı şifresinin verildiği, ayrıca 2017 yılının Mayıs ayında programa ilişkin destek faturası kesildiğinin bildirildiği, EPDK tarafından sağlanan “dağıtıcı bayi” yetkilerine sahip olan davacının bayilerince pompalar üzerinden yapılan akaryakıt satışlarının ödeme kaydedici cihazlardan ve pompa hafızalarından silindiği, otomasyon sistemi ile ilgili ayarlamaların ise davacı tarafından yapıldığı, bayilerin yasak olmasına rağmen dışarıdan temin etmiş oldukları akaryakıtların dolumlarının gizlenmesi ya da EPDK kayıtlarına girmeden silinmesi gibi işlemlerin davacı tarafından yerine getirildiği, bayiler yapmış oldukları akaryakıt satışlarını silmeleri halinde, akaryakıt alışları için faturaya ihtiyaç duymadıklarından, daha ucuz fiyatla akaryakıtı belgesiz olarak aldıkları, belgesiz akaryakıt satışlarının “stok” adı altında takip edildiği ve genellikle davacı şirketin temsilcileri veya yakınları tarafından idare edilen ya da çalışanları üzerine kurulan ve özellikle bu sistemin işleyebilmesi için kurulmuş olan bayilere komisyon karşılığında sahte fatura düzenlendiği, bayilerin de almış oldukları sahte faturaları ya komisyon karşılığında sahte olarak başka firmalara düzenlediği ya da dışarıdan ucuza belgesiz akaryakıt bulup aldıklarında bunların faturasını da davacı şirketten temin ettiği, bayilerin otomasyon sisteminin de davacı şirketçe düzenli olarak takip edildiği ve uyumsuzluk olan bayilere açıkları kapatacak şekilde faturalar kesildiği, mükellef kurumun kayıt dışı ortamlarda tutmuş olduğu gerçek akaryakıt alış ve satışlarına ilişkin bilgilerin banka hesap hareketleri ile de uyumlu olduğu, ... isimli programda tutulan, gerçek bayilerden yapılan tahsilatlar ile ödemelerin mükellef kurumun ilişkili bayilerinden yapılan transferler ve ödemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, banka hesap hareketleri ile uyumlu olduğunun tespit edildiği, zira ilişkili bayilerin banka hesaplarından davacıya yapılanlar ile davacı tarafından ilişkili bayilere yapılan transferlerin hangi bayinin cari hesabına ilişkin olduğunun sözü edilen programda ayrıntılı olarak yer aldığı, belgesiz akaryakıt satışlarına ilişkin tahsilatların gerek satışın yapıldığı bayiden, gerekse ilişkili olduğu bayilerin banka hesapları aracılığıyla ya da nakit para yatırma/çekme işlemleri ile tahsil edildiği, düzenlenen sahte faturalara ilişkin bazı bayilerden yapılan tahsilatların yetersiz olduğu, bir çok fiktif tahsilat işleminin ise ilişkili olan bayiler aracılığı ile ya da nakit para yatırma/çekme işlemleri ile tahsilatın yapıldığı bayiye iade edildiğinin tespit edildiği, incelemeye ibraz edilen belgeler arasında 2016 yılı Aralık döneminde yapılan belgesiz satışlara ilişkin irsaliyelere de rastlanıldığı, bunların bir çoğunda dolum fişleri ile bayi teslim formalarının da yer aldığının tespit edildiği, diğer belgesiz akaryakıt satışlarına ilişkin sevk irsaliyelerinin ibraz edilmediği, bir çok işlemde belgesiz satılan akaryakıtın bulunduğu yer ile faturanın kesildiği bayilerin adresleri arasında çok uzak mesafeler bulunduğu, örneğin 2017 yılında istasyonu Şanlıurfa'da olan bir bayiye satılan motorinin faturasının istasyonu İstanbul'da bulunan bir bayi adına düzenlendiği, Şanlıurfa'daki bir bayinin İstanbul ya da Kocaeli gibi illerden dolum yaptırmasının yüksek nakliye ücretlerine katlanması anlamına geldiği, akaryakıt sektöründe karlılık oranlarının çok düşük olduğu, ayrıca inceleme kapsamında alınan ifadelerde davacı şirketin nakliyeciler ile bir iletişiminin olmadığı, nakliye araçlarını akaryakıtı alan bayilerin belirlediği ve dolum yapıldıktan sonra nakliyeci ve plaka bilgilerini bu bayilerin kendilerine bildirdiklerinin ifade edildiği, dolayısıyla mükellef kurumun bu kadar nakliyeciyle iletişim kurarak sevk yerlerini belirlemesi, sonradan değiştirmesi ve bu araçları başka şehirlerde bulunan şehirlere yönlendirmesinin mümkün olamayacağı, şirket temsilcisinin çeşitli sebeplerle "iptal” şeklinde beyan ettiği kayıt dışı satışların hepsinin “motorin” satışlarına ilişkin olduğu, benzin satışlarında ise bu şekilde bir işlem bulunmadığı, ileri sürülen mazaretlerin yalnızca motorin satışlarında olması, benzin satışlarında ise hiç yaşanmamasının istatistik ve olasılık bilimlerine uygun olmadığı, davacının yukarıda belirtilen faaliyetleri bir organizasyon şeklinde yürüttüğü, bu şekilde kendisiyle doğrudan ilişkili olan bayiler aracılığı ile kayıt dışı akaryakıt satışını gerçekleştirebildiği, bütün bu işlemlerin organize edilebilmesi için ise EPDK dağıtıcı lisansı olan bir firmaya ihtiyaç duyulduğu, davacı şirketin de bu amacı yerine getirebilmek için kurulduğu, ayrıca kendi bayilerinden belgesiz alım-satım faaliyetinde bulunmak isteyenlere de, otomasyon sistemlerine müdahale ederek, belli bir tutarda menfaat karşılığında olanak sağladığı, bu şekilde elde ettiği gelirler ile düzenlemiş olduğu sahte faturalardan kazandığı komisyon gelirlerini kayıt dışı tutulan ... isimli programda her bir bayinin cari hesabına kaydettiği ve bu bayilerin cari hesap ekstreleri ile banka hesap hareketleri arasında uyum olduğu, öte yandan, ....ve excel programlarının kullanılmadığı ileri sürülmekte ise de; excel kayıtlarının vergi incelemesi sırasında tespit edilmesi ve ... programını üreten firma tarafından davacıya şifre verilmesi ve programa ilişkin destek faturası kesildiğinin bildirilmesi nedeniyle davacının bu iddialarına itibar edilmediği, bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacı adına 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 4. maddesinin 3. fıkrası uyarınca yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Alış ve satışlarının resmi defter ve belgelerinde kayıtlı olduğu, hiç bir kanuni geçerliliği olmayan yardımcı programlarda yer alan verilere dayanılarak tarhiyat yapılamayacağı, bahsi geçen programları hiç kullanmadıkları, hukuken geçerli bir tespit olmaksızın yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Temyiz isteminin reddine,

2.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,

3.Hüküm altına alınan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve ... TL'den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, Dairece karara bağlanan harcın mahsubundan sonra, kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,

4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 28/12/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog