Danıştay 8. Daire Başkanlığı
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/4630 E. , 2024/2230 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
1.... Bakanlığı
2.... Bakanlığı
DAVANIN KONUSU :
Davacı tarafından, 13/06/2020 tarih ve 31154 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesinde yer alan " ...özel ibaresinden önce gelmek üzere muayenehane hariç ibaresi ile" şeklindeki ibarenin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI :
Tüm hekimlerin mesleğini nerede ve ne şekilde yürütürse yürütsün sürücü ve sürücü adaylarını muayene etme ve bu kişiler hakkında durum bildirir raporu düzenleme yetkisi olduğu, Yasa ile verilen bu yetkinin Yönetmelik hükmüyle sınırlanamayacağı, dava konusu düzenlemenin, kamu yararı ve hizmetin gerekleri ile açıklanabilir herhangi bir nedene dayanmadığı, bilimsel bir temeli bulunmadığı, birinci basamak sağlık hizmeti sunan hekimler arasında bir ayrıma neden olan söz konusu değişikliğin, eşitlik ve adalet prensipleri ile bağdaşmadığı, bir hekimin kendi muayenehanesinde sürücü ve sürücü adayları için sağlık raporu düzenleyebilmesi mümkün değilken, aynı hekimin muayenehanesinin yanı sıra görev yaptığı bir özel sağlık kuruluşunda bu raporu düzenlemesinin önünde hiçbir engel bulunmadığı, tüm muayenehanelerde Yönetmelikte belirtilen muayeneleri yapmaya uygun donanımın olmayabileceği düşünülebilirse bile böyle bir durumda idarenin yapması gerekenin, hekimlerin yetkilerini kısıtlamak değil, sürücü uygunluk raporu verecek sağlık kuruluşlarında bulunması gereken donanıma ilişkin bir standardı tanımlamak olduğu; öte yandan, muayenelerin usulüne uygun yapılmaması ve gerçeğe aykırı rapor düzenlemenin söz konusu olması durumunda yapılacak işlemlerin Yönetmelikte zaten belirtildiği, dava konusu düzenleme yapılırken Türk Tabipleri Birliği ve tıpta uzmanlık dernekleri gibi herhangi bir kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu veya sivil toplum kuruluşunun görüşü alınmadığı, hekimlerin çalışma hakları kısıtlandığı gibi, kişilerin sağlık hizmetine erişim olanaklarının da daraltıldığı iddia edilmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI: ... BAKANLIĞININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Trafik kazalarında en önemli etmenin insan kaynaklı olduğu, bu nedenle sürücülerin sağlık durumlarının sürücü olmaya engel teşkil edip etmeyeceğine yönelik değerlendirmelerin titizlikle yapılması gerektiği, her raporun her hekim tarafından düzenlenmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki birçok sağlık rapor türü hakkında alt düzenlemeler yapılmak suretiyle raporların hangi sağlık tesislerinde hangi şartlarda düzenlenebileceğinin açıklandığı, muayenehanelerde karmaşık olmayan vakaların tedavi edildiği, tetkik veya görüntüleme hizmetlerinin verilemediği, ayrıca bu merkezlerde hekimlerin başvuran ile doğrudan ücret ilişkisine girdiği, bu nedenle hekimin kendisine başvuran kişileri üst merkeze sevk etmede, teşhis ve görüntüleme tetkiklerini yapmada objektif davranamayabileceği, öte yandan, aile hekimlerinin kendi hastalarını izleyip sürekli iletişim halinde olduğu, başvuran kişinin genel sağlık muayenesini genel hekimlik bilgisine bağlı olarak yaptığı, muayenehane hekimlerinin ise çoğunlukla hastayı rapor başvurusu esnasında değerlendirdiği, bu nedenle muayene hekimlerinin hasta tarafından beyan edilemeyen sağlık sorunlarını muayenehane olanakları ile tespit etmesinin mümkün olmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. ... BAKANLIĞININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Trafik kazalarında en önemli etmenin insan kaynaklı olduğu, bu nedenle sürücülerin sağlık durumlarının sürücü olmaya engel teşkil edip etmeyeceğine yönelik değerlendirmelerin titizlikle yapılması gerektiği, her raporun her hekim tarafından düzenlenmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki birçok sağlık rapor türü hakkında alt düzenlemeler yapılmak suretiyle raporların hangi sağlık tesislerinde hangi şartlarda düzenlenebileceğinin açıklandığı, muayenehanelerde karmaşık olmayan vakaların tedavi edildiği, tetkik veya görüntüleme hizmetlerinin verilemediği, ayrıca bu merkezlerde hekimlerin başvuran ile doğrudan ücret ilişkisine girdiği, bu nedenle hekimin kendisine başvuran kişileri üst merkeze sevk etmede, teşhis ve görüntüleme tetkiklerini yapmada objektif davranamayabileceği, öte yandan, aile hekimlerinin kendi hastalarını izleyip sürekli iletişim halinde olduğu, başvuran kişinin genel sağlık muayenesini genel hekimlik bilgisine bağlı olarak yaptığı, muayenehane hekimlerinin ise çoğunlukla hastayı rapor başvurusu esnasında değerlendirdiği, bu nedenle muayene hekimlerinin hasta tarafından beyan edilemeyen sağlık sorunlarını muayenehane olanakları ile tespit etmesinin mümkün olmadığı, Bakanlıkça sağlık hizmetlerine olan ihtiyaç ve beklenti dikkate alınarak sağlık tesislerinin görev ve sorumluluğunun belirlendiği, vatandaşların sürücü sağlık raporlarını rahatlıkla belirlenen merkezlerden alabildiği ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Hukuka ve mevzuata aykırı dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; 13/06/2020 tarih ve 31154 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle asıl Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasına eklenen " ... muayenehane hariç..." ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Sürücü adaylarında aranacak şartlar" başlıklı 41. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; sürücü belgesi alacakların İçişleri ve Sağlık bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikte belirlenen sağlık şartlarını taşımalarının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Anılan hüküm uyarınca, Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından sürücü adayları ve sürücülerde aranacak sağlık şartları ile muayenelerine dair usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanan Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelik 26/09/2006 tarih ve 26301 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
13/06/2020 tarihli ve 31154 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, ''Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları İle Muayenelerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin dava konusu edilen 1. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “özel” ibaresinden önce gelmek üzere “muayenehane hariç” ibaresi eklenmiş, yapılan bu düzenleme ile sürücü ve sürücü adaylarının muayenelerinin hastane, tıp merkezi, sağlık merkezi gibi adlar altında kurulan belli standart ve niteliklere sahip sağlık kuruluşlarında görevli tabip ve uzman tabip tarafından yapılarak rapor tanzim edilmesi öngörülmüş, dolayısıyla herhangi bir sağlık kuruluşu çatısında yer almaksızın sağlık hizmeti sunan muayenehanelerin bu anlamda sağlık raporu düzenleyebilme imkanı sona erdirilmiştir. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 1. maddesinde; Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmanın şart olduğu, 8. maddesinde; Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanların umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haiz olduğu, ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olması gerektiği, 13. maddesinde ise bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyesi hakkında rapor tanzimine munhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabiplerin mezun olduğu, Türkiye'de icrayı sanat salahiyetini haiz olmıyan tabiplerin raporlarının muteber olamayacağı hükmü yer almaktadır.
Normlar hiyerarşisi gereği daha altta yer alan bir norm, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremez. Buna göre alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını bir meslek veya sanatın icrasını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlem olan Yönetmeliğin dayanağını oluşturan Kanun hükümlerine aykırı, düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmiş bulunmaktadır. 1219 sayılı Kanunun 13. maddesi; tıp fakültesinden mezun olan ve hekimlik yapma hakkına sahip tüm hekimler için geçerli genel bir düzenleme niteliğinde olup, bu hükmün her raporun her hekim tarafından düzenlenebileceği şeklinde algılanmasına olanak bulunmamaktadır.
Yapılan düzenlemeyle, sürücü adayları ve sürücülerde aranacak sağlık şartları ile muayenelerine ilişkin usul ve esaslar belirlendiğinden, dava konusu düzenlemenin temel amacının teşhis ve tedavi olmayıp trafik hizmetlerinin işleyişinin önemi gereği sürücü hatalarının en az düzeye indirilebilmesi açısından, sürücü ve sürücü adaylarının sağlık şartları yönünden araç kullanabilmelerine engel bir durumlarının olup-olmadığının doğru tespit edilmesini, maliyet yönünden bir kaygı ve ücretlendirme ilişkisi oluşturmadan sağlamak olduğu ve bu yönüyle mevzuata, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olduğu düşünülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle asıl Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasına eklenen "... muayenehane hariç ..." ibaresinin iptali isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 24/04/2024 tarihinde, davacı vekili Av. ...'un geldiği, davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı'nı temsilen Huk. Müş. ...'ın, Sağlık Bakanlığı'nı temsilen Huk. Müş. ...'un geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
HUKUKİ SÜREÇ: 26/09/2006 tarih ve 26301 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmeliğin 'Sürücü adaylarının ve sürücülerin sahip olmaları gereken sağlık şartlarına ve muayenelerine ilişkin genel esaslar' başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında; "Sürücü adaylarının genel sağlık muayeneleri pratisyen tabip veya uzman tabip tarafından bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılır. Tabiplerce düzenlenen raporlar, resmi kurumlarda kurum mühürü ile, özel hastanelerde başhekimlerce, diğer özel sağlık kuruluşlarında sağlık kuruluşunun mesul müdürünce, muayenehanelerde ise muayenehanenin bulunduğu ilçenin sağlık grup başkanlığı, sağlık grup başkanlığı bulunmayan merkez ilçelerde il sağlık müdürlüklerince, isim ve imza yönünden onaylanması gerekmektedir. Tabiplerce verilen sağlık raporlarının gerçeğe uygun olmamasının tespiti halinde bu raporlar geçersiz sayılır ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Bu tabipler bir daha sürücü adayı sağlık raporu veremez ve daha sonra verecekleri raporlar geçersiz sayılır. Bu husus Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirilir. Aile hekimliği uygulamasına geçilmiş illerde bu raporlar Toplum Sağlığı Merkezi tarafından da verilebilir." hükmüne yer verilmiş iken; 17/07/2008 tarih ve 26939 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile "Sürücü adaylarının genel sağlık muayeneleri pratisyen tabip veya uzman tabip tarafından bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılır. Tabiplerce verilen sağlık raporlarında hekimin kaşe ve imzasının bulunması gerekir. Tabiplerce verilen raporların gerçeğe uygun olmamasının tespiti halinde bu raporlar geçersiz sayılır ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Bu tabipler bir daha sürücü adayı sağlık raporu veremez. Bu husus Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirilir. Aile hekimliği uygulamasına geçilmiş illerde bu raporlar Toplum Sağlığı Merkezi tarafından da verilebilir." şeklinde değiştirilmiş; 29/12/2015 tarih ve 29577 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile "Sürücü ve sürücü adaylarının muayeneleri; Sağlık Bakanlığına ve üniversitelere bağlı sağlık tesisleri, aile sağlığı merkezleri ve Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılan özel sağlık kuruluşlarında görevli tabip veya uzman tabip tarafından bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılır ve sağlık raporu düzenlenir. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığınca verilen eğitim sonrasında sürücü belgesi alacak personelin sağlık raporları kendi kurum tabipliklerince de verilebilir. Tabiplerce verilen sağlık raporlarında tabibin kaşe ve imzasının bulunması gerekir. Tabiplerce verilen raporların gerçeğe uygun olmadığının tespiti halinde bu raporlar geçersiz sayılır ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Bu tabipler bir daha sürücü adayları ve sürücüler için sağlık raporu veremez. Bu husus Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirilir." şeklinde değiştirilmiştir.
Dava konusu 13/06/2020 tarih ve 31154 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile anılan maddede "Sürücü ve sürücü adaylarının muayeneleri; Sağlık Bakanlığına ve üniversitelere bağlı sağlık tesisleri, aile sağlığı merkezleri ve Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılan muayenehane hariç özel sağlık kuruluşlarında görevli tabip veya uzman tabip tarafından bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılır ve sağlık raporu düzenlenir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığınca verilen eğitim sonrasında sürücü belgesi alacak personelin sağlık raporları kendi kurum tabipliklerince de verilebilir. Tabiplerce verilen sağlık raporlarında tabibin kaşe ve imzasının bulunması gerekir. Tabiplerce verilen raporların gerçeğe uygun olmadığının tespiti halinde bu raporlar geçersiz sayılır ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Bu tabipler bir daha sürücü adayları ve sürücüler için sağlık raporu veremez. Bu husus Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirilir." şeklinde düzenleme yapılması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 1. maddesinde; "Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmak şarttır." hükmü, 5. maddesinde; "Hususi muayenehane açmak veyahut evinde muayenehane tesis eylemek suretiyle sanatını icra eylemek istiyen her tabip hasta kabulüne başladığından itibaren en çok bir hafta içinde isim ve hüviyetini, diploma tarih ve numarasını ve muayenehane ittihaz eylediği mahal ile mevcut ise ihtısas vesikalarını mahallin en büyük sıhhiye memuruna kaydettirmeğe ve muayenehanenin nakli halinde en az yirmi dört saat evvel keyfiyeti nakli ihbara mecburdur." hükmü, 8. maddesinde; "Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olmalıdır." hükmü, 12. maddesinde; "Sanatını icra etmek üzere bir mahalde kayıtlı olan herhangi bir tabibin bizzat dükkan ve mağaza açmak suretiyle her türlü ticaret yapması memnudur. Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir: a) Kamu kurum ve kuruluşları. b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri. c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası..." hükmü, 13. maddesinde; "Bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyesi hakkında rapor tanzimine munhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabipler mezundur. Türkiye'de icrayı sanat salahiyetini haiz olmıyan tabiplerin raporları muteber olamaz." hükmü ve 69. maddesinde ise, "Tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler bu kanunda tasrih edilmiyen ve sair kavanin ve nizamat ile kendilerine tevdi edilmiş olan bilcümle vezaifin ifasiyle mükelleftirler." hükmü yer almıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 'Amaç' başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir." hükmüne, 'Tanımlar' başlıklı 3. maddesinde; "Sürücü: Karayolunda, motorlu veya motorsuz bir aracı veya taşıtı sevk ve idare eden kişidir.", "Sürücü belgesi: Bu Kanunda belirtilen motorlu araçların sürülmesine yetki veren belgedir." hükümlerine, 'Sürücü adaylarında aranacak şartlar' başlıklı 41. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; "Sürücü belgesi alacakların; İçişleri ve Sağlık bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikte belirlenen sağlık şartlarını taşımaları, zorunludur." hükmüne, aynı maddenin 2. fıkrasında ise, "Sürücüler ile sürücü adaylarının hangi şartlarda ve hangi sınıf sürücü belgesi alabilecekleri ile bunların araç kullanma şartları, kullanılabilecek araçların niteliklerine ve sağlık şartlarına dair usul ve esaslar İçişleri ve Sağlık bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 'Kapsam' başlıklı 2. maddesinde; "Bu Yönetmelik, ayakta teşhis ve tedavi hizmeti sunulan ve özel sağlık kuruluşu olarak tanımlanan tıp merkezleri, poliklinikler, laboratuvarlar, müesseseler ve muayenehaneler ile bu kuruluşların işletenlerini kapsar." düzenlemesine, 'Poliklinik ve muayenehane' başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında ise, "Muayenehane, bir tabip tarafından mesleğini serbest olarak icra etmek üzere müstakilen açılan, bu Yönetmelik ile belirlenen asgari şartları taşıyan ve bu Yönetmelikte tanımlanan tıbbi işlemlerin yapılabildiği sağlık kuruluşudur." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Hukukumuzda, takdir yetkisi, temel amacı faaliyetlerinde kamu yararını gerçekleştirmek olan idarenin belli bir konuda karar alıp almama yahut karar alma hususunda birden fazla seçenek arasında seçim yapma serbestisine sahip olması şeklinde tanımlanmaktadır. Düzenleyici işlemlerde idareye düzenleme yapma yetkisi veren üst normlarda düzenlemenin içeriği itibarıyla belli bir sınır çizilmemesi durumunda, idarenin takdir yetkisi söz konusu olmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun düzenleme yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğu hallerde, yürürlüğe konulan kanunların Anayasa'ya uygunluk denetimi kapsamında verdiği kararlarda, kanun koyucunun kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerektiğini vurgulamaktadır.
Kanun koyucunun sahip olduğu takdir yetkisinin denetiminde Anayasa Mahkemesince de benimsenen bu görüşün, takdir yetkisi kapsamında türev (ikincil) nitelikte düzenleme yapan idarenin tesis ettiği düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde de kullanılacak ölçüt olarak dikkate alınması mümkündür. Bu çerçevede, kendisine düzenleme yapma yetkisi tanınan idarece, düzenlemenin içeriğini belirleme konusundaki takdir yetkisinin Anayasa ve diğer üst normların çizdiği sınırlar içerisinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütleri gözetilerek kullanılması gerekmektedir. Takdir yetkisi kullanılarak ihdas edilen düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde, başta normlar hiyerarşisi olmak üzere yukarıda temas edilen ölçütlere göre düzenlemenin denetlenmesi gerektiği, takdir yetkisinin sınırsız olmadığı İdare Hukukunun bilinen ilkelerindendir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin incelenmesinden; Yasama organınca; sürücüler ile sürücü adaylarının hangi şartlarda ve hangi sınıf sürücü belgesi alabilecekleri ile bunların araç kullanma şartları, kullanılabilecek araçların niteliklerine ve sağlık şartlarına dair usul ve esaslarını belirleme yetkisi ve görevi, karayollarında “can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek” amacıyla yürürlüğe konulan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 41. maddesi ile yürütme organına bırakılmış ve bu düzenlemelerin Sağlık ve İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Anılan hükme istinaden, sürücü adayları ve sürücülerde aranacak sağlık şartları ile muayenelerine dair usul ve esasları belirlemek amacıyla Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelik, Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanarak 26/09/2006 tarih ve 26301 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yönetmeliğin sürücü adaylarının ve sürücülerin sahip olmaları gereken sağlık şartlarına ve muayenelerine ilişin genel esasları düzenleyen 4. maddesinin 1. fıkrasında, sürücü ve sürücü adaylarının muayenelerinin; Sağlık Bakanlığına ve üniversitelere bağlı sağlık tesisleri, aile sağlığı merkezleri ve Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılan muayenehane hariç özel sağlık kuruluşlarında görevli tabip veya uzman tabip tarafından bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılarak sağlık raporu düzenleneceği kuralına yer verilmiştir.
Bu düzenleme ile sürücü ve sürücü adaylarının muayenelerinin hastane, tıp merkezi, sağlık merkezi gibi adlar altında oluşturulan ve belli standart ve nitelikler aranan sağlık hizmeti sunumu yapılan teşekküllerde görevli tabip veya uzman tabip tarafından yapılarak rapor tanzim edilmesinin öngörüldüğü ve dava konusu değişiklikle de herhangi bir teşekkül çatısı altında olmaksızın sağlık hizmeti sunan muayenehanelerin düzenleme kapsamından çıkarıldığı anlaşılmaktadır. 1219 sayılı Kanun'un 13. maddesinin, tıp fakültelerinden mezun olan ve hekimlik yapma hakkına sahip tüm hekimler için genel bir düzenleme niteliğinde olduğu ve bu hükmün, her raporun her hekim tarafından düzenlenmesi yetkisini içermediği görülmektedir.
Kaldı ki; dava konusu ibareyi içeren Yönetmelik, sürücü adayları ve sürücülerde aranacak sağlık şartları ile muayenelerine dair usul ve esasları belirlediğinden, dava konusu düzenlemenin amacının teşhis ve tedavi olmayıp kamu hizmeti olan trafik hizmetlerinin işleyişinin önemine binaen sürücü hatalarının en az seviyeye indirilebilmesi için sürücü/sürücü adaylarının sağlık şartları yönünden araç kullanabilmelerine engel bir durumlarının bulunup bulunmadığının doğru olarak tespit edilmesini maliyet yönünden bir kaygı ve ücretlendirme ilişkisi oluşturmaksızın sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, Anayasamızın 10. maddesinde belirtilen eşitlik ilkesinin, aynı hukuki durumda bulunanlar için söz konusu olduğu, bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitliğin öngörüldüğü, bu ilkenin amacının, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğu, bu çerçevede, bütün branşlardaki muayenehaneleri kapsayan dava konusu düzenlemede eşitlik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
Bununla birlikte; çalışma özgürlüğünün herkesin dilediği mesleği seçmede özgür olmasını ve zorla çalıştırılmamayı ifade eden bir hak olduğu; bireyin bu hakkını kullanarak dilediği alanı ve işi seçebileceği; çalışma hakkının ise bireyin özgür iradesiyle seçtiği mesleği veya işi icra etmesi, Devletin de çalışmak isteyenlere iş temin etmek için gereken tedbirleri alması olarak ifade edilebileceği; bu bağlamda dava konusu düzenlemenin, mesleğini serbest olarak icra etmeyi özgür iradesiyle tercih etmiş hekimler yönünden çalışma özgürlüğünü veya ödevini sınırlayan bir düzenleme içermediği anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda, dava konusu düzenlemede hukuka, mevzuata ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4.Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 24/04/2024 tarihinde oyçokluğu karar verildi.
KARŞI OY: (X)- Dava, 13/06/2020 tarih ve 31154 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesinde yer alan " .... özel ibaresinden önce gelmek üzere muayenehane hariç ibaresi ile" şeklindeki ibarenin iptali istemiyle açılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Sürücü adaylarında aranacak şartlar" başlıklı 41. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; sürücü belgesi alacakların İçişleri ve Sağlık bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikte belirlenen sağlık şartlarını taşımalarının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Anılan hükme istinaden, sürücü adayları ve sürücülerde aranacak sağlık şartları ile muayenelerine dair usul ve esasları belirlemek amacıyla Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelik, Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanarak 26/09/2006 tarihli ve 26301 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
13/06/2020 tarihli ve 31154 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, ''Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları İle Muayenelerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “özel” ibaresinden önce gelmek üzere “muayenehane hariç” ibaresi eklenmiş, yapılan bu değişiklik ile tabiplerin sürücü ve sürücü adaylarının muayenelerini kendi muayenehanesinde yapma ve bunlar için sağlık raporu düzenleyebilme imkanı sona erdirilmiştir. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 1. maddesinde; Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmanın şart olduğu, 8. maddesinde; Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanların umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haiz olduğu, ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olması gerektiği, 13. maddesinde ise bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyesi hakkında rapor tanzimine munhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabiplerin mezun olduğu, Türkiye'de icrayı sanat salahiyetini haiz olmıyan tabiplerin raporlarının muteber olamayacağı hükmü yer almaktadır.
Normlar hiyerarşisi gereği daha altta yer alan bir norm, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremez. Buna göre alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını bir meslek veya sanatın icrasını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlem olan Yönetmeliğin kendinden önce gelen Kanun hükümlerine aykırı, düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmiş bulunmaktadır.
Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmeliğin 4. maddesinin 2. fıkrasında, tabip tarafından sürücü veya sürücü adaylarının genel muayenesinde nelere bakılacağı, 3. fıkrasında da ikinci fıkrada belirtilen hastalık, bozukluk halleri ile fıkrada tanımlanan diğer durumların olup olmadığı yolunda ilk muayenelerinin yapılacağı kurala bağlanmıştır. Maddede yer alan muayene başlıkları ve yapılacak işlemlerde herhangi bir değişiklik olmaksızın, dava konusu düzenleme hükmü ile bu işlemlerin doktorun kendi muayenehanesinde yapılmasının engellenmesinde kamu yararı ve hizmetin gerekleri ile açıklanabilir somut bir nedenin ortaya konulmadığı, buna karşılık kişilerin sağlık hizmetine erişim olanaklarının ise daraltıldığı görülmektedir.
Ayrıca, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun tabiplere, Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve herhangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilme, başka bir anlatımla çalışma hakları kısıtlanmaksızın mesleğini yerine getirme hak ve yetkisini vermektedir. Kanun'un tabiplere tanıdığı bu hak ve yetkinin Yönetmelik hükmü ile sınırlandırılmasında normlar hiyerarşisine uyarlık bulunmadığı gibi sağlık hizmeti sunan tabipler arasında da ayrıma sebebiyet verme durumu söz konusudur. Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemede hukuka uygunluk bulunmadığından, iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.