Aramaya Dön

Danıştay 8. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2019/7044
Karar No
K. 2024/3430
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/7044 E.  ,  2024/3430 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No: 2019/7044
Karar No: 2024/3430
DAVACI: ...
DAVALI: ... Kurulu Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
DAVANIN KONUSU:

1.Yükseköğretim Yürütme Kurulu’nun 20.02.2019 tarihli “Öğretim Görevlisi İstihdamı” konulu kararının a bendindeki “1416 sayılı Kanun uyarınca yurt dışında doktora/sanatta yeterlilik eğitimini tamamlayanların lisans düzeyinde eğitim yapılan birimler bünyesinde öğretim görevlisi olarak istihdam edilebilmesine “ düzenlemesi ile;

2.Anılan düzenleyici işleme dayanılarak 1416 sayılı Kanun uyarınca yurtdışında yüksek lisans eğitimini tamamlayarak yurda dönen davacının Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalı öğretim görevlisi kadrosuna atama izni verilmemesine ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın Sakarya Üniversitesi Rektörlüğü'ne karşı yazılan ... tarihli... sayılı kararın iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI :

Davalı idarenin dava konusu edilen Yürütme Kurulu kararına kadar kendisi gibi yüksek lisans eğitimini tamamlayan bursiyerlerin lisans düzeyinde araştırma görevlisi veya öğretim görevlisi olarak atamasının yapıldığı, ancak 20.02.2019 tarihli Yürütme Kurulu kararıyla beraber 2013 Kılavuzu ve sonrası ayırtedilmeden yüksek lisans yapıp dönen kişilerin hepsinin bir tutulduğu, üniversiteye öğretim görevlisi olarak atanması halinde maaşının şuanki maaşından fazla olacağı ve hali hazırda maddi kaybının bulunduğu, akademisyen olmak için Kocaeli Üniversitesi Kamu Hukuku Doktora programına kaydolduğu ve 2019-2020 döneminde eğitime başlayacağı, ancak memur statüsünde devlet dairesinde çalışması nedeniyle akademik çalışmalarının sekteye uğradığı, 2019 yılından önce yüksek lisans mezunu olup lisans düzeyinde öğretim görevlisi olarak atanan MEB-YLSY bursiyerleri bulunduğu, kendisine görev verilmesini talep ettiği tarihte (25.10.2018) ve üniversitece atama kararınını alındığı tarihte (13.12.2018) YÖK’ün 20.02.2019 tarihli dava konusu kararının bulunmadığı, anılan düzenleyici işlem ile bu işleme dayanılarak tesis edilen bireysel işlemin haklı beklenti ilkesine aykırılık oluşturduğu, burs ile yurtdışına öğrenci gönderilmesindeki amacı, kamu yararı ve kamu kaynaklarının verimli kullanılması gerekliliği nedeniyle hukuk fakültesine atamasının yapılması gerektiği, hukuk fakültesi yerine yüksekokula atanmasının gönderiliş amacına aykırı, kamu yararı gütmeyen ve kamu kaynaklarının etkili ve verimli kullanılması ilkesini açıkça zedeleyen bir durum olduğu, Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalının sadece hukuk fakültelerinde bulunması nedeniyle hukuk fakültesine atamasının yapılması gerektiği, atama belgelerinin idareye ulaşmasından itibaren bir ay içinde idarece işlem tesis edilmesi gerekirken, talebinin bu tarihten çok sonra reddedildiği, kendisi ile eşit şartlarda bulunan kişilerin hukuk fakültesine ataması yapılmışken, kendisinin hukuk fakültesine atanmamasına ilişkin işlemin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, Devlet Yükseköğretim Kurumlarında Öğretim Elemanı Norm Kadrolarının Belirlenmesine ve Kullanılmasına İlişkin Yönetmelik’in kendisine uygulanamayacağı, bu yönde ilgili yönetmelikte düzenleme bulunduğu, dava konusu edilen Yürütme Kurulu kararınında da anılan Yönetmeliğe dayanılarak lisans düzeyinde istihdam edilecek birimlerin belirlendiği, davalı idarenin belirttiğinin aksine kendisinin dava konusu Yürütme Kurulu kararı ekindeki birimler, Rektörlük birimleri veya meslek yüksekokullarında öğretim görevlisi olarak istihdam edilmesi konusunda herhangi bir girişimde bulunulmadığı, 09.12.2019 tarihinde YÖK’ün resmi sayfasındaki habere göre “Öncelikli Alanlar Kapsamında Araştırma Görevlisi İstihdamı Projesi” kapsamında 535 araştırma görevlisinin atanacağı, bunların 180’inin hukuk alanında olacağının belirtildiği, bunun üzerine ilana çıkan üniversitelerin ilan metinlerinde çok sayıda Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalının öncelikli alan araştırma görevlisi kadrosunun bulunduğu, YÖK’ün 15.11.2017 tarihinde yayınladığı genelge ile Yurtdışına Lisansüstü Öğrenim Görmek Üzere Gönderilen bursiyerlerin (YLSY) öğretim görevlisi dışında atanabilmesi için önünün kapatıldığı, bu Genelge öncesinde YLSY bursu ile eğitim görüp görev talep edenleri üniversiteler ihtiyaçları doğrultusunda araştırma görevlisi, öğretim görevlisi ya da öğretim üyesi kadrolarına talep edebildiği, 2013 YLSY kılavuzu ile yurtdışında yüksek lisans eğitimini tamamlayan bir kişinin lisans düzeyinde öğretim görevlisi olarak 2018 yılı Mayıs ayında atamasının yapıldığı, kendisinin eğitimini bir dönem sonra bitirmesi ve daha geç görev talep etmiş olması nedeniyle atanamamış olduğu, ancak görev talep ettiği tarih itibariyle dava konusu kararın alınmadığından kazanılmış hakkı olduğu belirtilerek dava konusu işlemlerin iptali istenilmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılıp açılmadığının resen tetkiki ile süresinde açılmadıysa davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği ileri sürülmüştür.

Esasa ilişkin olarak ise, 2547 sayılı Kanunun 31. maddesi uyarınca öğretim görevlilerinin, öğretim üyesi bulunmayan dersler için veya herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim öğretim ve uygulamaları için kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve eserleri ile tanınmış kişilerden istihdam edilebileceğinin öngörüldüğü, Devlet Yükseköğretim Kurumlarında Öğretim Elemanı Norm Kadrolarının Belirlenmesine ve Kullanılmasına İlişkin Yönetmelik uyarınca lisans düzeyinde istihdam edilebilecek birimlerin 20.02.2019 tarihli Yürütme Kurulu toplantısında belirlendiği, dava konusu edilen kararın, 1416 sayılı Kanun uyarınca yurt dışında doktora/sanatta yeterlik eğitimini tamamlayanların lehine olarak, Yürütme Kurulu kararında yer alan ek listeye bağlı kalmaksızın tüm lisans düzeyinde eğitim yapılan birimler bünyesinde öğretim görevlisi olarak istihdam edilmesini sağlayan bir karar olduğu, örneğin, Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalında doktora yapmış kişiler başvursa bile öğretim görevlisi olarak istihdamı mümkün değilken, dava konusu karar ile 1416 sayılı Kanun kapsamında yurt dışında İdare Hukuku alanında doktora yapanların Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim dalında öğretim görevlisi olarak atanmasına imkan verildiği, 1416 sayılı Kanun kapsamında tezli yüksek lisans eğitimlerini tamamlayanların ise ek listede belirtiler birimler, Rektörlük birimleri ile meslek yüksekokullarında öğretim görevlisi olarak istihdam edilebildiği,1416 sayılı Kanun kapsamında tezli yüksek lisans eğitimlerini tamamlayanların belirtilen istisnalar haricinde öğretim görevlisi olarak istihdam edilmemesinin nedeninin, yeterince öğretim üyesi bulunan alanlarda öğretim üyesi istihdamı ile 1416 sayılı Kanun uyarınca doktora yapanlara öncelik verilmesinin istenmesi olduğu ve bu durumun 2547 sayılı Kanun’un 31. maddesi hükmü ile kamu yararına uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yürütme Kurulu kararının iptali istenen kısmı yönünden davanın reddine, dava konusu bireysel işlem yönünden ise dava konusu işlemin iptal edilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ...

DÜŞÜNCESİ : Dava; Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 20.02.2019 tarihli “Öğretim Görevlisi İstihdamı” konulu kararının (a) bendindeki “1416 sayılı Kanun uyarınca yurt dışında doktora/sanatta yeterlilik eğitimini tamamlayanların lisans düzeyinde eğitim yapılan birimler bünyesinde öğretim görevlisi olarak istihdam edilebilmesine“ düzenlemesi ile anılan düzenleyici işleme dayanılarak 1416 sayılı Kanun uyarınca yurtdışında yüksek lisans eğitimini tamamlayarak yurda dönen davacının Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalı öğretim görevlisi kadrosuna atama izni verilmemesine ilişkin 15.03.2019 tarihli kararın iptali istemiyle YÖK Başkanlığına karşı açılmıştır. Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 20.02.2019 tarihli “Öğretim Görevlisi İstihdamı” konulu kararının (a) bendinin incelenmesi: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 31. Maddesinde, "Öğretim görevlileri; üniversitelerde ve bağlı birimlerinde bu Kanun uyarınca atanmış öğretim üyesi bulunmayan dersler veya herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim - öğretim ve uygulamaları için, kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve eserleri ile tanınmış kişiler, süreli veya ders saati ücreti ile görevlendirilebilirler. (Ek cümle:15/4/2020-7243/3 md.) Meslek yüksekokullarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen uzmanlık alanlarına başvuracak olanlar hariç olmak üzere öğretim görevlisi kadrosuna başvuracak adaylarda en az tezli yüksek lisans derecesine sahip olmak şartı aranır. Öğretim görevlileri, ilgili yönetim kurullarının görüşleri alınarak fakültelerde dekanların, rektörlüğe bağlı bölümlerde bölüm başkanlarının önerileri üzerine ve rektörün onayı ile öğretim üyesi, araştırma görevlisi ve öğretim görevlisi kadrolarına atanabilirler veya kadro şartı aranmaksızın ders saati ücreti veya sözleşmeli olarak istihdam edilebilirler. Öğretim üyesi kadrolarına öğretim görevlileri en çok iki yıl süre ile atanabilirler; bu süre sonunda işgal ettikleri kadroya başvuran öğretim üyesi bulunmadığı ve görevlerine devamda yarar görüldüğü takdirde aynı usulle yeniden atanabilirler. Atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunların yeniden atanmaları mümkündür. Bu takdirde ilk atama usulü uygulanır. Konservatuvarlar ile meslek yüksekokullarına gerektiğinde sürekli olarak öğretim görevlisi atanabilir." hükmü getirilmiştir. 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanunun 21. Maddesinin (Değişik: 1/3/2014-6528/3 md.) birinci fıkrasında, "Bu Kanun uyarınca mecburi hizmet karşılığı yurt dışına gönderilenler öğrenimlerini başarıyla tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere, adlarına gönderildikleri kurumların ilgili kadrolarına atanır." hükmüne, anılan maddenin beşinci fıkrasında (Ek fıkra: 2/12/2016-6764/18 md.) ise; "Yükseköğretim kurumları adına ve Millî Eğitim Bakanlığı hesabına lisansüstü öğrenim görenlerin mecburi hizmet yükümlülüklerinin, yükseköğretim kurumları ile kamu kurum ve kuruluşlarına devrine Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü üzerine Millî Eğitim Bakanlığınca karar verilir. Kamu kurum ve kuruluşları adına lisansüstü öğrenim görenlerin mecburi hizmet yükümlülüklerinin kamu kurum ve kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarına devrine ise Millî Eğitim Bakanlığınca karar verilir." hükmüne yer verilmiştir.

20.02.2019 tarihli “Öğretim Görevlisi İstihdamı” konulu YÖK kararının; dava konusu edilen (a) bendinde; 1416 sayılı Yasa kapsamında doktora yapanlara, öğretim görevlisi kadrosuna atanma hususunda öncelik verilmesinin amaçlandığı; (b) bendinde ise, 1416 sayılı Yasa kapsamında "tezli yüksek lisans" eğitimini tamamlayanların; ek listede belirlenen birimler, Rektörlük birimleri ile meslek yüksek okullarında "öğretim görevlisi" olarak istihdam edilebileceklerinin belirlendiği anlaşılmakta olup; 2547 sayılı Yasanın yukarıda yazılı 31. Maddesi dikkate alındığında, "1416 sayılı Yasa kapsamında yurt dışında doktora yapmış" olanlara istihdamda öncelik verilmesinde üst normlara aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davacı Hakkındaki Birel İşleme Gelince;

Dosyanın incelenmesinden; Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesinde lisans eğitimini tamamladıktan sonra, 2013 Yılı Yurt Dışına Lisanüstü Öğrenim Görmek Üzere Gönderilecek Adayları Seçme ve Yerleştirme (YLSY) Kılavuzu kapsamında başvurarak 31.12.2013 tarihinde burs kazanan ve 19.3.2014-1.10.2015 tarihleri arasında yabancı dil ve hazırlık eğitimi aldıktan ve bu ürecin uzunluğu nedeniyle 1.1.2015 tarihinde eğitimini burssuz olarak almak için resmi uzatma sürecinin kullanarak 1.10.2015 tarihinde "Yüksek Lisans" eğitimine başlayıp, 30.09.2018 tarihinde 1416 sayılı Kanun kapsamında Sakarya Üniversitesi adına Almanya'da "Milletlerarası Hukuk” alanında yüksek lisans eğitimini tamamlayıp mezun olarak 25.10.2018 tarihinde görev talebinde bulunan davacının; Sakarya Üniversitesinin 13.12.2018 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile, Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalındaki mevcut boş kadroya "Öğretim Görevlisi" olarak atanabilmesi amacıyla atama izni verilmesinin uygun olduğuna karar verilerek, davalı idareye 20.12.2018 tarihinde iletildiği ancak; Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının Sakarya Üniversitesine hitaben yazdığı 15.03.2019 tarihli yazıda, Yükseköğretim Yürütme Kurulu’nun 20.02.2019 tarihli toplantısında “1416 sayılı Kanun uyarınca yurt dışında doktora/sanatta yeterlilik eğitimini tamamlayanların lisans düzeyinde eğitim yapılan birimler bünyesinde öğretim görevlisi olarak istihdam edilebilmesine” şeklinde alınan karar uyarınca söz konusu kadronun kullanılmasının uygun bulunmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.

Davacının kapsamında olduğu, 2013 Yılı Yurt Dışına Lisanüstü Öğrenim Görmek Üzere Gönderilecek Adayları Seçme ve Yerleştirme (YLSY) KIlavuzu'nun 1.3. Maddesinde, "yükseköğretim kurumları adına yurt dışına öğrenci gönderilebilecek alanlar, kontenjanları ve mezun olunması gereken lisans programlarının Tablo-8 de gösterildiği" belirtilmiş; 1.11. Maddesinde, "Tercih ettikleri programlar dikkate alınarak yapılacak yerleştirme işleminden sonra adayların ... Tablo-8'de belirtilen programları için adına adına öğrenim kurulacak yükseköğretim kurum değişikliği yapmaları mümkün değildir." kuralı getirilmiş ancak eğitim sonu yerleştirilmelerde doktora yapmayan yüksek lisans eğitimi için bir sınırlama getirilmediği; davacının da gelecek planlamasını bu koşullara göre yaparak başvuru yaptığını; sonraki yıllar kılavuzlarında ise "...doktora öğrenimlerini tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere adına öğrenim gördükleri yüksek öğretim kurumunun ilgili kadrolarına atanabilecekleri" kuralı getirildiği görülmüştür.

Hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri olan hukuk güvenliği ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Kanunlara ve istikrar kazanmış idari uygulamalara güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin bu ve istikrar kazanmış idari uygulamalara devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunması hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir.

Ancak, güvenin korunması, mevcut bir hukuki durumun dokunulmazlığı anlamında da değerlendirilmemelidir. Hukuki güvenliğin mevcut bir hukuki durum için dokunulmazlık şeklinde algılanması, dinamik toplum yapısının kurallarla statik, durağan hâle getirilmesi sonucunu doğurur ki bu da toplumun çağın gerisinde kalmasına neden olabilir. Bu nedenle kanun koyucu, Anayasa’da öngörülen kurallar çerçevesinde kamu yararı amacıyla bazı değişiklikler yapabilir ve bu değişiklikler kişilerin beklentilerini etkileyebilir.

Bir beklentinin hukuken koruma görebilmesinin ön koşullarından biri beklentinin haklı (meşru) beklenti seviyesine ulaşmasıdır. Haklı beklenti, bireyin kendisine güvenerek hareket ettiği lehine olan bir kanunda, ya da idarenin istikrar kazanmış bir uygulamasında öngörülemez bir değişiklik yapılması ve bu öngörülemez değişikliğin herkes yönünden objektif olarak beklenebilecek bir beklentiyi sonuçsuz bırakması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gündeme gelmektedir. Ancak bir beklentinin hukuken korunabilmesi için anılan koşulların gerçekleşmesi yeterli olmayıp bu beklentinin korunmasına engel teşkil eden bir kamu yararının da bulunmaması gerekmektedir.

Bu durumda; davacının 1416 sayılı Yasa kapsamında yurt dışında "yüksek lisans" eğitimine başladığı tarihte yürürlükte olan mevzuatta, davacının tercih ettiği program dikkate alınarak adına eğitim gördüğü yükseköğretim kurumunun ilgili kadrosuna "öğretim görevlisi" olarak atanmasını engelleyen hüküm bulunmadığı gibi; istikrar kazanmış bu uygulamaya istinaden haklı beklentisinin olduğu şüphesiz olup; yüksek lisans eğitimine başladıktan sonra alınan YÖK kararlarının davacıya uygulanmasının hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu ve dava konusu bireysel işlemde de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 20.02.2019 tarihli “Öğretim Görevlisi İstihdamı” konulu kararının (a) bendi yönünden davanın reddi; davacı hakkındaki birel işlemin ise iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ SÜREÇ :

İNCELEME VE GEREKÇE

USUL YÖNÜNDEN Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: "1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanunun 21. maddesinin 1. fıkrasında "Bu Kanun uyarınca mecburi hizmet karşılığı yurt dışına gönderilenler öğrenimlerini başarıyla tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere, adlarına gönderildikleri kurumların ilgili kadrolarına atanır." hükmüne yer verilmiştir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunun "Öğretim görevlileri" başlıklı 31. maddesinde, "(Değişik: 17/8/1983 - 2880/14 md.) Öğretim görevlileri; üniversitelerde ve bağlı birimlerinde bu Kanun uyarınca atanmış öğretim üyesi bulunmayan dersler veya herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim - öğretim ve uygulamaları için, kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve eserleri ile tanınmış kişiler, süreli veya ders saati ücreti ile görevlendirilebilirler. (Ek cümle: 15/4/2020-7243/3 md.) Meslek yüksekokullarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen uzmanlık alanlarına başvuracak olanlar hariç olmak üzere öğretim görevlisi kadrosuna başvuracak adaylarda en az tezli yüksek lisans derecesine sahip olmak şartı aranır. Öğretim görevlileri, ilgili yönetim kurullarının görüşleri alınarak fakültelerde dekanların, rektörlüğe bağlı bölümlerde bölüm başkanlarının önerileri üzerine ve rektörün onayı ile öğretim üyesi, araştırma görevlisi ve öğretim görevlisi kadrolarına atanabilirler veya kadro şartı aranmaksızın ders saati ücreti veya sözleşmeli olarak istihdam edilebilirler. Öğretim üyesi kadrolarına öğretim görevlileri en çok iki yıl süre ile atanabilirler; bu süre sonunda işgal ettikleri kadroya başvuran öğretim üyesi bulunmadığı ve görevlerine devamda yarar görüldüğü takdirde aynı usulle yeniden atanabilirler. Atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunların yeniden atanmaları mümkündür. Bu takdirde ilk atama usulü uygulanır. Konservatuvarlar ile meslek yüksekokullarına gerektiğinde sürekli olarak öğretim görevlisi atanabilir." hükmü yer almıştır.

Dava Konusu Yükseköğretim Yürütme Kurulu’nun 20.02.2019 tarihli “Öğretim Görevlisi İstihdamı” konulu kararının a bendindeki “1416 sayılı Kanun uyarınca yurt dışında doktora/sanatta yeterlilik eğitimini tamamlayanların lisans düzeyinde eğitim yapılan birimler bünyesinde öğretim görevlisi olarak istihdam edilebilmesine“ düzenlemesinin incelenmesi:

Yükseköğretim Kurulu'nun 20.02.2019 tarihli toplantısında alınan karardaki dava konusu edilen a bendi ile 1416 sayılı Kanunla yurt dışında doktora/sanatta yeterlilik eğitimlerini tamamlayanların aynı Kanun ile yurtdışına gönderilen ve tezli yüksek lisans eğitimini tamamlayan kişilere göre daha nitelikli bir eğitimi tamamlayan bu kişilerin, lisans düzeyinde eğitim yapan birimlerde öğretim görevlisi olarak istihdam edilmesi konusunda öncelik tanıyan bir düzenleme olduğu, bu hali ile 2547 sayılı Kanunun 31. maddesinde öğretim görevlilerin görevlendirilmesine ilişkin hükme uygun olduğu gibi aynı toplantıda alınan karar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 1416 sayılı Kanun ile doktora eğitimini tamamlamış kişilere öncelik tanındığının açıkça anlaşıldığından, nitelikli öğretim görevlisi istihdamı amacıyla getirilen düzenlemenin üst normlara ve hukuka uygun olarak düzenlendiği sonucuna varılmıştır. Dava konusu Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın Sakarya Üniversitesi Rektörlüğü'ne karşı yazılan ... tarihli ... sayılı kararının incelenmesi:

Davacı Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesinde lisans eğitimini tamamladıktan sonra 1416 sayılı Kanun kapsamında yurtdışına lisansüstü eğitim görmek amacıyla 2013 yılı YLSY bursuna (Yurtdışına Lisansüstü Öğrenim Görmek Üzere Gönderilen) başvurarak Milli Eğitim Bakanlığı hesabına Sakarya Üniversitesi adına Milletlerarası Hukuk alanında Almanya’da eğitim görmek için gönderilmiştir. Davacı 2013-2018 yılları arası Almanya’daki eğitimini tamamlamasının ardından yurda dönerek 25.10.2018 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığından görev talep etmiştir.

Sakarya Üniversitesi’nin 13.12.2018 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile davacının Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalına Öğretim Görevlisi olarak atanabilmesi amacıyla atama izni verilmesinin uygun olduğuna karar verilmiş, alınan karar davalı idareye 20.12.2018 tarihinde iletilmiştir. YÖK’ün Sakarya Üniversitesi’ne hitaben yazdığı dava konusu edilen 15.03.2019 tarihli kararı ile söz konusu kadronun kullanılmasının uygun bulunmadığı belirtilmiştir.

Davacının 1416 sayılı Kanun ile tezli yüksek lisans yapmak amacıyla Almanya'ya gönderildiği, gönderiliş amacına uygun olacak şekilde eğitimi tamamlayarak ülkeye dönüşünün ardından görev talebinde bulunduğunun görüldüğü, davacının sadece yüksek lisans eğitimi almak amacıyla yurtdışına gönderildiğinin Dairemizin 29.09.2023 tarihli Ara Kararına verilen Milli Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim ve Yurtdışı Eğitim Genel Müdürlüğü'nün 17.01.2024 tarihli cevabı yazı ekindeki belgelerden anlaşıldığı, yine aynı cevabi yazıda davacı gibi 2013 YLSY kılavuzu ile 1416 sayılı Kanun kapsamında yurt dışına yüksek lisans almak amacıyla gönderilenlerden 2015-2018 arası eğitimini tamamlayıp görev talebinde bulunanların sayılarının verildiği, davacının da görev talebinde bulunduğu 2018 yılı içinde 1416 sayılı Kanun uyarınca eğitimini başarı ile tamamlayan tezli yüksek lisans yapanların öğretim görevlisi olarak istihdam edildiği anlaşılmıştır.

Dava dışı Türk-Alman Üniversitesi'ne 2013 YLSY kılavuzu ile 1416 sayılı Kanun uyarınca sadece yüksek lisans yapmak amacıyla gönderilen ve eğitimini başarı ile tamamlayanlar arasından 2018 yılında lisans düzeyinde öğretim görevlisi veya araştırma görevlisi olarak atanan kişi olup olmadığına ilişkin Dairemizin 29.09.2023 tarihli Ara Kararına verilen cevapta, 2018 yılı içinde davacıdan bir kaç ay daha önce görev talebinde bulunan birinin lisans düzeyinde atanması konusunda ilgili kadro kullanım talebine davalı idarece izin verildiği, anılan kişinin ''öğretim elemanı temininde güçlük çekilen '' alanlardan birine de atanmadığının görüldüğü, dolayısıyla davacı gibi sadece tezli yüksek lisans bitirip ülkeye dönen bir kişi ile davacının durumunun farklılaştırıldığı ve bu durumun eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu sonucuna varılmıştır.

Ayrıca davacı tarafından görev talebinde bulunulduğu tarihte (25.10.2018) yürürlükte olmayan dava konusu Yükseköğretim Yürütme Kurulu'nun 20.02.2019 tarihli toplantısında alınan karar, davacıya uygulanarak haklı beklenti ilkesine de aykırı hareket edildiği, davacının yurtdışına gönderildiği tarihteki 2013 YLSY Kılavuzunda, sadece tezli yüksek lisans eğitimi almak amacıyla gönderilmek mümkünken, 2014 yılından itibaren Kılavuzda yapılan değişiklikler ile bu durumun değiştiği, davacının ise 2013 Kılavuzu ile gönderildiği dikkate alındığında davacının atanmasının uygun görülmemesine ilişkin işlemin hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Dava konusu Yükseköğretim Yürütme Kurulu’nun 20.02.2019 tarihli “Öğretim Görevlisi İstihdamı” konulu kararının a bendindeki “1416 sayılı Kanun uyarınca yurt dışında doktora/sanatta yeterlilik eğitimini tamamlayanların lisans düzeyinde eğitim yapılan birimler bünyesinde öğretim görevlisi olarak istihdam edilebilmesine'' şeklindeki düzenleme yönünden davanın REDDİNE,

2.Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın Sakarya Üniversitesi Rektörlüğü'ne karşı yazılan ... tarihli ...sayılı kararının İPTALİNE,

3.Dava kısmen iptal kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin ... TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

5.Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,

6.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 31/05/2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.