8. Ceza Dairesi
8. Ceza Dairesi 2024/14350 E. , 2024/7626 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2024/14357 Esas sayılı dosyası ile birlikte incelenmiştir.
Gölbaşı (Adıyaman) Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2021 tarihli ve 2020/519 Esas, 2021/50 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 08.02.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.01.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB-2023/8515 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB-2023/8515 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “1-Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09/12/2019 tarihli ve 2019/2360 esas, 2019/7718 karar sayılı ve aynı Dairenin 24/02/2020 tarihli ve 2020/250 esas, 2020/1242 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik şüphelinin 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkının bulunduğu ve erteleme kararında itiraz hakkı ile itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi gerektiği, itiraz hakkı bulunduğu hususunu içerir bahse konu karar kendisine hiç tebliğ edilmeyen yahut usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının da bir önem arz etmediği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler karşısında, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği,
Somut olayda, her ne kadar şüpheli hakkında Gölbaşı (Adıyaman) Asiliye Ceza Mahkemesinin 2020/199 esas sayılı dosyasında kamu davasının açıldığı, 5237 sayılı Kanunun 191/6. maddesi gereği iddianame düzenlenmesi sonucu yapılan yargılamayla Gölbaşı (Adıyaman) Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29/01/2021 tarihli kararıyla sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; Gölbaşı (Adıyaman) Asiliye Ceza Mahkemesinin 2020/199 esas sayılı dosyasında adı geçen şüphelinin 15/03/2016 tarihli eylemi sebebiyle Gölbaşı (Adıyaman) Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04/04/2016 tarihli ve 2016/293 soruşturma, 2016/14 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin mernis adresine doğrudan tebliğ edildiği, 7201 sayılı Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle usule aykırı şekilde yapılmış olduğu, buna göre anılan kararın usulüne uygun olarak sanığa tebliğ edilmemesi sebebiyle kesinleşmediğinden erteleme süresinin işlemeye başlamayacağı ve ikinci eyleme konu suçun erteleme süresinde işlendiğinin kabul edilemeyeceği, dolayısıyla kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, Mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden “durma kararı” verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde, Kabulü göre de;
2.Sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak alınan Gölbaşı (Adıyaman) Asliye Ceza Mahkemesinin 26/06/20218 tarihli ve 2016/406 esas, 2018/401 sayılı ilamının, dosyayla alakası olmayan ... Eryılmaz isimli bir başka şahsın adli sicil kaydında yer alan bir ilam olduğu ve sanığın adli sicil kaydında yer alan Gölbaşı (Adıyaman) Asliye Ceza Mahkemesinin 28/12/2016 tarihli ve 2015/431 esas, 2016/198 sayılı ilamının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında 11.11.2020 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Gölbaşı (Adıyaman) Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2020 tarihli, 2020/1665 soruşturma, 2020/419 Esas, 2020/390 sayılı iddianamesi ile hakkında daha önceden gerçekleştirdiği eylemi nedeniyle yapılan soruşturma evresi sonunda kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararının ihlal edilip dava açılması sebebiyle, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan Gölbaşı (Adıyaman) Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
B. Gölbaşı (Adıyaman) Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.01.2021 tarihli ve 2020/519 Esas, 2021/50 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 08.02.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
C. Birlikte incelenen Dairemizin 2024/14357 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde;
Şüpheli hakkında, 15.03.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Gölbaşı (Adıyaman) Cumhuriyet Başsavcılığının 04.04.2016 tarihli ve 2016/293 Soruşturma, 2016/14 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın doğrudan şüphelinin bilinen son adresinden farklı olan MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 18.04.2016 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, şüphelinin 07.01.2020 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin tespiti üzerine erteleme kararının kaldırılarak Gölbaşı (Adıyaman) Cumhuriyet Başsavcılığının 30.06.2020 tarihli iddianamesi ile Gölbaşı (Adıyaman) Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Gölbaşı (Adıyaman) Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2021 tarihli ve 2020/199 Esas, 2021/51 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 08.02.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Dairemizin 14.10.2024 tarihli ve 2024/14357 Esas, 2024/7609 Karar sayılı ilamı '' Somut olayda; şüpheli hakkında Gölbaşı (Adıyaman) Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın doğrudan şüphelinin bilinen son adresinden farklı olan MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak şüpheliye 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğ edildiği, tebligatın usulsüz olması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, erteleme kararı usulûne uygun şekilde kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresi de işlemeye başlamayacağından 07.01.2020 tarihli eylemin de ihalal niteliğinde kabul edilemeyeceğinden kovuşturma şartı gerçekleşmediği, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.'' gerekçesiyle hükmün kanun yararına bozulduğu anlaşılmıştır.
D. Dava dosyası kapsamına göre;
1.28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi uyarınca, "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı kanun yoluna başvuru süreleri yanıltmaya sebep olmayacak şekilde itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, ancak usulüne uygun biçimde verilmiş, kesinleşmiş ve ihlali nedeniyle kamu davası açılmış olan "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararından daha sonraki eylemler nedeniyle de 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca da doğrudan kamu davası açılıp hüküm kurulabileceği, somut olayda şüpheli hakkında Gölbaşı (Adıyaman) Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.03.2016 tarihli eylemi nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararının ihlal edildiği iddiasıyla açılan kamu davasında Gölbaşı (Adıyaman) Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2021 tarihli ve 2020/199 Esas, 2021/51 Karar sayılı mahkumiyet hükmünün Dairemizin 14.10.2024 tarihli ve 2024/14357 Esas, 2024/ 7609 Karar sayılı ilamı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun bir biçimde kesinleşmediği gerekçesiyle bozulduğu, bozma kararı ile kanun yararına bozma istemine konu 11.11.2020 eyleme ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılmasının dayanağın ortadan kalktığı anlaşıldığından her iki dava dosyasının birleştirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. (1) numaralı kanun yararına bozma sebebine göre (2) numaralı kanun yararına bozma talebi hakkında karar verilmemiştir.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Gölbaşı (Adıyaman) Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2021 tarihli ve 2020/519 Esas, 2021/50 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.10.2024 tarihinde karar verildi.