Danıştay 10. Daire Başkanlığı
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3137 E. , 2024/390 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Huk. Müş. Av. ...
DAVANIN KONUSU: 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentlerinin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin, 7. maddesinin 2., 8., 9., 10., 11. ve 12. fıkralarının, 8. maddesinin 5. fıkrasının son iki cümlesinin, 10. maddesinin 1. fıkrasının ve 2. fıkrasının son cümlesinin, 11. maddesinin 4. fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI :
Davacı tarafından,
2.maddenin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentleri ve 7. maddenin 8., 9., 10., 11. ve 12. fıkraları yönünden, yapılan düzenlemede, sözleşmelerin nasıl ve kim tarafından hazırlanacağı, sözleşmede yer alacak yetki ve sorumluluklar ile hakların neler olacağı, sözleşmenin fesih şartları, kimlerle ve hangi kriterlere göre sözleşme yapılıp kimlerle yapılmayacağı, sözleşme yapılmayan personel ya da sözleşmesi yenilenmeyen veya feshedilen personelin akıbeti ile ilgili herhangi bir hükme yer verilmediği, bu durumun öğretim elemanlarının ve üniversite personelinin özel yasa ile düzenlenmiş olan iş güvencesinin, akademik çalışma ortamının normlar hiyerarşisine açıkça aykırı bir şekilde düzenlenmesi sonucunu doğurduğu, hükümde yer alan bireysel sözleşmenin, 2547 ve 2914 sayılı özel Kanunlara tabi olan öğretim elemanlarının doğrudan özlük haklarını içeren, yetki, görev ve sorumlulukları ile haklarının çerçevesini çizen nitelikte olduğu, çerçevesi tam belirlenmemiş bir şekilde bazı öğretim elemenı ile sözleşme yapılması, bazıları ile yapılmamasının eğitim-öğretimi aksatacağı, bu durumun öğretim elemanlarının özlük haklarını da ihlal eden bir durum olduğu, fakültelerde öğretim elemanları arasında ayrılığa, eğitimin aksamasına ve var olan öğretim elemanlarının da ayrılmasına neden olacağı, Anayasa'nın 130. maddesinde tüm yükseköğretim kurumları ve personeli ile ilgili her türlü özlük haklarının, görev, yetki ve sorumluluklarının kanunla düzenleneceğinin güvence altına alındığı, Anayasa'nın 130. maddesi hükmüne rağmen, öğretim elemanlarının sözleşmelerini fesih yetkisinin üniversite yetkili organları dışında Sağlık Bakanlığına bağlı hastane yönetimine (başhekime) bırakıldığı, iptali istenilen hükümlerin bütünlük teşkil etmesi sebebiyle tamamının iptalinin gerektiği;
4.maddenin 1. fıkrasının (d) bendi yönünden, maddede eğitim sorumlusu görevlendirmesinin başhekim tarafından yapılacağının düzenlendiği, oysa bu düzenlemenin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 5. fıkrasında eğitim sorumlusunun hangi görev için kimin tarafından ne şekilde görevlendirileceğinin düzenlendiği, buna göre, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde herhangi bir ayrıma tabi tutulmaksızın eğitim başlığı altında yapılacak tüm faaliyetlerin fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunda olduğu, dekanın öğretim üyelerinden ya da eğitim görevlilerinden birini başhekimin görüşünü de alarak eğitim sorumlusu olarak görevlendireceği, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde de “kurum eğitim sorumlusu”nun tanımlandığı, eğitim sorumlusu başhekim tarafından klinik/laboratuvar eğitiminin yürütülmesinde görevlendirilmişken, kurum eğitim sorumlusunun dekan tarafından sadece eğitimin yürütülmesinde görevlendirildiği, Kanun'da klinik, laboratuvar v.s. şeklinde herhangi bir ayrıma gidilmediği, uzmanlık ve lisans eğitimlerinin hatta Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dahil eğitimin tamamının tek bir başlık altında fakülte dekanının yetki ve sorumluluğuna verildiği, dava konusu Yönetmelik hükmünün Kanun'da olmayan, Kanun'a tamamen aykırı, yeni ve farklı bir düzenleme içerdiği, bu aykırı düzenleme ile eğitim konusunda yetkinin, klinik/laboratuvar adı altında ikiye bölünerek dekanın yekisinden çıkarılmaya, başhekimin yetkisine verilmeye çalışıldığı, klinikte/laboratuvarda yapılan eğitimlerin tamamının Kanun'la dekana verilen genel eğitim yetkisi kapsamında olduğu, düzenlemenin aynı zamanda üniversitelere verilen yükseköğretim görevini başhekime devretmesi sebebiyle Anayasa’nın 130. maddesine de aykırı olduğu, başhekimin görevinin 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 5. fıkrasında açıkça tanımlandığı, başhekimin eğitimle ilgili işleri yürütmekle görevli olmadığı, sağlık tesisinin idari anlamda işletilmesinden yani yönetiminden sorumlu olduğu, nitekim Yönetmeliğin “idari sorumlu” tanımının da buna uygun olduğu;
7.maddenin 2. fıkrası yönünden, iptali istenilen fıkrada, sağlık tesisinin insan gücü ve diğer tüm kaynakları hakkında oluşturulan komisyonun hastanenin bulunduğu ilin il sağlık müdürünün başkanlığında toplanacağı, başhekim ve dekanın da komisyon üyesi olarak komisyonda yer alacağı hususunda düzenleme yer aldığı, oluşturulan bu komisyonun “İl protokol listesine” aykırı olduğu, il sağlık müdürlerinin protokol sıralamasına aykırı olarak dekanın üyesi olduğu bir komisyona başkanlık etmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle dava konusu fıkranın iptalinin gerektiği;
8.maddenin 5. fıkrasının son iki cümlesi yönünden, Yönetmelikte yer alan "eğitim sorumlusu" tanımı üzerine Yönetmeliğin çeşitli maddelerinde eğitim işiyle ilgili yapılmış olan diğer bazı düzenlemelerin de iptalini istemeleri gereğinin doğduğu, önceki düzenlemede dava konusu son iki cümlenin yer almadığı, bu düzenlemenin sebebinin, 4. maddenin 1. fıkrasının (d) bendi ile Yönetmeliğe girmiş olan “eğitim sorumlusu” tanımı olduğu, eğitim sorumlusu düzenlemesi ile başhekime lisans ve uzmanlık eğitiminin yürütülmesi hususunda bir kişiyi görevlendirme yetkisi tanındığı, bu yetkinin bir sonucu olarak da 8. maddenin 5. fıkrasında başhekime, lisans ve lisansüstü eğitim planı ve klinik derslere ilişkin ek bir görev tanımı yapıldığı, eğitim işleri konusunda herhangi bir yetki ve sorumluluğu bulunmayan başhekim yönünden dava konusu cümleler ile yapılan düzenlemenin iptalinin gerektiği;
10.maddenin 1. fıkrası ve 2. fıkrasının son cümlesi yönünden, 10. maddenin 1. fıkrasında, eğitim sorumlusu tanımının iptalini istemiş olmalarının bağlantılı bu düzenlemelerin de iptalini gerektirdiği, 10. maddenin 1. fıkrasında eğitim işinin yürütülmesinde başhekim tarafından görevlendirilen kişinin dekana karşı sorumluluğu düzenlenmek suretiyle esasında işi organize etmesi gereken dekanın işin dışında bırakılmasının amaçlandığı, 2. fıkranın son cümlesinde ise, eğitim sorumlusuna idari sorumluluk görevi verilebileceğinin düzenlendiği, eğitim işi ile idari işleyişin birbirinden farklı olduğu, farklı kişilerce yürütülmesi gerektiği, Kanun'daki düzenlemenin de bu yönde olduğu;
11.maddenin 4. fıkrası yönünden, Sağlık Bakanlığının birlikte kullanım ve işbirliğine dair çıkarmış olduğu, 18/02/2011, 03/05/2014 ve 16/06/2016 tarihli Yönetmeliklerinde üniversitelerin bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye gelirlerinden pay ayrılacağı hususunda birbirine paralel hükümler yer almışken 16/06/2017 tarihli Yönetmelikte üniversitelerin bilimsel araştırma proje payı ile ilgili düzenlemeye yer verilmediği, dava konusu Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılan 16/06/2017 tarihli Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasına açılan davada yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, dava konusu 04/03/2020 tarihli Yönetmelik hükmünde de bilimsel araştırma projeleri payına yer verilmediği, oysa 2547 sayılı Kanun’un 58. maddesinin (b) bendinde döner sermaye gelirlerinin bir kısmının bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için kullanılacağının düzenlendiği, önceki düzenlemelerin bu Kanuna uygun olduğu, dava konusu düzenlemenin ise bu üst hukuk normuna aykırı olduğu, Yönetmeliğin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü alınmadan düzenlendiği, Yönetmelik hazırlanırken Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına Yönetmelik taslağının gönderildiği, taslağa bilimsel araştırma payına ilişkin düzenleme bulunmaması sebebiyle uygun görüş verilmediği, Sağlık Bakanlığının dava konusu düzenlemeyi tek yanlı tasarrufu ile yayımladığı, birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin, sundukları sağlık hizmeti bakımından 5510 sayılı Kanun’un 72. maddesinin uygulanmasında sağlık uygulama ve araştırma merkezi statüsünde olduğu, buna rağmen üniversite bütçesine kurumsal olarak herhangi bir pay ayrılmadığı, bunun adil olmadığı, hukuka ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu, üniversitenin unvanı kullanılarak döner sermaye gelirinde artış sağlandığı ve birlikte kullanılan sağlık tesisinde üniversite akademisyenleri tarafından da hizmet verildiği halde, üniversiteye bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için pay ayrılmamasının hakkaniyete de aykırı olacağı, dava konusu düzenleme ile kazanılmış hakların bertaraf edildiği, halen devam etmekte olan bilimsel araştırma projelerinin ve yapılması yıllık olarak planlanan bilimsel araştırmaların finansmanının meçhul bir hâl aldığı, üniversiteleri bilimsel araştırma yapamayacak hale getiren düzenlemenin, üniversitelerin ulusal ve uluslararası düzeyde başarı sıralamasında geriye gitmesi sonucunu doğuracağı, bunun milli menfaate de aykırı olduğu iddia edilerek anılan düzenlemelerin iptali istenilmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından,
2.maddenin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentleri ve 7. maddenin 8., 9., 10., 11. ve 12. fıkraları yönünden, düzenlemenin dayanak 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesine 7151 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile eklenen 3. fıkra hükmüne uygun olarak yapıldığı, Yönetmeliğin 2. maddesinin, mevzuat hazırlama tekniğine uygun olarak, Yönetmeliğin hangi kurumları ve kişileri kapsadığını açık ve net olarak düzenlediği, bu hâliyle maddenin 1. fıkrasının dava konusu (b) bendinde ve (c) bendinde, dayanağı Kanun hükmünün kapsamını genişleten veya daraltan bir hüküm olmadığından dayanağı Kanun'a, Anayasa’nın 124. maddesine ve düzenleyici işlem yapma tekniğine uygun olduğu, davacı tarafça, 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesi hilâfına somut olarak bu hükümlerin neden iptalinin istenildiğinin açık ve net olarak ortaya konulmadığı, 7. madde bakımından, Yönetmeliğin Anayasaya aykırılığı iddiasının dinlenilemeyeceği, Yönetmeliğin hukukî sebebini dayanağı kanun hükmünün oluşturduğu, dolayısıyla 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesi görmezden gelinerek sırf 2547 ve 2914 sayılı Kanunlara dayalı iddialar ile de yargısal denetim yapılmasının talep edilemeyeceği, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin birlikte kullanım ve işbirliği hususunda sonraki özel kanun olduğu dikkate alındığında kanunlar arasında bir ihtilâftan da söz edilemeyeceği, söz konusu düzenlemelerin 2547 sayılı Kanun'da öngörülen akademik kurulların oluşumu, kurullara ve işleyişe katılma ile bir alakasının bulunmadığı, 2914 sayılı Kanun’a tabi personelin özlük haklarına yönelik bir düzenleme içermediği, birlikte kullanım ve iş birliği ile artan sağlık hizmeti talebini en doğru şekilde karşılamanın, üniversitelerin uygulama ve araştırma merkezi oluşturamamasından kaynaklanan sorunların aşılmasının, sürekli yenilenen teknolojileri kullanmanın, sağlık hizmetlerini yurt genelinde eşit ve kaliteli olarak sunmanın, maliyetleri asgari düzeye indirmenin, mesleki olarak yeterli, sayıca kısıtlı yetişmiş insan gücünü dengeli bir şekilde dağıtmanın, değişen şartlara göre planlama yapmanın, hizmet kalitesini yükseltirken maliyeti düşürmenin ve buna rağmen etkin, verimli, süratli, kesintisiz bir sağlık hizmeti sunmanın, gereksiz bina ve cihaz alımı yapmamanın amaçlandığı, performans hedeflerine uyulmaması ve maddede belirtilen sebeplerle sözleşmenin sona ermesi halinde öğretim elemanlarının sadece birlikte kullanımdaki hastanede çalışamayacağı ve fakat üniversitedeki kadrolarında görevlerini icra edebilecekleri, öğretim elemanlarının, birlikte kullanım kapsamındaki hastanede çalıştıkları süre içerisinde 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 9. fıkrası uyarınca disiplin ve tüm özlük işlemlerinin kadrolarının bulunduğu kurumun mevzuatına göre yürütülmeye devam edeceği, yeni düzenleme ile öğretim elemanlarının akademik kadroya atanmalarına, özlük haklarına ve statülerine yönelik bir düzenleme yapılmadığı gibi performans hedeflerinin gerçekleştirilmesine ilişkin bireysel sözleşmeye konu hususların ayrıntılı olarak Kanunla düzenlendiği, Yönetmeliğin 2. ve 7. maddelerinin, dayanağı olan 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesine uygun olduğu, söz konusu düzenlemenin Anayasa’nın 130. maddesinde düzenlenen bilimsel özerklikle de bir ilgisinin bulunmadığı, sözleşmenin sona ermesini müteakiben üniversitedeki görevlere dönüleceğinden 2547 sayılı Kanun’da ve diğer mevzuatta verilen görevlerin ifa edileceği, kadroya ve fiili çalışmaya bağlı malî ve özlük haklardan bu mevzuata göre faydalanılmaya devam olunacağı, sona erenin sadece birlikte kullanımdaki tesisteki görev olduğu, üniversite tarafından işletilen tesislerde uygulama yapılmasına engel bulunmadığı, Anayasa’nın 124. maddesi kapsamında dayanağı Kanun hükümlerine uygun olan ve uygulamayı sağlama işlevini, hukuka ve hizmet gereklerine uygun olarak yerine getiren düzenlemelerin iptali isteminin reddine karar verilmesi gerektiği;
4.maddenin 1. fıkrasının (d) bendi yönünden, “Dekan, hastane yöneticisinin görüşünü alarak varsa profesör, yoksa doçent unvanını haiz öğretim üyelerinden birini, doçent de yoksa yardımcı doçent veya eğitim görevlilerinden birini eğitim sorumlusu olarak görevlendirir. Başhekim aynı zamanda üniversite yönünden sağlık uygulama ve araştırma merkezi müdürü sayılır.” ibarelerinin 3359 sayılı Kanunun ek 9. maddesine 20/08/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunla eklendiği, ek 9. maddenin 3359 sayılı Kanuna eklendiği 2010 yılından altı yıl sonra bu ibarelerin getirildiği, 3359 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinde yer alan eğitim sorumlusu görevlendirmesinden farklı olarak, 27/03/2015 tarihli ve 6639 sayılı Kanun'la 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'na eklenen ek 158. madde ile İstanbul’da Sağlık Bilimleri Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulduğundan ve Üniversiteye, Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleriyle 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesi çerçevesinde birlikte kullanım protokolleri yaparak sağlık uygulama ve araştırma faaliyetlerini yürütme görevi verildiğinden, Üniversitenin birlikte kullanım protokolü imzaladığı ülke genelinde birçok yerleşim yerinde bulunan çok sayıdaki eğitim ve araştırma hastanesi bünyesindeki eğitim hizmetlerinin İstanbul’daki Dekan tarafından yürütülmesinde aksamaya mahal verilmemek üzere tesis bazında eğitim hizmetlerinin etkin ve verimli olarak yürütülmesini teminen Dekanın, hastane yöneticisinin görüşünü alarak eğitim sorumlusu görevlendirebileceğinin öngörüldüğü, buradaki eğitim sorumlusunun tesis bazında Dekanın yetkilerini kullanan eğitim sorumlusu olduğu, 3359 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinde belirtilen, birim/program /uzmanlık dalı eğitim sorumlusu olmadığı, davaya konu Yönetmelikte de bu sebeple, “Eğitim sorumlusu: Tıpta ve Diş Hekimliğinde ilgili programdaki lisans ve uzmanlık eğitiminin yürütülmesinden sorumlu olan her bir klinik/laboratuvar için dekanın görüşü alınarak Başhekim tarafından bir yıllık süreyle görevlendirilen öğretim üyesi veya eğitim görevlisi” şeklinde, “Kurum Eğitim Sorumlusu: Tıpta ve Diş Hekimliğinde lisans ve uzmanlık eğitiminin yürütülmesinden sorumlu, başhekimin görüşü alınarak dekan tarafından görevlendirilen öğretim üyesi” şeklinde tanımlandığı, her iki tanımda da 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinin 5. fıkrasında yer alan “Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimleri, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, ilgili mevzuata göre ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütülür." hükmünün azamî derecede korunup gözetildiği, bu düzenlemelerle eğitim faaliyetlerinin dekanın yetki ve sorumluluğunda, sağlık hizmetlerinin yürütümü ve sağlık tesisinin işletilmesinin ise başhekimin yetki ve gözetimine bırakılarak işbirliği içinde hareket etmelerinin amaçlandığı;
7.maddenin 2. fıkrası yönünden, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 4. maddesindeki, “… Bakanlıkların kuruluş mevzuatına göre illerde lüzumu kadar teşkilat bulunur. Bu teşkilatın her birinin başında bulunanlar il idare şube başkanlarıdır…” hükmü uyarınca il sağlık müdürlerinin, Bakanlığın ildeki temsilcisi pozisyonunda oldukları, üniversitelerin özerk olmasının ve rektör tarafından yönetilmesinin rektörü il sağlık müdürünün amiri konumuna getirmediği, Yönetmeliğin dayanağı hukuk normlarında dava konusu düzenlemeyle alakalı olarak dekana yetki veren bir hüküm olmadığı, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinde Bakanlığa yetki verildiği, bu yetkinin, Anayasa’nın 123. maddesinde yer alan idarenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde il sağlık müdürünce kullanılabileceği;
8.maddenin 5. fıkrasının son iki cümlesi yönünden, eğitim planlarının, sağlık tesisinin işletilmesine yönelik olarak sadece performans hedeflerinde değerlendirilmek üzere başhekime intikalinin öngörüldüğü, başhekimin eğitimle ilgili bir iş/görev üstlendiğinden söz edilemeyeceği, eğitim planları dekan veya dekan tarafından görevlendirilen kurum eğitim sorumlusu tarafından hazırlanacağından başhekimin eğitime müdahalesinin söz konusu olmadığı, öte yandan, birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinde mesai saatleri içerisinde hem eğitim hizmetlerinin yürütülmekte olduğu hem de sağlık hizmeti sunulduğu, bu itibarla klinik derslere ilişkin zaman çizelgesinin hizmeti aksatmayacak şekilde ve “zaman çizelgesinin planlanması ile” sınırlı olarak sağlık hizmetinin sunumundan sorumlu olan başhekim tarafından belirlenmesinin eğitime yönelik bir müdahale olmadığı, sağlık hizmeti ile eğitim hizmetinin aksamadan düzenli olarak yürütülmesinin amaçlandığı, eğitim hizmetinin amacının, insan sağlığının korunması gayesine yönelik olan sağlık hizmetinin nitelikli olarak verilmesi olduğu, dolayısıyla sağlık hizmetinden sorumlu olan başhekimce sağlık hizmetinin aksamaması için zaman çizelgesinin planlamasının yapılmasının yerinde ve hukuka uygun olduğu;
10.maddenin 1. fıkrası ile 2. fıkrasının son cümlesi yönünden, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 5. fıkrası hükmü uyarınca eğitim sorumlusunun tıpta uzmanlık ve lisans eğitiminin yürütümü bakımından dekana karşı sorumluluğunun öngörülmesinin değil öngörülmemesinin Kanun’a aykırılık teşkil edeceği, davacının 1. fıkraya yönelik iddialarının dayanıksız olduğu, 2. fıkranın son cümlesi ile başhekimin takdir yetkisi çerçevesinde durumun özelliğini dikkate alarak idari sorumluluk görevini aynı kişiye ya da başka kişiye vermesinde üst hukuk normlarına aykırı olmadığı;
11.maddenin 4. fıkrası yönünden, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin birlikte kullanım konusunda özel düzenlemeler getirdiği ve bu düzenlemelerin “sonraki” ve “özel” kanun olması sebebiyle öncelikle uygulama alanı bulacağı, ek 9. maddede birlikte kullanıma geçilen üniversitenin döner sermaye hesaplarının birleştirileceği ve bu döner sermayeli işletmelerin Bakanlığımız mevzuatına tabi olarak işletileceği hususunun açıkça hükme bağlandığı, birlikte kullanıma geçilen bir sağlık tesisinin döner sermaye işletmesinin birlikte kullanıma geçildikten sonra 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun hükümlerine tabi olacağı ve 209 sayılı Kanun'da öngörülen kesintilerin birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye işletmesinden yapılacağı, 209 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 4. fıkrası gereği, Sağlık Bakanlığına bağlı her bir döner sermaye işletmesinin aylık tahsilat gelirinin % 6’sının Bakanlık payı olarak aktarılmakta olduğu, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinin de anılan Kanun hükmü gereği aylık tahsilat gelirlerinin Bakan Onayı ile %5’ini Bakanlık merkez payı olarak aktarmakta oldukları, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin, birlikte kullanıma geçmiş olan bir üniversite hakkında 2547 sayılı Kanun’un hangi hükümlerinin uygulanmaya devam edileceğini açıkça ve tahdîdî olarak düzenlediği, bunların; yöneticilere yapılacak yönetici payı ödemelerinin 2547 sayılı Kanun’un 58. maddesine göre yapılmaya devam olunacağı ve üniversite kadrosundaki akademik unvanlı personele 2547 sayılı Kanun’un 58. maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları esas alınarak Sağlık Bakanlığının tabi olduğu mevzuatı doğrultusunda ek ödeme yapılacağı hususları olduğu, bu hükümler dışında, birlikte kullanıma geçmiş bir üniversite hastanesi hakkında 2547 sayılı Kanun’un "Döner Sermaye" başlıklı 58. maddesinin -bilimsel araştırma payı kesintisini düzenleyen hüküm dâhil- herhangi bir hükmünün uygulanmasının söz konusu olmayacağı, üniversitelerde döner sermayeye katkıda bulunan birimin tıp fakültesinden ibaret olmadığı, ek 9. maddenin “sadece birlikte kullanılan birimlerle sınırlı olmak ve birlikte kullanıma geçildikten sonraki tasarruflara etkili olmak kaydıyla” birleşmeye cevaz verdiği, 209 sayılı Kanun’da Bakanlık merkez payı olarak aktarılan tutar sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, kaliteli ve verimli hizmet sunumunun teşvik edilmesinin yanında “eğitim, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi” amacıyla da kullanıldığı, dolayısıyla bu faaliyetlerin kesintisiz ve daha nitelikli olarak birlikte kullanılan tesislerde verilmeye devam edildiği, eğitim ve araştırma hastanelerinde bilimsel faaliyetlerin yürütülebilmesi için hem hastanelere kaynak aktarıldığı hem de personel bazında destek verildiği, birlikte kullanılan sağlık tesislerinin üniversitenin araştırma ve uygulama merkezi statüsünde olduğu, fiilen de bu şekilde hizmet verdikleri ve Bakanlık tarafından işletilen söz konusu hastanelerden aktarılan merkez payının yine aynı amaçla bilimsel faaliyetlerin desteklenmesi için kullanıldığı, bu hususun Kanun'da açıkça düzenlendiği, bu payın Bakanlığa değil de bilimsel araştırma payı adı altında üniversiteye aktarılmasının, birlikte kullanımın amacına uygun olmadığı, birlikte kullanımdaki tesislerden elde edilen döner sermaye gelirinin 209 sayılı Kanun çerçevesinde birlikte kullanımdaki yerler için de eğitim, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla kullanılacağı, nitekim, Yükseköğretim Kurulu tarafından Yönetmelik Taslağına eklenmesi istenilen “üniversitenin bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için öngörülen kesintiler ve” ifadesinin eklendiği ancak, Sayıştay Başkanlığı tarafından, birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye gelirlerinden bilimsel araştırma projeleri finansman payı ayrılmasına ilişkin tüm hükümlerin Taslaktan çıkarılmasının uygun olacağı görüşünün bildirildiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi, 7. maddesinin 11. fıkrası ile 11. maddesinin 4. fıkrasının (üniversitelerin bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için ayrılan paya ilişkin düzenlemeye yer verilmemesi sebebiyle) iptaline, diğer düzenlemeleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentlerinin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin, 7. maddesinin 2., 8., 9., 10., 11. ve 12. fıkralarının, 8. maddesinin 5. fıkrasının son iki cümlesinin, 10. maddesinin 1. fıkrasının ve 2. fıkrasının son cümlesinin, 11. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan haliyle ek 9. maddesinde; "(Değişik birinci cümle: 20/8/2016-6745/39 md.) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumları; eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynakları karşılıklı olarak aşağıdaki usul ve esaslara göre birlikte kullanabilir. Ancak, büyükşehir olan iller dışındaki illerde eğitim ve araştırma hizmetleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanesi veya üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinden yalnızca biri tarafından verilebilir. Bu illerde Bakanlık ve bağlı kuruluşları ile üniversiteler, tıp lisans eğitimi ve/veya tıpta uzmanlık eğitimi için ortak kullanım ve işbirliği yapar. Birlikte kullanılacak sağlık tesisleri için, Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü alınarak, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı ile üniversite rektörü arasında birlikte kullanım protokolü akdedilir. (Ek fıkra:15/11/2018-7151/20 md.) Birlikte kullanıma konu sağlık tesisleri için bu maddede belirtilen esaslar çerçevesinde birden fazla üniversite ile de protokol yapılabilir. Birlikte kullanımdaki hastane tarafından üniversitenin tıp fakültesi ve diş hekimliği fakültesi öğretim elemanları ve bunların kadrosunda bulunan öğretim elemanı dışındaki diğer personelle, ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak, yürütülecek hizmetlere ilişkin en fazla üç yıl süreli ayrı ayrı sözleşme imzalanabilir. Bu fakültelerin dışındaki üniversite personeli ile de rektörün görüşü alınarak sözleşme yapılabilir. Bu sözleşmelerde, sunulacak hizmetin niteliği, performans hedefleri ve süresi yer alır. Öğretim elemanlarıyla yapılan sözleşmelerde mezuniyet öncesi ve mezuniyet sonrası eğitim ile bilimsel çalışmalara ilişkin yetki ve sorumluluklar ayrıca belirtilir. Süresi biten sözleşmeler yenilenebilir. Sözleşme bitim tarihinden bir ay önce tarafların aksine yazılı bildirimi yoksa sözleşme kendiliğinden birer yıllık sürelerle uzar. (Ek fıkra:15/11/2018-7151/20 md.) Üniversitelerin sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ile ağız ve diş sağlığı uygulama ve araştırma merkezlerinin uygulamaları üniversiteler tarafından işletilen hastanelerde ve sağlık tesislerinde veyahut üniversitelerin birlikte kullanım protokolü imzaladığı hastanelerde veya sağlık tesislerinde yapılabilir.
Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimleri, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, ilgili mevzuata göre ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütülür. (Ek cümleler: 20/8/2016-6745/39 md.) Dekan, hastane yöneticisinin görüşünü alarak varsa profesör, yoksa doçent unvanını haiz öğretim üyelerinden birini, doçent de yoksa yardımcı doçent veya eğitim görevlilerinden birini eğitim sorumlusu olarak görevlendirir. Başhekim aynı zamanda üniversite yönünden sağlık uygulama ve araştırma merkezi müdürü sayılır. Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisleri, Bakanlığın tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletilir ve tesis, üniversitenin görüşü alınarak Bakanlıkça atanan başhekim tarafından yönetilir. Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisinin kamu hastane birliği kapsamında olması hâlinde, o tesise ait yönetici görevlendirmeleri kamu hastaneleri birliği mevzuatı çerçevesinde yapılır. (Ek cümle: 2/1/2014-6514/44 md.) Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde mesai sonrası hizmetler için 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 73 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre ilave ücret alınmaz. (Ek fıkra: 20/8/2016-6745/39 md.) Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin döner sermaye hesapları, sadece birlikte kullanılan birimlerle sınırlı olmak ve birlikte kullanıma geçildikten sonraki tasarruflara etkili olmak kaydıyla birleştirilir. Ancak borcun mevcut bir taşınıra ilişkin olması durumunda protokolün imza tarihinden önceki borçlar, sağlık tesisinin döner sermaye bütçesinden karşılanır. (Ek fıkra: 20/8/2016-6745/39 md.) Birlikte kullanımdaki sağlık tesisleri ve ilgili birimlerde görevli öğretim elemanları dâhil tüm personel; ihtiyaç duyulan tıbbi ve bilimsel danışmanlık, nöbet, konsültasyon ve diğer sağlık hizmetlerini yerine getirmekle ve bu kapsamda kendilerine yapılan davete icabet etmekle yükümlüdür. Bu şekilde nöbet tutan öğretim üyelerine de 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde ve eğitim görevlisi için belirlenmiş olan gösterge rakamı üzerinden nöbet ücreti ödenir. (Değişik fıkra: 2/1/2014-6514/44 md.) 2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin (c) fıkrasının (1) numaralı bendinde sayılan ve ilgili fakültenin temel tıp bilimlerinde görev yapan öğretim üyesi, öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi ile birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde fiilen görev yapan personele, üniversite personeli için 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları, Bakanlık ve bağlı kuruluşları personeli için ise 4/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları esas alınarak Bakanlığın tabi olduğu ek ödeme mevzuatı doğrultusunda ek ödeme yapılır. Üniversite rektörü, rektör yardımcıları, genel sekreteri, ilgili birimin dekanı ve dekan yardımcılarına 2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesi gereğince yönetici payı olarak yapılacak ek ödeme, birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye hesabından yapılır. Birlikte kullanılan sağlık tesisinde görev yapan personelin disiplin ve tüm özlük işlemleri kadrosunun bulunduğu kurumun ilgili mevzuatına göre yürütülür. Üniversite tarafından, birlikte kullanılan kurum ve kuruluşlarda görevli personelin profesör ve doçent kadrolarına atanabilmesi için Bakanlığa ve bağlı kuruluşlarına ait eğitim görevlisi kadroları da kullanılabilir. (Değişik fıkra: 20/8/2016-6745/39 md.) Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının sağlık tesisleri ile üniversitelerin sağlık bilimleri eğitimi veren birimleri arasında, döner sermayeleri ayrı olmak suretiyle sağlık hizmeti sunumu, eğitim, araştırma, halk sağlığını geliştirme ve kurumların diğer faaliyet alanlarında işbirliği yapılabilir. İşbirliği protokolleri, üniversitenin ve ilgisine göre Bakanlık birimleri veya bağlı kuruluşlarının teklifi üzerine, Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü alınarak vali ile rektör arasında imzalanır. Üniversitenin sağlık bilimleri alanında faaliyet gösteren birimlerinde görev yapan öğretim elemanlarından işbirliği kapsamında Bakanlık ve bağlı kuruluşları sağlık tesislerinde ya da Bakanlık ve bağlı kuruluşları personelinden üniversitede çalıştırılacaklar, karşılıklı mutabakat ile protokol eki liste ile belirlenir. (Değişik fıkra: 20/8/2016-6745/39 md.) Birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususlar Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” hükmü yer almaktadır.
Davaya konu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesinin 20/08/2016 tarih ve 6745 sayılı Kanun ile değişik son fıkrasında; birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususların Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmış olup, anılan Kanun hükmüne dayanılarak Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve bu Yönetmelik Sağlık Bakanlığı tarafından 04/03/2020 tarihli ve 31058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 1. Maddesinde, bu yönetmeliğin, diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarının birlikte kullanımına ve Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin sağlık bilimleri alanında eğitim veren birimleri arasında yapılacak işbirliği ile döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemeye ve diğer hususlarda yapılacak işbirliğine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlandığı, 2. maddesinde," (1) Bu Yönetmelik; a) Birlikte kullanılan Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarını, b) Birlikte kullanım kapsamında, tıp ve diş hekimliği fakülteleri dekanlarının görüşü alınarak sözleşme imzalanan öğretim elemanları ile bu fakültelerin kadrosunda bulunan öğretim elemanı dışındaki diğer personelden sözleşme imzalanan personeli, c) (b) bendinde belirtilen fakülteler dışındaki üniversite personelinden sözleşme imzalanan personeli, ç) Birlikte kullanım kapsamında görev yapan Sağlık Bakanlığı personelini, d) İşbirliği protokolü yapan Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin sağlık bilimleri eğitimi veren birimlerini ve protokol uyarınca bu tesis ve birimlerde görev yapan personeli, Kapsar." hükmü yer almıştır. Olayda, Yükseköğretim Kurulunun dava konusu Yönetmeliğin 11. maddenin 4. fıkrasına uygun görüş vermemesi, (diğer maddelere uygun görüş vermesi sebebiyle) Yönetmeliğin tamamını bu yönden sakatlamayacağından, dava konusu edilen diğer maddeler yönünden hukuka uygunluk denetimi yapılmıştır. Davanın anılan Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin iptaline ilişkin kısmının incelenmesi,
Yönetmeliğin ''Tanımlar'' başlığını taşıyan 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde; eğitim sorumlusunun, tıpta ve diş hekimliğinde ilgili programdaki lisans ve uzmanlık eğitiminin yürütülmesinden sorumlu olan her bir klinik/laboratuvar için dekanın görüşü alınarak Başhekim tarafından bir yıllık süreyle görevlendirilen öğretim üyesini veya eğitim görevlisini, ifade ettiği kuralı yer almıştır.
Birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususların Hazine ve Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşünün alınması suretiyle belirlenmesi konusunda Sağlık Bakanlığı yetkili kılınmışsa da, ''kanuni idare'' ilkesi ve normlar hiyerarşisi uyarınca bu yetkinin, dayanak 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na uygun olarak kullanılması zorunludur. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesinin 5. fıkrası uyarınca; dekanın, hastane yöneticisinin görüşünü alarak eğitim sorumlusunu görevlendireceği açıktır. Buna karşın; Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde; eğitim sorumlusunun, tıpta ve diş hekimliğinde ilgili programdaki lisans ve uzmanlık eğitiminin yürütülmesinden sorumlu olan her bir klinik/laboratuvar için dekanın görüşü alınarak Başhekim tarafından görevlendirilmesi yönünde yapılan düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Davanın anılan Yönetmeliğin11. maddenin 4. Fıkrasının iptaline ilişkin kısmının incelenmesi:
Anılan Yönetmeliğin "Mali hususlar" başlıklı 11. maddesinin dava konusu 4. fıkrasında: “Birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye gelirlerinden; ilgili mevzuatı gereğince Hazine payı, 24/5/1983 tarihli, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi gereğince ayrılacak pay ile Bakanlık merkez payı ayrılır. Kalan miktar, 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirlenen oranları geçmeyecek şekilde Ek Ödeme Yönetmeliği hükümlerine göre personele ek ödeme olarak dağıtılır.” kuralına yer verilmiştir.
Sağlık Bakanlığına Ait Kurum Ve Kuruluşlar İle Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı İle İşbirliği Usul Ve Esaslarına ilişkin olarak Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılacak olan Yönetmelikler için, 3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca Yükseköğretim Kurulunun ve Maliye Bakanlığının uygun görüşünün alınması şeklinde idari usul şartı bulunduğu açıktır.
Bu durumda, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesinde, davaya konu Yönetmeliğin, Sağlık Bakanlığı tarafından, Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak çıkarılmasının kurala bağlanmasına karşın, Yükseköğretim Kurulunun 13/02/2020 tarih ve 35102 sayılı işlemi ile Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasına "üniversitenin bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için öngörülen kesintiler ve" ifadesinin eklenmesi durumunda uygun görüş verildiği belirtilerek, Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasına uygun görüş verilmediği halde anılan cümle eklenmeksizin mevcut haliyle yapıldığı anlaşılan düzenlemede bu nedenle üst hukuk normlarına uyarlık bulunmamaktadır. Dava konusu diğer maddelerin incelenmesi: Yönetmeliğin dava konusu diğer maddelerinde yer alan iptale konu düzenlemelerin ise dayanağı mevzuat hükümlerine uygun olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ve 11. maddesinin 4. fıkrasının iptali, diğer maddeler yönünden ise davanın reddi yolunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye ... ve Üye ...'ın, Anayasa Mahkemesinin 01/06/2023 tarih ve E:2021/5, K:2023/109 sayılı kararıyla 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nun ek 158. maddesinin 5. fıkrasına eklenen 4. ve 5. cümlelerinin iptali istemiyle açılan davada verilen iptal kararı da dikkate alınarak, işbu dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 8., 9., 10., 11. ve 12. fıkralarının dayanağı olan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesine 7151 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile eklenen 3. fıkra hükmünün, Anayasamızın 2., 7., 128. ve 130. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması gerektiği yönündeki azlık oylarına karşı, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 9. maddesinde 6354 ve 6745 sayılı Kanunlarla yapılan değişikliklerin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu ve Anayasa Mahkemesinin sırasıyla 03/10/2013 tarih ve E:2012/103, K:2013/105 sayılı ve 20/12/2018 tarih ve E:2016/181, K:2018/111 sayılı kararları ile iptal taleplerinin reddine karar verildiği gözetilerek Anayasa Mahkemesine başvurulmasına oy çokluğuyla gerek görülmedi ve işin esasına geçildi.
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY: Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik, 04/03/2020 tarihli ve 31058 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bunun üzerine, davacı tarafından, anılan Yönetmeliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentlerinin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin, 7. maddesinin 2., 8., 9., 10., 11. ve 12. fıkralarının, 8. maddesinin 5. fıkrasının son iki cümlesinin, 10. maddesinin 1. fıkrasının ve 2. fıkrasının son cümlesinin, 11. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun -dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan haliyle- ek 9. maddesinde; "(Değişik birinci cümle: 20/8/2016-6745/39 md.) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumları; eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynakları karşılıklı olarak aşağıdaki usul ve esaslara göre birlikte kullanabilir. Ancak, büyükşehir olan iller dışındaki illerde eğitim ve araştırma hizmetleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanesi veya üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinden yalnızca biri tarafından verilebilir. Bu illerde Bakanlık ve bağlı kuruluşları ile üniversiteler, tıp lisans eğitimi ve/veya tıpta uzmanlık eğitimi için ortak kullanım ve işbirliği yapar. Birlikte kullanılacak sağlık tesisleri için, Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü alınarak, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı ile üniversite rektörü arasında birlikte kullanım protokolü akdedilir. (Ek fıkra:15/11/2018-7151/20 md.) Birlikte kullanıma konu sağlık tesisleri için bu maddede belirtilen esaslar çerçevesinde birden fazla üniversite ile de protokol yapılabilir. Birlikte kullanımdaki hastane tarafından üniversitenin tıp fakültesi ve diş hekimliği fakültesi öğretim elemanları ve bunların kadrosunda bulunan öğretim elemanı dışındaki diğer personelle, ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak, yürütülecek hizmetlere ilişkin en fazla üç yıl süreli ayrı ayrı sözleşme imzalanabilir. Bu fakültelerin dışındaki üniversite personeli ile de rektörün görüşü alınarak sözleşme yapılabilir. Bu sözleşmelerde, sunulacak hizmetin niteliği, performans hedefleri ve süresi yer alır. Öğretim elemanlarıyla yapılan sözleşmelerde mezuniyet öncesi ve mezuniyet sonrası eğitim ile bilimsel çalışmalara ilişkin yetki ve sorumluluklar ayrıca belirtilir. Süresi biten sözleşmeler yenilenebilir. Sözleşme bitim tarihinden bir ay önce tarafların aksine yazılı bildirimi yoksa sözleşme kendiliğinden birer yıllık sürelerle uzar. (Ek fıkra:15/11/2018-7151/20 md.) Üniversitelerin sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ile ağız ve diş sağlığı uygulama ve araştırma merkezlerinin uygulamaları üniversiteler tarafından işletilen hastanelerde ve sağlık tesislerinde veyahut üniversitelerin birlikte kullanım protokolü imzaladığı hastanelerde veya sağlık tesislerinde yapılabilir.
Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimleri, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, ilgili mevzuata göre ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütülür. (Ek cümleler: 20/8/2016-6745/39 md.) Dekan, hastane yöneticisinin görüşünü alarak varsa profesör, yoksa doçent unvanını haiz öğretim üyelerinden birini, doçent de yoksa yardımcı doçent veya eğitim görevlilerinden birini eğitim sorumlusu olarak görevlendirir. Başhekim aynı zamanda üniversite yönünden sağlık uygulama ve araştırma merkezi müdürü sayılır. Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisleri, Bakanlığın tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletilir ve tesis, üniversitenin görüşü alınarak Bakanlıkça atanan başhekim tarafından yönetilir. Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisinin kamu hastane birliği kapsamında olması hâlinde, o tesise ait yönetici görevlendirmeleri kamu hastaneleri birliği mevzuatı çerçevesinde yapılır. (Ek cümle: 2/1/2014-6514/44 md.) Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde mesai sonrası hizmetler için 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 73 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre ilave ücret alınmaz. (Ek fıkra: 20/8/2016-6745/39 md.) Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin döner sermaye hesapları, sadece birlikte kullanılan birimlerle sınırlı olmak ve birlikte kullanıma geçildikten sonraki tasarruflara etkili olmak kaydıyla birleştirilir. Ancak borcun mevcut bir taşınıra ilişkin olması durumunda protokolün imza tarihinden önceki borçlar, sağlık tesisinin döner sermaye bütçesinden karşılanır. (Ek fıkra: 20/8/2016-6745/39 md.) Birlikte kullanımdaki sağlık tesisleri ve ilgili birimlerde görevli öğretim elemanları dâhil tüm personel; ihtiyaç duyulan tıbbi ve bilimsel danışmanlık, nöbet, konsültasyon ve diğer sağlık hizmetlerini yerine getirmekle ve bu kapsamda kendilerine yapılan davete icabet etmekle yükümlüdür. Bu şekilde nöbet tutan öğretim üyelerine de 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde ve eğitim görevlisi için belirlenmiş olan gösterge rakamı üzerinden nöbet ücreti ödenir. (Değişik fıkra: 2/1/2014-6514/44 md.) 2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin (c) fıkrasının (1) numaralı bendinde sayılan ve ilgili fakültenin temel tıp bilimlerinde görev yapan öğretim üyesi, öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi ile birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde fiilen görev yapan personele, üniversite personeli için 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları, Bakanlık ve bağlı kuruluşları personeli için ise 4/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları esas alınarak Bakanlığın tabi olduğu ek ödeme mevzuatı doğrultusunda ek ödeme yapılır. Üniversite rektörü, rektör yardımcıları, genel sekreteri, ilgili birimin dekanı ve dekan yardımcılarına 2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesi gereğince yönetici payı olarak yapılacak ek ödeme, birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye hesabından yapılır. Birlikte kullanılan sağlık tesisinde görev yapan personelin disiplin ve tüm özlük işlemleri kadrosunun bulunduğu kurumun ilgili mevzuatına göre yürütülür. Üniversite tarafından, birlikte kullanılan kurum ve kuruluşlarda görevli personelin profesör ve doçent kadrolarına atanabilmesi için Bakanlığa ve bağlı kuruluşlarına ait eğitim görevlisi kadroları da kullanılabilir. (Değişik fıkra: 20/8/2016-6745/39 md.) Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının sağlık tesisleri ile üniversitelerin sağlık bilimleri eğitimi veren birimleri arasında, döner sermayeleri ayrı olmak suretiyle sağlık hizmeti sunumu, eğitim, araştırma, halk sağlığını geliştirme ve kurumların diğer faaliyet alanlarında işbirliği yapılabilir. İşbirliği protokolleri, üniversitenin ve ilgisine göre Bakanlık birimleri veya bağlı kuruluşlarının teklifi üzerine, Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü alınarak vali ile rektör arasında imzalanır. Üniversitenin sağlık bilimleri alanında faaliyet gösteren birimlerinde görev yapan öğretim elemanlarından işbirliği kapsamında Bakanlık ve bağlı kuruluşları sağlık tesislerinde ya da Bakanlık ve bağlı kuruluşları personelinden üniversitede çalıştırılacaklar, karşılıklı mutabakat ile protokol eki liste ile belirlenir. (Değişik fıkra: 20/8/2016-6745/39 md.) Birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususlar Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” hükmü yer almaktadır.
Anılan Kanun hükmüne dayanılarak Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve bu Yönetmelik Sağlık Bakanlığı tarafından 04/03/2020 tarihli ve 31058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dava konusu Yönetmeliğin Yükseköğretim Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığının (Mülga Maliye Bakanlığının) uygun görüşü bakımından incelenmesi:
İdari işlemin tesisi sırasında mevzuatın bir takım ön işlemler veya belirli bir merciin görüşlerinin alınmasını öngördüğü haller bulunabilir. İşte bu ön işlemlerin, bir başka ifadeyle hazırlayıcı işlemlerin yapılmamış olması, idari işlemi hukuka aykırı kılmaktadır. İdare Hukukunda "usul", idari işlemin tesisinde izlenen yol demektir. Dava konusu Yönetmeliğin çıkarılmasında izlenecek yol da; 3359 sayılı Kanun'un Ek 9. maddesinin son fıkrasında belirlenmiş ve "Birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususlar Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmek sûretiyle Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılacak olan Yönetmelik için, Yükseköğretim Kurulunun ve Maliye Bakanlığı'nın uygun görüşünü alma şartı getirilmiştir.
Bu bağlamda, uygun görüş, alınması ve uyulması zorunlu olan görüştür. Uygun görüş danışmasında görüşün alınmaması ve görüşe uyulmaması bir asli usul sakatlığıdır. Uygun görüşün yokluğu kamu düzenine ilişkin bir sorundur; hâkim tarafından resen dikkate alınır. Bu kurala uyulmaması, yapılan asıl işlemin sakatlığı ve iptal edilmesi sonucunu doğurur (Kemal Gözler, İdare Hukuku, İkinci Baskı, I.Cilt, Bursa 2009, s.862-863). Buna göre 3359 sayılı Kanun, Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak Yönetmelik çıkarılmasını zorunlu kılmıştır.
Müşterek Kurulun ... tarih ve E:... sayılı ara kararı ile, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığından (Mülga Maliye Bakanlığından) her bir madde için ayrı ayrı açıklama yapılmak suretiyle, dava konusu Yönetmeliğe uygun görüş verilip verilmediği sorulmuş, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığından Yönetmeliğin hazırlık aşamasına ilişkin evrâk istenmiştir. Ara kararına cevaben gönderilen evrâktan, söz konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrası hariç olmak üzere, dava konusu maddelerine Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca uygun görüş verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle Yönetmeliğin, 11. maddesinin 4. fıkrası hariç olmak üzere, şekil unsuru yönünden hukuka uygun olduğu görülmektedir. Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasının incelenmesine gelince;
Dava konusu Yönetmeliğin hazırlık aşamasında, Sağlık Bakanlığınca ... tarih ve E... sayılı işlem ile Yükseköğretim Kurulundan görüş istenilmiştir. Yükseköğretim Kurulunun verdiği görüş Sağlık Bakanlığı tarafından tetkik edilerek, taslak ... tarih ve E... sayılı işlemle yeniden Yükseköğretim Kuruluna gönderilmiştir. Yükseköğretim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bildirilen teklif ve öneriler sonucu son düzenlemeler yapılarak ... tarih ve E... sayılı işlem ile taslak tekrar Yükseköğretim Kuruluna gönderilmiştir. Yükseköğretim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasına "üniversitenin bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için öngörülen kesintiler ve" ifadesinin eklenmesi durumunda uygun görüş verildiği belirtilmiştir.
Bunun üzerine, Sağlık Bakanlığı tarafından, Yükseköğretim Kurulunun eklenmesini istediği "üniversitenin bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için öngörülen kesintiler ve" ifadesi Yönetmelik taslağına eklenerek, taslak Hazine ve Maliye Bakanlığına gönderilmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığı yaptığı inceleme sonucu ilave edilecek bir hususun bulunmadığını belirterek, ... tarih ve E... sayılı işlemle taslağı Sağlık Bakanlığına göndermiştir.
Davalı idare, taslağı mali hususlar içermesi sebebiyle, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 27. maddesinin 4. fıkrası ile Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesi uyarınca, ... tarih ve ... sayılı işlemle Sayıştay Başkanlığına göndermiştir. Sayıştay Daireler Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile, "Birlikte kullanılacak sağlık tesisinin döner sermaye bütçesinden bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için pay ayrılabileceği hususunun ne 3359 sayılı Kanun'da ne de 209 sayılı Kanun'da düzenlendiği, bu nedenle, 2547 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca işletilen döner sermaye işletmelerinin gelirleri üzerinden ayrılabilecek bir pay niteliğinde olan üniversite bilimsel araştırma projeleri finansman payının, Sağlık Bakanlığı mevzuatı uyarınca işletilen döner sermaye işletmeleri gelirleri üzerinden ayrılması uygulamasının yasal dayanağı bulunmadığından, birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye gelirlerinden bilimsel araştırma projeleri finansman payı ayrılmasına ilişkin tüm hükümlerin taslaktan çıkarılmasının uygun olacağı" görüşü bildirilmiştir.
Bunun üzerine, Sağlık Bakanlığı tarafından, taslağa Yükseköğretim Kurulunun görüşü doğrultusunda eklenen "üniversitenin bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için öngörülen kesintiler ve" ifadesi, Sayıştayın görüşü dikkate alınarak taslaktan çıkarılmış ve Yönetmelik metni bu haliyle, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğünce 04/03/2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
Yukarıda ayrıntısına yer verilen hazırlık sürecinden, "birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye gelirlerinden bilimsel araştırma projeleri finansman payı ayrılmasına ilişkin" hükmün taslak metninden çıkarılmasından sonra uygun görüş alınmak üzere taslağın tekrar Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderilmediği ve Yönetmeliğin bu haliyle yayımlandığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasında, bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için öngörülen kesintilerin döner sermaye gelirlerinden ayrılacağına ilişkin düzenlemeye yer verilmemesinde, Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşünün alınmamış olması sebebiyle şekil unsuru yönünden üst hukuk normuna ve hukuka uygunluk görülmemiştir.
Öte yandan; yukarıda aktarıldığı üzere, dava konusu diğer maddelere Yükseköğretim Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca uygun görüş verildiği, Yükseköğretim Kurulunun, Yönetmeliğe uygun görüş vermemekte dayandığı ve yukarıda aktarılan gerekçe ile hukuka aykırı olduğu anlaşılan sebebin, Yönetmeliğin sadece 11. maddesinin 4. fıkrasına ilişkin olduğu, Yönetmeliğin tamamına teşmil edilemeyeceği açıktır. Bu nedenlerle, Yönetmeliğin -11. maddesinin 4. fıkrası hariç- dava konusu edilen maddelerinin diğer unsurlar yönünden hukuka uygunluk denetimine geçilmiştir.
1.Yönetmeliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile 7. maddesinin 8., 9., 10. ve 12. fıkralarının incelenmesi incelenmesi : 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Yönetmelik;
a)Birlikte kullanılan Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarını,
b)Birlikte kullanım kapsamında, tıp ve diş hekimliği fakülteleri dekanlarının görüşü alınarak sözleşme imzalanan öğretim elemanları ile bu fakültelerin kadrosunda bulunan öğretim elemanı dışındaki diğer personelden sözleşme imzalanan personeli,
c)(b) bendinde belirtilen fakülteler dışındaki üniversite personelinden sözleşme imzalanan personeli,
ç)Birlikte kullanım kapsamında görev yapan Sağlık Bakanlığı personelini,
d)İşbirliği protokolü yapan Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin sağlık bilimlerieğitimi veren birimlerini ve protokol uyarınca bu tesis ve birimlerde görev yapan personeli, kapsar. " kuralına; "Protokolün imzalanması, feshi ve diğer uygulama esasları" başlıklı 7. maddesinde ise, "(1) Bakanlık ve YÖK tarafından, birlikte kullanıma ilişkin olarak müştereken tip protokol hazırlanır. (2) Birlikte kullanım protokolü imzalanacak sağlık tesisinin insan gücü ve diğer tüm kaynakları hakkında, hastanenin bulunduğu İl’in İl Sağlık Müdürünün başkanlığında, Başhekim ve Dekandan oluşan komisyon tarafından ön değerlendirme raporu hazırlanır. Ön değerlendirme raporu, protokol imzalanacak sağlık tesisi için alınacak uygun görüş yazısı ekinde yer alır. (3) Birlikte kullanım protokolü, Kamu Hastaneleri Genel Müdürü ve Rektör tarafından imzalanır. Rektör protokol imzalamadan önce YÖK’ün uygun görüşünü alır. (4) Protokolün süresi altı yıldan az olamaz. (5) Birlikte kullanım protokolünün imzalanmasından itibaren en geç altı ay içerisinde fiilen birlikte kullanıma geçilir. Bu süre içerisinde fiilen birlikte kullanıma geçilmemesi halinde protokol kendiliğinden sona erer. Döner sermaye hesaplarının birleştirildiği tarih, fiilen birlikte kullanıma geçildiği tarihtir. (6) Sürenin bitiminden altı ay önce taraflardan biri yazılı olarak sona erdirme bildirimi yapmadıkça protokol aynı süreyle uzatılmış sayılır. Tarafların mutabakatı ile bir yıl önceden yazılı olarak bildirmek şartıyla protokolsona erdirilebilir. Fesih ya da protokolün sona erdirme kararıalındığında protokoller, içinde bulunulan mali yılın bitiminde sona erdirilir. (7) Birlikte kullanım protokolü feshedildiğinde;
a)Döner sermaye nakit hesabında yer alan tutar, birlikte kullanıma geçildiği tarihteki aktif ve pasif oranları dikkate alınmak sureti ile ayrılır ve Üniversitenin payı döner sermaye hesabına aktarılır.
b)Taşınır mal varlıkları, demirbaş kaydının olduğu tarafa devir tutanağı ile devredilir. (8) Birlikte kullanımdaki sağlık tesisi tarafından, üniversitenin tıp fakültesi ve diş hekimliği fakültesi öğretim elemanları ve bunların kadrosunda bulunan öğretim elemanı dışındaki diğer personel ile ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak, ayrı ayrı bireysel sözleşme imzalanabilir. Birlikte kullanımdaki üniversitenin tıp fakültesi ve diş hekimliği fakültesi dışındaki üniversite personeli ile de rektörün görüşü alınarak sözleşme imzalanabilir. (9) Sözleşmelerde, sunulacak hizmetin niteliği, performans hedefleri ve süresi ile varsa eğitim ve hizmete ilişkin idari görev ve sorumluluklar yer alır. Öğretim elemanlarıyla yapılan sözleşmelerde mezuniyet öncesi ve mezuniyet sonrası eğitim ile bilimsel çalışmalara ilişkin yetki ve sorumluluklar ayrıca belirtilir. (10) Sözleşme süresi en fazla üç yıldır. Süre sonunda tekrar sözleşme imzalanabilir. Sözleşme bitiminden bir ay önce tarafların aksine yazılı bildirimi yoksa sözleşme kendiliğinden birer yıllık sürelerle uzar. Ancak sözleşme şartlarına aykırı davranılması halinde veya performans hedeflerindeki gerçekleşmeler dikkate alınarak süresinden önce de sözleşmeler feshedilebilir. Sözleşmesi sona erdirilen veya yenilenmeyen üniversite personelinin hastanedeki görevi sona erer ve bu personel üniversitedeki diğer görevlerini yürütmeye devam eder. (11) Süresinden önce hastane yönetimi tarafından sözleşmeler feshedilebileceği gibi dekanın uygun görüşü ile öğretim elemanı tarafından da sözleşme feshedilebilir. Bu talebe ilişkin işlemler hastane yönetimi tarafından eğitim ve sağlık hizmet sunumunda aksamalara sebebiyet vermeyecek şekilde en geç üç ay içerisinde tamamlanır. (12) Birlikte kullanım kapsamında imzalanacak sözleşmelere esas teşkil etmek üzere ilgili fakültenin öğretim elemanı ve diğer personelinin listesi dekan tarafından görüşüyle birlikte kullanımdaki hastanenin başhekimliğine gönderilir. (13) Bakanlıkça ilgili sağlık tesisine yapılacak eğitim görevlileri ve başasistan atamalarında eğitim ve araştırma hizmetleri açısından üniversitenin görüşü alınır." kuralına yer verilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinin 3. fıkrasında, "...Birlikte kullanımdaki hastane tarafından üniversitenin tıp fakültesi ve diş hekimliği fakültesi öğretim elemanları ve bunların kadrosunda bulunan öğretim elemanı dışındaki diğer personelle, ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak, yürütülecek hizmetlere ilişkin en fazla üç yıl süreli ayrı ayrı sözleşme imzalanabilir. Bu fakültelerin dışındaki üniversite personeli ile de rektörün görüşü alınarak sözleşme yapılabilir. Bu sözleşmelerde, sunulacak hizmetin niteliği, performans hedefleri ve süresi yer alır. Öğretim elemanlarıyla yapılan sözleşmelerde mezuniyet öncesi ve mezuniyet sonrası eğitim ile bilimsel çalışmalara ilişkin yetki ve sorumluluklar ayrıca belirtilir. Süresi biten sözleşmeler yenilenebilir. Sözleşme bitim tarihinden bir ay önce tarafların aksine yazılı bildirimi yoksa sözleşme kendiliğinden birer yıllık sürelerle uzar." düzenlemesine yer almıştır.
Öncelikle, dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde, Yönetmeliğin kapsamı, dayanak Kanun'a;
7.maddesinin 8. fıkrasında bireysel sözleşme imzalanabilecek personel Kanun'a ve Yönetmeliğin kapsamına uygun şekilde düzenlenmiş olup, söz konusu personel hakkında görüşü alınacak kişi de (dekan ve rektör) yine Kanun'a uygun olarak belirlenmiştir. Yönetmeliğin 7. maddesinin sözleşmelerde yer alacak hususlara yönelik 9. fıkrası ile 10. fıkrasının sözleşmenin azami süresine, bu süre sonunda tekrar sözleşme imzalanabileceğine ve sözleşmenin hangi durumda, ne kadar süreyle kendiliğinden uzayacağına yönelik ilk üç cümlesi Kanun hükmünün tekrarı mahiyetindedir.
Diğer yandan, Yönetmeliğin 7. maddesinin 10. fıkrasının 4. cümlesinde belirtilen sözleşmenin süresinden önce feshedilebileceği hallerin, sözleşmenin gereği gibi ifa edilememesine yönelik hallerle sınırlı olduğu ve objektif kriterler içerdiği; aynı fıkranın son cümlesinde ise, sözleşmesi sona erdirilen veya yenilenmeyen üniversite personelinin birlikte kullanılan hastanedeki görevinin sona ermesinin akabinde üniversitedeki diğer görevlerini yürütmeye devam edeceğinin öngörülmesinin, personelin sözleşmesinin sona ermesinin doğal sonucu olduğu görülmektedir.
Ayrıca, Yönetmeliğin 7. maddesinin, dekan tarafından, imzalanacak sözleşmelere esas teşkil etmek üzere, ilgili fakültenin öğretim elemanı ve diğer personelinin listesinin görüşüyle birlikte hastanenin başhekimliğine gönderilmesine ilişkin 12. fıkrasının, 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen sözleşme imzalanmadan önce dekanın görüşünün alınmasına yönelik amir hükmün gereği olduğu ve görüşün sözleşme imzalamaya yetkili Başhekime gönderilmesi suretiyle birlikte kullanılan sağlık tesisinde görev yapacak personelin seçilip sözleşme sürecinin tamamlanmasına yönelik koordinasyonun sağlanmasını amaçladığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının iddiaları çerçevesinde yapılan inceleme sonucu, anılan düzenlemelerde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı, düzenlemelerin üst norma uygun olduğu anlaşılmaktadır.
2.Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin incelenmesi : 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesinin 5. fıkrasında, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, ilgili mevzuata göre ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütüleceği; dekanın, hastane yöneticisinin görüşünü alarak varsa profesör, yoksa doçent unvanını haiz öğretim üyelerinden birini, doçent de yoksa yardımcı doçent veya eğitim görevlilerinden birini eğitim sorumlusu olarak görevlendireceği kurala bağlanmıştır.
Yönetmeliğin ''Tanımlar'' başlığını taşıyan 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde ise, eğitim sorumlusunun, tıpta ve diş hekimliğinde ilgili programdaki lisans ve uzmanlık eğitiminin yürütülmesinden sorumlu olan her bir klinik/laboratuvar için dekanın görüşü alınarak Başhekim tarafından bir yıllık süreyle görevlendirilen öğretim üyesini veya eğitim görevlisini; aynı fıkranın (ı) bendinde, kurum eğitim sorumlusunun, Tıpta ve Diş Hekimliğinde lisans ve uzmanlık eğitiminin yürütülmesinden sorumlu, başhekimin görüşü alınarak dekan tarafından görevlendirilen öğretim üyesini ifade ettiği kuralı yer almıştır.
İdari işlemlerin bir sebebe dayalı olması idare hukukunun temel ilkelerindendir. İdari işlemin kanuna uygunluğunun ve dayanağının değerlendirilmesi, idarenin saydamlığı, idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu noktasında büyük öneme sahiptir. ''Kanuni idare ilkesi" uyarınca kanunla verilen yetkinin usulüne uygun kullanılıp kullanılmadığının yargısal olarak denetlenmesi hukuk devleti ilkesinin gereğidir.
İdare hukukunun temel ilkeleri uyarınca; normlar hiyerarşisinde kanunlardan sonra gelen düzenleyici işlemler, bir kanun hükmüne dayalı olarak hazırlanır. İdare tarafından, düzenleyici işlemler tesis edilirken, üst hukuk normlarına açıklık getirilmesi ve bu normlarca çizilen çerçeve içerisinde teknik detayların belirlenmesi, uygulamadaki belirsizliklerin giderilmesi amaçlanmalıdır. "Kanuni idare ilkesi" ve "normlar hiyerarşisi" uyarınca, idarenin eylem ve işlemlerinin bir kanuna dayanması, bu eylem ve işlemlerinin kanuna aykırı olmaması, idarenin kanun ile kendisine verilen yetkiyi kanuna uygun olarak kullanması gerekmektedir.
Birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususların Hazine ve Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşünün alınması suretiyle belirlenmesi konusunda Sağlık Bakanlığı yetkili kılınmışsa da, ''kanuni idare ilkesi" ve "normlar hiyerarşisi" uyarınca bu yetkinin, dayanak 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na uygun olarak kullanılması zorunludur. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesinin 5. fıkrası uyarınca; dekanın, hastane yöneticisinin (Başhekimin) görüşünü alarak eğitim sorumlusunu görevlendireceği açıktır. Buna karşın, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, eğitim sorumlusunun, tıpta ve diş hekimliğinde ilgili programdaki lisans ve uzmanlık eğitiminin yürütülmesinden sorumlu olan her bir klinik/laboratuvar için dekanın görüşü alınarak Başhekim tarafından görevlendirileceği belirtilmiştir.
Bu itibarla; Yönetmeliğin davaya konu 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile eğitim sorumlusunun görevlendirilmesi konusunda, dayanak norm olan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesi ile belirlenen usulün değiştirilmesi ve yeni bir usulün öngörülmesi, kanuni idare ilkesine ve normlar hiyerarşisine aykırılık teşkil etmektedir.
3.Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. ve 11. fıkralarının incelenmesi :
Dava konusu Yönetmeliğin "Protokolün imzalanması, feshi ve diğer uygulama esasları" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında, "Birlikte kullanım protokolü imzalanacak sağlık tesisinin insan gücü ve diğer tüm kaynakları hakkında, hastanenin bulunduğu İl’in İl Sağlık Müdürünün başkanlığında, Başhekim ve Dekandan oluşan komisyon tarafından ön değerlendirme raporu hazırlanır. Ön değerlendirme raporu, protokol imzalanacak sağlık tesisi için alınacak uygun görüş yazısı ekinde yer alır." kuralı; aynı maddenin 11. fıkrasında, "Süresinden önce hastane yönetimi tarafından sözleşmeler feshedilebileceği gibi dekanın uygun görüşü ile öğretim elemanı tarafından da sözleşme feshedilebilir. Bu talebe ilişkin işlemler hastane yönetimi tarafından eğitim ve sağlık hizmet sunumunda aksamalara sebebiyet vermeyecek şekilde en geç üç ay içerisinde tamamlanır." kuralı düzenlenmiştir.
a)2. fıkra :
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinin 1. fıkrasında, "Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumları; eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynakları karşılıklı olarak aşağıdaki usul ve esaslara göre birlikte kullanabilir." düzenlemesine yer verildiği görülmektedir.
Öte yandan, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, 25/08/2017 tarihli ve 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 184. maddesi ile 663 sayılı -o tarihteki adıyla- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 7. maddesinde yapılan değişiklikle "Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü" adıyla Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatının bir hizmet birimi haline getirilmiş, devamında da 10/07/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 354. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde aynı isimle Sağlık Bakanlığının hizmet birimleri arasında sayılmıştır.
Bu haliyle, birlikte kullanılacak sağlık tesisinin tüm kaynakları hakkında Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisini temsilen başhekim ve üniversitenin tıp ve/veya diş hekimliği fakültesini temsilen dekanın katılımıyla oluşturulacak komisyon tarafından bir ön değerlendirme yapılmasının, bu komisyonun çalışmalarının söz konusu tesisin bulunduğu ilde, Sağlık Bakanlığının üst düzey görevlisi olan il sağlık müdürünün başkanlığında yürütülmesinin, protokol öncesi hazırlık çalışmalarının ve birlikte kullanımın fizibilitesinin yapılmasının işin doğası ve hizmet gereği olduğu anlaşıldığından, anılan düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Nitekim, dava konusu Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan 16/06/2017 tarih ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin, 08/05/2018 tarih ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 7. maddesinin 2. fıkrasında da aynı düzenleme yer almış olup, bu düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerince oluşturulan Müşterek Kurulun 02/11/2022 tarihli ve E:2019/7247, K:2022/4911 sayılı kararıyla anılan fıkra yönünden davanın reddine karar verilmiş ve kararın bu kısmı, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
b)11. fıkra :
Söz konusu fıkranın ilk cümlesinde, süresinden önce hastane yönetimi ve öğretim elemanı tarafından sözleşmenin feshedilebileceği belirtilmiş, öğretim elemanı tarafından sözleşmenin feshedilmesi dekanın uygun görüşü şartına bağlanırken, hastane yönetimi tarafından sözleşmenin feshedilmesi herhangi bir şarta bağlanmamıştır.
Ayrıca, 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinin 3. fıkrası ve dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 8. fıkrasında, öğretim elemanı ve diğer personel ile sözleşme imzalanması aşamasında fakülte dekanının (tıp fakültesi ile diş hekimliği fakültesi dışındaki fakültelerdeki üniversite personeli için rektörün) görüşünün alınması gerektiği öngörülmüştür.
Buna göre, öğretim elemanı tarafından sözleşmenin süresinden önce feshedilebilmesi (sözleşmenin imzalanması aşamasındaki gibi) dekanın uygun görüşünün bulunması koşuluna bağlanmış, yetki ve usulde paralellik ilkesi uyarınca hastane yönetimi tarafından sözleşmenin feshedilebilmesi için de aynı koşulun aranması gerekirken, bu husus göz ardı edilmiştir. Bu itibarla, dava konusu fıkranın 1. cümlesinde, hastane yönetimi tarafından sözleşmenin feshedilebilmesi için dekanın uygun görüşünün alınması koşuluna yer verilmemesi sebebiyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu fıkranın, süresinden önce sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin işlemlerin hastane yönetimi tarafından eğitim ve sağlık hizmet sunumunda aksamalara sebebiyet vermeyecek şekilde en geç üç ay içerisinde tamamlanacağına yönelik 2. cümlesinin, birlikte kullanılan sağlık tesisinde bir arada sunulan eğitim ve sağlık hizmetlerinin gereklerine uygun olduğu sonucuna varıldığından, 2. cümlede hukuka aykırılık görülmemiştir.
4.Yönetmeliğin 8. maddesinin 5. fıkrasının son iki cümlesinin incelenmesi :
Dava konusu Yönetmeliğin "Eğitim hizmetleri" başlıklı 8. maddesinin 5. fıkrasında, "Eğitim hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi için Dekan, başhekim görüşünü alarak varsa profesör yoksa doçent unvanlı öğretim üyelerinden birini, doçent de yoksa doktor öğretim üyesi veya eğitim görevlilerinden birini kurum eğitim sorumlusu olarak görevlendirir. Dekan veya kurum eğitim sorumlusu, yıllık lisans ve lisansüstü eğitim planlarını hazırlayarak performans hedeflerinde değerlendirilmek üzere başhekime sunar. Klinik derslere ilişkin zaman çizelgesi Başhekimce planlanır." kuralı düzenlenmiştir. Anılan Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde, "Kurum Eğitim Sorumlusu"nun, tıpta ve diş Hekimliğinde lisans ve uzmanlık eğitiminin yürütülmesinden sorumlu, başhekimin görüşü alınarak dekan tarafından görevlendirilen öğretim üyesini ifade ettiği belirtilmiştir.
Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisleri, eğitim, araştırma ve sağlık hizmetlerinin birlikte sunulduğu tesisler olup, anılan hizmetlerin etkin ve verimli bir biçimde sunulabilmesi, işbirliği ve koordinasyon içinde hareket edilmesini zorunlu kılmaktadır.
Nitekim, 3359 sayılı Kanun'un Ek 9. maddesi uyarınca birlikte kullanılan sağlık tesisindeki bütün sağlık hizmetleri Başhekimin, bütün eğitim hizmetleri ise Dekanın yetki ve sorumluluğuna bırakılmış, dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasında da, Başhekimin sağlık ve eğitim hizmetlerinin aksamadan verimli bir şekilde yürütülmesi için Dekan ile işbirliği içinde çalışarak mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkili olduğu düzenlenmiş, anılan düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerince oluşturulan Müşterek Kurulun 28/02/2024 tarihli ve E:2020/3231, K:2024/391 sayılı kararıyla anılan fıkra yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre; dekan veya dekan tarafından görevlendirilen kurum eğitim sorumlusu tarafından hazırlanan yıllık lisans ve lisansüstü eğitim planlarının, sağlık tesisinin lisans ve lisanüstü programlarının yürütüldüğü birimlerinde uygulanacağı, anılan eğitimlerin ise bu birimlerde sunulan sağlık hizmetleriyle birlikte ve koordinasyon içinde yürütüleceği, Başhekimin eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamakla görevli olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda; eğitim planlarının hazırlanarak performans hedeflerinde değerlendirilmek üzere başhekime sunulması ile klinik derslere ilişkin zaman çizelgesinin sağlık tesisinin yönetiminden sorumlu başhekimce planlanmasında hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
5.Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının ve 2. fıkrasının son cümlesinin incelenmesi :
Dava konusu Yönetmeliğin "Eğitim sorumlusu ve idari sorumlunun görev ve yetkileri" başlıklı 10. maddesinde, "(1) Eğitim sorumlusu, müfredata uygun olarak ilgili mevzuat çerçevesinde tıpta ve diş hekimliğinde lisans ve uzmanlık eğitimlerinin planlanması, yürütülmesi ve denetiminden dekana karşı sorumludur. Birden fazla Üniversite ile birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinin bütün klinik/laboratuvarlarında ilgili çekirdek eğitim müfredatına uygun tek bir program uygulanır. (2) İlgili klinik ve laboratuvarda sunulan sağlık hizmetinin yirmi dört saat esasına göre kesintisiz olarak yürütülmesi ve verimlilik ölçütlerinin gerektirdiği yönetsel önlemlerin alınması, mevcut kaynakların müşterek ve verimli bir şekilde kullanılması ile diğer birimler ve hastane yönetimiyle olan ilişkileri yürütmekle görevli olmak üzere bir idari sorumlu görevlendirilir. İdari sorumlu, bu görevlerin yürütülmesinden başhekime karşı sorumludur. Eğitim sorumlusuna aynı zamanda idari sorumluluk görevi de verilebilir. " kuralı yer almıştır. 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinin 5. fıkrasında, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, ilgili mevzuata göre tıp fakültesi dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütüleceği; dekanın, hastane yöneticisinin (Başhekimin) görüşünü de alarak bir eğitim sorumlusu görevlendireceği açıkça düzenlenmiştir.
Öncelikle, birlikte kullanımdaki tesislerde tıpta ve diş hekimliğinde lisans ve uzmanlık eğitimlerinin planlanması, yürütülmesi ve denetiminden sorumlu olan eğitim sorumlusunun dekana karşı sorumlu olması; dayanak Kanun maddesinin, tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, tıp fakültesi dekanının yetki ve sorumluluğunda olduğu yönündeki açık hükmünün bir gereğidir.
Ayrıca, 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesi kapsamında birlikte kullanılacak sağlık tesisinde, sağlık hizmeti sunumu ile eğitim, araştırma ve uygulama hizmetlerinin bir arada yürütüldüğü ve bir sağlık tesisi üzerinden birden fazla üniversite ile birlikte kullanıma geçilebildiği dikkate alındığında, birden fazla üniversite ile birlikte kullanımdaki sağlık tesisindeki tüm klinik ve laboratuvarlarda ilgili çekirdek eğitim müfredatına uygun tek bir program uygulanmasının, söz konusu sağlık tesisindeki eğitim hizmetlerini olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olmadığı, anılan düzenlemenin, eğitimde yeknesaklığın sağlanması suretiyle sunulacak tüm hizmetlerin etkili ve verimli şekilde yürütülmesi ve mevcut kaynakların müşterek ve verimli bir şekilde kullanılması amacına; eğitim sorumlusuna aynı zamanda idari sorumluluk görevi de verilebilmesinin ise, birlikte kullanılan tesisteki sağlık hizmetinin yirmi dört saat esasına göre kesintisiz olarak yürütülmesi ve verimlilik ölçütlerinin gerektirdiği yönetsel önlemlerin alınması amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, dava konusu düzenlemelerde, hukuka, birlikte kullanım sisteminin amacına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.
6.Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasının incelenmesi :
Dava konusu Yönetmeliğin "Mali hususlar" başlıklı 11. maddesinin 4. fıkrasında, "Birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye gelirlerinden; ilgili mevzuatı gereğince Hazine payı, 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi gereğince ayrılacak pay ile Bakanlık merkez payı ayrılır. Kalan miktar, 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirlenen oranları geçmeyecek şekilde Ek Ödeme Yönetmeliği hükümlerine göre personele ek ödeme olarak dağıtılır." kuralı düzenlenmiştir.
Yukarıda "Dava konusu Yönetmeliğin, Yükseköğretim Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığının (Mülga Maliye Bakanlığının) uygun görüşü bakımından incelenmesi" başlığı altında yer verilen açıklamalar doğrultusunda, dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasında, bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için öngörülen kesintilerin döner sermaye gelirlerinden ayrılacağına ilişkin düzenlemeye yer verilmemesinde, Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşünün alınmamış olması sebebiyle şekil unsuru yönünden üst hukuk normuna ve hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığından, anılan fıkranın diğer unsurlar yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.04/03/2020 tarihli ve 31058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin;
7.maddesinin 11. fıkrasının 1. cümlesinin esas yönünden;
11.maddesinin 4. fıkrasının “ilgili mevzuatı gereğince üniversitenin bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için öngörülen kesintiler” ibaresine yer verilmemesi nedeniyle şekil unsuru yönünden İPTALİNE,
2.Yönetmeliğin diğer maddeleri yönünden DAVANIN REDDİNE,
3.Dava kısmen iptal, kısmen ret şeklinde sonuçlandığından aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin ... TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, ... TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL duruşmasız vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya, ... TL duruşmasız vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 28/02/2024 tarihinde, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi, 7. maddesinin 10. fıkrasının 4. ve 5. cümleleri, 11. maddesinin 4. fıkrası yönünden oy çokluğuyla, diğer düzenlemeleri yönünden oy birliğiyle karar verildi. (X) - KARŞI OY :
Dava konusu Yönetmeliğin ''Tanımlar'' başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, "Eğitim sorumlusu"nun, tıpta ve diş hekimliğinde ilgili programdaki lisans ve uzmanlık eğitiminin yürütülmesinden sorumlu olan her bir klinik/laboratuvar için dekanın görüşü alınarak Başhekim tarafından bir yıllık süreyle görevlendirilen öğretim üyesini veya eğitim görevlisini ifade ettiği belirtilmiş; "Eğitim sorumlusu ve idari sorumlunun görev ve yetkileri" başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasında da, eğitim sorumlusunun, müfredata uygun olarak ilgili mevzuat çerçevesinde tıpta ve diş hekimliğinde lisans ve uzmanlık eğitimlerinin planlanması, yürütülmesi ve denetiminden dekana karşı sorumlu olduğu kuralına yer verilmiştir.
Her ne kadar, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesinin 5. fıkrasında, dekanın, eğitim sorumlusunu hastane yöneticisinin görüşünü alarak görevlendireceği kurala bağlanmış, dava konusu 4. maddenin 1. fıkrasının (d) bendinde, eğitim sorumlusunun başhekim tarafından dekanın görüşü alınarak görevlendirileceği düzenlenmiş ise de, eğitim sorumlusunun görevlendirilmesinde dekanın görüşünün alınması ve nihayetinde görevini yerine getirirken (birlikte kullanımdaki sağlık tesislerindeki tıpta uzmanlık ve lisans eğitimleri yönünden yetkili ve sorumlu bulunan) fakülte dekanına karşı sorumlu olması göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gerekleri ile üst normlara aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum. (XX) - KARŞI OY :
Anayasanın 123. maddesinde yer alan; idarenin, kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu, kanunla düzenlenmesi gerektiği yönündeki Anayasanın amir hükmünden hareketle, idari teşkilat içerisindeki yapılar birbirinden ayrı olarak yapılandırılmışsa da, kuruluş ve görevleri bakımından birbirinden tamamen bağımsız olduğu düşünülemez. İdari teşkilatı oluşturan yapılar gerek kuruluşları gerek görevleri yönüyle bütünlük arzetmektedir. Görevlerini yerine getirirken ve yetkilerini kullanırken, eşgüdüm içerisinde hareket etmek zorundadırlar. İdarenin, bu eşgüdüm içerisinde, kamu yararını sağlayabilmesi, kamu hizmetlerinin sürekli ve düzenli olarak yerine getirilmesi ile mümkündür. Kamu hizmetinin sürekli ve düzenli olma ilkesini ihlal eden idari işlemler ise hukuka aykırıdır. Sonuçta, kamu hizmetinin yürütülmesinde, idarenin kanundan aldığı yetkiyi, kanuna uygun olarak kullanması gerekmektedir.
Öte yandan, idare hukukunun temel ilkeleri uyarınca; normlar hiyerarşisinde kanunlardan sonra gelen düzenleyici işlemler, bir kanun hükmüne dayalı olarak hazırlanır. İdare tarafından, düzenleyici işlemler tesis edilirken, üst hukuk normlarına açıklık getirilmesi ve bu normlarca çizilen çerçeve içerisinde teknik detayların belirlenmesi, uygulamadaki belirsizliklerin giderilmesi amaçlanmalıdır. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesi gereği, uygulamada birliğin ve öngörülebilirliğin sağlanması amacıyla birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenlenmesi zorunludur. Genel anlamda sağlık hizmetlerinin, özel olarak birlikte kullanım ve işbirliği kapsamındaki hizmetlerin gereği gibi yürütülmesi için gerekli olan düzenleyici işlemlerin tesis edilmesi, kamu hizmetinin sürekli ve düzenli olması ilkesinin sonucudur. Diğer bir ifade ile, hazırlanacak Yönetmelikle, birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esasların belirlemesi, birlikte kullanım ve işbirliğinin sağlanması ve yürütülmesi açısından önemli bir yere sahiptir. Aksi durumda, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan belirlilik ve idari istikrar ilkesi, birlikte kullanım ve işbirliğinin yürütülmesi bakımından sağlanamayacaktır. Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin ''Taslak hazırlamada uyulacak ilkeler'' başlığını taşıyan 4. maddesinde, taslaklar hazırlanırken uyulacak ilkeler belirtilmiş olup, maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde; taslakların üst hukuk normlarına aykırı olamayacağı kurala bağlanmıştır.
İdarenin yetkilerini kullanırken ve görevlerini yerine getirirken egemen olan ilkeler ve mevzuat hazırlamaya ilişkin usul ve esaslar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesi gereği, birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususları belirlemek, Sağlık Bakanlığının görev ve yetkileri arasındadır. Sağlık Bakanlığının, bu görev ve yetkisini kullanırken, Hazine ve Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşünü alması şekil unsuru olarak zorunludur. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesi ile Sağlık Bakanlığına verilen yönetmelik hazırlama ve Maliye Bakanlığı ile Yükseköğretim Kuruluna verilen uygun görüş verme yetkisinin, ''kanuni idare ilkesi" uyarınca usulüne uygun kullanılıp kullanılmadığının yargısal olarak denetlenmesi hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Kanunlarda, idari işlem tesis edilmeden önce, bir başka makamın uygun görüşünün alınmasının kurala bağlamış olması durumunda, uygun görüş alınması zorunlu olmakla birlikte, bu makamın, normlar hiyerarşisine aykırı olan görüşünün kabul edilerek, düzenleyici işlem ihdasının mümkün olmaması, bunun tıkanıklığa yol açacak olması ve bu tıkanıklığı çözecek idari bir mekanizmanın bulunmaması nedeniyle, bu hususun yargısal denetim sırasında, re'sen araştırma ilkesi uyarınca değerlendirileceği tabidir.
Bu bakımdan, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için davaya konu Yönetmeliğin ihdas edilmesinde, Sağlık Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Yükseköğretim Kuruluna tanınan görev ve yetkilerin, üst hukuk normlarına ve kamu hizmetinin gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının ortaya konulması gerekmektedir. 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesi gereği birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisleri, Sağlık Bakanlığının mevzuatı uyarınca işletilecektir. Birlikte kullanılacak sağlık tesislerinin döner sermaye bütçesinden, bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için pay ayrılabileceği konusunda, 3359 sayılı Kanun'da ve 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun'da düzenleme yapılmamıştır. 2547 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca işletilen üniversite döner sermaye işletmelerinin gelirleri üzerinden ayrılabilecek bir pay niteliğinde olan üniversite bilimsel araştırma projeleri finansman payının, Sağlık Bakanlığı mevzuatı uyarınca işletilen döner sermaye işletmelerinin gelirleri üzerinden ayrılmasının yasal dayanağı bulunmadığından, birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye gelirlerinden bilimsel araştırma projelerinin finansman payı ayrılamayacaktır.
Bu bağlamda, davaya konu Yönetmeliğin yukarıda aktarılan hazırlık aşamasında, Yükseköğretim Kurulundan uygun görüş almak için yürütülen süreç bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Yükseköğretim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı işlem ile Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasına "üniversitenin bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için öngörülen kesintiler ve" ifadesinin eklenmesi durumunda uygun görüş verildiğini belirterek, Yönetmeliğe uygun görüş vermemesi, sebep unsuru yönünden dayanak kanuna ve üst hukuk normlarına aykırılık teşkil etmektedir.
Açıklanan nedenlerle, üst hukuk normlarına aykırı bulunan Yükseköğretim Kurulu görüşünün dikkate alınmaması suretiyle düzenlenen Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasının hukuka uygun olduğu anlaşıldığından bu fıkra yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz. (XXX) - KARŞI OY :
Dava konusu Yönetmeliğin "Protokolün imzalanması, feshi ve diğer uygulama esasları" başlıklı 7. maddesinin 10. fıkrasında, "Sözleşme süresi en fazla üç yıldır. Süre sonunda tekrar sözleşme imzalanabilir. Sözleşme bitiminden bir ay önce tarafların aksine yazılı bildirimi yoksa sözleşme kendiliğinden birer yıllık sürelerle uzar. Ancak sözleşme şartlarına aykırı davranılması halinde veya performans hedeflerindeki gerçekleşmeler dikkate alınarak süresinden önce de sözleşmeler feshedilebilir. Sözleşmesi sona erdirilen veya yenilenmeyen üniversite personelinin hastanedeki görevi sona erer ve bu personel üniversitedeki diğer görevlerini yürütmeye devam eder." kuralına yer verilmiştir.
Öğretim elemanlarının salt sağlık hizmeti sunumuyla yükümlü olmadıkları, eğitim ve araştırma faaliyetlerinde de bulundukları açık olmakla birlikte, dava konusu fıkranın 4. ve 5. cümlelerinin belirsiz nitelikte olduğu, ayrıca idareye, sözleşme şartlarından hangisine aykırılık halinde veya performans hedeflerindeki hangi gerçekleşmeler söz konusu olduğunda sözleşmenin süresinden önce feshedilebileceğine yönelik olarak keyfiliğe neden olabilecek şekilde geniş bir takdir yetkisinin tanındığı, bu durumun bilimsel özerkliğe de aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Kamusal sağlık hizmetinin yürütülmesi ve devamlılığı açısından söz konusu düzenlemelerin belirsiz olduğu, çalışma ve sözleşme hürriyetine yönelik sınırları belirsiz bir müdahale içerdiği, üniversite öğretim elemanlarının özlük haklarına kanun yerine idari işlem ile sınırlama getirdiği, bu haliyle anılan düzenlemenin Anayasa'ya, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, Yönetmeliğin 7. maddesinin 10. fıkrasının 4. ve 5. cümlelerinin iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.