11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2023/4877 E. , 2024/6822 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı WKS
İstanbul Tekstil Kalite Kontrol Hizmetleri Ltd. Şti.'nin davalılar ile birlikte üç ortaklı olarak kurulduğunu, müvekkilinin öncelikli şartının yeni kurulacak şirketin müvekkilinin faaliyet alanında müvekkilinin izni olmadan iştigal etmemesi ve yalnızca kuruluş amacı olan tekstil kalite kontrol işinde faaliyet göstermesi olduğunu, aynı şekilde müvekkilinin de diğer şirketlerin izni olmadıkça onların faaliyet alanında iştigal etmeden taşıma işini yapmasının kararlaştırıldığını, bu hususların dava dışı şirketin esas sözleşmesinin 9 uncu ve 12 nci maddeleri ile hüküm altına alındığını, ancak davalıların 2012 yılında müvekkilinin muhalefet oyuna rağmen dava dışı şirketin adresini taşıdıklarını, dava dışı şirketin, taşıma işlerini müvekkilinin onayı olmaksızın Yeni Antalya Lojistik Şirketi üzerinden sürdürmeye başladıklarını, esas sözleşmedeki hükümlere rağmen davalıların paravan şirketler kurarak taşıma işleri yapmaya başladıklarını, bu şekilde şirket ana sözleşmesini ağır şekilde ihlal ettiklerini, şirket esas sözleşmesindeki 12 nci maddenin iptal edilmesi için davalılar tarafından Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/259 E. (2019/553 Yeni E.) sayılı davanın açıldığını, davalı şirketin ana sözleşmesinin 12 nci maddesinin 03.04.2019 tarihli ortaklar kurulu kararına kadar olan 04.06.2010- 03.04.2019 tarihleri arasında geçerli ve yürürlükte olduğunun mahkeme kararı ile sabit olduğunu ileri sürerek, dava dışı WKS İstanbul Tekstil Kalite Kontrol Hizmetleri Ltd. Şti.'nin esas sözleşmesinin 12. maddesinde belirtilen alanlarda hangi şirket veya şirketlerle çalıştığının tespitine, zararları net olarak tespit edildiğinde arttırılmak kaydıyla şimdilik; esas sözleşmenin ihlal edilerek müvekkilinin onayı alınmaksızın Yeni Antalya Lojistik Şirketi ve bilinmeyen diğer şirketler ile çalışılması nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarara karşılık 3.000,00 TL'nin, müvekkilin mahrum kaldığı kar olan 3.000,00 TL'nin, yine belirtilen maddeyi ihlal eder şekilde, kurulan Bosporus Şirketi adı altında faaliyet yürütülmesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarara karşılık 3.000,00 TL'nin, müvekkili şirketin uğradığı itibar kaybı nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Rekabet Kurulu'nun, davanın dayanağı olarak gösterilen ana sözleşme maddesinin geçersizliğine hükmettiğini, dava konusu rekabet yasağı maddesinin davacının da olumlu oyuyla ana sözleşmeden çıkarıldığını, müvekkillerinin Türkiye'de faaliyet göstermediğini, bu nedenle söz konusu maddeye aykırı davranmadığını, tazminat koşullarının oluşmadığını, ayrıca tazminat talebinin somutlaştırılmadığını savunarak davanın zorunlu arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden usulden reddine, yetki ilk itirazı dikkate alınarak yetki yönünden reddine, aksi takdirde zamanaşımı ve esasa ilişkin diğer nedenlerden dolayı reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, arabuluculuk şartının sağlandığı, davalıların adresinin Almanya'da olduğundan bahisle yetkisizlik itirazında bulunulmuş ise de iddia edilen eylemlerin ve zarar gördüğünü iddia eden davacının Türkiye'de olması nedeniyle bu itirazın yerinde olmadığı, taraflar arasındaki rekabeti engelleyici ve dava dışı şirketin ana sözleşmesinde yer alan 12 nci maddenin davacının da oyuyla 03.04.2019 tarihinde kaldırıldığı, davacının dayandığı haksız rekabet vakıasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 ve devamı maddelerinde düzenlendiği, 60 ıncı maddeye göre dava hakkı olan kişinin dava hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde bu hakkın doğumundan itibaren 3 yıl geçince dava hakkının zamanaşımına uğrayacağı, dava dilekçesi içeriğinden, taraflar arasındaki ihtilafın 2016 yılında açılan dava ile başladığı ve bu durumun 03.04.2019 tarihinde sözleşme maddesi kaldırılmakla son bulduğu, davacının, sözleşme maddesinin yürürlükte bulunduğu 04.06.2010 ila 03.04.2019 tarihleri arasındaki dönemde yapılan haksız rekabet nedeniyle tazminat talebinde bulunduğu, davanın açıldığı 08.02.2021 tarihi itibarıyla bir yıllık zamanaşımının dolduğu, davacının en geç ana sözleşme maddesinin iptal edildiği tarih itibarıyla dava hakkı olduğunu ve haksız rekabet edildiğini öğrendiği, davalının zamanaşımı def'inin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ve davalı şirketlerin ortağı olduğu WKS İstanbul Tekstil Kalite Kontrol Hizmetleri Ltd. Şti.'nin esas sözleşmesinin 12 nci maddesinde davalı şirketlerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde doğrudan ve dolaylı olarak lojistik, nakliye, depolama ve elleçleme gibi hizmetleri ancak davacının onayı ile yapabileceği, rekabet yasağının şirketten ayrılmasını müteakip 2 yıl süre ile geçerli olduğunun düzenlendiği, davacının, davalıların sözleşmenin rekabet yasağı öngören bu hükmünü ihlal ettiklerini ileri sürdüğü, 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü ve devamı maddeleri içerisinde değerlendirilebilecek bir vakıaya dayanmadıklarından davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının haksız rekabete ilişkin hükümlere göre değil, taraflar arasındaki sözleşmenin tabi olduğu zamanaşımı süresine göre belirlenmesi gerektiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 147 nci maddesinin (1) ve (4) numaralı bentleri uyarınca bir ortaklıkta ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki, bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakların beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu, somut olayda davanın 6098 sayılı Kanun'un 147 nci maddesinin (1) ve (4) numaralı bentleri uyarınca beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve zamanaşımı süresi dolmadan dava açıldığı halde olayda uygulanma yeri olmayan 6102 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinde düzenlenen haksız rekabet için geçerli olan 1 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un (4054 sayılı Kanun) 56 ncı maddesinde anılan Kanun'un 4 üncü maddesi kapsamındaki anlaşma ve kararların geçersiz olduğu, bu anlaşmalardan ve kararlardan doğan edimlerin ifasının istenemeyeceğinin düzenlendiği, bu düzenlemenin emredici norm niteliğinde olduğu, dava dışı şirketin esas sözleşmesinin 12 nci maddesinde yer alan rekabet yasağı hükmünün Rekabet Kurulu'nun 2017/4-60 dosya sayılı, 08.02.2018 tarihli kararıyla; diğer ortakların davacı şirketle rekabet etmesini engellediği, 4054 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi kapsamında olduğu sonucuna varılarak, davacının söz konusu esas sözleşme hükmünün 4054 sayılı Kanun'a aykırı olmadığına dair menfi tespit belgesi verilmesi talebinin reddine, söz konusu hükmün esas sözleşmeden kaldırılması için Başkanlığın görevlendirilmesine karar verildiği, söz konusu esas sözleşme hükmünün 03.04.2019 tarihinde ortaklar kurulu kararıyla esas sözleşmeden çıkarıldığı, davacının da herhangi bir muhalefet ileri sürmediği, bu durumda Rekabet Kurulu'nun anılan 08.02.2018 tarihli kararı dikkate alındığında davacının dayanağı olan esas sözleşme hükmünün 4054 sayılı Kanun'daki emredici düzenlemelere aykırı olduğu, davacının bahsi geçen esas sözleşme hükmüne dayalı olarak talepte bulunamayacağı gibi esas sözleşme değişikliğine herhangi bir muhalefet ileri sürmeyerek iştirak ettiğinden talebinin dürüstlük kuralına uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, sözleşmeye aykırı davranış nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tahsili istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4054 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 147 nci maddesinin (1) ve (4) numaralı bentleri.
3.Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 26.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.