11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2023/5665 E. , 2024/7398 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "...", "... ...", "... ...", "... ... " ibareli tescilli markalarını uzun süredir yoğun biçimde kullandığını, “... ...” markasının tanınmış hale geldiğini, "... ..." asıl unsurlu ticaret unvanını da 17.02.2009’dan bu yana kullandığını, ayrıca “misspoemstore.com” alan adlı internet sitesinin de bulunduğunu, davalının davacı markasını taklit ederek görsellerinde, ürünlerinde ve mağazasında kullanması üzerine Bakırköy 13. Noterliğinden 03.02.2014 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, buna rağmen davalının davacının tescilli markalarını mağazacılık alanında kullanmaya devam ettiğini, davalının 18.05.2017 tarihinde 2017/46112 sayılı “ ... ... ” ibaresinin 25 ve 35. sınıflarda tescili için yaptığı başvurunun, davacının itirazı üzerine davalının 2011/24660 sayılı “ ... ... ” markasının yeni başvuru için kazanılmış hak teşkil etmediği gerekçesiyle reddedildiğini ve davalının Ankara 3. FSHHM nezdinde açtığı iptal davasının da aynı gerekçeyle reddedildiğini davacının bunun üzerine yine ... ... kelimesini öne çıkaran aynı ibare için 16.03.2018 tarihinde 2018/26436 sayılı dava konusu marka başvurusunda bulunduğu, taraf markaların tertip düzeninin aynı olmasına karşın, davalı Kurum tarafından bu kez 25. sınıf yönünden başvurunun kazanılmış hak kapsamında değerlendirilerek kabulüne karar verildiğini oysa taraf markaları arasında iltibas bulunduğunu, somut olay bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin 5 ve 6 bendi koşullarının da oluştuğunu, davalının “... ...” markasının tanınmışlığından haksız menfaat temin edilme çabasıyla kötü niyetle dava konusu başvuruyu yaptığını, davalı şahıs adına tescilli 2017/46167 sayılı ve "... ..." markasının davacı markalarıyla iltibas yarattığı iddasıyla açtıkları hükümsüzlük davasının derdest bulunduğunu ileri sürerek YİDK kararının itirazlarının kısmen reddi yönünden iptali ile başvurunun 25. sınıf mallar bakımından reddine karar verilmesi talep edilmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2011/24660 sayılı markası nedeniyle müktesep hakkı bulunduğunu, davacının müvekkiline gönderdiği ihtarında da bu markanın kullanımına karşı çıkmadığını, dava konusu YİDK kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, " ... ... woman style" ibareli başvuru markasıyla, davacının " ..., ... ... ve ... ..." ibareli tescilli markaları arasında uyuşmazlık konusu 25. sınıf mallar yönünden SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu, zira taraf markalarında "... ..." ibaresinin asli, ayırt edici ve baskın unsur olarak kullanıldığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı (hedef) kitlesinin, yargılama konusu 25. sınıftaki mallar açısından ayırdığı satın alma süresi içinde, ... ... " ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden bunun davacının "...","... ..." ve "... ..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, dava konusu mallar açısından ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde her iki markanın işletmesel kökenlerinin aynı olduğu, idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeye ait markalar olarak algılanabileceği, diğer yandan davalının 2011/24660 sayılı markasının dava konusu başvuru yönünden müktesep hak teşkil etmeyeceği, dava konusu başvuruda "... ..." ibaresi baskın ve asli unsur olarak yer aldığından, davalının önceki tarihli markasından uzaklaşıp davacı markasına yaklaştığı benimsenen bilirkişi raporu ile de anlaşıldığından müktesep hak oluşmadığı, davacının SMK'nın kötü niyet ve SMK'nın 6/5, 6/6 maddelerine dayalı iddiaları yerinde olmasa da, bu durumun sonuca etkili bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu YİDK kararının iptaline karar karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı gerçek kişinin 2011/24660 sayılı markasının, dava konusu başvuru da olduğu gibi "..." ibarelerinden oluştuğu, 2011/24660 sayılı markanın asli unsurunu yine dava konusu başvuruda olduğu gibi "... ..." ibaresi oluşturduğu, anılan davalı markası kapsamında uyuşmazlık konusu 25. sınıf malların yer aldığı, 2011/24660 sayılı davalı markasının 23.02.2012 tarihinde tescil edildiği, dava konusu marka başvurusunun da 16.03.2018 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla yukarıda belirtilen "eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması" şartının da gerçekleştiği anlaşıldığından, dairece dava konusu başvuru sahibi gerçek kişi yararına müktesep hak koşullarının gerçekleştiği kabul edildiği, her ne kadar dava konusu başvuruda, 2011/24660 sayılı markadan farklı olarak, "... ..." ibaresinin öne çıkarıldığı bu hali dava konusu başvuruda önceki markadan uzaklaşılarak davacı markalarına yanaşıldığı gerekçesiyle müktesep hak koşullarının oluşmadığı kabul edilmişse de, yukarıda da açıklandığı üzere hem dava konusu başvurunun hem de 2011/24660 sayılı davalı markasının "..." asli unsurunu "... ..." ibaresi oluşturmakta olduğu, zira her iki davalı markasında "... ..." ibaresi dışında yer alan diğer kelimeler markasal algı yaratmayan tali unsur niteliğinde bulunan ibareler olduğundan, dava konusu başvuruda "... ..." ibaresinin önceki markadan farklı olarak diğer ibarelere göre öne çıkarılarak yazılması, davacı markalarına yanaşma olarak kabul edilemeyeceği, diğer taraftan davacı tarafça, davalının 2017/46112 sayılı "..." ibareli bir başka başvurusu hakkında görülen davada 2011/24660 sayılı markasının kazanılmış hak oluşturmayacağının kabul edildiği ileri sürülmüşse de o davaya konu başvuruda işbu davanın konusunu oluşturan başvurudan farklı olarak davacı markalarında da yer alan pembe kalp figürüne yer verildiği anlaşıldığından, verilen kararın işbu dava bakımından emsal oluşturması da mümkün olmadığı, bu itibarla, ilk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile davacının yukarıda bahsi geçen itiraz mesnet "... ...", "... ..." ve "..." ibareli markaları arasında, uyuşmazlık konusu 25. sınıf mallar yönünden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşulları oluşsa da, davalının 2011/24660 sayılı markası nedeniyle dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkı bulunduğu, bu bağlamda dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesini doğru olmamış,"düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, dairece davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi Kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka başvurusuna itirazın kısmen reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci, beşinci ve altıncı fıkraları
3.Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.