Esas No
E. 2022/4657
Karar No
K. 2024/1825
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk
Aramaya Dön
YARGITAY

6. Hukuk Dairesi

E. 2022/4657 K. 2024/1825 T.
Karar Sonucu ONANMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/4657, K. 2024/1825, T. 29.05.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4657
Karar No
2024/1825
Karar Tarihi
29.05.2024
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Genel Hukuk
Karar Sonucu
ONANMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

6. Hukuk Dairesi         2022/4657 E.  ,  2024/1825 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2020/254 E., 2021/288 K.
HÜKÜM: Davanın Kısmen Kabulü

1.İlk derece mahkemesinin 25.11.2015 tarih 2014/77 E. 2015/584 K. sayılı ilamı ile 30.12.2012 vade tarihli ve 4.000.00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespit talebinin yargılama sırasında bononun Burhaniye İcra Müdürlüğü'nün ... dosyasına ödenmesi nedeniyle istirdata dönüştüğü, bu nedenle davacı tarafından davalı şirkete ödenen 5.012,93 TL’nin ödeme tarihi olan 18.07.2013 tarihinden itibaren, eksik ifa nedeni ile davacının 6 aylık kira bedeli zararına sebebiyet verdikleri anlaşılmakla 9.900,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren , eksik ifa nedeni ile 5.000,00 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan alınmasına karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. hukuk Dairesi’nin 28.09.2016 tarih 2016/2372 E., 2016/4067 K. sayılı kararı ile “Davalı .... Şti'nin temyiz itirazları incelendiğinde; davada sözleşme ilişkisine dayanılarak alacak isteminde bulunulduğu, usulen sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmadığı, bu nedenle husumet yokluğundan red kararı verilmesi gerekirken diğer davalı ile birlikte sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olmuştur...Davacının temyizine gelince; ...Somut olayda davacı tarafından ticari reeskont faiziyle tahsil talebinde bulunulmuş olmasına rağmen mahkemece uygulanacak faizin türü belirtilmeksizin faiziyle birlikte tahsil kararı verilmiştir. Ayrıca hükmün 6. maddesinde "TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiş olup miktarı gösterilmeyerek yerine ",," yazılmakla yetinilmiştir. Mahkemece hükmedilen faizin niteliği belirtilmeden infazda tereddüt yaratacak biçimde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi yargılama giderlerinin de denetime elverişli biçimde kararda gösterilmemesi doğru olmamıştır. İlk dava dilekçesinde eksik ve ayıplı ifa nedeniyle verilen zararların tahsilinden söz edilmiş ise de; dava değeri olarak gösterilen ve harç yatırılan miktar nedeniyle sadece bonoya ilişkin menfi tespit davası açılmış ve ıslah dilekçesi ile de sadece kira kaybı nedeniyle tazminat istenmiş olup, dava ve ıslah dilekçesi kapsamında eksik işler bedeline ilişkin bir dava bulunmamaktadır. Açılan davada eksik işler bedeli talep edilmediği halde talep aşılarak eksik işler bedelinin de hüküm altına alınması HMK'nın 26. maddeye aykırı olmuştur. Dava 19.12.2012 tarihinde açıldığı halde gerekçeli kararda 25.03.2014 olarak gösterilmesi de doğru olmayıp” belirtilen nedenlerle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

2.Mahkemenin 24.09.2019 tarih 2017/486 E. 2019/150 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak davalı şirket aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davacının istirdat talebinin ödeme tarihinden itibaren , kira alacağına ilişkin talebin ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... dan alınmasına karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz talebi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15.hukuk Dairesi'nin 28.09.2016 tarihli 2019/3347 E., 2020/790 K. sayılı kararı ile davalı ...’ın mahkemece verilen 25.11.2015 gün, 2014/77 E., 2015/584 K. sayılı kararına karşı temyizi olmayıp aleyhine kurulan hükmün kesinleştiği, bu davalı dışındaki tarafların temyizi üzerine bozulan karardan sonra oluşturulan 24.04.2019 tarihli kararda davalı ... aleyhine önceki karardan daha fazla bir miktara hükmedilmemiş olup, adı geçen davalının son kararı temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmakla davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden ise “ Dairemizin hükmüne uyulan 28.09.2016 gün, 2016/2372 E. ve 2016/4067 K. sayılı bozma ilâmının ikinci sayfa, ikinci bent, son paragrafında HMK’nın 26. maddesindeki taleple bağlılık ilkesinin emredici hüküm olduğundan mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerektiği, dava ve ıslah dilekçesinde sadece bonoya ilişkin menfi tespit davası açılmış ve ıslah dilekçesi ile de sadece kira kaybı nedeniyle tazminat istenmiş olup dava ve ıslah dilekçesi kapsamında eksik işler bedeline ilişkin bir dava bulunmadığı, açılan davada eksik işler talep edilmediği halde talep aşılarak eksik işler bedelinin de hüküm altına alınmasının HMK’nın 26. maddesine aykırı olmasına dair yapılan bozma, verilen ve bozma ilamının konusunu oluşturan mahkeme kararında aleyhine tahsil hükmü oluşturulan gerçek kişinin temyizinin bulunmaması ve davacının temyizi nedeniyle aleyhine bozma yapılamayacağı ilkesi karşısında maddi hataya dayalı olup, bahsi geçen maddi hata açık, tartışmasız ve başka bir surette yorum yapılamayacak nitelikte bir hata olup, usuli kazanılmış hakkın istisnasını oluşturmaktadır. Bunun sonucu olarak bozmaya uyulmasına rağmen HMK’nın 26. maddesinden bahsedilerek eksik işlerin giderim bedeli ile ilgili talebin reddi doğru olmamıştır. Öte yandan davacı dava dilekçesi ve ıslah dilekçesinde ticari reeskont faizi ile tahsil talebinde bulunmuş olup, sözleşme konusu iş davalı yüklenicinin ticari işletmesi ile ilgili ticari iş olduğundan, 3095 sayılı Yasa'nın 2/II. maddesine göre davacı iş sahibi tarafından sözleşme konusu işle ilgili alacağı için avans faizi talep edilebilir ise de bundan daha az oranda ticari reeskont faizi ile birlikte tahsil talebinde bulunulduğundan, kabul edilen alacaklar için reeskont faizi uygulanarak tahsil kararı verilmesi yerine yasal faizi ile birlikte tahsil kararı verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; 25.11.2015 tarih, 2014/77 Esas ve 2015/584 Karar sayılı yerel mahkeme kararı temyiz edilmemek suretiyle davalı ... aleyhine miktar yönünden kesinleştiğinden davalı şirket hakkındaki davanın husumet yönünden reddine, menfi tespit davası olarak açılıp, istirdat davasına dönüşen dava ile ilgili 5.012,93 TL’nin 18.07.2013 tarihinden itibaren, 9.900,00 TL kira kaybı tazminatının ve 5.000,00 TL eksik işler giderim bedelinin 19.12.2012 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalı ...’dan tahsil edilerek davacıya verilmesine, davacının icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar vermek olmalıdır. Belirtilen sebeplerle faiz uygulamasında hata yapıldığı ve talep aşımı ile ilgili bozmada maddi hata bulunduğundan kararın bozulması uygun bulunmuştur.” gerekçesiyle söz konusu kararın kesin olarak bozulmasına karar verilmiştir.

3.İlk Derece Mahkemesinin bozma üzerine verdiği karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Kamu düzenine aykırılık halleri ile kesin bozma doğrultusunda ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Malkara Asliye Hukuk Mahkemesi kararına ilişkin davacı vekili ve davalı ... vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edenlerden alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2024 gününde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
ONANMASINA Yargıtay Hukuk Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.26
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog