43. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1002
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/04/2021
NUMARASI: 2020/18 Esas - 2021/430 Karar
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, borçlu ...San. Ve Dış Tic. A.Ş. ile müvekkili şirket aralarında ticaret yaptıklarını, bu ticari ilişkiden kaynaklı borçlu şirket adına 14.09.2019 tarihli 53.7694,28 TL bedelli, 21.09.2019 tarihli 7.825,61 TL bedelli, 07.09.2019 tarihli 12.801,97 TL bedelli fatura düzenlendiğini, bu miktarlar müvekkile ödenmediğini, bu nedenle davalı şirket aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu şirketin, başlatılan icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, ayrıca borçlunun mal kaçırma ihtimali olduğunu ve müvekkilinin alacağına kavuşamama tehlikesi olduğundan borçlu şirketin menkul ve gayrimenkul malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına % 20 den aşağı olmamak üzere haksız ve kötü niyetli itirazlardan dolayı icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davanın ve tüm taleplerinin kabulü ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı Tarafından Gönderilen Faturaların Usulsüz Tebliğ Edildiğini, davacı tarafından takibe konu edilen 3 adet fatura müvekkil firmanın ticari İşlem merkezi olan "... Mah. ... Cad.No:... Bahçelievler/İST” adresine tebliğ edilmediği gibi müvekkili şirketin ticari yetkilisine de tebliğ edilmediğini, davacının, dava konusu faturaları 09.10.2019 tarihinde müvekkili firmayı temsille yetkili olmayan çalışanlara teslim ettiğinin tarafımızca tespiti üzerine İstanbul ...Noterliğinin 10.10.2019 tarih ve .. yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacıya ihtarname gönderilerek, fatura İçeriğine süresi içinde itiraz ettiğimizi ve faturaları kabul etmediğimiz davacıya beyan etmiş bulunduklarını, fatura içeriğine konu edilen ürünlerin ayıplı ve kusurlud olduğunu, davacının takip konusu faturaların içeriğine ilişkin müvekkili firmaya herhangi bir mal veya hizmet vermediğini, davacı tarafından gönderilen malzemelerin, müvekkili firmayı teklif edilen standartların dışında olduğu ve bu haliyle kullanılamayacağı; malların ayıplı ve kusurlu olduğunun defaten davacıya iletilerek ihbar edildiğini, bu nedenle davanın reddine, davacı aleyhine dava konusu tutar üzerinden %20'den az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Gelinen aşamada davacının davalıya uyuşmazlık konusu faturalara konu hizmeti verdiği, davalının ayıp iddiasını ispatlayamadığı kanaatine varıldığından artık davalının uyuşmazlık konusu faturalara konu bedeli ödediğini ispatlaması gerekmekte olup buna ilişkin de yasal delil ileri süremediği, alacağın likit olduğu ve davacının davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğüne ilişkin delil sunamadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne,..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; arabuluculuk son tutanak aslının kesin süreye karşın dosyaya sunulmadığını. bu itibarla 6325 sayılı kanun gereğince öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, buna uyulmamış olmasının hatalı olduğunu, davacı tarafından gönderilen faturaların usulsüz tebliğ edildiğini, davacı tarafça takibe konu edilen 3 adet faturanın, davalı firmanın ticari işlem merkezi olan “... Mah. ... Cad.No:... Bahçelievler/İST” adresine tebliğ edilmediğini ve ayrıca davalı şirketin ticari yetkilisine de tebliğ edilmediğini, temsille yetkili olmayan çalışanlara teslim edildiğini, davacıya ihtarname gönderilerek; fatura içeriğine süresi içinde itiraz ettiklerini ve faturaları kabul etmediklerini, ayırca fatura içeriğine konu malların ayıplı ve kusurlu olduğunun belirtildiğini, davacı tarafından fatura içeriklerinin gerçeği yansıttığı veya faturaların yeniden davalı firmaya ve yetkililerine tebliği için herhangi bir irade ortaya konulmadığını, faturaların ve faturaya konu mal ve hizmetin verildiğinin ispat külfetinin davacıda olduğunu, fatura içeriğine konu edilen ürünler ayıplı ve kusurlu olduğunu, buna ilişkin şantiye sahasında tutulan tutanak ve fotoğrafların dosyaya sunulduğunu, Yerel mahkemenin tutanakta adı geçenlerin tanık sıfatıyla dinlenmesine ilişkin 20.07.2020 tarihli tanık listesini dikkate almadığını, tanıkların dinlenmemesi ve ek bilirkişi rapor taleplerinin kabul edilmemesinin hukuki dinlenilme haklarının ihlaline neden olduğunu, takip konusu faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, davacının müvekkil firmaya mal ve hizmet verdiğine ilişkin iddiasını ispatlayamamış olması ve yargılama aşamasında delillerin toplanmamış olmasını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: borçlu/davalı ile davacı şirketin ticaret yapmakta olduklarını, bu ticari ilişkiden kaynaklı borçlu şirket adına 14.09.2019 tarihli 53.7694,28 TL bedelli, 21.09.2019 tarihli 7.825,61 TL bedelli, 07.09.2019 tarihli 12.801,97 TL bedelli fatura düzenlendiğini ve bu miktarların davacıya ödenmediğini, alacağın borçludan talep edilmesine karşın ödemesi yapılmadığından hakkında yasal yollara başvurulduğunu, borçlu şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını ve davalının başlatılan icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmesi neticesinde takibin durdurulduğunu, bu sebeple itirazın iptali yoluna gidildiğini, ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk gereği arabulucuya başvurulduğunu, arabuluculuk görüşmeleri neticesinde tarafların anlaşamadığını,
İlk derece mahkemesince yapılan inceleme neticesinde, davacı şirketin defterlerine göre davalıdan 74.421,86 TL alacaklı olduğu tespit edildiğini ve defterlerin usulüne uygun tutulduğunun anlaşıldığını, davalı tarafın istinaf başvuru dilekçesinde sunmuş olduğu sebeplerin geçersiz, somut dayanaktan uzak yalnızca davacının alacağına kavuşmasını engellemeye yönelik olduğunu ve davalının haksız ve mesnetsiz istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap (fatura) alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "21/09/2019, 14/09/2019 ve 07/09/2019 tarihli faturalar" borcun sebebi gösterilerek 74.421,86 TL asıl alacak ve 784,62 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 75.206,48 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takip talebine 3 adet irsaliyeli faturanın eklendiği, irsaliyeli faturalarda teslim eden ve teslim alan bölümlerinde imza bulunduğu ayrıca ... adının bulunduğu, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.
Davacı tarafça dava açılışında arabulucu son tutanağının sureti sunulduğu mahkemece aslını sunması için verilen kesin süre içinde 20/01/2020 tarihinde arabulucu son tutanak aslını mahkemeye sunduğu görülmekle bu yöne ilişen istinaf nedeni yerinde değildir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davalının dava dışı kurumdan aldığı "Atık Su Arıtma Tesisleri ve Kanal İnşaatı" işinde kullanmak üzere davacıdan "Kırma Taş" satın aldığı uyuşmazlık konusu değildir.
Davacı tarafça davalıya teslim edilen kırma taşlar hakkında davalının tuttuğu 14/09/2019 tarihli tutanakta; 20/05/2019 ile 03/08/2019 tarihleri arasında teslim edilen malzemelerin istenilen şartlar olmadığı, İSKİ kontrol teşkilatı tarafından tespit edildiği, malzemenin içerisinde toprak ve çamur karışımı olduğu" belirlenmiştir. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2016 Tarih, 2015/13357 Esas ve 2016/2695 Karar Sayılı İlamı). Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği,
HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.(Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4) Davalı adına tanzim edilen 3 adet faturanın 21/09/2019, 14/09/2019 ve 07/09/2019 tarihli olduğu, bilirkişi raporuna göre bu faturalardan başka 14 adet irsaliyeli faturanın ... tarafından teslim alındığı ve davalı tarafça kabul edip ticari defterlerine kaydedildiği, eldeki faturaları teslim alanın ...l'ın yetkili olmadığını savunmasının önceki faturaları kabulü karşısında yerinde görülmemiştir. İrsaliyeli faturaların teslimine ilişkin ayrıca bir tarih bulunmadığından düzenleme tarihinde teslim edildiğinin kabulü gerektiği, bu haliyle davalı tarafça 10/10/2019 tarihli ihtarname ile itiraz edilen faturalar hakkında TTK 21/2 maddesi gereği 8 gün içinde itiraz edilmediği sonucuna ulaşılmaktadır.Davacı ve davalının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede uyuşmazlık konusu faturalar dışında bir uyuşmazlık bulunmadığı, davacı ticari defterlerine göre takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 74.421,86 TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerine uyuşmazlık konusu faturaların kaydedilmediği ve bu nedenle davacıya bir borcunun görünmediği belirlenmiştir. Davacı ticari defterlerinde faturaların kayıtlı olduğu, BS formuyla vergi dairesine bildirildiği, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ve vergi dairesini BA formuyla bildirilmediği görülmektedir. Dava ve takibe konu faturalar davalı ticari defterlerine kaydedilmemekle birlikte bahse konu irsaliyeli faturaların düzenleme tarihleri ile fiili sevk tarihlerinin düzenleme tarihi ve davalı tarafça tutulan tutanaktaki veriler ile uyumludur. İrsaliyeli fatura altıdaki imzanın sadece faturanın değil fatura içeriği malların teslim edildiğine delil oluşturur. Buna göre irsaliye altındaki imza sahibi ...'ın davalı çalışanı olhasına göre davacının düzenlediği faturaların davalıya teslim edilen mallar ile uyumlu olduğunun kabulü gerekmekle bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerekir.
TTK'nın 18/3. Maddesine göre, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır. Elbetteki bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir. Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Davalı şirket bir inşaat şirketi olup kendisine teslim edilen kırma taşların istenilen evsafta olmadığı, çamurlu ve topraklı olduğuna yönelik ayıp iddiası açık ayıp niteliğindedir. Açık ayıbın teslim tarihinden itibaren TTK 23/1-c beni gereği 2 gün içinde ihbar etmelidir.
Davalı tarafça süresinde ayıp ihbarında bulunulmamış olup buna ilişkin bir delil dosyaya sunulmamıştır. Kaldıki bu iddiasına dayanak dosyaya sunduğu ve hangi emtiaya ait olduğu de belirlenme imkanı olmayan fotoğraflar dışında bir delil sunmamış, mahkemece ayıplı malların yerinin belirlenmesine yönelik ara kararına da mahkemece inceleme yapılmasına olanak verecek şekilde bir bildirimde bulunmamıştır. Bu durumda malları teslim alan davalının ayıp iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla bu yönlere ilişen istinaf istemi de yerinde değildir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde sinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; mahkemece kurulan hüküm isabetli görülmemiş olmakla davalının istinaf istemin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.