12. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1385
- Karar No
- 2024/1702
- Karar Tarihi
- 21.11.2024
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Genel Hukuk
- Karar Sonucu
- KALDIRILMASINA
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1385
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/11/2018
NUMARASI: 2018/210 Esas - 2018/1218 Karar
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Tasfiye Halinde ... A.Ş.'de döviz katılım hesabı açtığını, bu kapsamda toplam 24.351-USD yatırdığını, ...'ın tasfiye sürecine girdiğinden hak ve alacakların geri ödemesini davalı şirket ile akdedilecek temlik sözleşmesiyle kendilerini sulh ve ibra etmelerinin talep ettiğini, müvekkilinin de bunu kabul ederek davalı şirketle 21/05/2009 tarihinde sözleşme akdettiğini, bu sözleşmenin 4.3. maddesi uyarınca müvekkilinin 24.351-USD alacağının müvekkiline ödenmek üzere davalı ... A.Ş. tarafından temlik alındığını, davalının temlik aldığı bu rakamın 25/06/2009'dan başlamak üzere aylık 400-USD olarak taksitler halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının toplam 29 taksidi ödediğini ve kalan 12.751-USD'yi ödemediğini, noterden gönderilen 27/11/2017 tarihli ihtarnameyle 12.751-USD'nin 7 gün içinde ödenmesinin istenildiğini, ancak ihtarnameye rağmen ödemenin yapılmaması üzerine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile 12.751-USD için icra takibi başlatıldığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının takibe itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, her ne kadar sözleşme başlığında "Alacağın Temliki" denilmiş olsa da alacaklının değişmemesi, tam aksine borçlunun değişmesi nedeniyle alacağın temliki değil borcun naklinin bulunduğunu, dayanak sözleşmenin niteliği gereği borcu devralan yeni borçlunu, eski borçlunun alacaklıya karşı haiz olduğu itiraz ve def'ileri alacaklıya karşı ileri sürebileceğini, dava dışı İhlas ...'ın tasfiye sürecinin devam ettiğini, kar-zarar hesabının, hesap sahiplerine tasfiye sürecinde alacak isabet edip etmeyeceği, edecekse miktarının ancak tasfiye sonucunda belli olacağını, borcu nakleden İhlas ... A.Ş.'nin tasfiye sürecinin devam ettiğini, bu nedenle davanın zamansız açıldığını, borcun naklinin yapıldığı sözleşme sırasında borç-alacağın muaccel olmadığını, talep edilen asıl alacağın fazla olduğunu, davacıya toplam 12.658,32-USD ödeme yaptığını, kalan sözleşme bedelinin 11.692,68-USD olduğunu ve 1.059-USD'nin taşkın talep olduğunu belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, alacağın borcun nakli sözleşmesi gereğince talep edildiği, esas borçlu İhlas ... tasfiye aşamasında olduğundan tasfiye işlemleri ve kar-zarar hesabı sonrası alacağın muaccel olacağı, takip ve dava tarihi itibariyle muaccel bir alacak bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece borcun nakli müessesesinin yanlış yorumlandığını, davalının müvekkiline olan borcu üstlendiğini, davalının 29 taksidi ödemesinin de bunu ispatladığını ve ret kararının hatalı olduğunu belirterek, hükmün kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılmış icra takibine davalının itirazının iptali istemine ilişkindir. Mahkeme tarafından ... A.Ş.'nin tasfiyesi sonuçlanmadığından alacağın muaccel hale gelmediğinden bahisle dava reddedilmiş ise de davacı, ... A.Ş.'deki alacağını değil, İhlas ... A.Ş.'deki alacağının davalıya devrine ilişkin devir bedelini davalıdan talep etmektedir.... A.Ş.'ye yönelik bir talep ve dava mevcut olmayıp, taraflar arasında yapıldığı belirtilen ve davalının da itiraz etmediği temlik-satış sözleşmesinde, davalının satın aldığı alacağının bedelini ödemesine ilişkin takvim bulunduğu iddia edilmektedir. Her iki taraf da sözleşme kapsamında ödemeler yapıldığını belirtmektedir. Ne var ki mahkemece, tarafların dayandığı 21/05/2009 tarihli temlik sözleşmesi ve diğer deliller toplanmadan erken açıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Bu nedenle tarafların iddia ve savunmaları denetlenememektedir.
Bu kapsamda, benzer uyuşmazlığa ilişkin Dairemizin 2018/67 E., 2018/58 K. sayılı ve 26/01/2018 tarihli ilamında da belirtildiği üzere, taraflar arasındaki sözleşmede ödemelerin dava dışı ... kurumunun tasfiyesi sonrası yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunup bulunmadığı belirlenerek (Yargıtay 19. HD'nin 2016/4537 esas ve 2016/7507 karar sayılı ilamı da aynı yöndedir), eğer böyle bir hüküm yok ise, sözleşmeye göre kalan taksitlerin bedelinin iddia edildiği üzere sözleşmenin 4.6. maddesi uyarınca muaccel olduğu kabul edilerek ve davacının fazla miktar talep edildiği yönündeki savunması da dikkate alınarak ve tarafların delilleri toplandıktan sonra gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak, talep hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanıp, değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.