14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1174
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/10/2019
NUMARASI: 2016/1224 E. - 2019/1085 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari alışveriş için anlaşmaya varıldığını, davaya konu senedin davalıya teminat senedi olarak verildiğini, davalının teminat şartlarını yerine getirmediğini, davalının davacıya teslim etmesi gereken malları teslim etmediği halde teminat olarak verilen ve kambiyo senedi vasfı olmayan iş bu senet için usulsüz ihtiyati haciz kararı alındığını, davacının itibarının zedelendiğini, anlaşma sağlanan firmaların sözleşmeleri feshettiğini, davacının bu durumdan hem maddi hemde manevi olaak zarar gördüğünü belirttiğini beyan ederek, davacının İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitini, davanın kabulü halinde icra dosyasına bugüne kadar ödenen paraların müvekkiline iadesine, davanın %20 oranında tazminata mahkum edilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının dava dilekçesindeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, teminat senedinin söz konusu olmadığını, icra takibi öncesinde bir sözleşmenin bulunmadığını, icra takibine konu olan kambiyo evrakı ile ilgili ihtiyati haciz kararı alındığını ve takibe geçildiğini, herhangi bir sözleşme ve cari hesap mutabakatı sunmadan icra takibinin yapılamayacağını, davacının borcunun bulunmadığını ispat etmesi gerektiğini, bu durumla ilgili herhangi bir delil sunulmadığını beyan ederek, açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan hükme ve denetime elverişli rapor içeriğine göre, her ne kadar davacı vekili tarafından dava konusu senedin teminat olarak verildiği ve senede konu malların teslim edilmediği iddiasında bulunulmuş ise da davanın niteliği gereği ispat yükü davacıda olup davacı tarafın defterlerini inceleme gün ve saatinde ibraz etmediği , davalı tarafın defterleri üzerinde de buna ilişkin bir kaydın bulunmadığı , senedin üzerinde teminat senedidir ibaresinin bulunmasının neyin teminatı olarak verildiğine dair açıkça bir kaydın yahut ayrıca yazılı bir belgenin bulunmaması sebebiyle ,senedin teminat olarak verildiğinin ispatına yeterli olmadığı gibi davacı tarafça da bu hususu ispatlayacak bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, mahkememizin 02/04/2019 tarihli celsesinde davacı tarafa yemin delili hatırlatılmasına rağmen davacı tarafça bu hususta mahkememize kesin süre içinde beyanda da bulunulmadığı, senette bulunan bedeli malen ahzolunmuştur kaydının senedi düzenleyen davacının lehtar davalıdan karşı edimini aldığına ilişkin delil niteliğinde olduğu ve aksinin davacı tarafça da ispatlanamadığı hususları da göz önünde bulundurularak, davaya konu kambiyo vasfı niteliğindeki senedin teminat senedi olarak verildiği ve bedelsiz kaldığı iddiaları davacı tarafça ispatlanamadığı..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Senedin davalıya teminat senedi olarak verildiğini, davalının, teminat şartlarını yerine getirmemekle birlikte, müvekkiline teslim etmesi gereken malları da teslim etmediği halde teminat olarak verilen ve kambiyo senedi vasfı olmayan, sadece teminat senedi olan iş bu senet için ihtiyati haciz kararı aldırarak, davacının itibarını zedelediğini, tacirin, piyasa içinde sahip olduğu ticari itibarı kişilik haklarının bir görünümünü oluşturduğunu, ticaretle uğraşan tacirler bakımından, faaliyet gösterdikleri çevredeki ticari itibarları tüzel kişi tacirin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsünü ifade edeceğini, Türk Medeni Kanunu 24.maddesi gereğince tacirin kişilik haklarına yapılan saldırın öncelikle önlenmesi gerekirken mahkemenin buna ilişkin bir önlemeyi öncelikle dikkate almayarak hukuka aykırı bir karar verdiğini, yine Borçlar Kanunu 58.maddesinin buna atıf yaptığını, fakat ilk derece mahkemesinde öncelikle bu durum dikkate alınmadan karar verildiğini, Ortada bir temel alacak bulunmadığını, ve temel alacağın mevcut olmaması, geçersiz olması bu teminat senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurduğunu ve bu sakatlık davacı taraflara “nedensiz zenginleşme defi” öne sürme hakkını verdiğini, sebepsiz zenginleşme kastı taşıyan davalılar için kanunda yer alan ve davacılar lehine olan sebepsiz zenginleşme hükümleri dikakte alınmadan, davacıların hukuki haklarına zarar gelecek şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hele ki bu senedin davaya konu kambiyo vasfı niteliği taşımamak koşulu ile bedelsiz kaldığını, Senet metninde teminat kaydının bulunması, o senedin mücerretlik vasfının yok olması anlamına geldiğini, mücerretlik vasfı kaybolan bir senede dayalı olarak, kambiyo senetlerine mahsus takip yolu kullanılamayacağını, diğer taraftan, teminat senedinin, bedelsiz olduğunu ve böyle bir senedin bir alacak takibine konu teşkil etmesinin mümkün olmadığını, somut olayda senedin hem icra takibine konulduğunu hem de aleyhlerine açıkça hukuka aykırı bir karar verildiğini,
İİK’nun 169/a-1. maddesi gereğince; borcun bulunmadığı veya itfa yahut imhal edildiği resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile kanıtlanması gerektiğini, HGK’nun 14.03.2001 tarih 2001/12-233 ve 20.06.2001 tarih, 2001/12-496 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere, dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı belge ile kanıtlandığını,
İİK’nun 169/a maddesi uyarınca, belgede, takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gerektiğini, somut olayda, takip konusu senedin arka yüzünde, “Bu senet teminat senedi olup iş tesliminde hükmü kalmayacaktır. Yalnız işin eksik bir şekilde yapıldığı taktirde resmi mercilere hak kazanacaktır” ibarelerinin bulunduğunun görüldüğünü, bu durumda, senet arkasında yer alan bu beyan ve kayıtlara göre, takip konusu senedin veriliş nedeninin iş teslimi olarak belirtilmiş olmasının senedin kayıtsız şartsız borç ikrarına havi olması şartını ortadan kaldırdığından senedin kambiyo vasfı taşımadığı ve teminat senedi olduğunun anlaşıldığını, yukarıda HGK'nın kararından anlaşılacağı üzere davalı ...'ın teminat şartlarını yerine getirmemesi, iş bu senetle müvekkilinin adreslerine haciz yapılmış olması, yaşanan kayıplar ve itibar zedelenmesinin dikkate alınmadan karar çıkmış olmasının hukuıki haklara kayba neden olduğunu, adil yargılanma hakkının ihlali ve kayıpların önlenmesi adına iş bu kararın kaldırılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.