Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2022/3875
Karar No
K. 2023/3204
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3875 E.  ,  2023/3204 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2022/3875
Karar No: 2023/3204
TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av....
2-(DAVALI): ... Bakanlığı

.

VEKİLİ: Hazine Avukatı ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 11/10/2022 tarih ve E:2019/2416, K:2022/4921 sayılı kararının, davacı tarafından karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı ile yargılama giderlerine ilişkin kısmının, davalı idare tarafından iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması karşılıklı olarak istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Vergi müfettiş yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından, 31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin 33. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Yazılı sınavı kazanamayanlar sözlü sınava giremezler." cümlesinin ve 33. maddesinin üçüncü fıkrasının; 14-17 Ocak 2019 tarihlerinde yapılan vergi müfettişliği yeterlik yazılı sınavında davacının başarısız olmasına yönelik işlemin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 11/10/2022 tarih ve E:2019/2416, K:2022/4921 sayılı kararıyla; Bireysel işlem yönünden;

Davacının katıldığı 14-17 Ocak 2019 tarihli yeterlik sınavını yapan sınav kurulunun oluşumuna ilişkin kuralları düzenleyen Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin 3/ğ maddesinin (29/09/2018 tarihli değişik hali), Danıştay İkinci Dairesinin 29/12/2020 tarih ve E:2020/1862 sayılı kararıyla yürütülmesinin durdurulduğu dikkate alındığında; öncelikle, bu karar üzerine oluşan hukuki boşluğun nasıl doldurulacağının tespit edilmesinin gerektiği,

Bu kapsamda, verilen yürütmenin durdurulması kararında yer alan gerekçeler, boşluğun doldurulmasında yön gösterici olacağı gibi, önceki düzenlemede yer alan bir kriterin sonraki düzenleme ile kaldırıldığı durumlarda, sonraki düzenlemeye ilişkin olarak verilen karar neticesinde eski düzenlemede yer alan hükümlerin hukuki boşluğun doldurulması esnasında dikkate alınmasının gerektiği,

Buna göre, Danıştay İkinci Dairesinin 29/12/2020 tarih ve E:2020/1862 sayılı kararı ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 03/12/2014 tarih ve YD İtiraz No:2014/905 sayılı karar dikkate alındığında, dava konusu sınav kurulunda görev alan kişilerin en az sekiz yıl vergi müfettişi olarak görev yapma niteliğini haiz olması gerektiği halde, söz konusu sınav kurulunda yer alan bir asil ve bir yedek üyenin görev süresinin sınavın yapıldığı tarih itibarıyla sekiz yılın altında olması nedeniyle hukuka aykırı bir şekilde teşekkül ettiği görülen sınav kurulunca yapılan değerlendirme sonucu davacının başarısız sayılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Düzenleyici işlem yönünden; 31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin, 07/04/2021 tarih ve 31447 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin 75. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı dikkate alındığında, dava konusu düzenleme yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle,

Dava konusu düzenleme yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bireysel işlemin ise iptaline, başka bir davada verilen ve kesinleşen yargı kararıyla hukuka uygun olduğu kabul edilen Yönetmelik hükümleri yönünden davalı idarenin, davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceği belirtilerek, 490,90-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre yarısı olan, 245,45-TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 9.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, yargılama giderinin 245,45-TL'lik kısmı ile bireysel işlemin iptal edilmesi nedeniyle 3.480,00-TL bilirkişi ücretinin ve 9.500,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, davanın açılmasına davalı idarenin sebebiyet vermesi nedeniyle Daire kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı bakımından aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, düzenleyici işlemler yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, sınav kurulunun oluşumunda hukuka aykırılık bulunmadığından, bireysel işlemin iptalini gerektirecek bir hususun olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :

Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması", sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,

2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle, düzenleyici işlemler yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bireysel işlemin iptaline, ...-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre yarısı olan, ...TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, yargılama giderinin ...-TL'lik kısmı ile bireysel işlemin iptal edilmesi nedeniyle ...TL bilirkişi ücretinin ve ...-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine ilişkin temyize konu Danıştay İkinci Dairesinin 11/10/2022 tarih ve E:2019/2416, K:2022/4921 sayılı kararının ONANMASINA,

3.Kesin olarak, 21/12/2023 tarihinde, davacının istemi yönünden oyçokluğu, davalı idarenin istemi yönünden oybirliği ile karar verildi. KARŞI OY

X- Dava, vergi müfettiş yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından, 31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin 33. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Yazılı sınavı kazanamayanlar sözlü sınava giremezler." cümlesi ve 33. maddesinin üçüncü fıkrası ile 14-17 Ocak 2019 tarihlerinde yapılan vergi müfettişliği yeterlik yazılı sınavında davacının başarısız olmasına yönelik işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay İkinci Dairesinin 11/10/2022 tarih ve E:2019/2416, K:2022/4921 sayılı kararıyla;

Dava konusu düzenleme yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bireysel işlemin iptaline, başka bir davada verilen ve kesinleşen yargı kararıyla hukuka uygun olduğu kabul edilen Yönetmelik hükümleri yönünden davalı idare davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceğinden, yargılama giderlerinin yarısının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

Temyize konu Daire kararının yargılama giderleri ile vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden davacının temyiz istemi incelendiğinde; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, kararlarda, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği hüküm altına alınmış; aynı Kanun'un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde; vekâlet ücretine yargılama giderleri arasında yer verilmiş ve 326. maddesinde; Kanun'da yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı belirtildikten sonra, 331. maddesinde; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlemesine yer verilmiş; böylece, kural olarak, yargılama giderlerinin davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi esası benimsenmiştir. Hukukumuzda, iptal davası açıldıktan sonra, yargılama faaliyeti devam ederken, idarece işlemin, yürürlükten kaldırılması, hukuk aleminde geçerliliğinin kalmaması ve artık işin esasının incelenmesinde yarar görülmeyen hallerde davanın konusuz kaldığından söz edilmektedir. Bu noktada, 6100 sayılı Kanun'un yukarıda metnine yer verilen 331. maddesine bakıldığında, davanın konusuz kalması halinde, hakime, davanın açıldığı zamandaki haklılık durumunu değerlendirerek yargılama giderlerine hükmetme konusunda takdir hakkı tanındığı görülmektedir.

Temyizen bakılan uyuşmazlıkta Dairece, 31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin, 07/04/2021 tarih ve 31447 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin 75. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı; dolayısıyla dava konusu düzenlemeler yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmekle birlikte, bu hususun, düzenleyici işlemde, dava tarihinden sonra değişiklik yapan idarenin doğrudan haksız çıkan taraf olduğu ve yargılama giderlerinden sorumlu olacağı sonucunu doğurmayacağı; zira, söz konusu düzenlemelere yönelik olarak açılan başka bir davada Dairelerince verilen 27/03/2017 tarih ve E:2016/7170, K:2017/2360 sayılı "davanın reddi" yolundaki kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/11/2018 tarih ve E:2017/2886, K:2018/4480 sayılı kararıyla onandığı, sonuç olarak, başka bir davada verilen ve kesinleşen yargı kararıyla hukuka uygun olduğu kabul edilen Yönetmelik hükümleri yönünden davalı idarenin, davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceği ve bu sebeple yargılama giderlerinin yarısının davacı üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, bu kısım yönünden yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakıldığı ve davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır.

İdarenin düzenlemeyi yürürlükten kaldırması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilen davalarda, "başka bir davada" aynı düzenleme yönünden esasa girilerek verilen ve kesinleşen bir ret kararı bulunduğundan ve bu nedenle artık idarenin haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceğinden bahisle davacının yargılama giderlerinden sorumlu tutulup tutulamayacağı hususunda değerlendirilmesi gereken temel nokta, ret kararlarının kesin hüküm niteliğidir.

Gerek kabul şartları, gerekse esastan ret kararlarının meydana getirdiği kesin hüküm nisbi kuvvettedir. Kararların etkisi sadece taraflara yöneliktir. (Çağlayan, "İdari Yargıda Kesin Hüküm", A.Ü Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:III, Sayı 1, s.138) Üçüncü kişiler aynı işlem aynı sebep yönünden yeni bir dava açabilirler. (Gözübüyük, Yönetsel Yargı, s.

214.Çünkü bu redde dair kararlarda, reddin sebebi davacının ileri sürdüğü delillerin ve gerekçelerin yeterli olmamasıdır. (Telli, "İdari Yargıda Kesin Hüküm", İdare Hukuku ve İdari Yargı ile ilgili incelemeler III. Ankara 1980, s. 103.)

Bu itibarla, aynı düzenlemeler yönünden davanın reddi yönünde verilen yargı kararının, iptal kararları gibi kesin hüküm etkisinin mutlak olmadığı zira, farklı iddialarla açılacak başka bir davada daha evvel hukuka uygun görülen aynı düzenleme bakımından iptal yönünde bir karar verilmesinin önünde bir engel bulunmadığı dikkate alındığında, yürürlükten kaldırılan dava konusu düzenlemeler yönünden işbu dosyada hukuka uygunluk değerlendirmesi yapılmadan, başka dosyada davanın reddi yolunda verilen karara atıfla davacının haksız çıktığı kabul edilerek bu dosyanın yargılama giderlerinden sorumlu olacağından söz edilemez.

Bu durumda, davanın bireysel işlemin iptali ve düzenleyici işlem bakımından karar verilmesine yer olmadığı kararıyla sonuçlandığı ve düzenleyici işlemler yönünden bu düzenlemeleri tesis eden ancak sonradan yürürlükten kaldıran davalı idarenin davanın açılmasına sebebiyet verdiği görüldüğünden, bu kısım yönünden davacı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle, Daire kararının karar verilmesine yer olmadığı kısmına bağlı olarak davacı aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara bu kısım yönünden katılmıyoruz. KARŞI OY

XX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a fıkrasında; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.

İptal davasının gerek anılan maddede, gerekse içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında; idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurabilenler tarafından iptal davasına konu edileceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır.

İptal davasının amacı, hukuka aykırı idari işlemin uygulamadan kaldırılması, geçersiz kılınması ve işlemin hukuksal geçerliliğine son verilmesidir. Burada sağlanmak istenen, hukuk düzeninde hukuka aykırı işlemlerin bulunmamasını sağlayarak, hukuk devletinin korunmasıdır. İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali istenilen işlemi, tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar.

Bir idari işlemin hukuki irdelemesi yapıldığında, tespit edilen duruma göre dava konusu işlemin iptali ya da davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerekmektedir. Hukuka uygunluk denetimi yapılan işlem yönünden "karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmesi, usulde yeri olmayan bir uygulama olup, işin esasının incelenmesinin sonucu olarak esas hakkında bir hüküm kurulması zorunlu bulunmaktadır.

Bir yönetmelik kuralına dava açıldıktan sonra, idarenin yeni yönetmelik çıkarma konusunda yetkisi bulunduğu açık olmakla birlikte, bu durum, idari yargı yerinin yargısal incelemesinde bulunan yönetmelik kuralı hakkında, hukuka uygun olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılıp sonuca varılmasına hukuken engel değildir. Aksi halde, idare bu şekilde yeni yönetmelik yürürlüğe koyarak, mevcut yönetmeliğin yargı denetimine tabi tutulmasından muaf kılınmasına neden olacaktır. Ayrıca, davacılar şeklen değiştirilen her düzenlemeye karşı dava açmak zorunda bırakılarak, hak arama özgürlüğünün kullanılması da zorlaştırılacaktır.

Bu durumda, davacı tarafından hukuka aykırı olduğu ileri sürülen düzenlemelerin hukuki irdelemesi yapılarak Dairece işin esası hakkında, "ret" ya da "iptal" hükmü kurulması gerekirken, temyize konu kararda, düzenleyici işlemler yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, düzenleyici işlemlerin hukuki irdelemesi yapılarak verilecek kararın sonucuna göre, bu kısım yönünden hükmedilecek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği de açıktır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabul edilerek, temyize konu Daire kararının bu kısımlar yönünden bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog