13. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1206
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) NUMARASI: 2020/284 Esas-2022/136 Karar
İlk derece Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, sahibi olduğu ... gemisinin ... sefer sayısıyla davalı ...'a ait yüklerin taşındığını, ancak, yükün boşaltma limanında süresinde davalı tarafından boşaltılmadığını ve gecikme yaşandığını, 02.03.2020 tarihli gemi nakliye sözleşmesi gereğince davalının müvekkiline KDV dahil 25.410,97 TL demuraj bedeli ödemesi gerektiğini belirterek mahkemeden 25.410,97 TL demuraj bedelini fatura tarihinden itibaren yasal ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıya ait geminin Gübretaş-Hereke limanına 12.03.2020 tarihinde 23:20 de limana yanaştığını, yükün gemiye 13.03.2020 tarihinde 00:30da yüklenmeye başlandığını ve 17.03.2020 tarihinde 14:30 da yüklemenin tamamlandığını, geminin Rize limanında ise yükün 23.03.2020 tarihinde saat 15:00 da boşaltılmaya başlandığını ve 27.03.2020 saat 18:30 boşaltmanın tamamlandığını, geminin kendi ihtiyarı tutumu ile limandan 31.03.2020 tarihinde ayrıldığını, bu sebepten dolayı müvekkilinden demuraj talep edemeyeceğini, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 22/03/2022 Tarih ve 2020/284 Esas - 2022/136 Karar sayılı kararında; "....Dava; boşaltma limanında meydana gelen bekleme ücreti (demuraj) için düzenlenen fatura alacağının tahsili isteğine ilişkindir. Taraflar arasında akdedilen 02/03/2020 tarihli nakliye sözleşmesi uyarınca davalıya ait torbalı gübre emtiasının Gübrataş/Hereke Limanından Rize Limanına taşındığı, davacının taşıyan, davalının taşıtan konumunda olduğu görülmüştür.
TTK 1170. Maddesi ve devamında boşaltma süresinden sonra beklenilen süreye süresterya süresi denildiği ve süresterya süresi için taşıyana süresterya parası ödeneceği hükmü düzenlenmiştir. Davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmede; toplam yükleme ve tahliye süresinin 10 gün hava müsaadeli olacağı, yükleme ve tahliye limanında cumartesi, pazar ve resmi tatillerde zamanın sayılacağı, yükleme veya tahliyenin zaman sayımının başlamasından önce başlaması halinde zaman sayımının yükleme veya tahliye operasyonunun başladığı saat olarak dikkate alınacağı, demurajın beher gün ve kesri için 7.000 TL + KDV olacağı, belgelerin ibrazını müteakip 7 iş gününde ödeme yapılacağı kararlaştırılmıştır. Dosyaya geminin günlük çalışma detayları ve boşaltma limanındaki hava durumuna ilişkin meteoroloji kayıtlar celpedilmiş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sözleşme ve hava durumu değerlendirilerek 3 gün 1 saat 50 dakika bekleme süresi için 21.534,80 TL + %18 Kdv 3.876,26 TL = 25.411,06 TL demuraj ücreti olarak hesaplandığı görülmüştür. TTK'nın anılan maddeleri ve sözleşme uyarınca davalı taşıtanın hesaplanan demuraj ücretinden sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
Davalı vekili Maliye Bakanlığı B.07.0.GEL.0.55/5514-399/24977 sayılı 03/06/2004 tarihli özelgesinde demuraj ödemelerinin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 14. maddesi hükmünce taşımacılık istisnası kapsamında değerlendirileceğini ve bu nedenle KDV hesaplanmaması gerektiğini ileri sürmüş ise de; 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 14. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 84/8889 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile transit ve Türkiye ile yabancı ülkeler arasında deniz, hava, kara ve demiryolu ile yapılan yük ve yolcu taşıma işleri katma değer vergisinden istisna tutulmuş, anılan özelgede ise demuraj ücretinin de istisna kapsamında olduğu belirtilmiştir. Ancak söz konusu istisna kapsamına yabancı bir ülkede başlayıp Türkiye’den geçerek yabancı bir ülkede sona eren, yabancı bir ülkede başlayıp Türkiye’de sona eren ve Türkiye’de başlayıp yabancı bir ülkede sona eren taşıma işleri girmektedir. Dava konusu taşıma Gübrataş/Hereke Limanından Rize Limanına yapıldığından istisna kapsamına girmediği anlaşılmakla davacının bekleme ücretini sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde KDV dahil edilerek talep edebileceği kanaatine varılarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir...."gerekçesi ile,''Davanın KABULÜ ile 25.410,97 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel mahkemece davanın kabulü ile 25.410,97 TL demuraj bedelinin ticari faizi ile birlikte davacı tarafa verilmesine karar verdiğini, kararın usul ve yasaya tamamen aykırı olduğunu, davanın reddine karar vermek gerektiğini, hükümle kabulüne karar verilen bu rakam ispatlanabilmiş bir alacak olmadığını, ilk derece mahkemesince bilirkişi raporuna sadık kalarak bir zorlama bir karar verildiğini, mahkemece yazılı beyanlarına itibar edilmediğini, mahkemece davalı tanıklarının dinlenmediğini, ikinci bilirkişiden yeni bir rapor dahi alınmadığını, gerekçeye dayanak edilen ve itibarlı olduğu düşünülen bilirkişi raporunda ciddi yanlışlıkların mevcut olduğunu, Davacının kendi eylemleri dahilinde, kendi etki ve tasarrufunda bulunan ve yükü 24/03/2020 tarihinde çoktan boşaltmış olan gemisini Rize Limanı'nda bekletmekten kaynaklandığından, davalıya kusur izafe edilemeyeceği için davalının sorumluluğunun olmadığını, Yerel mahkemece, davanın kabulü yönünde hatalı bir karar verdiğini, tüm veriler nazara alındığında davalıdan kaynaklı herhangi bir süre aşımı yaşanmadığı gibi iddia olunan şekilde de bir süre aşımının yaşanmadığını, izah edilen sebepler göz önüne alınarak sair hususlar doğrultusunda usul ve yasaya aykırı olan hukuki dayanaktan yoksun yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki deniz taşıma ilişkisine dayalı olarak düzenlenen demuraj faturasından kaynaklı alacak davasıdır. Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece, Rize Gümrük Müdürlüğü, Kocaeli Gümrük Müdürlüğü, Rize Liman Başkanlığı, Rize ve Kocaeli Meteoroloji Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış, gelen cevabi yazılar ile taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile dosya kapsamındaki delillerde incelenmek suretiyle mali müşavir, Uzakyol Kaptanı ve Hukukçu bilirkişilerden oluşan heyetten alınan raporda; Davacının taşıyan, davalının taşıtan sıfatına haiz olduğu navlun sözleşmesinden doğan sürastarya/ demuraj ücretinden davalı taşıtanın ödediği ispat edilmedikçe sorumlu olduğu, sürastarya/Demuraj süresinin 03 gün O1 saat 50 dakika - 3,0764 gün olduğu, 3,0764 gün x 7.000 TL - 21.534,80 TL 4 B18 Kdv 3.876,26 TL - 25.411,06 TL demuraj ücreti olarak hesaplandığı belirtilmiştir.
HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır.
Davalı vekili tarafından ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir.
İlk derece mahkemesine sunulan deliller, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporu içeriğindeki tespitler ışığında, mahkemece davanın kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.