7. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/2270
- Karar No
- 2013/6337
- Karar Tarihi
- 11.04.2013
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- İş Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
7. Hukuk Dairesi 2013/2270 E. , 2013/6337 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.6100 sayılı HMK'nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454'üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK'nun 427/2.maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir. İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir. Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir. Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir. Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında “5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15.maddesindeki düzenleme gereği HUMK'nun 427.maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir. 2012 yılında mahkemelerce verilen kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 1.690,00 TL'sını geçmesi gerekir. Somt olayda temyize konu edilen miktar 31,19 TL olup karar tarihi itibariyle hüküm kesin nitelik taşıdığından temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
2.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
3.Davacı, iş akdinin işveren tarafından haklı bir sebep olmadan feshedildiğini, ibraname karşılığı kıdem ve ihbar tazminatı ile yemek ücreti ödendiğini, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, resmi tatil ücreti ile yıllık izin ücretinin ödenmediğini, yemek ücretinin de eksik ödendiğini ve ibranameye yasal haklarını saklı tutup ihtirazı kayıt koyduğunu ileri sürerek yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili, resmi tatil ve yemek ücreti alacaklarının ödetilmesini talep etmiştir.
Davalı savunmasında, davacının bankadan ayrılırken tüm alacaklarını aldığını ve müvekkili bankayı ibra ettiğini, fazla mesai ücretlerini aldığını taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin ikinci maddesine göre hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil ve fazla mesai ücretlerinin aylık ücrete dahil olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, hizmet sözleşmesine göre yılda 270 saatlik fazla mesainin aylık ücrete dahil olması nedeni ile yıllık 270 saati aşan haftalık 2,31 saatlik fazla mesai yapması nedeni ile fazla mesai alacağı olduğu, haftada 1 gün izin kullanması nedeni ile hafta tatili alacağı olmadığı, resmi tatillerde çalışma yapılmaması nedeni ile resmi tatil alacağı olmadığı, yemek ücretinin günlük 10,80 TL ödeneceğine dair bir düzenleme olmaması nedeni ile bakiye yemek ücret alacağı olmadığı, izin ücretinin davalı tarafından banka hesabına yatırılmış olması sebebi ile izin ücreti alacağı olmadığı, tahakkuk yapılan bordrolar dışlandıktan sonra 31,19 TL fazla mesai alacağı olduğu kabul edilerek fazla mesai alacağı kabulüne diğer alacakların ise reddine karar verilmiştir Taraflar arasında fazla mesai ve yıllık izin alacakları konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla mesai yaptığını ispat yükü işçiye, çalışma olgusunun ispatlanması halinde ücretlerinin ödendiğini ispat yükü ise işverene düşmektedir.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalarda bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 59'uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Mahkemece davacının 28 günlük yıllık izin alacağına hak kazandığı ve karşılığının da işveren tarafından Ocak 2011 bordrosunda tahakkuk ettirilerek davacı hesabına yatırılmış olması nedeniyle yıllık izin alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak mahkemece itibar edilen belge bir bilgisayar çıktısı olup ilgili banka tarafından da onaylanmamıştır.Bu nedenle davacıya yıllık izin alacağının ödenip ödenmediği anlaşılamamaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 2007 yılı Ağustos ayı hariç 2007, 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ait tüm ücret bordrolarında fazla mesai tahakkuklarının yapılmış olması nedeniyle bu aylara ilişkin fazla mesai alacağı hesaplaması yapılmamıştır. Ancak davacının bordrolarında imzası bulunmamakla beraber davalı taraf bordrolarda tahakkuku yapılan fazla mesai ücretlerinin davacıya ödendiğini de ispatlayamamıştır. Bu nedenle davacının bu yıllara ilişkin fazla mesai alacağının dışlanarak hesaplanmaması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; Davalının bordrolarda tahakkukunu yaptığı fazla mesai alacağı ücretlerinin ve bilgisayar çıktısında ödemesi gösterilen yıllık izin alacağının davacıya ödendiğine dair delillerini sunması için davalı tarafa usulüne uygun bir süre vermek ve davalı tarafın sunacağı delillere göre fazla mesai ve yıllık izin alacağı konusunda bir karar vermektir. Mahkemece bu hususlar yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir