7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2013/6907 E. , 2013/6828 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davalı ... Turizm Gıda Tem.Taş.Kırtasiye İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin fazla yatırılan nispi harcın iadesini mahalli mahkemesinden her zaman talep edilebileceğinin anlaşılmasına göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı Türkiye Şeker Fabrikası A.Ş'nin asıl işveren, diğer davalının alt işveren olduğu işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı bir neden yokken feshedildiğini belirterek tazminat ve işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. husumet itirazında bulunarak, davacının diğer davalı şirketin işçisi olduğunu, iş akdinin şirketçe feshedildiğini, davalı ... Turizm Gıda Tem.Taş.Kırtasiye İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ihaleyi başka bir firma aldığı için işin bitmesi üzerine işçilere ihtarname gönderilerek şirket merkezinde bulunmalarını istediklerini, ancak davacının bunu kabul etmeyerek iş başı yapmadığını, fazla mesai yapılmadığını, çalışan bayram ve genel tatil günlerine ilişkin ücretlerin ödendiğini belirterek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davacının iş akdinin haklı olarak feshedildiğinin işverence ispat edilmediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, işyerinde ulusal bayram genel tatil çalışması yapıldığının ispat edildiği, işverence bu çalışmaların ücretleri ile yıllık izin ücretinin ödendiğinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirket tarafından ıslah dilekçesine karşı yapılan zamanaşımı definin yerinde olup olmadığı ve ulusal bayram genel tatil ücretinin hesaplanmasında kampanya döneminin dikkate alınıp alınmayacağı noktalarında toplanmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden gözönünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır. Hemen belirtmelidir ki, gerek İş Kanununda, gerekse Borçlar Kanununda, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir.
Uygulama ve öğretide kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına ilişkin davalar, hakkın doğumundan itibaren, Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabi tutulmuştur. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ıncı maddesinde de genel zamanaşımı 10 yıl olarak belirlenmiştir. .Bu noktada, zamanaşımı başlangıcına esas alınan kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı hakkının doğumu ise, işçi açısından hizmet aktinin feshedildiği tarihtir. 4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32/8. maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacaklar, Borçlar Kanunu'nun 126/1. maddesi (6098 sayılı TBK 147) uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Yıllık izin ücreti iş sözleşmesinin feshi ile muaccel olup dönemsel bir nitelik taşımadığından, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uygulaması yönünden 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir. İş sözleşmesi devam ederken kullanılması gereken ve iş sözleşmesinin feshi ile alacak niteliği doğan yıllık izin ücreti alacağının zamanaşımı süresinin fesih tarihinden başlatılması gerekir (HGK. 05.07.2000 gün ve 2000/9-1079 E, 2000/1103 K). Sözleşmeden doğan alacaklarda, zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihten başlar. (BK.
128.m). Borçlar Kanunu'nun 101 inci maddesi uyarınca, borcun muaccel olması, ifa zamanının gelmiş olmasını ifade eder. Borcun ifası henüz istenemiyorsa muaccel bir borçtan da söz edilemez. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 128 inci maddesinde zamanaşımının nasıl hesaplanacağı belirtilmiştir. Bu maddenin birinci fıkrası, zamanaşımının alacağın muaccel olduğu anda başlayacağı kuralını getirmiştir. Aynı yönde düzenleme 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 151 inci maddesinde yer almaktadır. Borçlar Kanunu'nun 133/2. maddesi (6098 Sayılı TBK 154) uyarınca, alacaklının dava açmasıyla zamanaşımı kesilir. Ancak zaman aşımının kesilmesi sadece dava konusu alacak için söz konusudur.
Borçlar Kanunu'nun 133/2. maddesi (6098 Sayılı TBK 154/2) hükmü uyarınca, dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen nedenlerdendir. Yasanın 135 inci maddesi ise, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemesi gerektiğini açıkça belirtmiştir. Madde açıkça düzenlemediğinden ihtiyati tedbir istemi ile mahkemeye başvurma veya işçilik alacaklarının tespiti ve ödenmesi için Bölge Çalışma İş Müfettişliğine şikâyette bulunma zamanaşımını kesen nedenler olarak kabul edilemez. Ancak işverenin, şikâyet üzerine Bölge Çalışma Müdürlüğünde alacağı ikrar etmesi, zamanaşımını keser.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
Borçlar Kanunu'nun 134 üncü maddesi hükmü, "Müruruzaman müteselsilen borçlu olanlardan veya taksimi kabil olmayan bir borcun müşterek borçlularından birine karşı katedilmiş olunca diğerlerine karşı da katedilmiş olur" kuralını içermektedir. Bu maddeye göre, müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi diğer müteselsil borçlulara karşı da zamanaşımını keser. Benzer bir düzenleme 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nun 155 inci maddesinde yer almaktadır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7 nci maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447 inci maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı Yasa'nın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir.
Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def'i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319 uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin iler sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir. Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı def'i de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı def'inde bulunulabileceği kabul edilmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı def'i ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141/2. maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. 1086 sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı def'i geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı def'i dikkate alınmaz.
Somut olayda davacı 10.08.2012 harç tarihli ıslah dilekçesi ile talep ettiği alacak miktarını artırmış, davalı ... Turizm Gıda Tem.Taş.Kırtasiye İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne 17.08.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı ... Turizm Gıda Tem.Taş.Kırtasiye İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili 31.08.2012 tarihli dilekçesinde ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı savunmasında bulunmuş, 02.10.2012 tarihli duruşmada davalı ... Turizm Gıda Tem.Taş.Kırtasiye İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili yazılı beyanını tekrar ettiğini bildirmiştir. Davalı ... Turizm Gıda Tem.Taş.Kırtasiye İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ıslah dilekçesi tebliğ edildikten sonra süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunmuş olması karşısında, mahkemece ıslaha karşı zamanaşımı savunması değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Bundan başka davalı ulusal bayram genel tatil günlerinde kampanya dönemine (yılda 2 ya da 3 ay, şeker pancarı alım tarihleri) denk geldiğinde nöbetleşe çalışıldığını, şeker Fabrikalarına yazı yazılarak kampanya tarihlerinin öğrenilmesi ve o tarihlere denk gelen ulusal bayram genel tatil günlerinde var ise davacının çalışıp çalışmadığının tespit edilmesini istemiştir. Davalı tanıkları milli bayramlarda çalıştıklarını, dini bayramlar kampanya dönemine denk geldiğinde çalıştıklarını, davacı tanıkları ise dini ve milli bayramlarda nöbetçi olan kişilerin çalıştıklarını açıklamaları karşında, davalı iddiası üzerinde durularak gerekirse tanıklar yeniden dinlenmek sureti ile ve Şeker Fabrikaları A.Ş.’ne yazı yazılarak kampanya dönemleri belirlenip sonucuna göre ulusal bayram genel tatil günleri çalışması alacağı hesaplanması gerekirken mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozma nedenidir.