7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2013/23236 E. , 2013/18204 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının şirkette 18.03.2001 tarihinde çalışmaya başladığını ve en son olarak şirketin alt işverenliğini yaptığı Adana Real HPM unvanlı işyerinde temizlik personeli olarak çalıştığını, davacının da çalışmış oduğu bu proje sonlandığında yani asıl işveren ile şirket arasındaki anlaşma sona erince davacının çalışma koşullarında esaslı değişiklik yapmaksızın atanabileceği başka bir proje olmaması nedeniyle işçinin onayı alındıktan sonra 07.12.2011 tarihinde ihbar öneli kullandırmak ve kıdem tazminatı da ödenmek suretiyle 31.01.2012 tarihinde iş akdinin sona erdirildiğini, hatta davacının fesih işlemleri sırasında direktöründen özellikle kendisine kıdem tazminatı ödenmesini istediğini, gerekçe olarak da ödenmesi gereken borçları olduğunu beyan ettiğini, atama yapılacak işçilerle fesih işlemi yapılacak olan işçilere karar verilirken davacının bu talebinin de gözönünde bulundurulduğunu ve karşılıklı anlaşma ile kendisine ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, "bütün dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; işverenin yukarıda açıklanan ilkelere uygun somut bir gerekçe göstermediği, sonraki işçi alımı gibi hususlar dikkate alınarak davalı işverence de haklı feshin kanıtlanmadığı, feshin son çare olma ilkesi ile de örtüşmediği anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20.maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikayet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır. İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Somut uyuşmazlıkta davacının 07.12.2011 tarihinde üzerinde imzası bulunan ihbar öneli bildirimini içeren belgede "... verilen hizmet sözleşmesini yenilemeyeceğinden 31.01.2012 tarihi itibariyle iş akdiniz feshedilecektir. İhbar öneli süreniz 07.12.2011 tarihi itibariyle başlamıştır" şeklinde yazı ile davalının fesih iradesinin davacı işçiye ulaştığı görülmektedir.
Davalı işveren tarafından ihbar önelinin bittiği 31.01.2012 tarihinde ise bu kez iş aktinin feshi içerikli ".... iş bitiminden dolayı ihbar sürenizin bitiş tarihi olan 31.01.2012 tarihinde iş akdiniz İş Kanunu'nun 17.maddesi gereğince feshedildiği bilgilerinize tebliğ olunur" şeklindeki yazı tebliğ edilmiştir. Mahkemece, ihbar süresinin başlangıcını içeren ve dolayısıyla iş sözleşmesinin feshi iradesini de barındıran 07.12.2011 tarihli yazı üzerinde durulmaksızın karar verilmiştir.
Söz konusu yazı davacıya gösterilerek altındaki tarih ve imzaya yönelik beyanları da alınarak sonucuna göre davanın 1 aylık yasal süre içerisinde açılıp açılmadığı tereddütsüz şekilde belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.