6. Ceza Dairesi
6. Ceza Dairesi 2024/5095 E. , 2024/11656 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanıklar müdafileri duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş ise de; 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren talebin reddine karar verilerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Yasa'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanunun 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanunun 301. maddesinin "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, temyiz dilekçelerinde gösterilen hususlar ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 289. maddeleri kapsamında olduğu belirlenerek anılan sebebe yönelik yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanıkların aksi kanıtlanamayan savunmalarına göre, sanık ...'un inceleme dışı sanık ...'ın iş ortağı, sanık ...'in ise her iki sanığın arkadaşı olduğu, olay tarihinden önce sanıklar ... ve ...'ın mağdurlara araç kiraladıkları, mağdurların aracı kullandıkları sırada maddi hasarlı trafik kazası yaptıkları ve yine ehliyetsiz araç kullanma nedeniyle trafik cezası kesildiği, bu ödemeleri sanık ...'ın yapması nedeniyle mağdurların sanığa borçlu oldukları, duruşma beyanlarında mağdur ...'un "ben ...'ın aracını kullanırken ehliyetsiz olduğum için ceza yedim, ayrıca ...'un da ...'a borcu vardı" diyerek borcu kabul ettiği, olay günü sanık ...'ın bu borca istinaden mağdurlardan 2.000,00 TL para istediği, mağdurların paralarının olmadığını söylemeleri üzerine telefonlarını aldıkları ve "2.000,00 TL para getirin, telefonlarınızı geri alın" dedikleri olayda;
1.Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.05.2014 tarihli ve 2013/6-617 Esas ve 2014/271 Karar sayılı kararında yer alan "...sanıkların iradesi baştan itibaren mağdurdan belirli bir miktar parayı almaya özgülenmiş olup, ilk eylemden sonra gerçekleştirdikleri fiillerin en başta aldıkları diğer eşyalar ile birlikte almayı hedefledikleri 500 Lirayı da mağdurdan almaya yönelik olduğu anlaşıldığından, sanıkların eylemlerinin tek nitelikli yağma suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Bu nedenle, yerel mahkemece sanıkların iki ayrı yağma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır." açıklaması ile bu görüşü benimseyen Dairemizin 20.04.2022 tarihli ve 2021/17414 Esas ve 2022/5983 Karar sayılı kararında yer alan "Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, Dairemizce de benimsenen 20/05/2014 tarihli 2013/6-617 esas ve 2014/271 sayılı kararında açıklandığı ve Yargıtay'ın müstekâr uygulamalarında da belirtildiği üzere, sanık ya da sanıkların iradelerinin baştan itibaren mağdur ya da mağdurlardan belirli bir miktar parayı almaya özgülenmesi durumunda, değişik zamanlarda birden fazla fiil işlenmiş olsa ya da birden fazla mağdura karşı işlense bile, sanık ya da sanıkların eylemlerinin tek bir nitelikli yağma suçunu oluşturduğunun kabulü gerekir. Diğer bir ifadeyle sözü edilen içtihat uyarınca, belli bir miktara özgüleme varsa her biri müstakil yağma suçunu teşkil eden fiiller farklı zamanlarda işlenmiş olsa ve/veya birden fazla mağdura(örneğin iş ortağı, kardeş gibi) karşı işlenmiş olsa bile, fail ya da faillerin tek bir yağma suçundan sorumlu tutulması gerekecektir." açıklamaları ışığında; olayın başından beri sanıkların kastlarının 2.000,00 TL paraya özgülendiği olayda bütün halinde tek bir eylem oluşturacağı,
2.Sanık ...'ün sanık ...'ın iş ortağı olduğu, Ceza Genel Kurulunun 2017/6-91 Esas, 2017/291 Karar sayılı kararında yer alan "hukuki ilişki doğduğu anda alacaklı/borçlu olanların yakın akraba yada çalışanı yada ortağı olması halinde başlangıçtan itibaren alacaklıymış gibi TCK'nın 150/1 madde uygulamasından yararlanacağı" nın değerlendirildiği, sanık ...'in ise her iki sanığın arkadaşı olduğu ve olay anında tesadüfen olay yerinde bulunduğu, söz konusu olayda mağdurlardan alacağını tahsil etme kastı taşıyan sanık ...'ın ani gelişen eylemine, kendi nam ve hesabına hareket etmeden ve şahsi menfaat gözetmeksizin iştirak eden sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/1 maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen uygun kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonucunun 5271 sayılı Yasa'nın 306. maddesi gereğince sanık ...'e sirayet ettirilmesine, aynı Yasa'nın 7165 sayılı Kanun ile değişik 304. maddesi gereğince, yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na iadesine, 30.10.2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. K A R Ş I O Y
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/177 Esas, 2024/163 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında her iki mağdura yönelik TCK'nın 149/1-a, c, d ve 62. maddeleri gereğince ayrı ayrı 10 ar yıl hapis ve sanık ... hakkında ayrıca TCK'nın 58. maddesinin uygulanmasına dair verilen kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin esastan reddine dair verilen karar dairemize gelmiş olmakla,
Her ne kadar çoğunluk tarafından her iki mağdur yönünden eylemin TCK'nın 150/1. maddesi kapsamında kaldığı gözetilerek bozulmasına karar verilmiş ise de gerek Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinin gerekse İstinaf Mahkemesinin kararında açıkça belirtildiği gibi sanıkların mağdurlar ... ve ... ...'yı darp ederek telefonlarını aldıkları, aralarında herhangi bir alacak verecek ilişkisi bulunmadığı anlaşıldığından yağma suçundan cezalandırılmasına dair Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince verilen ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin kararının yerinde olduğu ve onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.