Danıştay 13. Daire Başkanlığı
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay 13. Daire Başkanlığı
- Esas No
- 2023/3212
- Karar No
- 2023/5269
- Karar Tarihi
- 12.06.2023
- Dava Türü
- IDARI
- Hukuk Alanı
- İdare Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/3212 E. , 2023/5269 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Belediye Başkanlığı'nca...tarihinde ... sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca gerçekleştirilen "Su Üstü Sporları Parkur Alanlarının Kiraya Verilmesi İşi" ihalesinin 6 no.lu su sporları parkuruna ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; ihaleye konu parkur alanının işletme/işlettirme hakkının ... Kaymakamlığı ile ... Belediye Başkanlığı arasında imzalanan ...tarihli protokolle davalı Belediye'ye devredildiği, bu protokol hükümleri dairesinde davacının işlettiği ... Otel yanı ... no.lu parkurun 2886 sayılı Kanun'un 45. maddesine göre (açık teklif usulü ile) 15/03/2023 tarihinde ihale edilmesine karar verildiği, bunun üzerine 25/02/2023 tarihinde Türkiye genelinde yayın yapan "..." gazetesinde, yine aynı tarihli "..." ve 03/03/2023 tarihli "..." isimli yerel gazetelerde ve 27/02/2023 tarih ve 32117 sayılı 'Resmi Gazete'nin ilanlar kısmında davaya konu ihalenin ilan edildiği, keza ihalenin davalı Belediye'nin ilan panosunda da 23/02/2023 ila 15/03/2023 tarihleri arasında askı ilanının yapılmış olduğu, belirlenen günde yapılan ihale sonucunda dava konusu 6 no.lu su parkurunun dava dışı ... Seyahat ve Turizm İşletmeleri Limited Şirketi'ne ihale edildiği ve 05/04/2023 tarihinde bu şirket ile kira sözleşmesinin imzalanarak yer tesliminin yapıldığı, davacı tarafça 19/04/2023 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvurularak "...5 yıldızlı ... tesisimizin hemen önünde bulunan bu noktanın (6 numaralı parkur: ... Mah. ... Otel yanı) 2886 sayılı Kanun'un 45.maddesine göre açık teklif usulü ile ihale edilmesi yerine aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca pazarlık usulü ile şirketimize doğrudan kiraya verilmesini talep ediyoruz..." isteminde bulunulduğu, başvurunun ... Belediyesi Emlak ve İstimlak Müdürlüğü'nün... tarih ve ... sayılı yazısı ile reddedildiği, bunun üzerine de bakılan davanın açıldığı;
Bu durumda, dosyadaki bilgi ve belgelerden, mülkiyeti Hazine'ye ait olan ve davacının işlettiği otel yanında bulunan 6 no.lu parkurun 2886 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 15/03/2023 tarihinde yapılan ihalesini, davacının en son 19/04/2023 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvurduğunda öğrendiğinin başvuru dilekçesi içeriğinden açıkça anlaşıldığı, (kaldı ki işlem dosyasında yer alan ihale sonrası yer teslim tutanağında uyuşmazlık konusu 6 no.lu parkurun ihaleyi alan şirkete bilfiil teslim edildiği tarih olan 05/04/2023 tarih itibarıyla da davacı şirketin ihale işlemini öğrendiğinin açık olduğu, zira teslim edilen yerin davacı şirkete ait otelin yanında yer aldığı, bununla birlikte davacının lehine olacak şekilde dava konusu işlemi öğrenme tarihi olarak yazılı başvurunun yapıldığı 19/04/2023 tarihinin esas alındığı);
Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un özel hükmü gereği ihale işlemlerine karşı üst makamlara itiraz başvurusu yolunun kapalı olduğu, bu hâle göre de 30 günlük dava açma süresinin (19/05/2023 tarihi resmi tatile, 20-21/05/2023 tarihleri de cumartesi-pazar gününe rastladığından) 22/05/2023 pazartesi günü sona erdiği anlaşılmakla, bu süre geçirildikten sonra (dilekçe ret kararı öncesi) 12/06/2023 tarihli dilekçe ile açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, dava konusu ihaleden ilk kez 12/05/2023 tarihinde tebliğ edilen davalı idare yazısı ile haberdar olunduğu, bu nedenle dava konusu işlemin 19/04/2023 tarihli dilekçenin sunulduğu tarihte öğrenildiğine dair Mahkeme kararının hatalı olduğu, kendilerince işletilen otelin yanında yer alan su sporları parkur alanının işletilmesinde mevzuat gereği (Turizm Amaçlı Sportif Faaliyet Yönetmeliği'nin 5. maddesi uyarınca) öncelik hakkına sahip oldukları, mülkiyetten ve zilyetlikten doğan üst hakkının kullanılmasının engellendiği, ihale şartnamesine aykırı şekilde gerçekleştirilen ihalenin iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, parkur alanlarının belli bir bedel karşılığında işletme/işlettirme hakkının belediyelere devredildiği durumlarda Turizm Amaçlı Sportif Faaliyet Yönetmeliği'nin 5. maddesinin uygulanma alanının kalmayacağı, davanın süre aşımına uğradığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı yönünden reddi yolundaki.... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5.Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
6.Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
7.2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 06/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY :
Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye, işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Anayasa'nın 125. maddesinde de idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin "yazılı bildirim" tarihinden başlayacağı belirtilmiştir. 20/01/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda idari yargıda uygulanan “genel yargılama usulü” ve 7. maddesi ile devamı maddelerde de “genel dava açma süreleri” düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan 7. maddesinde, özel süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde idari işlemlere karşı dava açma süresinin "altmış gün" olduğu ve bu sürenin yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır.
Buna karşılık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 20/A maddesiyle, bir kısım işlemlere karşı açılan davalarda, genel yargılama usulünden farklı olarak, gerek dava, gerekse temyiz aşamasında uygulanacak “ivedi yargılama usulü” getirilmiş; ayrıca, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin "otuz gün" olduğu ve bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Anılan maddede, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kuralı yer almıştır.
Genel yargılama usulünün uygulandığı uyuşmazlıklarda, ilgililere dava açmadan önce, 2577 sayılı Kanun’un 10, 11, 12 ve 13. maddeleriyle “idari başvuru” seçeneği getirilmişken, ivedi yargılama usulünün uygulandığı işlemlere karşı doğrudan dava açma zorunluluğu getirilmiş ve 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca yapılacak idari başvurunun dava açma süresini durdurmayacağı kurala bağlanmıştır.
Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca idarenin yükümlülüğünün, ivedi yargılama usûlüne tâbi bir idarî işlem söz konusu olduğunda, ilgilinin yanılgıya düşmemesi açısından özel dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açmak zorunda olduğunun, işleme karşı idarî başvuruda bulunularak itiraz edilmesinin dava açma süresini durdurmayacağının bildirilmesini de kapsadığı kuşkusuzdur. Ancak kendisine herhangi bir yazılı bildirim yapılmayan ya da yapılan yazılı bildirimde işleme karşı başvuru yolu ve süresi belirtilmeyen ilgililerin hangi sürede dava açacakları konusunda karışıklık yaşamaları ve yanılgıya düşmeleri mümkün bulunmaktadır. Mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan mahkemeye erişim hakkını ihlâl eden sonuçlara ulaşmasını engellemek yargı yerine düşen bir görevdir.
Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ...başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında, usul kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tâbi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makûl bir orantı olması hâlinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine hâlel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir.
Bu durumda, ilgililere herhangi bir yazılı bildirimin yapılmadığı ve idari işlemin bir şekilde öğrenilmesi üzerine dava açıldığı durumda, bu kişilerin mevzuattan kaynaklanan bu karışıklık nedeniyle kaç gün içinde hangi merciye başvuracaklarını bilmeleri beklenemeyeceğinden, dava açma süresi hesaplanırken öğrenme tarihinin başlangıç alınması ve aynı şekilde özel dava açma süresinin değil; açık, anlaşılabilir ve ulaşılabilir olan genel dava açma süresinin işletilmesi gerekir.
Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla da; yazılı olarak bildirilen ve özel dava açma süresine tâbi olan bir işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda genel dava açma süresinin işletilmesi gerektiği yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ihalenin ... tarihinde yapıldığı, söz konusu ihalenin iptali ve anılan parkur üzerinde öncelik hakkı bulunduğu belirtilerek parkurun kendilerine kiralanması istemiyle davacı tarafından 19/04/2022 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun idarece 09/05/2022 tarihli işlem ile reddedildiği, 12/06/2023 tarihinde ise bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
Bu itibarla, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olduğu ve dava açma süresinin otuz gün olduğu yolunda kendisine yazılı bildirim yapılmayan davacının, ihalenin iptali istemiyle hangi tarihten itibaren dava açması gerektiği hususunda tereddüt yaşadığı ve yanılgıya düştüğü, mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın davacının özel süresi içerisinde dava açmasını zorlaştırdığı anlaşıldığından, mahkemeye erişim hakkının ihlâl edilmemesi açısından uyuşmazlıkta özel yargılama süresinin değil genel yargılama süresinin uygulanması gerekmektedir.
Bu bağlamda, davacı tarafından iptali istenilen ihaleden idareye başvuru tarihi olan 19/04/2023 tarihinde haberdar olunduğu kabul edilse dahi, bu tarihten itibaren altmış günlük genel dava açma süresi içerisinde kalan 12/06/2023 tarihinde davanın açıldığı göz önünde bulundurulduğunda, davanın süresinde açıldığının kabulü gerekirken, süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.