Danıştay 5. Daire Başkanlığı
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/5591 E. , 2023/13718 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
İstemin Özeti : Davalı idare bünyesinde görev yapmakta olan davacının, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Somut olayda kendisi hakkında ceza hukuku anlamında bir suçlama bulunduğu için ceza hukukuna ilişkin tüm ilkelerin, insan haklarının ve adil yargılanma hakkının tüm gereklerinin uygulanması gerektiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 24/06/2008 tarihli kararında ''hizmet hareketi'' olarak bilinen oluşumun bir terör örgütü veya suç örgütü olmadığının kesin hükümle saptandığı ve yeni bir yargı kararıyla aynı oluşumun terör örgütü olduğu saptanıncaya kadar yasal olduğu, 26/05/2016 tarihinden önceki yasal faaliyetlerin terör örgütü üyeliği suçlamasına dayanak yapılamayacağı, masumiyet karinesi ve hukuk devleti ilkesine aykırı hareket edildiği, yargılamanın non bis in idem ilkesine uygun olarak yürütülmesi gerektiği, hiç kimsenin işlendiği zaman suç olarak düzenlenmeyen eylemlerden dolayı cezalandırılamayacağı, bir kişinin aynı suçlama nedeniyle iki kez yargılanamayacağı ve iki ayrı ceza hükmü tesis edilemeyeceği, Devlet'e olan sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğine dair hiçbir somut delilin bulunmadığı, dava konusu işlem ile Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerinin, adil yargılanma hakkının, savunma hakkının, gerekçeli karar hakkının, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, şeref ve itibara saygı hakkının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, suç ve cezaların şahsiliği ve geçmişe yürümezliği ilkelerinin, ölçülülük ilkesinin, masumiyet karinesinin, ayrımcılık yasağının, non bis in idem ilkesinin ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Diğer yandan, davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "...Sanığın (davacının) Ankara Cumhuriyet Başssavcılığı ve Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalar kapsamında tespit edilen verilere göre sabit [ankesörlü] hatlardan 04.12.2011 ila 16.05.2015 tarihleri arasında toplamda 163 defa arandığı; yapılan bu aramalardan 24.12.2011 - 28.04.2012 - 05.05.2012 ve 02.06.2012 tarihlerindeki 4 aramanın, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında sanık olarak yargılanıp hakkında mahkumiyet hükmü tesis edilen ve en son subay kadrosunda üsteğmen rütbesiyle görev yapan ayrıca sanığın da tanıyıp kendisinin iki üst devresi olduğunu belirttiği M.Ö. isimli örgütle iltisaklı asker şahısla, ardışık aranma şeklinde gerçekleştiğinin görüldüğü, sanığın (davacının) soruşturma aşamasında kolluk ifadesinden itibaren etkin pişmanlık hükümleri kapsamında beyanlarda bulunduğu, kovuşturma aşamasında da bu beyanlarını devam ettirdiği, beyanlarında özetle sanığın geçmiş dönemlerden beri süregelerek 17-25 Aralık 2013 süreci sonrasında da örgütle iltisakına ilişkin faaliyetlerine dair samimi olarak ikrarda bulunduğu, sanık (davacı) hakkında aşamalarda beyanda bulunup kendi beyanları uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki FETÖ/PDY mahrem yapılanmasında 'Müdür Yardımcısı' konumunda faaliyet yürüten şahıslardan olan C.Y.'nin sanığın örgütle iltisakına dair beyanlarda bulunduğu, yine duruşmada dinlenen C.Y.'nin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak kapsamında önceki aşamalarda vermiş olduğu beyanlarını aynen tekrar ettiği; sanığın hakkındaki iddialara ilişkin yerlerin sanığın ilgili dönemlerde yaşadığı yerlerle de uyumlu olduğu, ayrıca yukarıda bahsedildiği üzere M.Ö.
ile A.Ş.'nin beyanlarından da görüldüğü gibi mahrem yapı içerisindeki askerlerden sorumlu kişilerin asker şahısları sabit hatlardan arayarak iletişim kurduğu ve yine S.U.'nun beyanları uyarınca da Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki FETÖ/PDY mahrem yapılanmasında yer alan askeri personellerin askeriyeye geçmiş dönemlerden beri süregelen faaliyetleri sonucu örgütün güvenini kazanan kişilerin yönlendirilmesi neticesinde örgüt tarafından özellikle seçilip yerleştirilen kişiler oldukları anlaşılmakla, tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde özellikle sanığın (davacının) sabit hatlardan arandığına dair tutanaklar ve sanık (davacı) hakkında ifade veren şahsın aşamalardaki beyanları ile sanığın (davacının) ikrar içerikli beyanları doğrultusunda, sanık (davacı) ...'nın Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki FETÖ/PDY mahrem yapılanmasında örgüte ait evlerde iradi olarak kalmak ve sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantılara katılmak suretiyle geçmiş dönemlerden itibaren süregelerek, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlanıp bu yapının kamuoyu veya medya tarafından tartışılır hale geldiği üst düzey devlet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda "paralel yapı" veya "terör örgütü" olduğuna ilişkin tespitlerin yapıldığı ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı şekilde tespitlerde bulunulduğu süreç sonrasında da kurban parası adı altında örgüte maddi gelir kaynağı sağlayıp FETÖ/PDY mahrem yapılanmasına ait evlerde iradi olarak kalmaya devam ettiği ve örgüt tarafından belirli periyotlarla sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantılara iştirak ettiği, örgütte "Öğretmen" olarak adlandırılan kendisinden sorumlu asker abileriyle irtibatlandırılarak örgüte bağlılığının devamı için örgütün asker abilerinin denetiminde sabit hatlardan bir kısmı da örgütle iltisaklı başka asker şahıslarla ardışık şekilde aranmak suretiyle örgütle süreklilik arz eden bir bütünlük çerçevesinde iltisaklı bulunduğu, bu suretle sanığın Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki FETÖ/PDY mahrem yapılanmasında "Öğrenci" konumunda yer aldığı, böylelikle ikrar içerikli beyanları uyarınca da sanığın örgüt ile organik iradi bağını ve bu bağa ilişkin kastını ortaya koyduğu anlaşılmış olduğu..." tespit ve değerlendirmeleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 17/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.