7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2013/10564 E. , 2013/17644 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı ...'nın aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine
2.Davacı, davalı işyerinde 01.04.2004 tarihinden 05.07.2010 tarihine kadar kaloriferci ve hizmetli olarak çalıştığını, sağlık ocaklarının aile hekimliğine geçişi gerekçe gösterilerek iş akdine işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak son verildiğini, ödenmeyen kıdem ve İhbar tazminatı ile fazla mesai, ulusal bayram genel tatil, yıllık izin ücreti alacağı ve Haziran 2010 ayına ait ücret alacağının ödetilmesini istemiştir.
Davalı ..., davacının kendi işçileri olmadığını, işe alınış ve işten çıkarma işlemlerinin bütününün diğer davalı firma tarafından gerçekleştirildiğini, davacının tamamen diğer davalı firmaya bağlı olarak çalıştığını, bu nedenlerle hakkındaki davanın reddini, diğer davalı ... Ltd.Şti.; davacının Haziran 2010 ayına ait ücretinin ödendiğini, davacının taleplerinden asıl işveren olarak İl Sağlık Müdürlüğü'nün sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, iş akdinin 03.07.2010 tarihinden itibaren asıl işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiği gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai alacağı, Haziran ayına ait ücret alacağı ve yıllık izin ücreti alacağının miktar olarak kısmen kabulüne ve bakiye 466,97 TL harcın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur. Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir. 4857 sayılı Yasa'nın 32 nci maddesinde, “Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır.
Uzun süre ücretlerinin ödenmediği iddiası karşısında, işverence cevap dilekçesinde dayanılmak kaydıyla yemin teklifi hakkının olduğu hatırlatılmalı ve gerekirse bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra sonuca gidilmelidir. Dairemizce, çok uzun süre ücret ödenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek, hakimce re'sen yemin teklifinde bulunulabileceği de kabul edilmektedir.
Somut olayda, davacının Haziran 2010 ayı ücretinin ödenip ödenmediği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık vardır. Davalı şirket, davacının ücret alacağı bulunmadığını bildirmiş ve kendi banka hesabından davacı adına ödeme yapıldığına dair kayda dayanmıştır. Bilirkişi de raporunda, davalı işverenin hesaplarında ödeme yapılmış göründüğünü, ancak bankadan sorularak bu paranın davacının hesabına aktarılıp aktarılmadığının tespiti gerektiğini belirtilmiştir.
Mahkemece bu konudaki araştırma eksik bırakılarak doğrudan davacının ücret talebinin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Yapılacak iş ilgili bankadan sorulmak suretiyle davalı şirketin hesabından 9.7.2010 tarihinde yapılmış görünen 689,81 TL ödemenin davacının hesabına aktarılıp aktarılmadığının tespiti ile çıkacak sonuca göre ücret alacağı hakkında bir karar vermektir.
3.Ayrıca, davalı Bakanlık harçtan muaf olmasına rağmen, gerekçeli kararın 2 nolu bendinde bakiye harcın “davalılardan” tahsiline karar verilmesi suretiyle harçtan sorumlu tutulması da usul ve yasaya aykırıdır. O halde davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.