11. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1432
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20.10.2022
NUMARASI : 2021/488 E. - 2022/692 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.10.2022 tarih 2021/488 E. - 2022/692 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA :
Davacı vekili, davalıların işleteni ve ZMM sigortacısı olduğu aractan yola yayılmış ola sıvı nedeniyle motosikletle olay yerinde geçmekte olan davacının hakimiyetini kaybederek tek taraflı yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda davalının asili kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalıların oluşan zararı karşılaması gerektiğini, davalılar tarafından yapılan ödemelerini davacının zararını karşılmamadığını, belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL sürekli iş görmezlik tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili, maddi tazminat yönünden ihtiyari ara buluculuk yoluyla mali mesuliyet poliçesi kapsamında sorumlu davalı sigorta şirketi ile anlaşma sağladığını, davacının iş göremezlik ve maddi tazminata konu tüm taleplerini tahsil ettiğini, sigorta şirketinin ve sigortalısı olan davalının ibra ettiğini, anlaşma metninin makbuz olmayıp ilam niteliğinde belge olduğunu, kaza ile davalının arabasından aktığı belirtilen yağ arasındaki illiyet bağının kopmuş olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta vekili, kazaya neden olan aracın davalı nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalandığını, davacı yanın iddia ettiği kaza ve zararı ispat etmesi gerektiğini, arabulucuk anlaşma metninde davacı ile anlaşma sağlandığın ve tutanak altında alındığını, arabuluculuk anlaşmasının ilam niteliğinde belge olduğunu, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşılan konularda dava açılması durumunda, dava şartı yokluğundan davanın usûlden reddinin gerektiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen 25/02/2021 tarihli "Arabuluculuk Huzurunda Müzakere Edilerek Taraflar Arasındaki Uyuşmazlığı Sona Erdiren Anlaşma Belgesi'' ile davacı ve davalının yapılan müzakere sonucunda ... adlı kazazedenin 20.03.2019 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sebebiyle açılmış veya açılacak olan geçici ve kalıcı işgöremezlik, tedavi, geçici ve kalıcı bakım giderleri ve ilgili kaza kapsamında isteyebileceği tüm maddi tazminat hakları bakımından fazlaya ilişkin hakları da dahil olmak üzere tarafların belirtilen tüm bu hususlarda anlaşmış olduklarının tespit edildiği, tarafların 60.000,00-TL tazminat bedeli ile 8.600,00-TL vekalet ücretinin ödeneceğinin kararlaştırıldığı, anlaşma belgesinin taraflarca imzalandığı, arabuluculuk son tutanağı sahteliği ispatlanıncaya kadar geçerli belgelerden olduğu, davacı tarafın, Arabuluculuk son tutanağının sahteliği konusunda iddiası olmadığı gibi, fiil ehliyetsizliği, kısıtlılık halleri dışında irade fesadına dayalı iddiaların ancak somut ve kesin delillerle ortaya konulması gerektiği, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşılan konularda dava açılamayacağı, ihtiyari arabuluculukta anlaşma sağlandığı, belirtilerek; dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili, davalılar aleyhine fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak sürekli iş göremezliğe dair tazminat davası açıldığı, ATK tarafından davacının maluliyet oranının belirlendiği, son duruşmada, davanın usulden reddine karar verildiği, arabuluculuk aşamasında anlaşılan bedelin yetersiz olduğunu, iki yıllık süre içinde dava açılarak anlaşılan bedelin açıkça yetersiz olduğunun ileri sürülebileceğini, maluliyet oranının anlaşmadan sonra öğrenildiğinden bu dava açıldığı, arabuluculuk sürecinde davacının % 13 oranında malul ve 9 ay süreyle geçici iş göremez durumunda olduğunun bilinmediğini, feragat iradesinin gerçek durumla uyuşmadığı, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğu, maluliyet oranı üzerinden gerçek zarar hesaplamasının yapılması gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
26.04.2024 tarihli ek kararla kararın miktar itibariyle kesin olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, ek kararın kaldırılarak kararın istinaf incelemesi yapılması gerektiğini belirterek ilk istinaf dilekçesindeki istinaf nedenlerini tekrar etmiştir.
GEREKÇE
Dava, işletenin hukuki sorumluluğu ve ZMMS kapsamında trafik kazası nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2.6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 341. maddesi uyarınca 2022 yılı için ilk derece mahkemeleri tarafından verilen miktar veya değeri 8.000,00-TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin kararlar kesin olup, istinaf yoluna başvurulamaz. Kesinlik sınırı kamu düzenine ilişkin olup kesinlik sınırı belirlenirken dava konusu edilen alacağın değeri dikkate alınır. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Davacı vekili, işbu davada kısmi dava niteliğinde olup, müddeabihin kısmının dava edilmesi ve mahkemece bu değere ilişkin davanın tümden reddedilmiş olması halinde davacı yönünden kararın kesin olduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmakla ek kararın yerinde olmadığı, ek karara yönelik istinaf başvurusunun yerinde olduğu kabul edilerek ek kararın HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına ve dava dosyasının esasının incelenmesine geçilmiştir.
3.Toplan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; arabuluculuk anlaşma tutanağında ZMMS poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş görmezlik, tedavi ve bakım giderleri olmak üzere kaza nedeniyle cismani zarardan doğan tüm maddi tazminat hak ve alacakların anlaşma ile sona erdiğinin belirtilmesine, bu kapsamda düzenlenen tutanak içeriğiyle sigorta şirketi, sigortalı ve sigortalı araç sürücünün de ibra edilmesine, davacı tarafından tazminatın tüm ferrileri ile birlikte tamamından feragat edilmesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5. maddesi gereğince arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması halinde üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacak olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3.İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.