T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
22.12.2022 KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 451 sayılı yazının incelenmesi neticesinde, bahse konu naklin malı elinde tutana (yani... Bank ...'a) bildirilmediği anlaşılmaktadır... Bunun hukuki neticesi şudur: Söz konusu devir 3. kişiye ihber edilmediği sürece ona karşı hüküm ifade etmez. Bir başka anlatımla senetleri elinde bulunduran kimse bu devirden haberdar edilmediği sürece şekli hamile senetleri teslim ederek sorumluluktan kurtulur. Nitekim kağıt üzerinde alacaklı olarak ... ve devir sonrasında onun halefi sıfatıyla... Bankası görünmesine rağmen, dava konusu bonolardan iki tanesi ... nin yetkililerine teslim edilmiş ve bonoları ibraz eden şekli hamilleri tarafından tahsil edilmişlerdir.BDDK nin talimatının hukuka uygunluk teşkil etmesine gelince: Çoğunluk kök raporunda bono bedellerinin bilançoya yansıtılması ile ilgili olarak seçilen yöntem konusunda... Bankasının menfaatine olan usulün seçilmesinin ve uygulanmasının bizzat yönetim kurulu üyelerinin görevleri arasına girdiği, bu kapsamda adil yöntem seçilmediği ve yönetim kurulu üyelerinin özen yükümlülüklerini ihlal ettikleri kabul edilse dahi BDDK nın talimatı hukuka uygunluk yaratacağı ifade edilmiş, ayrıca malvarlığının tümüyle devredilmiş olması sebebiyle tasfiyenin tamamlanmasından sonra bu işlemlerden geri dönülememesinin hukuken mümkün olamayacağı ve burada dava konusu işlemler açısından BDDK nın talimatının olaydaki muhtemel hukuka aykırılığı kaldıracağı saptamasına yer verilmiştir. Söz konusu talimatın tam olarak anlaşıldığı ve BK 179 a istinaden ... nin aktif ve pasifleri ile birlikte devralınması anlamına geldiği kabul edilse dahi, bu talimatın bonoların gerçek bedelleri üzerinden muhasebeleştirilmesini engelleyen ve kıymetli evraka özgü devir işlemlerinin göz ardı edilmesine olanak veren bir yönü yoktur. Yani BDDK, ... nin aktif ve pasifleriyle... Bankası ...şubesine devrini emretmiş olsa dahi tahsil kabiliyeti düşük, ciroları rücu edilemez kaydı içeren ve vadesi geçmiş bu bonoların hiç olmazsa... Bankası tarafından bunlar üzerinde tasarrufta bulunulabilecek şekilde devredilmesi gerekirdi. Zira ihbarda bulunulmaması dolayısıyla bu senetlerden iki adeti gerçek hamile değil şekli hamile ödenmişlerdir.Özetleyecek olursak dava konusu olayda kanuna aykırılık teşkil eden fiil... Bankası Yönetim kurulunda alınan ... nin aktif ve pasifleriyle devralınmasına ilişkin karar değildir. ... nin mal varlığının aktif ve pasifleriyle birlikte devralınmasına karar verilmesi kanuna aykırılık teşkil etmediğinden, BDDK nın verdiği talimatın hukuka aykırılığı ortadan kaldırması ve hukuka uygunluk sebebi yaratmış olması da söz konusu değildir. Burada hukuka uygun olmayan, tahsil kabiliyeti düşük ve vadesi geçmiş bonoların nominal değerleri üzerinden muhasebeleştirilmiş olması ve devre ilişkin olarak üçüncü kişiye ihbarın yapılmaması suretiyle senetlerin tahsilinin engellenmiş olmasıdır.Zarar;Her ne sebepten kaynaklanırsa kaynaklansın sorumluluk davalarının vazgeçilmez şartı ortada bir "zararın” olmasıdır...Yönetim kurulu üyesinin bankaya verdiği zarar, kanuna aykırı bir davranışın sonucu olmalıdır. Bu bağlamda zarar veren yöneticinin, kendisine bir çıkar sağlayıp sağlamaması veya çıkar sağlamak istemesinin bir önemi yoktur. Ortada bir zarar yoksa yönetim kurulu üyesi hukuka aykırı davranmış olsa dahi, aleyhine sorumluluk davası açılması söz konusu olamaz (BGE 99 Il 182; Bürgi/Nordmann, Kommentar zum Sechweizerischen Zivilgesetzbuch, Das Obligationenrecht, Bd. V, Art. 739-771, Zürich 1979, Art. 753/754 Anm. 109; Forstmoser/Sprecher/Töndury, Anm. 78; Forstmoser, Verantwortlichkeit, Anm. 155; Karşı görüş, Funk, Kommentar des Obligationenrechts, Bd. J1, Aarau 1951, Art. 753 Anm. 2)...Dava konusu alacaklar ...'den devralınırken, bu alacakların gerçekten var olup olmadığı araştırılmamış, bu alacakları temsil ederi ve üçüncü kişinin elinde bulunan belgeler devre ilişkin ihbar yapılmadığından bonoların devri sadece kağıt üzerinde gerçekleştirilmiştir. Nitekim, İB'nın Fona devrinden yaklaşık 5 ay sonra sonra, dava konusu alacakları temsil eden belgelerin (senetlerin) ...'de olmadığı, söz konusu senetlerin ... adına ... nezdinde saklanmakta olduğu, ...'nin sözkonusu alacaklar üzerindeki var olduğu iddia olunan hakkın senetlerin...ile ... arasında yapılan bir 28.04. 1999 tarihli, uyuşmazlıkların Türk Hukukuna göre çözümleneceği mutabakatını da içeren sözleşmeye dayandığı anlaşılmıştır. Türk Ticaret Kanunu 3182 sayılı Bankalar Kanunu 5020 sayılı Kanun 4389 sayılı Kanun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmaktadır. (Bank K. 15-7.b) Bu hükme dayanarak davacı talebinin başlangıç tarihi ise "4672 sayılı Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, ... Bankası T.A.Ş.'nin ..'a devredilmesine bağlı olarak davalı yöneticilerin karar ve işlemlerinden dolayı bankanın uğramış olduğu zarar nedeniyle 4389 sayılı yasanın 17/2 fıkrası gereğince şahsi iflaslarına karar verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece davalılar ... ve ... dışındaki davalılar yönünden açılan davanın 07/02/2012 tarihli celsede dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, yargılama aşamasında iş bu davalılar yönünden dosya ayrı bir esasa kaydedilmiş ve dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak 3 ayrı bilirkişi heyetinden raporlar alınmıştır. 1-Prof.Dr..., Prof.Dr. ... ve ...tarafından sunulan 09/04/2004 tarihli bilirkişi raporu; davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından alınan herhangi bir yasal düzenlemeye aykırı karar ya da yapılan işlem bulunmadığı, alınan yönetim kurulu kararı hukuka aykırı kabul edilse, bu konudaki... Bankasına yönelik BDDK emrinin hukuka uygunluk sebebi niteliğinde olduğu, dava konusu olay açısından banka kaynaklarının bankanın emin şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde doğrudan veya dolaylı olarak hakim ortaklar lehine kullandırılmadığı, davalıların aldığı yönetim kurulu kararı ile bankanın TMSF'ye devri işlemleri arasında nedensellik bağlantısının davacı tarafından ispat edilemediği, dolayısıyla davalıların şahsi iflası için gereken şartların oluşmadığı yönünde Prof. Dr...., Doç. Dr. ... tarafından çoğunluk görüşü sunulmuştur. Bilirkişi ... ise ayrık rapor sunmuş; BDDK talimatında... Bankasının mali yapısının öz kaynak yetersizliği, likidite zayıflığı, aktiflerin donukluğu gibi olumsuzluklar vurgulanarak bağlı menkul kıymet niteliğindeki yatırımların elden çıkartılması özellikle istenmişken vadesi çoktan dolmuş, ciroları rücu edilemez kaydı içerdiği için ciranta bankalara başvurma olanağı bulunmayan, borçlusu konumundaki bankalar iflas etmiş yada ödeme sıkıntısına düştüğü için tahsil yeteneğini yitirmiş alacakların nominal değer üzerinden aktif kalemi olarak... Bankasına devredilmesinin BDDK talimatına uygun düşmediği, BDDK tarafından öz kaynak yetersizliğine ilişkin... Bankasına gönderilen yazıda 15 gün içinde uygulama planı hazırlanıp gönderilmesinin istenilmesine rağmen dava konusu zararın kaynağını oluşturan ...'yi devir alma işleminin bu 15 günlük sürede gerçekleşmiş olmasının talimatın tersine işlem yapılmış olduğunu gösterdiği, 4389 sk 11.md.12.fıkrasına dayanılarak yayımlanmış Bankalarca Karşılık Ayrılacak Kredilerin ve Diğer Alacaklarının Niteliklerinin Belirlenmesi ve Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Kararda yurt dışı şubeler dahil tüm kredilerin ve diğer alacakların geri ödenebilirlikleri ve borçluların kredi değerliliklerinin 5 gruba tasnif edildiği, ...Gruba giren ve tahsili 1 yıldan fazla gecikenler için en az %100 oranında karşılık ayrılmasının zorunlu kılındığı, dava konusu alacaklara ise devir tarihinden bir süre sonra %100 karşılık ayrıldığı ve bu nedenle zararın oluştuğu yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir. 2-Bilirkişiler Yrd. Doç. Dr. ..., Yrd. Doç. Dr. ... ve .. tarafından sunulan 03/08/2009 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "4389 s. Bankalar Kanunu 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 4389 sayılı Bankalar Kanunu 4389 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekmektedir.4389 sayılı Kanunu 4389 sayılı yasanın 17.maddesi gereğince yönetici ve ortakların şahsi iflasları istenirken, bankaya verdikleri zararla sınırlı olarak, sorumlulukları kabul edilmiştir. O halde, Fon'un, belirtildiği şekilde yöneticilerin şahsi iflasını isteyebilmesi için öncelikle bankanın zararını tespit etmesi, bu zararın hangi yöneticilerden kaynaklandığını belirlemesi ayrıca her bir görevlinin ne kadar zarar verdiğini, bir diğer ifade ile her bir yöneticinin, zararın ne kadarından sorumlu olduğunu tespit ve ispat etmesi gerekir. Zararın ispatı da davacıya düşer. Şayet, bir yöneticinin bankaya ne kadar zarar verdiği tespit edilemiyorsa 4389 sayılı yasanın 17. Maddesi gereğince o yönetici hakkında iflas kararı verilemeyecektir. Üçüncü şart bankanın iflasına yada Fon'a devrine neden olan yöneticilerin kusurlu olmasıdır. Banka yöneticileri hakkında iflas davası açan Fon, bankanın iflasına yada Fon'a devrine neden olan karar ve işlemlerin kanuna aykırı olduğunu ve ilgilinin kusurunu ispat etmelidir. Yöneticilerin kusurları kast şeklinde olabileceği gibi ihmal şeklinde de olabilir. Son şart ise illiyet bağıdır. Bu kişilerin kanuna aykırı karar ve işlemleriyle bankanın ...'ye devrine ya da iflasına sebep olması yani kanuna aykırı eylemden doğan kesinleşmiş bir zarar sonucu bankanın iflas etmiş olması ya da Fon'a devredilmiş olması gerekir. Kısaca bu eylem ve zarar ile bankanın iflası ya da Fon'a devri arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir. "İflas yada bankanın Fon'a devri genelikle birbirini izleyen ve tamamlayan kararlar ile işlemler sonucu oluşan bir sürecin ürünüdür. Nadiren bir veya birkaç işlem veya karar bankanın iflasına yada Fon'a devrine neden olabilir. İflas sürecini, kanuna aykırı karar ve işlemleri ile başlatan, devam ettiren ve buna katkıda bulunarak bankanın iflasa yada Fon'a devredilmesine sürüklenmesinde etkisi olanların şahsi iflasları istenebilir" (Tekinalp, Ünal : Banka Hukukunun Esasları, İstanbul 1988, s. 79 ) Mahkemece dava konusu zarar kalemi yönünden ayrı bir sorumluluk davasının mevcut olması bir anlamda davanın reddi gerekçesi yapılmıştır. Bu gerekçeye dayanak teşkil ettiği anlaşılan İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2001/1895 E. sayılı dava dosyasının Uyap sisteminde yapılan incelenmesinde, asıl dava dosyasında davacısının... Bankası T.A.Ş. Denetim Kurulu üyeleri (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) ... ve ..., birleşen dava dosyasında... Bankası T.A.Ş. olduğu, 11/07/2024 tarihli celsede dosyada talep edilen zararın önemli bir kısmının yine aynı mahkemenin 2003/946 E., 2002 /690 E., 2002 /684 E., 2001/1783 E. sayılı dosyalarında şahsi iflas davalarına konu edildiği belirtilerek iş bu dava dosyalarının kesinleşmesinin beklenilmesine dair karar verildiği ve duruşma gününün 27/02/2025 tarihine talik edildiği anlaşılmıştır. Ayrıca istinafa konu işbu dava dosyasının 09/06/2003 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararında ise İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2001/1895 E. sayılı dava dosyası ile işbu şahsi iflas davası yönünden dava tarafları, hukuki sebepleri ve konusu itibariyle maddi anlamda kesin hükmün sonuçlarını hasıl eden şekilde taraf birliğinin, hukuki sebep ve konu birliğinin mevcut olmadığı belirtilerek HMUK'nun 187. Maddesi uyarınca derdestlik itirazının reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece her ne kadar dava konusu zararlandırıcı eylemlerden kaynaklanan zarar miktarının aynı zarar kalemi yönünden sorumluluk davasında (İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2001/1895 E. sayılı) görülmesi nedeni davanın reddi gerekçesi yapılmış ise de öncelikle davalılar yönünden şahsi iflas davası ile davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasının dayanakları, mevzuatı ve konusu bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği açıktır. İlk derece mahkemesince bu değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmiştir.Dava dilekçesinde davalılardan ... aleyhine ... tarafından mahkemenin 2001/1783 E. ve 2001/2140 E. sayılı dosyaları üzerinden açılan davalar ile Bankalar Kanunu 6182 sayılı Kanun 6183 sayılı Yasa'nın 51.Maddesine göre hesaplanan gecikme faizi talebinde de bulunmuştur. Ancak, 4389 Sayılı Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.353/1 K4389 md.17 K5411 md.11 HMK md.357 K6100 md.6 K6100 md.353 K5020 md.22 HMK md.355 K3182 md.17 K6183 md.51 K451 md.14 K4389 md.11 K4389 md.110 K6182 md.51 K6100 md.355