Esas No
E. 2023/1234
Karar No
K. 2024/1655
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/1234

KARAR NO: 2024/1655

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2002/1367
KARAR NO: 2022/1049
DAVA TARİHİ: 11/09/2002
KARAR TARİHİ: 22/12/2022
DAVA: Şahsi İflas
KARAR TARİHİ: 18/12/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...Bankası T.A.Ş. hakkında teftiş kurulu tarafından düzenlenen Ağustos 2001 tarihli raporda; “... Bank'dan... Barkası T.A.Ş. ...Şubesine Diğer Aktifler olarak devredilen Rusya riskinin; Rusya'da faaliyet gösteren... Bank (...)'ın borçlu olduğu, 1.000.000 USD, ...'ın borçlu olduğu 1.050.000 USO, ...'ın borçlu olduğu 1.000.000 USD ve Bank ...'in borçlu olduğu 1.000.000 USD tutarındaki 4 adette toplam 4.050.000 USD tutarındaki tahsil kabiliyeti düşük ...'dan (...) oluştuğu, (..., bonodan daha kapsamlı ve tarafların yükümlülüğünü daha kapsamlı açıklayan ödeme aracı) Alacaklısının 02.03.1998 tarihinde ... olduğu ve...'nin İmperial Bank tarafından 28.08.1998 vadeli olarak 1.000.000 USD tutarında keşide edildiği, daha sonra ... tarafından ... Bank'a cirolandığı (ciro tarihinin senet üzerinde yer almadığı), ... Bank tarafından tekrar ... Bank ...'e, ... Ltd. tarafından ise ...'e 30.000 USD karşılığında satıldığı, ancak senet üzerinde ciro tarihinin bulunmadığı, Satışa ilişkin bedelinin, 24.03.1999 tarihli talimata istinaden 25.03.1998 tarihinde ... Bank'ın Merkez Şubede bulunan ... No'lu hesabından... Bank (...) hesabına ...Ltd. adına ödendiği, Alacaklısının 14.11.1997 tarihinde ... Ltd olduğu ve...'nin...bank (...) tarafından 12.05.1998 vadeli olarak 1.000.000 USD tutarında keşide edildiği, ... Ltd. tarafından ... Bank'a cirolandığı ancak senet üzerinde ciro tarihinin bulunmadığı, ... Bank tarafından tekrar ... Ltd'e, ... Ltd. tarafından ise ... Bank'a (...) cirolandığı, ... Bank (...) tarafından ise Malta'da yerleşik ... firma olan ... Ltd'e 70.000 USD karşılığında satıldığı, senedin ciro tarihinin 26.03.1999 olduğu, satışa ilişkin bedelin 25.03.1999 tarihinde ... Bank'ın Merkez Şubede bulunan ... No'lu hesabından ... Bank (...) hesabına ... Ltd adına ödendiği, Alacaklısının 14.12.1998 tarihinde ... Bank olduğu ve ...bank tarafından 14.03.1999 vadeli olarak 1.,050.000 USOD tutarında keşide edildiği, ... Bank tarafından senedin ... Bank ...Ltd'e cirolandığı (ciro tarihinin 21.12.1998 olarak yer aldığı), ... Bank ... Ltd. tarafından ise ... Bank'a (...) cirolandığı (ciro tarihinin senet üzerinde yer almadığı), ... Bank (...) tarafından ise söz konusu...'in Malta'da yerleşik ... firma olan ... Ltd'e 130.000 USD karşılığında satıldığı, satışa ilişkin bedelin ... Bank'ın Merkez Şubede bulunan ... No'lu hesabından 24.03.1999 tarihli talimata istinaden 24.03.1999 tarihinde ... Ltd. adına ödendiği, Alacaklısının 12.09.1998 tarihinde ... Bank olduğu ve ... Bank (..) tarafından 12.03.1999 vadeli olarak 1.000.000 USD tutarında keşide edildiği, ... Bank (...) tarafından ise söz konusu...'un ... Ltd'e 720.000 USD'ye satıldığı, satışa ilişkin bedelin ... Bank'ın Merkez Şubesinde bulunan ... No'lu hesabından 24.03.1999 tarihli talimata istinaden 25.03.1999 tarihinde ... Ltd. adına ödendiği, senedin 30.04.1999 tarihli ... Ltd'nin alacaklı olduğu 30.04.2004 vadeli 1.000.000 USD tutarlı ... ile değiştirildiği, ..., ...bank ve Bank...'ın borçlu olduğu (...)'ların son cirantasının ... Bank (...) olduğu ve ... Bank (...) tarafından senetlerin ...'e taplam 950.000 USD bedelle satıldığının mevcut evraklardan anlaşıldığı, 28.04.1999 tarihinde yapılan anlaşma ile vadesi geçmiş ve tahsil kabiliyeti son derece düşük oları ...'lere ilişkin tüm hak ve alacakların ... Ltd tarafından 4.050.000 USD bedelle ... Bank'a devredildiği ancak ... Bank'ın kayıtlarının bulunmadığı, Sözkonusu devir sözleşmesinde; ... Ltd.'nin ..'lardan doğabilecek tüm hak ve alacaklarını ... Bank'a devrettiği ve ... firma tarafından ileride ...'a ilişkin herhangi bir hak ve kazanç sağlandığı takdirde kazanılan tutarların ... Bank'a ödeyeceği, ... Ltd. tarafından ...'lara ilişkin herhangi bir kısıtlayıcı değerini düşürücü işlemin yapılamayacağı, ... Ltd.'nin ...'lar üzerinde tek ve asıl alacaklısı olduğu ve senet üzerinde herhangi bir rehin veya başkaca bir kısıtın bulunmadığının ... Ltd. tarafından garanti edildiği, ... Bank'ın herhangi bir şekilde başka bir banka veya şirket ile birleşmesi ya da bankanın hak ve alacaklarının başka banka ve şirketler tarafından yüklenilmesi halinde bile yapılan arlaşmanın ... Ltd'i bağlayacağı, hususlarının yer aldığı, Senet vadelerinin, senetlerin ... Bank tarafından ... Ltd'e satıldığı tarih olan 25.03.1999 tarihinden önce dolduğu, ...'lerin fiziken ... Ltd adına ... Bank'da saklandığının Banka Genel Müdürü vekili ... tarafından ifade edildiği, ... Bank'ın... Bankası ... Şubesine devri ile söz konusu riskin 4.050.000 USD olarak... Bankası hesaplarına geçtiği, Senetlerin gerek O... Ltd tarafından ... Bank'a satışı gerekse ... Bank'ın... Bankası'na devri ile ilgili herhangi bir bildirimin... Bank'a (...) yapılmadığı ve senetlerin ... Bank (...) nezdinde... Bankası T.A.Ş. adına saklanmadığının anlaşıldığı, ... Bank'ın... Bankası T.A.Ş. ... Şubesine devri ile Rusya Risklerinin 4.050.000 USD olarak... Bankası hesaplarına geri döndüğü ve banka tarafından 14.02.2001 tarihinde geriye dönük işlem ile 2000 yılı için söz konusu alacakların tamamına karşılık ayrıldığı (karştlık ayrılan tutarın 31.838.600 USD'ının Irak riski ve 4.050.000 ...'sinin Rusya riskleri için olmak üzere toplam 24.108.705.379.000 TL olarak ayrıldığı) ve bu tutarın Banka zararına dönüştüğü, bu zararın oluşmasından dolayı ... Bank'ın tüm aktif ve pasifleriyle... Bankası'na devredilmesine dair 01.12.2000 tarih ve 61 no'lu Yönetim Kurulu Kararında imzaları bulunan Yönetim Kurulu Üyeleri; ..., ..., ..., ... ve ...'un sorumlu bulundukları” hususlarının belirtildiği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Bankalar Yeminli Murakıpları tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen 05.03.2002 tarih ve B-7/28, B-6/26 ve B-8/29 sayılı mütalaada, Banka'nın Rusya'da yerleşik bulunan ...Bank (...), ...bank, ...bank ve Bank...'in borçlu olduğu toplam 4.050.000 USD tutarındaki ...'dan doğan alacağa ilişkin olarak yapılan incelemelerde de; “Alacağın her birinin 1.000.000 USD tutarındaki ... Bank (...), ..., Bank ... ve 1.050.000 USD tutarırdaki ...bank tarafından ihraç edilmiş tahvillerden oluştuğu (...), ...'un sahibi olduğu ... Bank'ın alacaklısı olduğu senetlerin doğrudan veya ... Bank ... Ltd. üzerinden ciro yoluyla... Bank ...'a devredildiği, Tahvillerin vadelerinin 28.08.1998, 12.05.1998, 12.03.1999 ve 14.03.1999 tarihlerinde geldiği ancak herhangi bir tahsilatın gerçekleşmediği, ... Bank ... tarafından 4.050.000 USD nominal tufarındaki söz konusu tahvillerin vadelerinden sonra ...'un diğer operasyonlarında da kullanıldığı ve sahibi olduğu sanılan ... Ltd'e 25.03.1999 tarihinde 950.000 USD karşılığında satıldığı, ödemenin ise ... Bank'ın... Bankası T.A.Ş. ... Şubesi nezdindeki hesabından yapıldığı, ... Ltd. tarafından 28.04.1999 tarihinde bu senetlerden doğan hak ve alacakların ... Bank'a devredildiği, ... Bankası T.A.Ş. Yönetim Kurulu'nun 01.12.2000 tarih ve 61 sayılı Kararı gereğince 04.12.2000 tarihinde ... Bank'ın aktif ve pasiflerinin bankaca devir alınması sırasında bu tahvillerin 4.050.000 USD bedelle devir alındığı, Tahsil kabiliyeti olmadığından ve vadesi geçmiş olduğundan 28.04.1999 tarihinde 950.000 USD'a ... Bank Ltd.'e satılan tahvillerin tahsil ve teminat şartlarına ilişkin olarak hiçbir olumlu gelişme olmamasına rağmen 4.050.000 USD'a... Bankası T.AŞ.'ne devredilmesi suretiyle ... Bank Ltd.'in ortaklarına 3.100.000 USD menfaat sağlandığı, Bankanın yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na geçmesinin ardından Banka yönetimi tarafından tahsil kabiliyeti olmayan ve teminatsız olan söz konusu alacakların tamamen zarar olarak değerlendirildiği,... Bank (...) Genel Müdür Vekili ... tarafından tahvillerin fiziken ... Ltd.Şti adına ... Bank'da (...) saklandığının ifade edildiği, hususlarından bahisle; Banka Teftiş Kurulu tarafından yapılan incelemeyle de aynen mutabık olunduğu belirtilerek, ... Bank Ltd. tarafından 25.03.1999 tarihinde 950.000 USD'ye satın alınan vadesi geçmiş tahsil kabiliyeti düşük ve teminatsız mahiyetteki Rusya bankalarından olan alacakların... Bankası T.A.Ş. tarafından 4.050.000 USD bedetle devir alınarak ... Bank Ltd. ortaklarına 3.100,000 USD tutarında haksız menfaat sağlandığı... kanısına varıldığının belirlendiği, söz konusu raporlarda Rusya riski olarak adlandırılan 4.050.000 USD değerinde dört ayrı bonoya bağlanan ve son olarak ... Bank'a ait olan alacağın, tahsil kabiliyeti çok düşük ve vadeleri geçmiş olmasına rağmen söz konusu bankanın, ... Bankası... Şubesine devri sırasında aynı fiyattan... Bankası hesaplarına geri döndüğü ve 14/02/2001 tarihinde geriye dönük işlem ile 2000 yılı için söz konusu alacakların tamamına karşılık ayrıldığıi, bu tutarın banka zararına dönüştüğü, bu zararın oluşmasına ... Bank'n... Bankası'na devredilmesinin sebep olduğu, ... Bank ortaklarına böylelikle sağlanan haksız menfaatin Bankalar Kanunu m.22/3 gereğince zimmet teşkil ettiği beyan edilerek, davalıların (ayrı ayrı) şahsi sorumluluk tutarlarının 2.738.767.950.000 TL olduğu iddiası ile zarar miktarının (6182 Sayılı Kanunun 51.maddesine göre hesaplanacak) faizi ile birlikte tahsilini ve şahsi iflaslarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 4389 sayılt Kanunun 14. ve 17. maddeleri uyarınca; öncelikle, iddia edilen zararlardan dolayı müvekkilinin sorumlu olup olmadığının tespit edilmesi ve HUMK Md. 101 vd.'de yer alan koşulların gerçekleşmesinin zorunlu olduğunu, müvekkilinin borcu ve sorumluluğunun olmadığını, müvekkilinin bankanın ortağı olmadığı gibi bankanın doğrudan ve dolaylı olarak yönetimini tek başına veya birlikte elinde bulundurmadığını, iddia edilen banka zararı ile müvekkilinin ilgisinin olmadığını, Bankanın zararlarının yıllar içinde katlanarak süre geldiğini, müvekkilinin çok kısa süre için anılan Bankanın yönetim kurulu üyeliğini yaptığını, kendilerinden önce gerçekleşmiş olan zararlardan ötürü sorumluluğunun bulunmadığını, davada iddia edilen Rusya zararlarının, Rus Bankalarınca çıkartılan tahvillerin yıllar önce... Bankasınca satın alınmasından kaynaklandığını, Rusya'nın yıllar önce ekonomik krize girmesi nedeniyle tahvil bedellerinin tahsil edilememesi nedeniyle... Bankası'nın zarar ettiğini, bu zararın müvekkilinin Yönetim Kurulu üyeliğinden yıllar önce doğduğunu, müvekkilinden önce bu tahvillerin ...'ye devredildiğini, ...'nın verdiği talimata Uygun olarak ...'nin aktif ve pasifi... Bankası'na devredildiğinden yıllar önce ...'ye verilmiş bulunan söz konusu tahvillerin tekrar... Bankasına döndüğünü, söz konusu Rusya tahvillerinin satın alınmasından başlayarak... Bankası'nın parayı tahsil edememesinden dolayı, bu zararın ...'e devri ve ...'den tekrar... Bankası'na devrinde müvekkilinin hiç bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, değinilen tahvillerin ileride tahsil edilememesi halinde bir zarar doğsa bile bu zarardan dolayı müvekkilinin görev yaptığı süre nedeniyle hiç bir sorumluluğunun bulunmadığını, dava dilekçesinde davacının, doğduğunu iddia ettiği zararın müvekkilinin hangi karar ve işlemlerinden kaynaklandığına dair hiçbir bilgi ve belge sunmadığı, müvekkilinin Bankaya zarar doğurucu böyle bir karar ve işleminin bulunmadığını” beyanla davanın reddini savunmuştur.Davalı.. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ayrı bir dava ile sorumluluklarının tespit edilmeden şahsi iflas davasının ikame edilemeyeceğini, şahsi iflas davasının açılabilme şartlarının bulunmadığını, banka müfettiş raporu ile bankalar yeminli murakıplarının mütalaalarının hukuki anlamda delil niteliğine sahip olmadıklarını, BDDK'nın Bankalar Kanunu'nun (m. 14/2) hükmüne dayalı olarak verdiği 28 kasım 2000 tarihli emir uyarınca aktif ve pasifleri... bankasına (malta şubesine) devredilen ... Bank (...)'dan kaynaklandığı öne sürülen afaki zarar iddiasının sorumlusunun müvekkili ya da diğer banka yöneticileri olamayacağını, ortada bir zarar varsa, bunun sorumlusunun sözü edilen emri veren kamu tüzel kişisi olduğunu ve ortada hukuki anlamda doğmuş herhangi bir banka zararının olmadığı" beyanda davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; ''... ... Bank Ltd. tarafından 25.03.1999 tarihinde 950.000 USD'ye satın alınan vadesi geçmiş tahsil kabiliyeti düşük ve teminatsız mahiyetteki Rusya bankalarından olan alacakların ( keşidecisi ...bank olan 12.05.1798 vadeli. 1.000.000 USD tutarlı, keşidecisi Bank ... olan 28.08.1998 vadeli 1.000.000. USD tutarlı, keşidecisi ... olan 12.03.1998 vadeli 1.000.000 USD tutarlı, keşidecisi ...bank olan 14.03.1999 vadeli 1.050.000-USD tutarlı toplam 4.050.000 USD tutarlı senetlerin) ... Bankası T.A.Ş. tarafından 4.050.000 USD bedelle devir alınarak ... Bank Ltd. ortaklarına 3.100,000 USD tutarında haksız menfaat sağlandığı, bankanın zarara uğratılması nedeniyle açılan bu davada şahsi iflasla birlikte talep edilen tutar 2.738.767.950.000 (Eski) TL olup davalılar ... ve ... aleyhine aynı zarar kalemi yönünden ikame edilen sorumluluk davasının mahkememizin 2001/1895 E sayılı dosyasında yargılamasına devam edildiği işbu davadan önce ikame edilen sorumluluk davasının derdest olduğu anlaşılmaktadır.Her ne kadar kök bilirkişi raporu ayrık görüşü ile ikinci bilirkişi heyeti ve üçüncü bilirkişi heyeti tarafından sunulan raporlarda, davalıların işbu dava konusu eylemleri ile birlikte bu davaya konu edilmeyen diğer zararlandırıcı eylemleri birlikte değerlendirildiğinde davalıların bankanın Fona devrine neden olduğu ve şahsi iflas koşullarının oluştuğu yönünde görüş belirtilmiş ise de dava konusu zararlandırıcı eylemlerden kaynaklanan işbu dosyaya konu zarar miktarının 2.738.767,95 YTL nin olduğu, bu miktar zararın bankanın devrine veya iflasına neden olabilecek oranda bir zarar olmadığı anlaşılmakla yalnızca bu miktar zarar bakımından şahsi iflas koşulları oluşmadığından davalıların şahsi iflasına ilişkin talebin reddine" dair karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin 2001/1895 E arasında kayıtlı dava dosyasında banka denetçileri tarafından eski yöneticiler aleyhine 14/03/2001 tarihli devir bilançosunda tespit edilen zarar nedeniyle açılan mali sorumluluk davası olduğunu, tarafları ve sonuçları bakımından sorumluluk davası ile şahsi iflas davasının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, istinafa konu iş bu dava dosyasında derdestlik ilk itirazının reddine dair karar tesis edildiğini, şahsi iflas davasının Bankacılık Kanunu hükümlerine tabi fon tarafından açılabilen kanuna aykırılıktan kaynaklanan özel kanunla düzenlenen bir dava olduğunu, fon bünyesinde onlarca kişi hakkında şahsi iflas kararı verilirken ayrıca banka sorumluluk davası da açıldığını, nitekim aynı mahkemenin benzer mahiyette olan 2001/1369 E. 2004/536 K. sayılı dosyasında verilen şahsi iflas kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, istinafa konu karar dışında aynı mahkemede birleşenler ile birlikte 7, diğeri İstanbul 2. ATM de olmak üzere bankanın fona devrine neden olan zararlar kapsamında açılmış 9 adet şahsi iflas davası bulunduğunu, bankanın Fona devrine neden olan zarar kalemleri için zarardan sorumlu olan kişiler açısından Fon kararlarıyla sorumlu oldukları miktarlar üzerinden kararlar alınarak ayrı ayrı davalar açıldığını, mahkemenin bu yaklaşımıyla davalara bakılır ise tüm açılan şahsi iflas davalarının ortadan kalkması ya da reddedilmesi gerektiğini, oysa Fona devredilen bankalar açısından zararları ve sorumluları belirleyerek yasanın amir hükmü gereğince şahsi iflas davası açmanın Fonun yetkisi ve zorunlu görevi olduğunu, dosyada düzenlenen bilirkişi raporlarında dava konusu zararla sınırlı olmak üzere iflas koşullarının oluştuğunun ifade edildiğini, emsal bir dosyada (İstanbul 1 ATM nin 201/1369 E sayıda dava dosyasında şimdiki para birimine göre dava değeri gayet düşük olan mahkemenin az bulduğu orana göre) 4 milyon üzerinden bankanın zarara uğradığı ve zararla sınırlı olma koşunun gerçekleştiğinin hüküm altına alındığını beyan ederek, mahkemece verilen kararın kaldırılması talep edilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, ... Bankası T.A.Ş.'nin ..'a devredilmesine bağlı olarak davalı yöneticilerin karar ve işlemlerinden dolayı bankanın uğramış olduğu zarar nedeniyle 4389 sayılı yasanın 17/2 fıkrası gereğince şahsi iflaslarına karar verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece davalılar ... ve ... dışındaki davalılar yönünden açılan davanın 07/02/2012 tarihli celsede dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, yargılama aşamasında iş bu davalılar yönünden dosya ayrı bir esasa kaydedilmiş ve dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak 3 ayrı bilirkişi heyetinden raporlar alınmıştır.

1.Prof.Dr..., Prof.Dr. ... ve ...tarafından sunulan 09/04/2004 tarihli bilirkişi raporu; davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından alınan herhangi bir yasal düzenlemeye aykırı karar ya da yapılan işlem bulunmadığı, alınan yönetim kurulu kararı hukuka aykırı kabul edilse, bu konudaki... Bankasına yönelik BDDK emrinin hukuka uygunluk sebebi niteliğinde olduğu, dava konusu olay açısından banka kaynaklarının bankanın emin şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde doğrudan veya dolaylı olarak hakim ortaklar lehine kullandırılmadığı, davalıların aldığı yönetim kurulu kararı ile bankanın TMSF'ye devri işlemleri arasında nedensellik bağlantısının davacı tarafından ispat edilemediği, dolayısıyla davalıların şahsi iflası için gereken şartların oluşmadığı yönünde Prof. Dr...., Doç. Dr. ... tarafından çoğunluk görüşü sunulmuştur. Bilirkişi ... ise ayrık rapor sunmuş; BDDK talimatında... Bankasının mali yapısının öz kaynak yetersizliği, likidite zayıflığı, aktiflerin donukluğu gibi olumsuzluklar vurgulanarak bağlı menkul kıymet niteliğindeki yatırımların elden çıkartılması özellikle istenmişken vadesi çoktan dolmuş, ciroları rücu edilemez kaydı içerdiği için ciranta bankalara başvurma olanağı bulunmayan, borçlusu konumundaki bankalar iflas etmiş yada ödeme sıkıntısına düştüğü için tahsil yeteneğini yitirmiş alacakların nominal değer üzerinden aktif kalemi olarak... Bankasına devredilmesinin BDDK talimatına uygun düşmediği, BDDK tarafından öz kaynak yetersizliğine ilişkin... Bankasına gönderilen yazıda 15 gün içinde uygulama planı hazırlanıp gönderilmesinin istenilmesine rağmen dava konusu zararın kaynağını oluşturan ...'yi devir alma işleminin bu 15 günlük sürede gerçekleşmiş olmasının talimatın tersine işlem yapılmış olduğunu gösterdiği, 4389 sk 11.md.12.fıkrasına dayanılarak yayımlanmış Bankalarca Karşılık Ayrılacak Kredilerin ve Diğer Alacaklarının Niteliklerinin Belirlenmesi ve Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Kararda yurt dışı şubeler dahil tüm kredilerin ve diğer alacakların geri ödenebilirlikleri ve borçluların kredi değerliliklerinin 5 gruba tasnif edildiği, ...Gruba giren ve tahsili 1 yıldan fazla gecikenler için en az %100 oranında karşılık ayrılmasının zorunlu kılındığı, dava konusu alacaklara ise devir tarihinden bir süre sonra %100 karşılık ayrıldığı ve bu nedenle zararın oluştuğu yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir.

2.Bilirkişiler Yrd. Doç. Dr. ..., Yrd. Doç. Dr. ... ve .. tarafından sunulan 03/08/2009 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "4389 s. Bankalar Kanununun 17. maddesine göre, ortakların ve yöneticilerin şahsi sorumlulukları yoluna başvurulabilmesi için, ayrıca; kanuna aykırılık, zarar, illiyet bağı ve kusur şartlarının birlikte gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Kanuna Aykırılık; Banka ortağının sorumluluğu bakımından m.17/f.2.'nin ilk kısmında, kanuna aykırı karar ve işlemler ile kendisine menfaat temini amaçlayan, bankanın yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran (hâkim) ortakların sorumluluğunu kabul etmektedir. Söz konusu hâkim ortağın sorumlu olabilmesi için, yukarıda belirtilen kendisine menfaat teminine yönelik kanuna aykırı karar ve işlemler ile Bankalar Kanunu m.14/f.3, 4 ve 5 gereğince banka yönetiminin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi veya hisselerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devrine sebep olması şarttır.Buna karşılık 2. fıkranın ikinci kısmında, bankanın yönetim kurulu ve kredi komitesi başkan ve üyeleri ile genel müdür, genel müdür yardımcıları ve imzaları bankayı ilzam eden memurlarının (kısaca sınırlı sayıdaki banka görevlilerinin) iflas dışı sorumluluğu kabul edilmektedir. Ancak, bu kişilerin şahsi iflaslarının istenebilmesi için 14. maddenin 4. fıkrasında belirtilen -bir bankanın yönetim ve denetimini doğrudan ya da dolaylı olarak, tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortakların, banka kaynaklarını bankanın emin şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde doğrudan veya dolaylı olarak kendi lehlerine kullanmalarına veya bankayı bu suretle zarara uğratmalarına yönelik işlemler ile m.14/1.3'ün uygulanmasına- yani temettü hariç ortaklık hakları ile bankanın yönetim ve denetimini Fona devri veya bankanın bankacılık işlemleri yapma ve/veya mevduat kabul etme izninin kalkmasına neden olan bankanın mali yapısını zayıflatan işlemlerde, sorumluluklarının bulunması şarttır.Bu bağlamda kök çoğunluk bilirkişi raporunda yer alan dava konusu olay açısından banka kaynaklarının bankanın emin şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde doğrudan veya dolaylı olarak hakim ortaklar lehine kullandırılmamış olması nedeniyle şahsi iflasa hükmedilemeyeceği görüşüne katılmıyoruz. Zira madde metni dikkatle okunduğunda menfaat temininin tek başına bir koşul olarak öngörülmediği düzenlemenin veya ile bağlandığı bankanın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin devri halinde de şahsi iflasa hükmedilebileceği görülecektir.Kanuna aykırı karar ve işlemlerin kapsamına yalnızca Bankalar Kanunu değil, diğer kanunlar ve bu kanunların uygulanması ile ilgili olarak çıkarılan yönetmelik, tüzük genelge ve tamimlere aykırı işlemler de girecektir. (Seza Reisoğlu, Bankalar Kanunu Şerhi, Ankara 2002, s. 954; bu kadar geniş bir yorumun illiyet bağı şartı ile bağdaşmayacağı yönünde Tekinalp, s.76.) Kanun bu noktada md. 14/1 deki düzenlemeden ayrılarak, yöneticilerin iflası için kanuna aykırılığı şart koşmuştur. O halde yapılan işlemlerin ve alınan kararların BanK. md. 14/1 anlamında bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı olması veya esas sözleme ya da bir borçlar hukuku sözleşmesine aykırı olması halinde yöneticilerin şahsi iflası talep edilemez.Dava konusu olayda, davalıların kanuna aykırı davranışlarına gelince, gerek dosyada yer alan kök çoğunluk bilirkişi raporunda gerekse davalı itirazlarında davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından yapılan işlemlerin herhangi bir yasal düzenlemeye aykırı olmadığı, alınan yönetim kurulu kararı hukuka aykırı olsa bile BDDK'nın bu konudaki emrinin hukuka uygunluk sebebi niteliğinde olduğu ileri sürülmektedir. Bu iddiaya ilişkin olarak öncelikle şu tespiti yapmak gerekir. Dava konusu olayda mesele, yönetim kurulu tarafından BK md. 179'a istinaden ...'nin devralınması yönündeki yönetim kurulu kararının kanuna aykırı olup olmadığı değildir. Burada sorun Rusya alacakları olarak anılan ve ...'nin... Bankası ... şubesine devri ile birlikte bu bankaya geçen 4.050.000 USD tutarındaki bonolar dolayısıyla bir zarar oluşup oluşmadığı ve oluşmuşsa yönetim kurulu üyelerinin şahsi iflasına hükmedilip hükmedilemeyeceğidir...Dosyadaki bilgi ve belgelerden 01.12.2000 tarihinde alınan ... nolu yönetim kurulu kararı ile ...'nin tüm aktif ve pasiflerinin BK 179'a göre devralınması kararlaştırılmış, iki banka arasında 4 Aralık 2000 tarihinde imzalanan sözleşmede ise; Banka Yönetim Kurulu kararına aykırı olarak, İB tarafından ...'nin toplam mevduat ve kredileri ve bunlara bağlı alacak ve borçlarının devredilmesi kararlaştırılmış olup mevcutlar (sabit kıymetler, para mevcudu vs) ve bunlara eşit tutarda özvarlık devir dışı bırakılmıştır....'nin aktif ve pasiflerinin ... Şubesine devri ile birlikte dava konusu Rusya alacakları nominal değerleri üzerinden bilançoya alacak olarak kaydedilmiş, kıymetli evraka bağlı olan bu alacakları gösteren senetler alacağın temliki yoluyla... Bankasına devredilmiş ancak .... adına... Bankası Moskova şubesinde saklanmaya devam edilmiştir. Oysa bu senetlerin geçerli olarak devredilebilmesi için alacağın temliki ve zilyetliğin devri gerekmektedir. Dosya münderecatından (temlik beyanının aslının bulunması kaydıyla) alacağın temlikinin geçerli bir biçimde yapıldığı kabul edilmekle birlikte... Bankası Moskava'ya bu devrin yapıldığına ilişkin herhangi bir ihbarda bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim... Bankası Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın Genel Müdürlük Makamı'na gönderdiği 24.08.2001/451 sayılı yazının incelenmesi neticesinde, bahse konu naklin malı elinde tutana (yani... Bank ...'a) bildirilmediği anlaşılmaktadır... Bunun hukuki neticesi şudur: Söz konusu devir 3. kişiye ihber edilmediği sürece ona karşı hüküm ifade etmez. Bir başka anlatımla senetleri elinde bulunduran kimse bu devirden haberdar edilmediği sürece şekli hamile senetleri teslim ederek sorumluluktan kurtulur. Nitekim kağıt üzerinde alacaklı olarak ... ve devir sonrasında onun halefi sıfatıyla... Bankası görünmesine rağmen, dava konusu bonolardan iki tanesi ... nin yetkililerine teslim edilmiş ve bonoları ibraz eden şekli hamilleri tarafından tahsil edilmişlerdir.BDDK nin talimatının hukuka uygunluk teşkil etmesine gelince: Çoğunluk kök raporunda bono bedellerinin bilançoya yansıtılması ile ilgili olarak seçilen yöntem konusunda... Bankasının menfaatine olan usulün seçilmesinin ve uygulanmasının bizzat yönetim kurulu üyelerinin görevleri arasına girdiği, bu kapsamda adil yöntem seçilmediği ve yönetim kurulu üyelerinin özen yükümlülüklerini ihlal ettikleri kabul edilse dahi BDDK nın talimatı hukuka uygunluk yaratacağı ifade edilmiş, ayrıca malvarlığının tümüyle devredilmiş olması sebebiyle tasfiyenin tamamlanmasından sonra bu işlemlerden geri dönülememesinin hukuken mümkün olamayacağı ve burada dava konusu işlemler açısından BDDK nın talimatının olaydaki muhtemel hukuka aykırılığı kaldıracağı saptamasına yer verilmiştir. Söz konusu talimatın tam olarak anlaşıldığı ve BK 179 a istinaden ... nin aktif ve pasifleri ile birlikte devralınması anlamına geldiği kabul edilse dahi, bu talimatın bonoların gerçek bedelleri üzerinden muhasebeleştirilmesini engelleyen ve kıymetli evraka özgü devir işlemlerinin göz ardı edilmesine olanak veren bir yönü yoktur. Yani BDDK, ... nin aktif ve pasifleriyle... Bankası ...şubesine devrini emretmiş olsa dahi tahsil kabiliyeti düşük, ciroları rücu edilemez kaydı içeren ve vadesi geçmiş bu bonoların hiç olmazsa... Bankası tarafından bunlar üzerinde tasarrufta bulunulabilecek şekilde devredilmesi gerekirdi. Zira ihbarda bulunulmaması dolayısıyla bu senetlerden iki adeti gerçek hamile değil şekli hamile ödenmişlerdir.Özetleyecek olursak dava konusu olayda kanuna aykırılık teşkil eden fiil... Bankası Yönetim kurulunda alınan ... nin aktif ve pasifleriyle devralınmasına ilişkin karar değildir. ... nin mal varlığının aktif ve pasifleriyle birlikte devralınmasına karar verilmesi kanuna aykırılık teşkil etmediğinden, BDDK nın verdiği talimatın hukuka aykırılığı ortadan kaldırması ve hukuka uygunluk sebebi yaratmış olması da söz konusu değildir. Burada hukuka uygun olmayan, tahsil kabiliyeti düşük ve vadesi geçmiş bonoların nominal değerleri üzerinden muhasebeleştirilmiş olması ve devre ilişkin olarak üçüncü kişiye ihbarın yapılmaması suretiyle senetlerin tahsilinin engellenmiş olmasıdır.Zarar;Her ne sebepten kaynaklanırsa kaynaklansın sorumluluk davalarının vazgeçilmez şartı ortada bir "zararın” olmasıdır...Yönetim kurulu üyesinin bankaya verdiği zarar, kanuna aykırı bir davranışın sonucu olmalıdır. Bu bağlamda zarar veren yöneticinin, kendisine bir çıkar sağlayıp sağlamaması veya çıkar sağlamak istemesinin bir önemi yoktur. Ortada bir zarar yoksa yönetim kurulu üyesi hukuka aykırı davranmış olsa dahi, aleyhine sorumluluk davası açılması söz konusu olamaz (BGE 99 Il 182; Bürgi/Nordmann, Kommentar zum Sechweizerischen Zivilgesetzbuch, Das Obligationenrecht, Bd. V, Art. 739-771, Zürich 1979, Art. 753/754 Anm. 109; Forstmoser/Sprecher/Töndury, Anm. 78; Forstmoser, Verantwortlichkeit, Anm. 155; Karşı görüş, Funk, Kommentar des Obligationenrechts, Bd. J1, Aarau 1951, Art. 753 Anm. 2)...Dava konusu alacaklar ...'den devralınırken, bu alacakların gerçekten var olup olmadığı araştırılmamış, bu alacakları temsil ederi ve üçüncü kişinin elinde bulunan belgeler devre ilişkin ihbar yapılmadığından bonoların devri sadece kağıt üzerinde gerçekleştirilmiştir. Nitekim, İB'nın Fona devrinden yaklaşık 5 ay sonra sonra, dava konusu alacakları temsil eden belgelerin (senetlerin) ...'de olmadığı, söz konusu senetlerin ... adına ... nezdinde saklanmakta olduğu, ...'nin sözkonusu alacaklar üzerindeki var olduğu iddia olunan hakkın senetlerin...ile ... arasında yapılan bir 28.04. 1999 tarihli, uyuşmazlıkların Türk Hukukuna göre çözümleneceği mutabakatını da içeren sözleşmeye dayandığı anlaşılmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun “Kıymetli evrak öyle bir senetlerdir ki bunlarda mündemiç olan hak senetten ayrı olarak dermeyan edilemeyeceği gibi başkalarına da devredilemez” ve “Kıymetli evrakın borçlusu, ancak senedin teslimi mukabilinde ödeme ile mükelleftir" şeklindeki hükümleri gereği, dava konusu iki senet şeklen hamili olan kimselere ödenmiştir. Bu durumda alacaklar sadece bir muhasebe kaydından ibarettir.... kayıtlarında Rus bankalarından alacak olarak kaydedilmiş ve ... na devredilmiş 4.050.000 USD tutarındaki alacak devir tarihi itibariyle filen mevcut olmadığı için ... devredilen bir alacak sözkonusu olmamış, kağıt üzerinde var olan bu alacak karşılığında ise pasiflerde yer alan ve banka tarafından ödenmek zorunda kalınan aynı tutarda mevduat da devredilmiştir. Bu bağlamda çoğunluk kök raporda ileri sürülen söz konusu yüksek gösterimin ... nin... Bankası'na nakledilen borç miktarını artırmadığı (zira aktif kadar pasif devredilmektedir) ve... Bankası'nın malvarlığında doğrudan veya dolaylı bir kaynağın eksilmesi sonucunu doğurmadığı için bankanın esasen bir zarara uğramadığı görüşüne katılmıyoruz. Alacaklar da borçlar gibi malvarlığı kavramının içerisinde yer alır. Zarar ise malvarlığında olan azalmayı ifade eder. Alacağın tahsil edilemeyeceğinin kesinleşmesi ile malvarlığı bu oranda azalmış olur. Dava konusu olayda söz konusu bonolardan kaynaklanan 4.050.000 USD lık zarar söz konusudur. Zarardan devri üçüncü kişiye ihbar etmeyerek senetlerin şekli hamile ödenmesine yol açan gerek bankaya el konulmasından önce görevde bulunan gerekse el konulduktan sonra göreve getirileren YK üyeleri sorumludur.Kusur; Ban K. m.17/f.2nin aradığı kanuna aykırı işlem ve eylemlerin şahsi iflas istemi için yeterli mi olduğu yoksa ortakların veya yöneticilerin kasıtlarının veya ihmallerinin bulunduğunun ispatı mı gerekeceği, maddenin düzenleniş şeklinden açıkça anlaşılamamaktadır. Ancak hükmün banka görevlilerinin “sorumluluğunun bulunduğu işlemlerden” bahsetmesi, ayrıca Türk Borçlar Hukukunda kusur sorumluluğunu esas olması ve istisnai bir sorumluluk türü olan kusursuz sorumluluk hallerinin yasada “açık olarak” gösterilmesi gereği, buradaki sorumlulukta da kusuru, sorumluluğun zorunlu şartlarından kılar. Doktrinde hâkim görüşte iflas gibi ağır bir sonucun ortaya çıkabilmesi için, banka görevlisinin kusurunun aranması gerektiğini kabul etmektedir (Tekinalp, s. 77; Seza Reisoğlu. Bankacılık Kanunu Şerhi, Ankara 2007, s.)...Banka yöneticilerinin kusurlarının olup olmadığının tespitinde, bankacılığın artık özel ihtisası gerektiren bir meslek olması sebebiyle yöneticilerin bazı özelliklere sahip bulunması gerektiği de göz önüne alınmalıdır. Ayrıca kusuru değerlendirirken yapılan işlem ile alınan kararları, bunların yapıldığı ve alındığı tarihteki şartları içerisinde değerlendirmek gerekir. Bankacılık sektörünün içinde bulunduğu zor bir dönemde yöneticilik yapan kimselerden, içinde bulundukları şartları da göz önünde bulundurarak, öngörülü ve daha özenli davranmaları beklenir. Gerekli ve yeterli ehliyet ve bilgiye sahip olmadığı halde, başaramayacağı, zarara sebep olacağı işe girişen kimse de kusurludur ve zarardan sorumludur (Akdağ-Güney, s. 63 vd.)Kanuna aykırı bir kararın icrası kendisinden istenen bir banka görevlisinin, BanK. m.17/f.2'deki sorumluluktan kurtulabilmesi için, kararın icrasına yönelik işlem veya işlemleri yapmayı red etmesi gerekir (kusursuzluğun ispatı 4389 s. BanK md. 17/a). Bu bağlamda hukuka aykırı karara katılmayan, benimsemeyen, karşı çıkan banka görevlileri dahi, kararın icrasına katıldıkları takdirde sorumlu olacaktır.Yukarıda da belirtildiği üzere, banka yönetim kurulu üyelerinin bu görevi yerine getirebilmeleri için belirli bazı özelliklere sahip olmaları gerekir. Şirketler açısından bir malvarlığının devralınması sıradan bir işlem değildir. Ancak davalı yönetim kurulu üyelerinin ...'nin aktiflerini ve pasiflerini oluşturan kalemlerin neler olduğu, tutarları, kimden ne kadar kredi alacağı bulunduğu, alacakların vadesi, faiz oranı, para cinsi, teminatı, devralınacak aktiflerle pasifler arasındaki farkın tutarı, bu farkın negatif ya da pozitif olup olmadığı v.b. hususlarda yeterince inceleme yapmadıkları anlaşılmaktadır. Aksi takdirde ihbar yapılmadığı sürece dava konusu bonoların üçüncü kişi tarafından şekli hamile teşlim edilebileceğini bilmeleri gerekirdi. Bu noktada ihbarın kim tarafından yapılması gerektiği sorulabilir. İhbarın kimin tarafından yapılacağı hususunda açık bir düzenleme yoktur. Ancak bunun sadece devreden tarafından yapılabileceğini ileri sürmek doğru değildir. Aksi takdirde devreden, söz konusu ihbarı yapmadığı sürece bonoları elinde bulunduran kimse bunu şekli hamile ödeyebilecek, alacaklı ise bu devre engel olamayacaktır. Gerekli özen borcunu gösteren bir bankanın yönetim kurulu üyesinin zilyetliğin geçişi için gerekli tedbirleri alması ve bu devri senetleri elinde bulunduran... Bankası Moskova şubesine ya bizzat ihbar etmesi veya ettirmesi gerekirdi. ... yi aktif ve pasifleriyle devralma kararını alan YK üyeleri sözkonusu alacağı şahsen kendileri bir bedel mukabilinde devir alacak olsalardı böyle hareket etmezlerdi. Ayrıca, devir eden ...'nin ortak ve YK üyesi ...ve ... aynı zamanda ...'nda da YK üyesidirler. Dolayısıyla ... adına devrettikleri ve ... adına devraldıkları alacağa ilişkin gerekli bilgiye sahiptirler. Davalı yönetim kurulu üyeleri normal tedbirli bir insandan, o olayda ve koşullarda beklenen davranışı göstermeyerek kusurlu davranmışlardır. Burada bir hususa daha değinmek gerekir. ...Bankasına el konulduktan sonra müfettiş raporlarında bu soruna değinilmiş, senetlerin ... adına değil Banka adına saklanması için gerekli işlemlerin yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Buna rağmen gerekli girişimlerde bulunulmayarak bonolardan iki adetinin şekli hamillere ödenmesine engel olunmamıştır. Dolayısıyla banka yönetimine el konulduktan sonra gerekli tedbirleri almayarak senetlerin şekli hamile ödenmesine neden olan yönetim kurulu üyeleri de kusurlu davranışları ile bu zarara katılmışlardır.Yönetim kurulu üyelerinin, alacağın bağlı olduğu bonoların devrinin nasıl gerçekleştirileceğini bilmemesi düşünülemez. ... nin malvarlığını aktif ve pasifleriyle devralmaya karar veren yönetim kurulu üyelerinin 4.050.000 USD tutarındaki bonoların sadece bilançonun aktifinde görünmesiyle yetinip devre ilişkin olarak senedi elinde bulunduran üçüncü kişiye ihbarda bulunmamış olmaları kusurlu davrandıklarını gösterir. İlliyet bağı;Bankalar Kanunu'nun 17/f.I'de sayılan banka görevlilerinin şahsi sorumluluğu yoluna gidilebilmesi illiyet bağının bulunması şarttır... ... nin... Bankası ... şubesine devri esnasında aktiflerde gösterilen 4.050.000 USD tutarındaki alacağı temsil eden bonoların devrine ilişkin olarak üçüncü kişiye ihbarda bulunmamaktır. Zarar ise... Bankasının bilançosuna aktif olarak kaydedilen alacakların tahsil edilememesi dolayısıyla (iki adet bonanun hamillerince tahsil edilmiş olması diğer ikisinin borçlularının iflas etmiş olmaları) bankanın mal varlığında bu miktarda azalma meydana gelmesidir.Bankaya zarar verici karar ve işlemler ile bankanın ...'a devri arasındaki illiyet bağı;İlliyet bağının varlığı ile kastedilen, kanuna aykırı karar ve işlemleri ile davalıların bankayı zarara uğratmaları ve neticede banka hakkında 4389 s. Bankalar Kanununun 14. maddesinin 3 ve , bentlerinin uygulanmasına sebep olup olmadıklarıdır. Bu ikinci illiyet bağı bakımından, yukarıda sunulanı uygun illiyet bağı kavramının ötesinde geniş bir illiyet bağı bakışını gerektirir. Olağan hayatın akışı bakımından eri beklenmedik en istisnai nitelikteki kanuna aykırı kanuna aykırı karar ve işlemler doğurdukları zarar bakımından bankanın fona devrine neden olmuşlarsa, bu ikinci illiyet bağı var sayılmalıdır. Özellikle zarara sonucu doğuran işlemlerin yaygınlığı ve gerçekleşen zararın büyüklüğü bu ikinci tür illiyet bağının kabulünü (dava konusu olayda olduğu gibi) kolaylaştırır.Dosyaya ibraz edilen çoğunluk bilirkişi kök raporunda alınan yönetim kurulu kararı ile bankanın Fona devri işlemleri arasında nedensellik bağı kurulamadığı, bu miktarda bir zararın bankanın Fona devrine sebebiyet veremeyeceği ifade edilmektedir. Oysa zarar bazen her biri tek başına zararı meydana getirmeye elverişli birden fazla fiilin meydana gelmesi ile oluşabilir. Bu takdirde "yarışan illiyet" (kumulative Kausalität) söz konusu olur. Bazen de her biri tek başına sonucu doğurmaya elverişli olmayan birden fazla sebebin bir araya gelmesi sonucu da ortaya çıkabilir, bu takdirde "ortak illiyetten" (...) bahsedilir. Bankanın iflası veya Fona devri çoğu zaman tek bir karar veya işlemle değil, birbirini izleyen karar ve işlemlerin sonucunda meydana gelmektedir. Bazı işlem ve kararlar tek tek ele alındığında, bunların Bankanın iflasına veya Fon'a devrine sebep olmaları mümkün görünmemektedir. Ancak bu karar ve işlemler dolayısıyla meydana gelen zararlar toplandığında bankanın Fona devrine neden oldukları anlaşılmaktadır. Bu nedenle bankanın Fona devrine neden olan zarar verici olay tek başına değil, diğer zarar verici fiil ve işlemlerle birlikte değerlendirilmelidir (Akdağ-Güney, s. 56 vd.). Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalılar açısından şahsi iflasın koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır..." şeklinde görüş ve kanaat belirtilmiştir.

3.Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından sunulan 09/02/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Raporda ayrıntıları ile açıklanmış bulunan banka zararı davalıların usul ve yasa dışı eylemleri ile oluşmuştur. Zarar miktarı, bankaca karşılıkları ayrılmak suretiyle banka zararına atılmış bulunan 2.720.648,25 TL'dir. Davacı zarar miktarı üzerinden 6183 Sayılı Yasa'nın 51.Maddesine göre hesaplanan gecikme faizi talebinde de bulunmuştur. Ancak, 4389 Sayılı Kanunun 15'inci maddesinin (7) numaralı fıkrası (b) bendi, Fon alacaklarını tanımladıktan sonra, bu alacaklar hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmaktadır. (Bank K. 15-7.b) Bu hükme dayanarak davacı talebinin başlangıç tarihi ise "4672 sayılı Kanunun 9'uncu maddesiyle eklenen ve 29.05.2001 tarihinde yürürlüğe giren fıkra" göre 29.05.2001 tarihidir. Buna göre zarar miktarı olan 2.720.648,25 TL'nin 29.05.2001-11.09.2002 (Dava tarihi) arasındaki faizi (Gelir İdaresi Başkanlığı, İnternet Vergi Dairesi Web sitesinden de denetlenmek suretiyle bulunan) 3.591.255,69 TL ve toplam sorumluluk (Faiz dahil) tutarı da 6.311.903,94 TL olarak saptanmıştır. Değinilen zarardan davalıların sorumlu oldukları kanısına varılmıştır. Banka'nın devir zararı, 15.03.2001 tarihi itibariyle 1.953.172.000 (Y)TL'dir. Dava konusu ...'ler nedeniyle uğranılan zarar (Ayrılmış bulunan karşılıklar) ise 2.720.648,25 YTL'dir. Buna göre dava konusu P/N'ler nedeniyle bankanın uğradığı zararın toplam zarar içindeki payı, % 0,14'dür. Ancak, Banka, bu tip ve çok sayıdaki yasa ve usul dışı oluşturulan eylemler nedeniyle TMSF'ye devrolunmuştur. Bu nedenle şahsi iflas kararı için mevcut dava konusu zarar da; Bankanın Fon'a devrine neden olan eylemlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Davalılar ... ve ...'in (ve tefrik neticesinde dava dışı kalmış ..., ... ve ... ...'un şahsi sorumluluk tutarları; her bir davalı için ayrı ayrı olmak üzere bankaca ayrılmış karşılık tutarı olan 2.720.648,25 (Y)TL olarak belirlenmiştir. (...'in... Bankasında yönetim kurulu üyesi olarak görevli olduğu süre; Ağustos 1999 14.03.2001'dir. ...'nin... Bankasına devir tarihi itibariyle de ... ve... Bankası'nda yönetici konumundadır. ... ise gerek... Bankası'nın ve gerekse ...'nin kuruluşlarından itibaren hakim ortağı ve yöneticisidir.) davalılar için şahsi iflas koşullarının oluştuğu kanısına varılmıştır" şeklinde görüş ve kanaat belirtilmiştir.4-Aynı bilirkişi heyeti tarafından sunulan 1.ek raporda; kök rapordaki görüş ve tespitler tekrar edilerek, "Fon tarafından... Banka/... grubundan sağlanan tahsilat toplamı; 31.12.2019 tarihi itibariyle 242,43 Milyon USD'dir. TMSF kayıtlarında yapılan incelemelerde, dava konusu ...'ler/Rusya alacakları ile ilgili herhangi bir tahsilatın bulunmadığı belirlenmiştir. Dolayısıyla TMSF'nin 31.12.2017 Faaliyet Raporu'nda görülen 236,58 milyon USD tutarındaki tahsilatın davaya etkisi bulunmamaktadır. Banka'nın devir zararı, 15.03.2001 tarihi itibariyle 1.953.172.000 (Y)TL'dir. (Bir önceki iş günü ...MB döviz satış kuru: 1,004610 TL ve buna göre Banka zararının USD cinsinden tutarı da, 1.944.467.596,72 USD'dir.)" şeklinde görüş bildirilmiştir.

5.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 2.ek raporda; "Dava konusu bono, BDDK izin ve onayına aykırı olarak Banka Yönetim Kurulu'nca 01.12.2000 tarihinde alınan 61 sayılı kararına dayanılarak, yasa, usul ve muhasebe kurallarına uyulmadan yapılan devir işlemleri sonucunda kayden... Bankası aktifine dahil edilmiştir. Değinilen bono (Bonolar) 28.04.1999 Temlik Sözleşmesi gereği... Bankası'na fiilen teslim edilmemiştir). İktisat Bankası, fiilen teslim edilmeyen bononun sahibi olmamıştır. Ayrıca bono, ... Bankası'na ciro da edilmemiştir. Bu suretle... Bankası dava konusu bononun yasal hamili de olamamıştır. Bu suretle bono üzerindeki haklarını da savunamaz duruma düşmüştür. Bu duruma karşın; takdiri Sayın Mahkemenizin değerlendirmesinde olmak kaydıyla, ...'nin dava konusu senede sahip çıkabilmek için gerekli tüm idari ve hukuki girişimlerde bulunmuş olduğu, senedin elde edilebilmesi ve tahsili konularında ...'ye atfedilebilecek herhangi bir hata ya da ihmale rastlanılmadığı, zarardan davalıların sorumlu oldukları kanısına ulaşılmıştır. Zarar miktarı; bankanın zarar olarak gördüğü ve karşılık ayırarak bilançosuna aldığı tutar olan 2.720.648,25 TL'dir. Davacı taraf bu tutarı bilançosuna yazmakla, rakamı kabul etmiştir. ... tarafından dava konusu bonolarla ilgili herhangi bir tahsilat sağlanmamıştır. Banka'nın bilanço zararına karşılık davalılardan yapılan toplam tahsilat miktarı, bu dosya alacağını kapsamamaktadır. Sonuç olarak; kök ve ek raporlarımızdaki görüşlerimizde herhangi bir değişiklik olmamıştır." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.6-Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 3.ek raporda; "dava konusu alacakla ilgili olarak dava tarihinden önce ve dava tarihinden sonra yapılmış herhangi bir tahsilat yoktur. Buna göre; davalıların bir önceki bölümde belirtilen sorumluluk tutarlarında herhangi bir değişiklik de oluşmamıştır" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Yapılan yargılama sonucunda mahkemece davalılar hakkında aynı zarar kalemi yönünden sorumluluk davasının (mahkemenin 2001/895 E) açıldığı ve iş bu davanın derdest olduğu ayrıca dava konusu zararlandırıcı eylemden kaynaklanan 2.738.767,95 YTL'lik zarar bedelinin bankanın devrine veya iflasına neden olabilecek oranda olmadığı, bu miktar zarar bakımından davalılar hakkında istenen şahsi iflas koşulların oluşmadığı belirtilerek davanın reddine dair karar verilmiş ve davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur .

İstinaf sebeplerinin incelenmesi; 3182 sayılı Bankalar Kanunu, 23 Haziran 1999'da yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun iflası düzenleyen ve şahsi sorumluluk başlığı taşıyan 17.maddesi; "1. Bir bankanın yönetim kurulu ve kredi komitesi başkan ve üyeleri ile genel müdür, genel müdür yardımcıları ve imzaları bankayı ilzam eden memurlarının kanuna aykırı karar ve işlemleriyle bankanın iflasına neden olduklarının tespiti halinde, bankaya verdikleri zararlarla sınırlı olarak bunların şahsi sorumlulukları yoluna gidilerek, Fon Kurulu kararına istinaden ve Fon'un talebi üzerine şahsen iflaslarına mahkemece karar verilebilir. Bu karar ve işlemler bankanın yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklara menfaat temini amacıyla yapıldığı takdirde, menfaat temin eden ortaklar hakkında da temin ettikleri menfaat üzerinden aynı hüküm uygulanır.

2.Bu madde, 14 üncü maddenin (3), (4) ve (5) numaralı fıkraları gereğince temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi veya hisseleri Fona devrolunan bankaların bu maddenin (1) numaralı fıkrasında sayılan ortakları ile anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında belirtilen işlemler ile (3) numaralı fıkrasının uygulanmasına neden olan işlemlerde sorumluluğu bulunan ve bu maddenin (1) numaralı fıkrasında sayılan banka görevlileri hakkında da bankanın iflası aranmaksızın uygulanır..." şeklinde düzenlenmiştir.Maddenin 1.fıkrasında, hakim ortak ve yöneticilerin şahsi iflası, bankanın iflası ön şartına bağlanmış, 2.fıkrasında ortaklık ve banka yönetimi Fon'a devredildiği hallerde hakim ortak ve yöneticilerin bankanın iflası aranmaksızın şahsi iflasları yoluna gidilebileceği öngörülmüştür. Resmi Gazete'de 26/12/2003 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanun'un 22. Maddesi uyarınca 4389 sayılı Kanunun 17. Maddesinin 1 numaralı fıkrasının birinci cümlesindeki ''üzerine'' ibaresinden sonra gelmek üzere ''doğrudan'' ibaresi eklenmiştir. 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nu ilga eden 01/11/2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun şahsi sorumluluğu düzenleyen 110.maddesinde ise; "Bir bankanın yöneticilerinin ve denetçilerinin kanuna aykırı karar ve işlemleriyle banka hakkında 71 inci madde hükümlerinin uygulanmasına neden olduklarının tespiti hâlinde, bankaya verdikleri zararlarla sınırlı olarak bunların şahsi sorumlulukları yoluna gidilerek, Fon Kurulu kararına istinaden ve Fonun talebi üzerine doğrudan şahsen iflaslarına mahkemece karar verilebilir..." şeklinde düzenleme ile banka yöneticilerinin veya deneticilerinin doğrudan şahsen iflaslarına karar verilebilmesi için 71.maddede düzenlenen bankanın faaliyet izninin kaldırılması ve Fon'a devrine neden olunması yeterli görülmüş, bunun yanı sıra daha önceki kanunlarda yer alığı gibi bankanın iflasına sebep olma koşulu aranmamıştır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 11.maddesinde; "Bu Kanunun yayımı tarihinden önce, 26.12.2003 tarihine kadar temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fona intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Kanunun 14, 15, 15/a, 16, 17, 17/a ve 18 inci maddeleri, ek 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 ncı maddeleri ile geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasına devam edilir." düzenlemesine yer verildiğinden, somut olay yönünden 4389 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekmektedir.4389 sayılı Kanun'un 17.maddesinde belirtildiği üzere banka ortakları ve yöneticilerinin şahsi sorumlukları yoluna başvurulabilmesi yani iflas davası koşulları için; -Kanuna Aykırılık (yöneticilerin kanuna aykırı karar ve işlemleri),-Zarar,-İlliyet Bağı (yöneticilerin kanuna aykırı karar ve işlemlerinin bankanın Fon'a devrine neden olması),-Kusur şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durumda bankaya verilen zararla sınırlı olmak üzere yöneticilerin şahsi iflası istenebilir.İflas koşulları ayrıntılı incelendiğinde; ..., Banka Hukuku, İstanbul 2005, ..., Bankacılık Kanunu Şerhi, Ankara 2007 cilt II eserlerinde de belirtildiği üzere şahsi iflasa neden oluşturacak karar ve işlemler kararın alındığı veya işlemin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan kanunlara aykırı olmalıdır. Kanun deyimi, Bankalar Kanun'nun yanı sıra işlemin yapıldığı ya da kararın alındığı tarihte yürürlükte bulunan diğer kanunları da kapsar. Bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı karar ve işlemler, aynı zamanda kanuna da aykırı değilse 17. maddenin uygulanması sonucunu doğurmaz. Keza sadece özen borcuna aykırılık, kanuna aykırılık oluşturmaz. İkinci şart, bankanın zarara uğramış olmasıdır. İflas davasının açılabilmesi için zararın maddi ve somut nitelik taşıması, zararın sadece varlığının değil miktarında kanıtsal olarak belirlenmesi ve kesinleşmiş olması gerekir. Bu sebeple yöneticilerin, bankaya kanuna aykırı fiileriyle ne kadar zarar verdikleri somut olarak belirlenmesi gerekmektedir. Çünkü 4389 sayılı yasanın 17.maddesi gereğince yönetici ve ortakların şahsi iflasları istenirken, bankaya verdikleri zararla sınırlı olarak, sorumlulukları kabul edilmiştir. O halde, Fon'un, belirtildiği şekilde yöneticilerin şahsi iflasını isteyebilmesi için öncelikle bankanın zararını tespit etmesi, bu zararın hangi yöneticilerden kaynaklandığını belirlemesi ayrıca her bir görevlinin ne kadar zarar verdiğini, bir diğer ifade ile her bir yöneticinin, zararın ne kadarından sorumlu olduğunu tespit ve ispat etmesi gerekir. Zararın ispatı da davacıya düşer. Şayet, bir yöneticinin bankaya ne kadar zarar verdiği tespit edilemiyorsa 4389 sayılı yasanın 17. Maddesi gereğince o yönetici hakkında iflas kararı verilemeyecektir. Üçüncü şart bankanın iflasına yada Fon'a devrine neden olan yöneticilerin kusurlu olmasıdır. Banka yöneticileri hakkında iflas davası açan Fon, bankanın iflasına yada Fon'a devrine neden olan karar ve işlemlerin kanuna aykırı olduğunu ve ilgilinin kusurunu ispat etmelidir. Yöneticilerin kusurları kast şeklinde olabileceği gibi ihmal şeklinde de olabilir. Son şart ise illiyet bağıdır. Bu kişilerin kanuna aykırı karar ve işlemleriyle bankanın ...'ye devrine ya da iflasına sebep olması yani kanuna aykırı eylemden doğan kesinleşmiş bir zarar sonucu bankanın iflas etmiş olması ya da Fon'a devredilmiş olması gerekir. Kısaca bu eylem ve zarar ile bankanın iflası ya da Fon'a devri arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir. "İflas yada bankanın Fon'a devri genelikle birbirini izleyen ve tamamlayan kararlar ile işlemler sonucu oluşan bir sürecin ürünüdür. Nadiren bir veya birkaç işlem veya karar bankanın iflasına yada Fon'a devrine neden olabilir. İflas sürecini, kanuna aykırı karar ve işlemleri ile başlatan, devam ettiren ve buna katkıda bulunarak bankanın iflasa yada Fon'a devredilmesine sürüklenmesinde etkisi olanların şahsi iflasları istenebilir" (Tekinalp, Ünal : Banka Hukukunun Esasları, İstanbul 1988, s.

79.Mahkemece dava konusu zarar kalemi yönünden ayrı bir sorumluluk davasının mevcut olması bir anlamda davanın reddi gerekçesi yapılmıştır. Bu gerekçeye dayanak teşkil ettiği anlaşılan İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2001/1895 E. sayılı dava dosyasının Uyap sisteminde yapılan incelenmesinde, asıl dava dosyasında davacısının... Bankası T.A.Ş. Denetim Kurulu üyeleri (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) ... ve ..., birleşen dava dosyasında... Bankası T.A.Ş. olduğu, 11/07/2024 tarihli celsede dosyada talep edilen zararın önemli bir kısmının yine aynı mahkemenin 2003/946 E., 2002 /690 E., 2002 /684 E., 2001/1783 E. sayılı dosyalarında şahsi iflas davalarına konu edildiği belirtilerek iş bu dava dosyalarının kesinleşmesinin beklenilmesine dair karar verildiği ve duruşma gününün 27/02/2025 tarihine talik edildiği anlaşılmıştır. Ayrıca istinafa konu işbu dava dosyasının 09/06/2003 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararında ise İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2001/1895 E. sayılı dava dosyası ile işbu şahsi iflas davası yönünden dava tarafları, hukuki sebepleri ve konusu itibariyle maddi anlamda kesin hükmün sonuçlarını hasıl eden şekilde taraf birliğinin, hukuki sebep ve konu birliğinin mevcut olmadığı belirtilerek HMUK'nun 187. Maddesi uyarınca derdestlik itirazının reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece her ne kadar dava konusu zararlandırıcı eylemlerden kaynaklanan zarar miktarının aynı zarar kalemi yönünden sorumluluk davasında (İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2001/1895 E. sayılı) görülmesi nedeni davanın reddi gerekçesi yapılmış ise de öncelikle davalılar yönünden şahsi iflas davası ile davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasının dayanakları, mevzuatı ve konusu bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği açıktır. İlk derece mahkemesince bu değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmiştir.Dava dilekçesinde davalılardan ... aleyhine ... tarafından mahkemenin 2001/1783 E. ve 2001/2140 E. sayılı dosyaları üzerinden açılan davalar ile Bankalar Kanunu'nun 17. Maddesi uyarınca kanuna aykırı karar ve işlemleriyle bankaya verildiği iddia olunan zarar nedeniyle şahsi iflasına karar verilmesini talep edildiği, mahkemenin 2001/2140 E. 2001/1091 K. sayılı 09/10/2001 tarihli kararıyla davanın 2001/1783 E. sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine dair karar verildiği, yine davalılar... ve ... aleyhine 2002/117 E., 2002/684 E., ...aleyhine 2002/690 E. sayılı dosyalarıyla açılan şahsi iflas davaları olduğu beyan edilmiştir.Uyap sisteminde yapılan incelemede aralarında davalıların da bulunduğu kişilerin ... Bank ... Limited'in (...) tüm aktif ve pasiflerinin... Bankası T.A.Ş. ... Şubesince devralınması neticesinde... Bankası T.A.Ş.'yi 336.268.445.64 TL (493.763.062 USD) zarara uğrattıkları ileri sürülerek söz konusu bedelin 04/12/2000 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsili ile şahsi iflaslarına hükmedilmesi talebiyle ... tarafından açılan davada, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/01/2018 tarihli 2004/135 E. 2018/93 K. sayılı kararı ile; "3.1-Davalı ...'in, bankayı 336.268.445,64.-TL zarara uğrattığı, kısmi tahsilat nedeniyle bu miktar içindeki 290.148.657,19.-TL'ye 04.12.2000 tarihinden iflas tarihine kadar ayrıca değişen oranlarda avans faizi işletilebileceğinin tespiti ile, bu miktarın tahsili için şahsi iflasına, İflasın 25.01.2018 günü saat 14.16 itibariyla açılmasına, 3.2.-Davalı ...'un, bankayı 204.464.917,52.-TL zarara uğrattığı, kısmi tahsilat nedeniyle bu miktar içindeki 158.345.129,07.-TL'ye 04.12.2000 tarihinden iflas tarihine kadar ayrıca değişen oranlarda avans faizi işletilebileceğinin tespiti ile, bu miktarın tahsili için şahsi iflasına, İflasın 25.01.2018 günü saat 14:16 itibariyla açılmasına," karar verilmiştir. İş bu karara yönelik istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 24/01/2019 tarihli 2018/2111 E. 2019/57 K. sayılı kararı ile; "...Mahkemece, dava konusu zarara ilişkin ...‘ye yapılan tahsilatların araştırılması ve mükerrer tahsilata neden olmayacak şekilde ve uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, 30.05.2003 tarihine kadar yapılmış olan ödemelerin mahsubu ile yetinilerek hüküm tesisi yeterli ve isabetli kabul edilmemiştir. Davanın niteliği ile birlikte, zararın tahsili için şahsi iflas kararı verildiği de gözetilerek, davalıların ödemeye ilişkin savunmaları dikkate alınıp, istinaf dilekçesine ekli ...'nin faaliyet raporu gibi raporlarda araştırılarak, yapılan ödemeler netleştirildikten sonra karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme neticesinde verilen karar yerinde görülmemiştir..." gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiştir. Yine Dairemizin 2023/1194 E. sırasında kayıtlı dosya incelendiğinde de; 1.035.453 USD tutarındaki senedin iki farklı kredinin teminatı haline gelmesi nedeniyle bedeli ödenen senet tutarı ile Euro Film şirketinin kredisi yerine... Holding kredisinin kapandığı, bu sebeple ...'ce kullanılan ve Banka'nın Malta şubesine ...referansı ile devredilen... kredisinin tahsil edilmeyip 24/04/2001 tarihinde takip hesaplarına intikal ettirilerek %100 oranında karşılık ayrıldığı ve 1.035.453 USD tutarındaki alacağın Banka zararına dönüştüğü, ...'nin ise bedelini daha önce tahsil ettiği 1.035.453 USD tutarındaki senede ilişkin ... kredisini hiçbir yükümlülük altına girmeden Banka'ya devretmesi sonucunda aynı tutarda menfaat sağladığı ve ...'nin tasfiyesiyle birlikte anılan menfaatin ortaklara aktarıldığı iddiası ile o dönemde bankanın yönetim kurulu başkanı olan davalı ..., yönetim kurulu başkanvekili ... ile yönetim kurulu üyesi ...'un şahsi iflaslarına karar verilmesini talebiyle açılan davada, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/117 E. 2022/1050 K. sayılı 22/12/2022 tarihli "...şahsi iflasla birlikte talep edilen tutar 1.430.639,03 TL olup davalılar ..., ..., ...aleyhine aynı zarar kalemi yönünden ikame edilen sorumluluk davasının mahkememizin 2001/1895 E sayılı dosyasında yargılamasına devam edildiği işbu davadan önce ikame edilen sorumluluk davasının derdest olduğu anlaşılmaktadır... dava konusu zararlandırıcı eylemlerden kaynaklanan işbu dosyaya konu zarar miktarının 1.035.453 USD ( faiziyle birlikte ise 1.394,339 USD) ve TL karşılığının 1.430.639,03 TL olduğu, bu miktar zararın bankanın devrine veya iflasına neden olabilecek oranda bir zarar olmadığı" gerekçesiyle davalıların şahsi iflasına ilişkin talebin reddine dair verilen kararın eksik inceleme neticesinde hüküm tesis edildiği gerekçesiyle Dairemizin 2024/1199 K. sayılı 16/10/2024 tarihli kararıyla kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar mahkemece dava konusu zararlandırıcı eylemlerden kaynaklanan işbu dosyaya konu zarar miktarının 2.738.767,95 YTL olduğu, bu miktar zararın bankanın devrine veya iflasına neden olabilecek oranda bir zarar olmadığı, bu miktar zarar bakımından şahsi iflas koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davalıların şahsi iflasına ilişkin talebin reddine karar verilmiş ise de söz konusu gerekçeye dayanak teşkil edecek bir rapor dosya kapsamında bulunmamaktadır. Zira dava konusu zarar miktarı olan 2.738.767,95 YTL'nin bankanın iflasına ne şekilde etkili olduğunun özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle ancak bu konuda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak tespit ettirilmesi gerektiği açıktır. Ayrıca dosyada yer alan 03/08/2009 tarihli bilirkişi heyet raporunda; zararın bazen her biri tek başına zararı meydana getirmeye elverişli birden fazla fiilin meydana gelmesi ile oluşabileceği, bu takdirde "yarışan illiyet" (...) söz konusu olacağı, bazen de her biri tek başına sonucu doğurmaya elverişli olmayan birden fazla sebebin bir araya gelmesi sonucu da ortaya çıkabileceği, bu takdirde "ortak illiyetten" (...) bahsedileceği, bankanın iflası veya Fona devrinin çoğu zaman tek bir karar veya işlemle değil, birbirini izleyen karar ve işlemlerin sonucunda meydana geldiği, bazı işlem ve kararlar tek tek ele alındığında bunların Bankanın iflasına veya Fon'a devrine sebep olmaları mümkün değil ise de bu karar ve işlemler dolayısıyla meydana gelen zararlar toplandığında bankanın Fona devrine neden olabileceği, bu nedenle bankanın Fona devrine neden olan zarar verici olay tek başına değil, diğer zarar verici fiil ve işlemlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği ayrıntılı olarak açıklanmıştır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/3-508 E. 2023/226 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere bilirkişi raporu mahkemenin uyuşmazlığı çözerken kullandığı kanıtlardan biri olup hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir. Bilirkişi incelemesi sonucu alınan görüş bir takdiri delil olduğundan hakim gerekçelerini açıkça ortaya koymak suretiyle bilirkişi raporunun aksine de karar verebilir (Murat Atalı/İbrahim Ermenek/Ersin Erdoğan; Medeni Usul Hukuku, Ankara 2019, s.536). Hakimin bu konudaki takdir hakkını rasyonel esaslara göre kullanması yeterlidir. (İlhan E. Postacıoğlu, Medeni Usul Hukuku, İstanbul 1975, s.655) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararında yapılan açıklamalar da nazara alındığında, kanımızca hakimin takdir hakkını rasyonel esaslara göre kullanırken davalılar hakkında açılmış olan davalar ile ilgili tüm somut bilgileri kararında tartışarak, davalılar hakkında şahsi iflas koşullarının Bankalar Kanunu'nun 17/2 maddesi çerçevesinde gerekçelendirilmesi önem arzetmektedir. Zira yukarıda da belirtilmiş olduğu üzere davalılar hakkında birden fazla şahsi iflas davası açılmıştır. O halde, bankanın iflası veya Fona devrinin çoğu zaman tek bir karar veya işlemle değil, birbirini izleyen karar ve işlemlerin sonucunda meydana gelebileceği nazara alınarak, bu dava dosyasında yapılan işlemler sonucunda meydana geldiği iddia olunan zararların kümülatif olarak değerlendirmesi sonucunda bankanın fona devrine neden olunup/olunmadığı hususu gerekçeli kararda tartışılmalıdır. Açıklanan nedenlerle; eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayanılarak yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/1367 E. 2022/1049 K. sayılı ve 22/12/2022 karar tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/12/2024

Karar Etiketleri
KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 451 sayılı yazının incelenmesi neticesinde, bahse konu naklin malı elinde tutana (yani... Bank ...'a) bildirilmediği anlaşılmaktadır... Bunun hukuki neticesi şudur: Söz konusu devir 3. kişiye ihber edilmediği sürece ona karşı hüküm ifade etmez. Bir başka anlatımla senetleri elinde bulunduran kimse bu devirden haberdar edilmediği sürece şekli hamile senetleri teslim ederek sorumluluktan kurtulur. Nitekim kağıt üzerinde alacaklı olarak ... ve devir sonrasında onun halefi sıfatıyla... Bankası görünmesine rağmen, dava konusu bonolardan iki tanesi ... nin yetkililerine teslim edilmiş ve bonoları ibraz eden şekli hamilleri tarafından tahsil edilmişlerdir.BDDK nin talimatının hukuka uygunluk teşkil etmesine gelince: Çoğunluk kök raporunda bono bedellerinin bilançoya yansıtılması ile ilgili olarak seçilen yöntem konusunda... Bankasının menfaatine olan usulün seçilmesinin ve uygulanmasının bizzat yönetim kurulu üyelerinin görevleri arasına girdiği, bu kapsamda adil yöntem seçilmediği ve yönetim kurulu üyelerinin özen yükümlülüklerini ihlal ettikleri kabul edilse dahi BDDK nın talimatı hukuka uygunluk yaratacağı ifade edilmiş, ayrıca malvarlığının tümüyle devredilmiş olması sebebiyle tasfiyenin tamamlanmasından sonra bu işlemlerden geri dönülememesinin hukuken mümkün olamayacağı ve burada dava konusu işlemler açısından BDDK nın talimatının olaydaki muhtemel hukuka aykırılığı kaldıracağı saptamasına yer verilmiştir. Söz konusu talimatın tam olarak anlaşıldığı ve BK 179 a istinaden ... nin aktif ve pasifleri ile birlikte devralınması anlamına geldiği kabul edilse dahi, bu talimatın bonoların gerçek bedelleri üzerinden muhasebeleştirilmesini engelleyen ve kıymetli evraka özgü devir işlemlerinin göz ardı edilmesine olanak veren bir yönü yoktur. Yani BDDK, ... nin aktif ve pasifleriyle... Bankası ...şubesine devrini emretmiş olsa dahi tahsil kabiliyeti düşük, ciroları rücu edilemez kaydı içeren ve vadesi geçmiş bu bonoların hiç olmazsa... Bankası tarafından bunlar üzerinde tasarrufta bulunulabilecek şekilde devredilmesi gerekirdi. Zira ihbarda bulunulmaması dolayısıyla bu senetlerden iki adeti gerçek hamile değil şekli hamile ödenmişlerdir.Özetleyecek olursak dava konusu olayda kanuna aykırılık teşkil eden fiil... Bankası Yönetim kurulunda alınan ... nin aktif ve pasifleriyle devralınmasına ilişkin karar değildir. ... nin mal varlığının aktif ve pasifleriyle birlikte devralınmasına karar verilmesi kanuna aykırılık teşkil etmediğinden, BDDK nın verdiği talimatın hukuka aykırılığı ortadan kaldırması ve hukuka uygunluk sebebi yaratmış olması da söz konusu değildir. Burada hukuka uygun olmayan, tahsil kabiliyeti düşük ve vadesi geçmiş bonoların nominal değerleri üzerinden muhasebeleştirilmiş olması ve devre ilişkin olarak üçüncü kişiye ihbarın yapılmaması suretiyle senetlerin tahsilinin engellenmiş olmasıdır.Zarar;Her ne sebepten kaynaklanırsa kaynaklansın sorumluluk davalarının vazgeçilmez şartı ortada bir "zararın” olmasıdır...Yönetim kurulu üyesinin bankaya verdiği zarar, kanuna aykırı bir davranışın sonucu olmalıdır. Bu bağlamda zarar veren yöneticinin, kendisine bir çıkar sağlayıp sağlamaması veya çıkar sağlamak istemesinin bir önemi yoktur. Ortada bir zarar yoksa yönetim kurulu üyesi hukuka aykırı davranmış olsa dahi, aleyhine sorumluluk davası açılması söz konusu olamaz (BGE 99 Il 182; Bürgi/Nordmann, Kommentar zum Sechweizerischen Zivilgesetzbuch, Das Obligationenrecht, Bd. V, Art. 739-771, Zürich 1979, Art. 753/754 Anm. 109; Forstmoser/Sprecher/Töndury, Anm. 78; Forstmoser, Verantwortlichkeit, Anm. 155; Karşı görüş, Funk, Kommentar des Obligationenrechts, Bd. J1, Aarau 1951, Art. 753 Anm. 2)...Dava konusu alacaklar ...'den devralınırken, bu alacakların gerçekten var olup olmadığı araştırılmamış, bu alacakları temsil ederi ve üçüncü kişinin elinde bulunan belgeler devre ilişkin ihbar yapılmadığından bonoların devri sadece kağıt üzerinde gerçekleştirilmiştir. Nitekim, İB'nın Fona devrinden yaklaşık 5 ay sonra sonra, dava konusu alacakları temsil eden belgelerin (senetlerin) ...'de olmadığı, söz konusu senetlerin ... adına ... nezdinde saklanmakta olduğu, ...'nin sözkonusu alacaklar üzerindeki var olduğu iddia olunan hakkın senetlerin...ile ... arasında yapılan bir 28.04. 1999 tarihli, uyuşmazlıkların Türk Hukukuna göre çözümleneceği mutabakatını da içeren sözleşmeye dayandığı anlaşılmıştır. Türk Ticaret Kanunu 3182 sayılı Bankalar Kanunu 5020 sayılı Kanun 4389 sayılı Kanun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmaktadır. (Bank K. 15-7.b) Bu hükme dayanarak davacı talebinin başlangıç tarihi ise "4672 sayılı Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, ... Bankası T.A.Ş.'nin ..'a devredilmesine bağlı olarak davalı yöneticilerin karar ve işlemlerinden dolayı bankanın uğramış olduğu zarar nedeniyle 4389 sayılı yasanın 17/2 fıkrası gereğince şahsi iflaslarına karar verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece davalılar ... ve ... dışındaki davalılar yönünden açılan davanın 07/02/2012 tarihli celsede dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, yargılama aşamasında iş bu davalılar yönünden dosya ayrı bir esasa kaydedilmiş ve dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak 3 ayrı bilirkişi heyetinden raporlar alınmıştır. 1-Prof.Dr..., Prof.Dr. ... ve ...tarafından sunulan 09/04/2004 tarihli bilirkişi raporu; davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından alınan herhangi bir yasal düzenlemeye aykırı karar ya da yapılan işlem bulunmadığı, alınan yönetim kurulu kararı hukuka aykırı kabul edilse, bu konudaki... Bankasına yönelik BDDK emrinin hukuka uygunluk sebebi niteliğinde olduğu, dava konusu olay açısından banka kaynaklarının bankanın emin şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde doğrudan veya dolaylı olarak hakim ortaklar lehine kullandırılmadığı, davalıların aldığı yönetim kurulu kararı ile bankanın TMSF'ye devri işlemleri arasında nedensellik bağlantısının davacı tarafından ispat edilemediği, dolayısıyla davalıların şahsi iflası için gereken şartların oluşmadığı yönünde Prof. Dr...., Doç. Dr. ... tarafından çoğunluk görüşü sunulmuştur. Bilirkişi ... ise ayrık rapor sunmuş; BDDK talimatında... Bankasının mali yapısının öz kaynak yetersizliği, likidite zayıflığı, aktiflerin donukluğu gibi olumsuzluklar vurgulanarak bağlı menkul kıymet niteliğindeki yatırımların elden çıkartılması özellikle istenmişken vadesi çoktan dolmuş, ciroları rücu edilemez kaydı içerdiği için ciranta bankalara başvurma olanağı bulunmayan, borçlusu konumundaki bankalar iflas etmiş yada ödeme sıkıntısına düştüğü için tahsil yeteneğini yitirmiş alacakların nominal değer üzerinden aktif kalemi olarak... Bankasına devredilmesinin BDDK talimatına uygun düşmediği, BDDK tarafından öz kaynak yetersizliğine ilişkin... Bankasına gönderilen yazıda 15 gün içinde uygulama planı hazırlanıp gönderilmesinin istenilmesine rağmen dava konusu zararın kaynağını oluşturan ...'yi devir alma işleminin bu 15 günlük sürede gerçekleşmiş olmasının talimatın tersine işlem yapılmış olduğunu gösterdiği, 4389 sk 11.md.12.fıkrasına dayanılarak yayımlanmış Bankalarca Karşılık Ayrılacak Kredilerin ve Diğer Alacaklarının Niteliklerinin Belirlenmesi ve Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Kararda yurt dışı şubeler dahil tüm kredilerin ve diğer alacakların geri ödenebilirlikleri ve borçluların kredi değerliliklerinin 5 gruba tasnif edildiği, ...Gruba giren ve tahsili 1 yıldan fazla gecikenler için en az %100 oranında karşılık ayrılmasının zorunlu kılındığı, dava konusu alacaklara ise devir tarihinden bir süre sonra %100 karşılık ayrıldığı ve bu nedenle zararın oluştuğu yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir. 2-Bilirkişiler Yrd. Doç. Dr. ..., Yrd. Doç. Dr. ... ve .. tarafından sunulan 03/08/2009 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "4389 s. Bankalar Kanunu 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 4389 sayılı Bankalar Kanunu 4389 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekmektedir.4389 sayılı Kanunu 4389 sayılı yasanın 17.maddesi gereğince yönetici ve ortakların şahsi iflasları istenirken, bankaya verdikleri zararla sınırlı olarak, sorumlulukları kabul edilmiştir. O halde, Fon'un, belirtildiği şekilde yöneticilerin şahsi iflasını isteyebilmesi için öncelikle bankanın zararını tespit etmesi, bu zararın hangi yöneticilerden kaynaklandığını belirlemesi ayrıca her bir görevlinin ne kadar zarar verdiğini, bir diğer ifade ile her bir yöneticinin, zararın ne kadarından sorumlu olduğunu tespit ve ispat etmesi gerekir. Zararın ispatı da davacıya düşer. Şayet, bir yöneticinin bankaya ne kadar zarar verdiği tespit edilemiyorsa 4389 sayılı yasanın 17. Maddesi gereğince o yönetici hakkında iflas kararı verilemeyecektir. Üçüncü şart bankanın iflasına yada Fon'a devrine neden olan yöneticilerin kusurlu olmasıdır. Banka yöneticileri hakkında iflas davası açan Fon, bankanın iflasına yada Fon'a devrine neden olan karar ve işlemlerin kanuna aykırı olduğunu ve ilgilinin kusurunu ispat etmelidir. Yöneticilerin kusurları kast şeklinde olabileceği gibi ihmal şeklinde de olabilir. Son şart ise illiyet bağıdır. Bu kişilerin kanuna aykırı karar ve işlemleriyle bankanın ...'ye devrine ya da iflasına sebep olması yani kanuna aykırı eylemden doğan kesinleşmiş bir zarar sonucu bankanın iflas etmiş olması ya da Fon'a devredilmiş olması gerekir. Kısaca bu eylem ve zarar ile bankanın iflası ya da Fon'a devri arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir. "İflas yada bankanın Fon'a devri genelikle birbirini izleyen ve tamamlayan kararlar ile işlemler sonucu oluşan bir sürecin ürünüdür. Nadiren bir veya birkaç işlem veya karar bankanın iflasına yada Fon'a devrine neden olabilir. İflas sürecini, kanuna aykırı karar ve işlemleri ile başlatan, devam ettiren ve buna katkıda bulunarak bankanın iflasa yada Fon'a devredilmesine sürüklenmesinde etkisi olanların şahsi iflasları istenebilir" (Tekinalp, Ünal : Banka Hukukunun Esasları, İstanbul 1988, s. 79 ) Mahkemece dava konusu zarar kalemi yönünden ayrı bir sorumluluk davasının mevcut olması bir anlamda davanın reddi gerekçesi yapılmıştır. Bu gerekçeye dayanak teşkil ettiği anlaşılan İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2001/1895 E. sayılı dava dosyasının Uyap sisteminde yapılan incelenmesinde, asıl dava dosyasında davacısının... Bankası T.A.Ş. Denetim Kurulu üyeleri (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) ... ve ..., birleşen dava dosyasında... Bankası T.A.Ş. olduğu, 11/07/2024 tarihli celsede dosyada talep edilen zararın önemli bir kısmının yine aynı mahkemenin 2003/946 E., 2002 /690 E., 2002 /684 E., 2001/1783 E. sayılı dosyalarında şahsi iflas davalarına konu edildiği belirtilerek iş bu dava dosyalarının kesinleşmesinin beklenilmesine dair karar verildiği ve duruşma gününün 27/02/2025 tarihine talik edildiği anlaşılmıştır. Ayrıca istinafa konu işbu dava dosyasının 09/06/2003 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararında ise İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2001/1895 E. sayılı dava dosyası ile işbu şahsi iflas davası yönünden dava tarafları, hukuki sebepleri ve konusu itibariyle maddi anlamda kesin hükmün sonuçlarını hasıl eden şekilde taraf birliğinin, hukuki sebep ve konu birliğinin mevcut olmadığı belirtilerek HMUK'nun 187. Maddesi uyarınca derdestlik itirazının reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece her ne kadar dava konusu zararlandırıcı eylemlerden kaynaklanan zarar miktarının aynı zarar kalemi yönünden sorumluluk davasında (İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2001/1895 E. sayılı) görülmesi nedeni davanın reddi gerekçesi yapılmış ise de öncelikle davalılar yönünden şahsi iflas davası ile davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasının dayanakları, mevzuatı ve konusu bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği açıktır. İlk derece mahkemesince bu değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmiştir.Dava dilekçesinde davalılardan ... aleyhine ... tarafından mahkemenin 2001/1783 E. ve 2001/2140 E. sayılı dosyaları üzerinden açılan davalar ile Bankalar Kanunu 6182 sayılı Kanun 6183 sayılı Yasa'nın 51.Maddesine göre hesaplanan gecikme faizi talebinde de bulunmuştur. Ancak, 4389 Sayılı Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.353/1 K4389 md.17 K5411 md.11 HMK md.357 K6100 md.6 K6100 md.353 K5020 md.22 HMK md.355 K3182 md.17 K6183 md.51 K451 md.14 K4389 md.11 K4389 md.110 K6182 md.51 K6100 md.355
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.