Esas No
E. 2021/25348
Karar No
K. 2024/46
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2021/25348 E.  ,  2024/46 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1158 Esas 2021/1153 Karar

ASIL DAVA

DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ...

2-... vekili Avukat ...

3-Doğa Sigorta A.Ş. vekili Avukat ...

BİRLEŞEN DAVA

DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ...

2-... vekili Avukat ...

3-Doğa Sigorta A.Ş. vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ: Asıl Dava-29.07.2019 Birleşen Dava 25.02.2021
HÜKÜM/KARAR: Asıl davanın kısmen kabulüne/Birleşen davanın reddine

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne

Davalı ... şirketinin istinaf başvurusunun esastan reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2020/372 E. 2021/151 K.

Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; 04.09.2018 tarihinde davacı yayaya, davalılardan ...' in kullandığı, davalı ...' nin maliki olduğu, davalı Doğa Sigorta A.Ş.' nin zorunlu mali mesuliyet sigortasını yaptığı araç ile çarpması sonucu oluşan trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak zararın karşılanmadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 700,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL tedavi giderleri, 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.000,00 TL tazminatın davalı ... yönünden sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, 30.000,00 TL manevi tazminatın ise davalılardan ... ve...den olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bu taleplerini 14.01.2020 tarihinde geçici iş göremezlik tazminatı olarak 16.571,29 TL' ye, sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 70.135,18 TL' ye, geçici bakıcı gideri olarak 14.997,89 TL' ye, tedavi gideri olarak 6.500,00 TL' ye ıslah etmiştir.

Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; anılan trafik kazası neticesi doğan maluliyet nedeniyle oluşan zararların giderilmesi için davalılara karşı önceden Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak dava açtıklarını, yapılan yargılamada bilirkişi raporu doğrultusunda yine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ıslah dilekçesi verdiklerini, ancak istinaf incelemesi neticesinde Anayasa Mahkemesinin kararı doğrultusunda önceki kararın kaldırıldığını, dosyanın halen derdest olduğunu, yapılan yeni bilirkişi incelemesinde müvekkilinin alacak hakkının çok daha yüksek çıktığını, ek dava açma zarureti hasıl olduğunu, ilk dava dosyasındaki bilirkişi raporuna göre ıslah neticesinde sürekli iş göremezlik için 69.435,18 TL bakıcı gideri için 14.997,89 TL iken Bölge Adliye Mahkemesi' nin kaldırma kararından sonra yeni alınan bilirkişi raporunda sürekli iş göremezlik tazminatı 230.870.98 TL, bakıcı gideri 20.962,89 TL olarak tespit edildiğini, arada oluşan farkın sürekli iş göremezlik için 160.735,80 TL, bakıcı gideri için 5.965.00 TL olduğunu iddia ederek, sigorta şirketi açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/372 E. sayılı dosyasındaki talebe ilaveten arada oluşan fark alacakları olan sürekli iş göremezlik tazminatı için 160.735,80 TL fark alacağı ve bakıcı gideri için 5.965,00 TL fark alacağının sigorta şirketi açısından başvuru tarihinden diğer davalılar açısından olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ... şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve limit ile sınırlı olduğunu, tedavi gideri kapsamında değerlendirilen bakıcı giderine yönelik talepten sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, Mahkeme aksi kanaatte olur ise davacı tarafından bakıcı tutularak bakım ihtiyacı giderilmediğinden yani belgeye dayanılmaksızın bakıcı gideri talep edildiğinden, hükmedilen tazminat miktarından %50 hakkaniyet indirimi yapılmasının gerektiğini, "Adli Tıp Kurumu, Trafik İhtisas Dairesi" tarafından kusur tespitinin yapılması gerektiğini, maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, tazminat hesabının aktüer sıfatına haiz bir bilirkişice yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve limit ile sınırlı olduğunu, davacının ek dava dilekçesinde 16.02.2021 tarihli bilirkişi raporu ile değiştiği iddia edilen kalıcı iş göremezlik zararı ile ıslah dilekçelerinde talep etmiş oldukları miktar arasındaki fark olarak 160.735,80 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri için ise 5.965,00 TL talep ettiklerini, bu taleplerinin hukuka uygun olmaması nedeniyle reddini talep ettiklerini, 16.02.2021 havale tarihli bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ olmadığını, kaza tarihindeki Yönetmeliğin aksine %24 maluliyet oranına dayanılarak hesaplama yapılmasının kabulünün mümkün olmadığını, yerel Mahkemece bu şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça hesaplamaya ilişkin itiraz olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi ilamında, dosya kapsamında yeniden rapor alınması ve inceleme yapılması yönünde ek rapor tanzimi istendiği, esas davanın görülmesine rağmen bu durumun hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, hazırlanmış raporlar dışında herhangi başka bir raporla yapılan müracaatların geçerli olmayacağı ve sigorta şirketinin temerrüdünün gerçekleşmeyeceğini, alınan maluliyet raporunda imzası bulunan hekimlerin uzmanlık alanlarının Adli Tıp olduğunu, Özürlü/Engelli Sağlık Kurulu Raporunun yetkilendirilmiş Özürlülük Sağlık Kurulundan alınmadığını, raporun yönetmelik 6. Maddesine uygun olmadığının anlaşıldığını, davacının bilirkişi raporunu dayanak göstererek ve miktar bakımından fark oluştuğunu iddia ederek açmış olduğu ek davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın istinaf kararını aşarak kesin hükmün söz konusu olduğu bir hususta yeniden yargılama yapmasını fırsat bilerek bundan haksız kazanç sağlamaya çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, davalının tam kusurlu olup olmadığının belli olmadığını, bu konuda itirazlarının olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin, 06.02.2020 tarih, 2019/764 Esas ve 2020/205 Karar sayılı kararında; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karar hakkında davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Konya Bölge Adliye Mahkemesinin 2020/843 Esas, 2020/980 Karar sayılı ve 27.10.2020 tarihli kararı ile Anayasa Mahkemesinin 09.10.2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas ve 2019/40 karar sayılı kararına göre maluliyet oranının Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenmesi ve tazminat hesabının PMF-1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi ile yapılması gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış, belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için dosya Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maluliyet oranının tespiti için Üniversite Hastanesine yazı yazılmış, Üniversite Hastanesince Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ekinde cetvel olmadığından Meslekte Kazanma ve Çalışma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği' ne göre maluliyet oranı belirlenmiş, bu rapordaki oran esas alınarak PMF-1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi ile hesap yapılmış, davacı çıkan farkları ıslah konusu yapamayacağından ek dava açmış, ek dava huzurdaki dosya ile birleştirilmiş, asıl davanın maddi tazminat yönünden kısmen kabulüne, 16.571,29 TL (sigorta şirketi yönünden 16.558,76 TL) geçici iş göremezlik tazminatı, 70.135,18 TL sürekli iş göremezlik, 14.997,89 TL geçici bakıcı gideri ve 6.500,00 TL tedavi giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti dahilinde) tahsiline, alacağa davalı gerçek kişiler yönünden olay tarihi olan 04.09.2018 tarihinden, sigorta şirketi yönünden 15.05.2019 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 12.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve Ali'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, alacağa olay tarihi olan 04.09.2018 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın ise davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ...

vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel Mahkemece Anayasa Mahkemesi' nin iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre daha önce rapor tanzim eden ve hükme esas alınan maluliyet raporu düzenleyen heyetten ve aktüerya bilirkişilerinden esaslara uygun ek rapor tanzimini isteyerek sonucuna göre hüküm kurulması ile Anayasa Mahkemesi kararının resen uygulanması gerektiğini ve bu durum karşısında usuli kazanılmış haktan bahsedilemeyeceğinin açık olduğunu, yargılamada tüm aşamalarda fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğunun da ortada olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; Yerel Mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı yönetmeliğe göre düzenlendiğini, kaza tarihinin 04.09.2018 olduğunu, kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik olduğunu, raporun içeriğinde maluliyet oranının belirlenmesinde Tablo 3.4 ve Tablo 3.5 kombine edilerek hesaplama yapıldığını, oysa Yönetmelikteki Tablo 3.1 ve Tablo 3.4'ün diğer tablolar ile kombine edilerek hesaplama yapılamayacağının açıkça belirtildiğini, söz konusu raporun 1 yıllık etkin iyileşme süresi bitmeden alındığını, raporun içeriğinde etkin iyileşme süresinin tamamlandığı ve hastada iyileşmenin durduğuna ilişkin bir belirlemenin yapılmadığını, ayrıca raporun uygun heyet teşekkülü ile de hazırlanmadığını, raporu imzalayan iki kişinin alanında uzman olmadığını ve araştırma görevlisi sıfatına sahip olduklarını, somut olayda sunulan sağlık raporunda maluliyete davacının da meydana gelen kırıkların gerekçe gösterilmesine rağmen heyette ortopedi uzmanının bulunmadığını, Anayasa Mahkemesinin 09.10.2020 tarihli kararı ile genel şartların tümüyle iptal edilmediğini, bu sebeple hesaplamanın genel şartlarda ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği gibi TRH-2010 Yaşam Tablosu, % 1,8 teknik faiz ve devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü esas alınarak yapılması gerekirken, PMF-1931 Tablosunun ve % 10 artış ve % 10 indirim hususu gözetilerek % 0 teknik faiz ile yapılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 16/02/2021 tarihli aktüer raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, 25.12.2020 tarihli sağlık kurulu raporunda belirlenen geçici iş göremezlik, geçici bakıcı süresi ile tedavi masraflarına ilişkin tespitlerin hatalı olduğunu, Yerel Mahkemece sigortalı araç sürücüsünün kazada asli kusurlu olduğuna ilişkin yapılan belirlemenin de yerinde olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Anayasa Mahkemesi' nin iptal kararlarının huzurdaki gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu bulunduğu, zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ettiği, uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptal edilirse usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verileceği, zorunlu yargısal içtihatların da bu şekilde kabul ettiği, Anayasa Mahkemesi' nin 09.10.2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerinin iptal edildiğini, iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu' nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, Genel Şartlar"ın sadece 2918 sayılı Kanun ve 6098 sayılı Kanun'a aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz ... geldiği, bu kapsamda açılan davalarda 6098 sayılı Kanun' nun haksız fiile ilişkin hükümleri, 2918 sayılı Kanun' hükümleri ile Genel Şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni Genel Şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın Genel Şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerektiği, bu halde Aanayasa Mahkemesince verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde Genel Şartlarla belirlenen Özürlülük Ölçütü ve sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ile Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik' in uygulanma imkanı kalmadığından, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerektiği, keza düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH-2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faizin nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17 inci Hukuk ve 4 üncü Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması gerektiği, bu nedenle davalının hesabın TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ile yapılması gerektiği ve maluliyet oranının Özürlülük Ölçütü ve Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğine ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, yine geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin poliçe kapsamında olduğu, kusur oranı daha önce istinaf talebine konu edilmediğinden bu aşamada incelemeyeceği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun ise; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 109/3 üncü maddesinde; "Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez." düzenlemesi yer almakta olup, davacının ek dava konusu yaptığı talebinden açıkça feragati bulunmadığı ve ıslah ile artırılan miktar dışında da maddi tazminat isteminde bulunabileceğine göre mahkemece birleşen davanın, açılan bir dava ıslah edildikten sonra ıslah dışı kalan miktar için yeni bir ek dava açılabileceği, birleşen davanın asıl davaya bağlı olarak açıldığı ve asıl davanın eki niteliğinde olduğu da değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir. Bu halde AYM nin iptal kararı karşısında bu iptal kararları kazanılmış hakkın istinasını teşkil teşkil eder mahiyette olduğundan ek dava açılabilir. Bu halde birleşen dava yönünden bakiye alacağa ilişkin davanın kabulüne, karar vermek gerekirken aksi kararda isabet bulunmamaktadır." gerekçesi ile kabulüne karar verilerek; İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl dava yönünden; maddi tazminat davasının kabulü ile davacının geçici iş göremezlik nedeniyle uğradığı maddi zararı için 16.571,29 TL, sürekli iş göremezlik nedeniyle uğradığı maddi zararı için 70.135,18 TL, bakıcı gideri zararı için 14.997,89 TL ve kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 6.500,00 TL, olmak üzere toplam 108.204,36 TL' nin davalılardan müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti dahilinde) alınarak davacıya verilmesine, alacağa davalı gerçek kişiler yönünden olay tarihi olan 04.09.2018 tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden 15.05.2019 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne 12.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve...den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, alacağa olay tarihi olan 04.09.2018 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen dava yönünden; bakiye bakıcı gideri ile sürekli işgörmezlik taleplerinin kabulü ile, bakiye bakıcı gideri 5.965 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti dahilinde) alınarak davacıya verilmesine, alacağa davalı gerçek kişiler yönünden olay tarihi olan 04.09.2018 tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden 15.05.2019 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacının bakiye sürekli işgöremezlik talebinin kabulü ile 160.735,80 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti dahilinde) alınarak davacıya verilmesine, alacağa davalı gerçek kişiler yönünden olay tarihi olan 04.09.2018 tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden 15.05.2019 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Doğa Sigorta A.Ş.

vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; ek dava öncesinde müvekkili sigorta şirketine başvuru yapılmadığını, dava şartı eksikliğinden birleşen davanın reddi gerektiğini, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik' e göre rapor alınmadığından ek davanın reddi gerektiğini, ek davanın kabulü ile kazanılmış hakların ihlal edildiğini, ilk karara davacının itiraz etmediğini, maluliyet oranının onun açısından kesinleştiğini, maluliyet oranındaki farkın da farklı yönetmelik uygulanmasından doğduğunu, hatalı yönetmelik hükümlerine göre yüksek maluliyet belirlendiğini, bu maluliyetin dikkate alınamayacağını, davacı tarafından dosyaya sunulan ve ilk karara dayanak yapılan maluliyet raporunun ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmemiş olduğunu, uzmanlarca imzalanmamış olduğunu, 1 yıllık iyileşme süreci tamamlanmadan alındığını, heyette ortopedi uzmanı bulunmadığını, TRH-2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz ile hesap yapılması gerektiğini, rapordaki geçici iş göremezlik, geçici bakıcı süresi ve tedavi giderlerine yönelik tespitlerin yerinde olmadığını, bu kalemlerin sigorta şirketinin değil Sosyal Güvenlik Kurumu' nun sorumluluğunda olduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz talebinin yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi yapılan, diğer davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan yayanın sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi giderleri, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri ile manevi tazminat talebine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu' nun 85, 89, 90, 91 ve 98 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

3.Değerlendirme

1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı giderleri ve tedavi giderlerinin poliçe kapsamında olmasına, faiz başlangıcının belirlenmesinde hata bulunmamasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.

11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 04.09.2018 tarihinde meydana gelmiştir.

Somut olayda, davacı tarafından sunulan 18.04.2019 tarihli ..... Üniversitesi ...Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenmiş rapor, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş, maluliyet oranı %10,76 olarak belirlenmiştir. Ancak bu rapor kaza tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış ise de yaralanma alt ekstremitede olup 1 yıllık iyileşme sürecinin geçmesi beklenmeden hazırlanmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince bu rapora itibar edilmeyerek karar kaldırılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince aynı üniversiteden bu defa Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenmiş maluliyet oranını gösterir rapor alınmış, karara da dayanak yapılmıştır. Ancak söz konusu rapor yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere kaza tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun değildir. Bu hali ile her iki raporun da hükme esas alınması mümkün değildir.

Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince; davacının maluliyet oranının tespiti için, Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden davacı tarafından (kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek) davacının kendisini % 10,76 oranı ile bağladığı da dikkate alınarak davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve gerekiyorsa bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve gerekiyorsa Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

3.İlk Derece Mahkemesince sürekli maluliyet tazminatını TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ile hesaplayan rapora itibarla hüküm kurulmuş, davacı tarafından bu hesaplama yöntemi ve karar istinaf kanun yoluna götürülmemiştir. Bu durumda bu hesap yöntemi davacı açısından kesinleşmiştir. Tazminat hesabının TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ile yapılması gerekir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.