11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilimiz ----- davalı ... şirketi nezdinde 22.09.2020 - 22.02.2020 tarihleri arasında Modüler Kurumsal Sigorta Poliçesi ile yangın dahil işyerinde meydana gelebilecek rizikolara karşı davalı şirket sigortalısıdır. Müvekkil şirkette 05.09.2019 tarihinde işyerinde yangın meydana gelmiştir. Meydana gelen yangının ardından ---- Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi tarafından hazırlanan raporda yangının sebebi » Baca tutuşması zemin katta bulunan ram bacasının içinde biriken havaların aşırı hararetten tutuşmasıyla yangın çıktığı ve 1. katta bulunan ram bacasının etrafındaki tektstil ürünlerine sirayet etmesiyle yangın büyüdüğü " şeklinde belirtilmiştir.
Müvekkil tarafından yangın neticesinde davalı ... şirketince 05/09/2019 hasar ihbarı yapılarak ---- hasar dosyası açılmıştır. Yapılar ihtar ve görüşmeler netice vermediği için Sigorta Tahkim Komisyonu başvurulmuş ve ----. sayılı tahkim dosya üzerinden karar verilmiştir, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde dosya derdest halde iken sigorta şirketi tarafından 13.01.2020 tarihinde ---- İcra Müdürlüğü -----. sayılı dosyasına 1.,980.000,00 TL ve 21.01.2020 tarihinde müvekkil şirkete 1.036.662,24 TL olmak üzere toplam 3.016.661 ,24 TL davadan sonra eksik ve geç ödeme bulunmuştur. Sigorta Tahkim Komisyonu — tarafından 31.08.2020 tarihinde karar verilmiştir.
Sigorta Tahkim Komsiyonu'nun 31.08.2020 tarih ------ sayılı ilamında “ Yargılama sırasında ödenen 3.016.661,24. TL yönünden başvuru konusuz kaldığından, bu tutarın esası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, yargılama sırasında ödenen ve esas yönünden konusuz kalan 3.016.661,24. TL'nın; a- 1.980.000,00-7L dik kısmı yönünden temerrüt tariki olan 21.10.2019 tarihinden ödeme tarihi olan 13.01.2020 farikine kadar işlemiş avans faizinin, 1.036.662,24-7L yönünden temerrüt tarihi olan 21.10.2019 tarihinden ödeme tarihi olan 21.01.2020 tarikine kadar işlemiş avans faizinin, sigorta kuruluşundan alınarak başvuru sahibine ödenmesine, Başvurunun kismen kabulü ile 1.753.519,30. TL sigorta tazminatının temerrüt tarihi olan 21.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sigorta kuruluşundan alınarak başvuru sahibine ödenmesine, Fazlaya ilişkin 204,547,01, TL tık talebin reddine, .." karar verilmiştir.
Davalı şirket tarafından eksik ve geç yapılması nedeniyle temmerrüt faizi ile karşılanmayan ve onu aşan munzam zararlar meydana gelmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 1427. Maddesinin 2. fiktası hükmüne göre; " Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. " düzenlemesi yer almaktadır. Davalı ... şirketi temmerüde düştüğü halde ödemesi gereken zararı ödemeyi yapmamış müvekkilin temerrüt faizi ile karşılanmayan zararı meydana gelmiştir. Yangın sonrası-----Şubesi tarafından --- Noterliği tarafından 16.10.2019 tarihli ihtarname ile kredi borcunun ödenmesi için 2 günlük süre verilmiştir. Akabinde banka tarafından müvekkile ------ İcra Müdürlüğü ----- Sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine takip başlatılmıştır. Hatta işbu takiple ilgili davalı ...İİK m.89/1 haciz ihbarnamesi tebliğ edilmiş haciz ihbarnamesine ekli 05.11.2019 tarihli cevap ile " ödenebilir herhangi bir hak ve alacağı bulunmamaktadır." şeklinde itiraz edilmiştir. Fakat daha sonra tarafımızdan ilgili banka şubesi ve müvekkil aleyhine takibe girişen avukattan alınan muvafakat yazıları ile ödemenin -----Ticari Şube müdürlüğü hesabına ödenmesine ilişkin " .. hasar dosyasından doğacak tazminat tutarının banka nezdindeki ----- no.lu -----hesabına .. " muvafakat yazılarına rağmen ne alacaklı bankaya ne davacıya ne de icraya hiçbir ödeme yapılmamıştır. " Yargıtay ----- Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları uyarınca sigorta hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarında somut ispat koşullarına bağlı olmadan "* İKAME DEĞER "” esasına göre munzam zarar istenebileceği kabul edilmiştir. (-------Davalı ... şirketi de, kusurlu olarak ödemesi gereken sigorta teminatını geç ödediğinden, davacı tarafın faizi aşan bir zararının meydana gelmiştir. Burada üzerinde durulması gereken husus davacının sigorta tazminatını geç almaktan dolayı temerrüt ile karşılanmayan bir zararı olup olmadığıdır. Buradaki zararın, davalı ... şirketi temerrüte düşmeden önce borcunu ödemiş olsaydı, müvekkil şirket ihtarname gereği banka borcu ödenebilecek ve işbu icra takibe duçar olmayacaktı. Davacının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucu ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki fark, temerrüt faizi ile karşılanmayan onu aşan harç/masraf icra ve vekalet ücreti olarak 316.655,66 TL temerrüt faizi ile karşılanmayan munzam Zarari meydana gelmiştir. Her ne kadar Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusunda munzam Zarar talep edilmiş ise de tahkim komisyonu tarafından ; “ Davacı tarafın zararın geç ödenmesi sebebiyle uğradığını belirttiği icra, haciz, faiz vs. munzam zarar talebi yönünden, uğranıldığı belirtilen bu zararların doğrudan sigorta zararına ilişkin olmayıp TBK. Genel hükümlere göre talep edilmesi gereken zurarlardan olduğu, zararın faizle karşılanıp karşılanamayacağının ve munzam zarar doğup doğmayacağının ve doğacaksa tutarınıtt belirlenmesinin ancak işbu kararın infazı neticesi genel hükümlere göre yapılabileceği anlaşıldığından munzam zarar hesaplanması talebi bu yargılama içinde dikkate alınmamıştır. ” gerekçesiyle munzam zararlarımız sigorta tahkim yetki kapsamında olmadığından herhangi bir karar vermemiş genel mahkemelerde çözümleneceği kararına varılmıştır. İşbu nedenle munzam zararımızın karşılanması amacıyla arabuluculuk ----- başvuru görüşmelerinden de netice alınamdığı için huzurda ki davayı açma zonunluluğu hasıl olmuştur. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; Öncelikle huzurdaki davanın kabulü ile, 316.655,66 tl tutarındaki tazminat alacağımızın 05.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek Avans Faizi ile birlikte ( değişmesi halinde değişen oranlarda kademeli olarak hesaplanacak) ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Taraf teşkilinin usulüne uygun sağlandığı görüldü.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Öncelikle belirtmemiz gerekir ki; huzurdaki davaya konu edilen talepler zamanaşımına uğramış olduğundan davanın esasa girilmeksizin reddi gerekmektedir.
Davacı taraf, huzurdaki dava ile ileri sürdüğü munzam zarar taleplerini tahkim başvurusuna da konu etmiştir. yapılan başvuru kapsamında verilen karar henüz yargıtay incelemesinde olup kesinleşmediğinden, huzurdaki davanın derdestlik itirazımız doğrultusunda reddi gerekmektedir. Rizikonun gerçekleşmesi neticesinde davacı tarafın müvekkil bünyesinde bulunan sigorta poliçesi kapsamında tazminat ödemeleri yapılmıştır. davacının herhangi bir hak ve alacağı bulunmamakta olup müvekkil şirket yapılan ödemelerle birlikte tazminat ödeme borcundan kurtulmuştur. Huzurdaki davada, davacının ileri sürdüğü munzam zararının şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerekmekte olup; bu hususta ispat yükü davacıdadır. ancak davacı işbu yükümlülüğünü yerine getirecek herhangi bir somut delili dosyaya ibraz etmemiştir.
Davacının, müvekkil şirket tarafından incelemelerin süresinde bitirilmediği ve bu nedenle zararlarının arttığı yönündeki iddia gerçeklik arz etmemektedir. Taraflar arasında düzenlenen poliçede verilen teminatlar arasında munzam zarar yer almadığından huzurdaki davanın hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır. Kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacının taleplerinin kabulü halinde dahi kabul edilebilecek miktar ancak poliçede yer alacak teminatlar dahilinde kabul edilebilecektir. Mahkemenizce itiraz ve cevaplarımız yerinde görülmeyerek davanın kabulüne karar verilse dahi; davacının hukuki dayanaktan yoksun faiz taleplerinin reddi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın tüm talepler yönünden reddine, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Tarafların uhdesinde olan tüm delilleri ibraz ettikleri, getirtilmesi gereken delilleri ilgili yerlerden getirtilerek dosya içine alınmıştır. Deliller: ---- İcra --- esas sayılı dosya kayıtları, -Sigorta tahkim komisyonu ------ esas ----- karar sayılı dosya kayıtları, -----ATM ---- sayılı dosya kayıtları, - Dosya kapsamı,
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasıdır.
Davaya konu uyuşmazlığın tespiti; Davacının, Sigorta tazminatının yangın poliçe kapsamında davalı firma tarafından geç ödemeden kaynaklı olduğu iddia olunan munzam zararının bulunup bulunmadığı, davacının munzam zararı varsa miktarının ne olduğu, davalının munzam zarardan sorumlu olup olmadığı hususlarında uyuşmazlık olduğu anlaşılmaktadır.
Munzam zarar kavramı üzerinde durmak gerekiyor. Türk Borçlar Kanunu 122. Maddesinde düzenlenen munzam zarar, bir kişinin sözleşmeye aykırı davranışları sonucu meydana gelen, doğrudan olmasa da dolaylı şekilde ortaya çıkan zararı ifade eder. Munzam zarar, esasen ana zararla bağlantılı olan, ancak doğrudan onun sonucu olmayan, ancak doğrudan onun sonucu olmayan, ancak yine de zararın bir parçası olarak kabul edilen ek zararları kapsar. Kanunda munzam zarar maddesinde ; alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hakim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder". Hükmünü içerir. Bu tanımı ile munzam zarar aşkın zarar kanuni tanımı ile de anılır. Para borçlarında para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması halinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsar.Bu anlamda aşkın zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir. Aşkın zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.
Davacı ... Tahkim Komisyonuna başvuru yapmış ve 31.08.2020 tarihli----- no.lu karar ile başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı ise iş bu davayı açmış, sigorta şirketinin geç ödemesinden kaynaklanan ve karşılanmayan zararlarının bulunduğunu iddia etmektedir. Sigorta tahkim komisyonu karar vermiş ve karar temyiz incelemesinde olduğu görülmektedir.
Davacı tarafın zararın geç ödenmesi sebebiyle uğradığını belirttiği icra, haciz, faiz vs. munzam zarar talebi yönünden, uğranıldığı belirtilen bu zararların faizle karşılanıp karşılanamayacağının ve munzam zarar doğup doğmayacağının ve doğacaksa tutarının belirlenmesinin Sigorta Tahkim Dosyasında verilen kararın infazı neticesinde belirlenebileceği, sigorta tahkim komisyonu tarafından verilen karar temyiz incelemesinde olduğu anlaşılmakla, davacının davayı açtığı tarihte iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
1.Davanın hukuk yarar nedeniyle REDDİNE,
2.Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 5.407,69-TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına bakiye kalan kısmın davacıya iadesine,
3.Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatırana iadesine,
4.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5.Davalı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 50.664,91-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6.Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin e duruşma ile yüzene karşı verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.