8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2022/5737 E. , 2024/5423 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı ... vekili 26.10.2000 havale tarihli dava dilekçesiyle özetle; 161 ada 34 parsel ve 201 ada 17 parsel sayılı taşınmazların uzun yıllardır davacının zilyetliğinde olduğunu, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı lehine oluştuğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili istemiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, orman tahdidi kesinleşmeyen yerlerde vergi kaydının miktarına itibar edilmesi gerektiğinden davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.01.2019 tarih 2016/11611 Esas ve 2019/172 Karar sayılı ilamı ile; "... çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise tüm tahdit evrakları getirtilip zeminde 829 nolu tahrir kaydının ''toyla'' (tepe) okuması nedeniyle toyla sınırının kullanılıp kullanılmadığı, kullanılıyorsa nasıl kullanıldığı araştırılmamış, dayanak vergi kayıtları zemine usulünce uygulanmamış, davalı ve dava dışı olan parselleri miktar ve sınırları itibariyle kapsayıp kapsamadığı tespit edilmemiş, kaydın tüm revizyonları kadastro müdürlüğünden sorulmamış, miktarın aşılıp aşılmadığı ve miktar fazlası yönünden zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı ve zilyetlik şartları araştırılmamıştır. O halde mahkemece, vergi kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilen dava konusu taşınmazların hangi vergi kaydının miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edildikleri saptanmalı, dayanak vergi kayıtlarının tamamı ve bu vergi kayıtlarının uygulandığı taşınmazlara ait kadastro tutanakları, tapuda kayıtlı iseler tapu kayıtları, davalı ise dava dosyaları, en eski tarihli ve kadastro tespitinden 15-20 yıl öncesine dayanan memleket haritaları ve dayanağı stereoskopik hava fotoğrafları dosya içerisine getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşacak bilirkişi kurulu marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlara ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, öncelikle memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planında; taşınmazların öncesinin ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, fen ve uzman bilirkişi eliyle taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; taşınmazların niteliğinin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanabilmesi için hava fotoğraflarının stereoskopik incelemesi yapılarak taşınmazlar üzerinde bulunan bitki örtüsünün niteliği, varsa ağaçların cinsi dağılımı, hâkim bitki örtüsünün ne olduğu belirlenmeli, bir kısmı dosyada olan vergi kayıtları genişletilebilir sınırları da içerdiğinden, komşu parsel dayanak kayıtlarından yararlanmak ve değişmez sınırdan başlamak üzere 3402 sayılı Kanunun 20/c ve 32/3. maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; mevcut olmayan vergi kayıtları sabit sınırlar içeriyorsa kapsamı bu sınırlara göre belirlenmelidir. Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, davaya konu taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; kadastro tespitine esas dayanak vergi kaydı yerine uygulanmalı, sınırlar zeminde mahalli bilirkişi yardımıyla tek tek bulunarak, fen bilirkişi krokisi üzerine yazılarak, keşfi izleme olanağı sağlanmalı, davalılar lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmalı; yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyedlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davalı yanında, (murisler) yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleriyle mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunuyla değiştirilen 14/2. maddesi gözönünde bulundurularak sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, davacının hak sahibi olup olmadığı tereddüde yer bırakmayacak biçimde saptanması" gerekçeleriyle hükmün esastan bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararla; "1938 tarih ve 829 sayılı vergi kaydının, miktar dışında, hudutları itibariyle 161 ada 15 ve 34 parsellere uyduğu, mezkur vergi kaydının 20 ar yani 2.000,00 m² olduğu, 161 ada 15 parselin tapu kaydında ise 2.985,00 m² gösterildiği, 161 ada 34 parsel sayılı taşınmazın vergi kaydının miktar fazlası olduğu, hava fotoğraflarından iş bu parselin komşu 161 ada 31 parsel ile benzerlik gösterdiğinin anlaşıldığı, 161 ada 31 parselin çalılık ve fundalık olduğu, 161 ada 34 parselin % 10-15 eğimli olduğu, eğimi %12'yi aşan ve toprak muhafaza karakteri taşıyan maki ve fundalık yerlerin zilyetlikle kazanımın mümkün olmadığı, 161 ada 34 parsele ilişkin zilyetlikle tescil şartlarının bulunmadığı, öte taraftan 201 ada 10 ve 17 parsel sayılı taşınmazların yapılan kadastro çalışmaları sonucu ... Köyü 101 ada 1 parseli sayılı orman parseli içinde bırakıldığı, ... Köyü ile ... Köyü hudutlarının mükerrerlik oluşturduğu, mükerrerlik durumu ortadan kaldırılmadan tescilin teknik olarak mümkün olmadığı" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Yörede 1989 yılında yapılan kadastro sırasında ... köyü 161 ada 34 parsel sayılı 5961 m² yüzölçümündeki taşınmaz; 161 ada 15 sayılı parsele uygulanan 1938 tarih ve 829 sayılı vergi kaydının miktar fazlası olarak tarla vasfıyla, 201 ada 17 parsel sayılı 2263 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 201 ada 10 sayılı parsele uygulanan 1938 tarih ve 798 ve 818 sayılı vergi kaydının miktar fazlası olarak tarla vafıyla Hazine adına tesbit ve tescil edilmiştir. Daha sonra ... köyünde 05.09.2007 tarihinde 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 5304 sayılı Kanunla değişik 4 üncü maddesi kapsamında kadastro çalışması yapılıp kesinleşmiştir. ... köyü 101 ada 1 nolu orman parseline ilişkin yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazlar orman kadastro sınırları içerisinde kalmış ve bu kadastro çalışmaların ilişkin evraklar dosya içerisine alınmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli olmadığı gibi, daha önceki bozma ilâmlarına uyulmuş olmasına rağmen bozma gerekleri de yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.01.2019 tarih, 2016/11611 Esas ve 2019/172 Karar sayılı bozma ilamında işaret edilmesine karşın 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Kanun ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış taşınmaz / toprak miktarı belirlenip, 3402 sayılı Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanması istenmesine rağmen mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmaksızın karar verilmiştir.
Ayrıca dava konusu Bolu ili Merkez ilçesi ... Köyü 201 ada 17 parsel sayılı 2263 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 201 ada 10 sayılı parsele uygulanan 1938 tarih ve 798 ve 818 sayılı vergi kaydının miktar fazlası olarak tarla vasfıyla Hazine adına tesbit ve tescil edilmiştir.
Göynük İşletme Müdürlüğünün 22.10.2019 tarihli müzekkere cevabı ekinde yer alan 20.11.2018 tarihli teknik raporda, ... Köyünde yer alan toplam yüzölçümü 1024150.00 m2 olan 232 adet taşınmazın tamamının ... Köyü 101 ada 1 nolu orman parseli içerisine dahil ediliğinin belirtildiği, gönderilen liste incelendiğinde dava konusu Bolu ili Merkez ilçesi ... Köyü 201 ada 17 parsel numaralı 2263,00m2 yüzölçümlü tarla vasfındaki taşınmazın ... Köyü 101 ada 1 nolu Orman parseli içerisinde kaldığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonucu aldırılan 16.07.2021 havale tarihli orman ve ziraat bilirkişileri ortak raporunda "dava konusu 17 ve 34 parsellerin ... köyünde 1990 yılında yapılan ve kesinleşen tapulama ve orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldıklarını ... yapılan bu kadastro çalışmasında mülki hudutların hatalı olarak belirlendiğini, kenarlaşma yapılmadığı için mükerrerlik oluştuğunu ve ... köyünde orman dışında gösterilen parsellerin ... köyünde orman içine alındığını";
26/06/2021 tarihli fen bilirkişi raporunda ise "dava konusu olan 201 ada 10 ve 17 parsel numaralı taşınmazlar ... Köyünde 101 ada 1 no parsel numaralı Maliye Hazinesi adına orman vasfı ile tescil olduğu" hususları belirtilmiştir.
Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için; ilk olarak ... Köyü 101 ada 1 nolu orman parseline ilişkin kadastro çalışmalarına ilişkin tüm kadastro evrakları getirtilmeli, fen bilirkişinden ek rapor aldırılarak dava konusu ... Köyü 201 ada 17 parsel sayılı taşınmazın ... 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalıp kalmadığı araştırılmalı, aynı yere ilişkin mükerrer kadastro yapıldığının anlaşılması halinde bu durumun ... Köyünde yapılan kadastro çalışmasına itiraz niteliğinde olabileceği hususu dikkate alınıp dava konusu ... Köyü 201 ada 17 parsele ilişkin tefrik kararı verilerek, 3402 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi uyarınca görevsizlik hususu düşünülmelidir.
Öte yandan dava konusu Bolu ili Merkez ilçesi ... Köyü 161 ada 34 parsel numaralı 5961,00 m2 yüzölçümlü taşınmaza ilişkin olarak, 16.07.2021 havale tarihli orman ve ziraat bilirkişileri ortak raporunda "161 ada 34 nolu parselin 2/3'lük doğu bölümünün kadimden beri orman sayılmayan tarım arazisi olduğu, 34 nolu parselin 1/3'lük batı bölümünün ise evveliyatının makilik ve fundalık vasfında hali bir arazi olduğu" belirtilmiştir. 26.06.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda 1950 ve 1966 tarihli hava fotoğrafı incelemesinde 161 ada 34 parsel numaralı taşınmazın bir kısmının tarla olarak kullanıldığı ve günümüz kullanım şeklinde benzediği, 1972 tarihli hava fotoğrafında da taşınmazın sınır hattı oluşturacak şekilde kullanıldığı ve günümüz kullanım şekline benzediği belirtilmiştir.
Fen bilirkişinin 26/06/2021 tarihli raporunda yer alan 2004 yılı uydu görüntülerinden 161 ada 34 parsele ilişkin kuzeybatı bölümünün bir kısmın çalılık ve fundalık olduğu gözlemlenmiştir. Dava konusu 161 ada 34 parsel numaralı taşınmazın kuzeybatısında kalan bu alanda artık ekonomik amaçlı zilyetlik bulunduğundan bahsedilemeyecektir. İlk Derece Mahkemesince refakate alınacak fen ve uzman bilirkişiyle tekrardan keşif yapılarak 161 ada 34 parsel sayılı taşınmazın kuzeybatı kısmında yer alan çalılık ve fundalık kısmın denetime elverişli şekilde kroki ve harita üzerinden işaretlendirilmesi sağlanmalı, bu husus sağlandıktan sonra belirlenecek bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Dava konusu 161 ada 34 parsel numaralı taşınmazın kalan kısmı yönünden ise; 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Kanun ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış taşınmaz / toprak miktarı belirlenip, 3402 sayılı Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra dava konusu taşınmaz hakkında bu koşullar sağlanıyorsa davanın kabulüne karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.