11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2024/761 E. , 2024/8641 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından davacı şirket aleyhine toplam bedelleri 2 adet faturaya dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığını, takip kapsamında müvekkil şirketin borcu bulunmadığını, icra takibine dayanak faturalar dışında taraflar arasında herhangi bir alım-satım işlemi olmadığını, davalının faturalara konu ürünleri müvekkili şirkete teslim etmediğini, malın teslim edildiğine dair ispat yükünün davalıda olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte faturaya konu mallar müvekkiline teslim edilmiş olsaydı dahi müvekkili şirketin davalıya borcu olmayacağını, ekte sundukları bono teslim tutanakları ile bono suretlerinden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin fatura bedelinin çok üzerinde ödeme yaptığını belirterek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile Konya 2. İcra Müdürlüğü 2020/6889 E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibin iptaline, davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiş, davalı vekili duruşmada müvekkilinin aldığı senetler ile davacı tarafın Mahkemeye aslını sunduğu senetlerin farklı olduğunu, özellikle vade rakamlarının farklı yazıldığını, senet aslı olarak ibraz edilen senetlerin davacı tarafından sonradan düzenlendiğini, sunulan senetlerin davalıya verilen senetler olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar davalı şirket vekili, davalının aldığı senetler ile davacı tarafın Mahkemeye aslını sunduğu senetlerin farklı olduğunu özellikle vade rakamlarının farklı yazıldığını, senet aslı olarak ibraz edilen senetlerin davacı tarafından sonradan düzenlendiğini, davalıya verilen senetler olmadığını savunmuş ise de; davalı şirket temsilcisine kendisinin teslim aldığı 12 adet senedin akıbeti sorulduğu, davalı şirket temsilcisi bu senetleri kimseye ciro etmediğini, senetlerin kaybolduğu, kaybolan senetler nedeniyle zayi nedeniyle senet iptali davası açılmadığı ve taraflar arasında başka bir ticari ilişkinin de bulunmadığını beyan ettiği, dava ve takip konusu faturaların alt kısmına atılan kaşe ve imzanın faturaları kapalı fatura haline getirip, kapalı faturaların da fatura bedellerinin ödendiğine karine teşkil ettiği, bu karinenin aksini ispat yükünün davalı tarafa düştüğü halde davalı tarafından yazılı delillerle ispat edilemediği, davalı taraf açıkça yemin deliline de dayanmadığından kendilerine bu hususta davacıya yemin teklif edip etmeyecekleri sorulmadığı, ayrıca, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 104 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre, "Borç senedi borçluya geri verilmişse, borç sona ermiş sayılır.", davacı tarafın senet asıllarını ibraz etmesinin davalı tarafın teslim aldığını kabul edip, dosyaya sunulanlardan farklı olduğunu beyan ettiği senet asıllarını ise ibraz edememesinin nerede olduğunu açıklayamamasının zamanında alınmış zayi nedeniyle senet iptali kararı sunamamasının ve taraflar arasında başka bir ticari ilişkinin de bulunmadığını kabul etmesi karşısında, davacı tarafın sunduğu senet asıllarının davalının teslim aldığı senet asılları olduğu, senet asıllarının davacı tarafta bulunması nedeniyle 6098 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, davacının davalıya olan borcunu ödediği sonucuna varıldığı ayrıca davacının davalının alacaklı olmadığını bilerek söz konusu icra takibini başlattığı kabul edildiği gerekçesiyle davanın ve tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince yapılan tespit ve değerlendirmeler ile ve karardaki gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalının alacağı olmadığını bildiği halde kötü niyetli olarak davacı şirkete karşı takip yapması nedeniyle aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin de yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, fatura alacağına dayalı başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3.Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.