43. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1192
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/02/2021
NUMARASI: 2020/822 Esas - 2021/165 Karar
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 2.el oto alım satımı yaptığını, müvekkili ile davalı arasında Bakırköy ... Noterliğinin 20.11.2017 tarih ... yevmiye numaralı sözleşme ile araç satım sözleşmesi imzalandığını, 17.11.2017 tarihli ekspertiz raporuna göre aracın çalışır durumda olduğu ve herhangi bir sorunu bulunmadığının tespit edilerek müvekkilinin buna güvenerek aracı satın aldığını, imzalanan sözleşme ile müvekkilinin ... plakalı 2004 model ... marka kamyoneti 15.000,00 TL peşin ödeme ve 15 adet 1.625,00 TL lik senetler halinde ödenmek üzere satın aldığını, müvekkilinin senetlerden 4 adedini ödediğini ve senetlerin kendisine teslim edildiğini, satıcının 1.625,00 TL lik senetlerin yanında araç üzerine 20.000,00 TL bedelli rehin uyguladığını, araç alındıktan 1 ay gibi kısa bir süre dahi olmadan araçta ayıp ortaya çıkması üzerine gidilen serviste aracın motorunun komple sorunlu olduğunun öğrenildiğini, davalı tarafından bir şey yapamayacaklarını ifade edilmesi üzerine müvekkilinin 19.650,00 TL +KDV olmak üzere toplam 23.187,00 TL tutarında servis ücretinin ödenmek zorunda kaldığını beyanla müvekkilinin ayıplı ürün nedeniyle sahip olduğu seçimlik haklarından olan satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme hakkının kullandırılmasına karar verilerek satış bedelinden ayıp oranında indirim yapıldıktan sonra müvekkilce fazla ödenen meblağın dava tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın tüketici sıfatına haiz olmadığını, dava konusu ... plakalı 2004 model ... marka aracın sürekli alınıp satılan ticari bir mal olması nedeniyle davacının tüketici sıfatını yitirdiğini, aracın hususi kullanım amacıyla satın alınmadığından görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı tarafın ayıplı mal satıldığı iddiasının doğru olmadığını, ekspertiz firmasına söz konusu aracın getirilerek gerekli testler ve incelemelerin yapıldığını, araçta bir takım sorunların olduğunu, davacı tarafın da bu rapora istinaden müvekkilinden indirim talep ederek satış bedeli üzerinden 7.000,00 TL indirim yapılarak 30.000,00 TL bedelle anlaşılarak oto satım sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafın müvekkiline arıza hakkında bilgi vermediğini, ayıp iddiasında olmasına rağmen taraflarına ihbar edilmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Böylece mahkememizce yapılan yargılama sonucunda toplanan tüm deliller karşısında; davacının davalıdan satın aldığı aracın mahkememizce yaptırılan teknik bilirkişi incelemeleri uyarınca ayıplı olduğu, araçta 10.000 TL ayıp nedeni ile onarım bedeli çıktığı, davacının seçimlik haklarından ayıp nedeniyle semen indirimi ve kendisine ödenmesini talep ettiği (davacı tarafça dava dilekçesinde her ne kadar hem semen indirimi ve aracın kendisi tarafından tamir ettirilmesi nedeniyle yaptığı masrafı talep etmiş ise de, bu iki talebin mükerrer talep içerdiği ve talebin bir bütün olarak ayıp nedeni ile semen indirimi ve bedelinin ödenmesi olduğu kanaatine varılmıştır), dava konusu aracın ayıplı olduğu ve bu ayıbın davacı tarafça yapılan kullanım nedeni ile oluşmayacağının bilirkişi raporu ile saptandığı, dolayısıyla davacının semende indirim talep edebileceği, görevsiz mahkemece alınan 27/04/2020 tarihli 4. ek raporunda, Yargıtay'ın yerleşik kararları uyarınca kabul görmüş bulunan indirim bedeli formülüyle davacının semende indirim alacağının 7.418,67 TL olarak hesaplandığı, ancak kullanılan formülde aracın satış bedelinin 20.000,00 TL olarak değerlendirildiği, ancak yukarıda da belirtildiği üzere aracın satış bedelinin 39.375,00 TL olup bu miktarın taraflarca da kabul edildiği, dolayısıyla formüldeki bu değişkene 20.000 TL yerine 39.375,00 TL yazılıp uygulandığında [39.375,00 - (39.375,00/26.959,00X16.959] = 14.605,51 TL davacının davalıdan talep edebileceği semende indirim bedeli olduğu, davanın bu miktar yönünden kabulünün fazlaya ilişkin talebin reddinin gerektiği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; davacının ... plaka sayılı 2004 model ... marka aracı 20/11/2017 tarihinde davalıdan satın aldığını, satın almadan 3 gün önce alınan ekspertiz raporuna göre aracın çalışır durumda olduğu ve herhangi bir sorunu bulunmadığı tespit edildiğini, davacının da buna güvenerek aracı satın aldığını, davalının bu husustaki aksi iddialarının gerçeği yansıtmadığı gibi dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarından da açıkça anlaşılmakta olduğunu, dava dilekçesinde dava konusu araçtaki ayıp sebebiyle bedelde indirimle birlikte ayıp sebebiyle yapılan masrafların da davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesinin talep edildiğini, ancak bu taleplerinin mükerrer talep içerdiği gerekçesiyle kısmen kabul edildiğini, araç için yapılan masrafların davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi talebinin reddine karar verildiğini, aracın ayıplı olması sebebiyle yapılması talep edilen indirim ile araçtaki ayıbın giderilmesi için yapılan masrafların birbirinden farklı iki talep olduğunu, bu sebeple mükerrer talep kabul edilmesi ve bu hususta karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Davacı tarafın ayıp-ihbar yükümlülüğünü süresinde yerine getirmediğini, davalıya arıza hakkında bilgi vermediğini, Ayıp iddiası olmasına rağmen davalıya ihbarda bulunmadığını, 19.04.2018 tarihli faturada ki rakamların doğru olmadığını, gerçek dışı rakamlar olduğunu, davacı tarafın 30.000 TL bedelle satın almış olduğu 2014 model 201724 km araca KDV dahil 23.187 TL motor arızası için bedel ödediklerini iddia ettiğini, davalının davacı tarafa sıfır bir araç satmadığını, karşı tarafın hangi hukuki hakka dayanarak bu bedeli talep ettiğine anlam veremediklerini, mahkemenin gerekçeli kararında aracın satış bedeli olarak davacı tarafın iddiasını kabul ederek 39.375,00 TL olarak belirlediğini, bu bedelin doğru olmadığını, yine mahkeme gerekçeli kararında bu iddianın tarafımızdan kabul edildiğini iddia ettiğini, verilen cevap dilekçesinde ve diğer dilekçelerde böyle bir beyanlarının bulunmadığını, aracın satış bedelinin sözleşmede belli olduğunu, mahkemenin dava dosyasında ki bilirkişi raporları söz konusu iken davacı tarafın ispatlanmamış tek taraflı beyanı ile 39.375,00 TL üzerinden hesaplama yapılamayacağını, bu hesaplama yönteminin yanlış olduğunu, mahkemenin ek rapor alması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava satın alınan otomobilin ayıplı olduğu iddiasıyla TBK 227 maddesi gereği satış bedelinden ayıp oranında indirim istemine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmeye konu aracın ayıplı olup olmadığı, süresinde ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, aracın satış bedeli noktalarında toplanmaktadır. Dava konusu ... plakalı ... 2004 model kamyonet-panelvan cinsli aracın davalıdan satın alındığı, satış bedelinin resmi sözleşmede 20.000,00 TL olarak gösterildiği, taraflar arasında düzenlenen adi yazılı sözleşmede ise satış bedeli: 30.000 TL peşinat 15.000 TL kalan miktar: ... senet şeklinde kayıt bulunduğu, bu sözleşmeye göre de toplam bedeli davacının iddia ettiği, ve davalının süresinden sonra verdiği cevap dilekçesinde teyit ettiği, her ne kadar davalı tarafça satış bedelinin 30.000 TL olup bakiyenin vade farkı olduğu savunulmuş ise de vade farkına ilişkin bir sözleşme hükmünün bulunmadığı, peşin ve vadeye bağlanan tüm meblağın satış bedeli olduğu, buna göre de satış bedelinin 39.375,00 olduğu anlaşılmakla davalının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde değildir. 6098 sayılı TBK’nın 227. Maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2.Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3.Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4.İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Öğretide ayıp satılanda, vaat edilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı). Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır. 6098 sayılı TBK 231. Maddesi "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." düzenlemesini içermektedir. Dosyada toplanan deliller ile ikinci el olarak 2017 yılında satışa konu edilen aracın 2004 model olduğu, satış tarihinde yaklaşık 201.724 KM olduğu, satış öncesi davacı tarafça ekspertiz incelemesi yaptırılarak araçtaki bir kısım arızaların ve eksiklerin tespit edildiği, aracın satış tarihinden itibaren yaklaşık bir ay sonra ağır motor arızası verdiği, davacının araca komple bakım yaptırarak 23.187 TL masraf yaptığı anlaşılmaktadır. Dosyaya kazandırılan kök ve ek raporlar ile; Ekspertiz raporunda belirtilen ve davacı tarafından bilinen eksikler dışında araçta meydana gelen motor arızasının ayıp niteliğinde olduğu, ekspertiz raporunda belirtilen hususların davacı tarafından biliniyor olması nedeniyle bu kalemlerin düşürülmesiyle satın alma tarihi itibarıyla 10.000 TL KDV dahil kısmın ayıptan kaynaklandığı rapor edilmiştir. Bu durumda davacının aracın ayıpsız olduğuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı araçtaki ayıbın ortaya çıkması üzerine davalının aranarak ihbarda bulunulduğunu ve galeri sahibinin yanına gidilerek bilgi verildiğini davalının bir şey yapamayacakları söylediğini iddia etmiştir. Dava dilekçesi davalıya 04 Mayıs 2018 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı taraf HMK 127 maddesi gereği 2 haftalık yasal cevap süre geçtikten sonra 11/06/2018 tarihinde cevaplarını sunmuş ve ayıp ihbarının yapılmadığını ileri sürmüştür. Davalı tarafça süresinde cevap dilekçesi sunulmamasının sonucu HMK 128. maddesi gereği davacını dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları inkar etmiş sayılır. Hukukumuzda Külfet; (yüküm) Her hangi bir borç doğurmayan, sadece yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanmaktadır. Külfet yükümlüsü külfeti yerine getirdiğinde bir hak elde eder, yerine getirmediği takdirde hakkı elde edemez yada kaybeder. Örneğin; temerrüt ihtarı, ayıp ihbarı, haksız fiile maruz kalan kişinin zararı azaltması, alıcının kendisine teslim edilen malı muayene külfeti gibi. 6100 sayılı HMK’nın 25/1.maddesine göre, “Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.” Ayıp ihbarı niteliği itibariyle satın alınan maldaki ayıbın varlığını satıcıya bildirmeye yönelik bir tasavvur açıklaması olduğundan, bildirim yükümlülüğüne uyulmadığını davalı satıcı ileri sürmelidir. Satıcı tarafından, davacı alıcının yasal süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığına yönelik bir savunma ileri sürülmedikçe bu husus, mahkemece re’sen dikkate alınıp değerlendirilemez. (Emsal HGK 2014/13-1125 Esas, 2016/587 Karar sayılı ilamı) Somut olayda davalı tarafça süresinde cevap dilekçesi verilmediği gibi süresinde ayıp ihbarında da bulunulmadığına yönelik savunma da bulunmamıştır. Davacıyı teklif edilen yemin metninde de davacı tarafça bu hususta davalıya başvuru yapıldığına dair yemin eda edilmiş olmakla, davalının süresinde ayıp ihbarı bulunmadığına yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesince nispi metot uygulanarak aracın gerçek satış değeri esas alınarak belirlenen ayıp oranında indirim hakkında kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.