9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Av. ... - ....
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, müvekkili şirkette 23.11.2015 -20.09.2019 tarihleri arasında yazılım biriminde çalıştığını, davalının ilk olarak 23.11.2015 tarihinde müvekkili şirkette çalışmaya başladığını ve 20/09/2019 tarihinde askerlik nedeniyle müvekkili şirketten ayrılmak istediğini belirterek kendi isteği ile istifa ettiğini, tüm işçilik alacaklarının kendisine ödendiğini, daha sonra askerden dönüp tekrar müvekkili şirkette çalışmak istediğini, 30.10.2019 tarihinde tekrar müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, bu kez 19/04/2021 tarihinde müvekkili şirketten ayrılmasını gerektiren haklı bir neden yokken istifa ederek rakip firmaları olan aynı alanda faaliyet gösteren ... A.Ş. şirketinde çalışmaya başladığını sonradan öğrendiklerini, davalının müvekkili şirkette edindiği bilgileri, müşteri çevresi, üretim, ürün özellikleri ve diğer şirket politikalarını ve sırlarını yeni geçtiği ... A.Ş. 'de aynı veya benzer işleri yaparak kullanmakta olduğunu, bu durumun haksız rekabet oluşturmakta ve şirketlerine zarar vermekte olduğunu, Davalının edindiği tecrübe ve eğitimleri itibariyle her türlü sektörde veya firmada iş bulabilecek iken rakip firmada işe başlamasının kötü niyetli olduğunu ve haksız rekabet hükümlerinin ihlali anlamına geldiğini, davalının iş akdinde 11. Maddede gizlilik kuralları ve 12. Maddede Rekabet etmeme hükmünün mevcut olduğunu, firma tarafından geliştirilen yazılımların ve diğer ürünlerin firma dışına çıkarılması ve yazılım kodlarının kullanılması durumunda işçinin ilgili yazılımın satış değerine göre belirlenecek tüm zararlardan sorumlu olduğunu, işçinin gizlilik kurallarını ihlal etmesinin işveren tarafından sözleşmenin tazminatsız fesih sebebi olduğunu, bu bahsedilen koşulların davalı açısından gerçekleşmiş olduğunu ve sözleşmesinde yer alan 12 aylık brüt ücret tutarında tazminatın (ceza-i şart) ödenmesi gerekeceğini, davalının aynı işi yapan rakip firmaya geçmesi kasten zarar verme şekline dönüşmüş olması durumlarında müvekkili şirketin tüm zararlarını karşılaması gerekeceğini, davalının işe başladığında tecrübesiz olduğunu ve bir çok şeyi müvekkili şirkette öğrendiğini, müvekkili şirkette çalışmış olmasının verdiği referansı ve tecrübeyi kullanarak ... A.Ş. de iş bulabildiğini, birçok firmada çalışma imkanı varken ve sözleşme süresinin sona ermesini beklemeden ve haklı bir sebebi olmadan istifa ederek ayrıldığını ve rakip firmada çalışmaya başladığını, davalı, müvekkili şirkette çalışırken müvekkili şirketin .... ile çalıştığını, bu hastane ile iletişimi ve desteği davalının sağladığını, davalı işten ayrıldıktan sonra bu kurumun davalının çalışmaya başladığı rakip kurumla çalışmaya başladığını, davalının, .... ihalesini müvekkili şirketin kaybedip rakip şirketin kazanmasında etkisi ve katkısı olduğunu, bu nedenlerle; davalının haksız rekabet ve gizliliğe aykırı tüm davranışlarının önlenmesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tazminat ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ceza-i şart olmak üzere toplam 2.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ve ticari işlerde uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL
Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacağı tazmini istemine ilişkindir. .... Dairesi'nin 01.06.2021 tarih, .... sayılı ilamında; "Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacaklarının tahsili istemine ilişkin olup, öncelikle dikkate alınması gereken husus uyuşmazlığın 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Gerek mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, Türk Borçlar Kanunu’nun rekabet yasağına ilişkin hükümlerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu belirtilmiş ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde yer alan: “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmü, bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulmasını gerektirmektedir. İşçinin haklarını adalet mercilerinde çabuk, kolay ve ucuz bir surette almasını temin etmek amacıyla özel İş Mahkemeleri Kanunu çıkarılmıştır. Ayrı bir iş yargılaması ve bu yargılamayı uygulayan özel mahkemelerin kuruluşu, esasen iş hukukunun işçiyi koruma hukuki niteliğinden kaynaklanmaktadır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, “a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere ... veya .... taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” şeklinde düzenlenmiştir. Şu halde, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olması, Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesinde yer alan “aksine hüküm bulunmadıkça” ibaresinin karşılığıdır. Başka bir anlatımla, İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5.maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenlemedir. Benzer bir durum, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 76. maddesinde 03.03.2001 tarih ve 4630 sayılı Kanunun 30. maddesi ile yapılan değişikliğin sonucu olarak kurulan .... Mahkemeleri için söz konusudur. Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesinde fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta öngörülen hususlardan doğan davalar da ticari dava sayılmasına rağmen 5846 sayılı Kanun uyarınca kurulan Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin düzenlemenin Türk Ticaret Kanunu’nun 5.maddesinde belirtilen aksine hükmü karşıladığı kabul edilmektedir. Aksi halde tüm fikri haklara ilişkin uyuşmazlıklarda ticaret mahkemelerinin görevli olması gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Rekabet yasağına ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444–447.maddeleri hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler içinde düzenlenmiştir. Her iki kanunda da rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulması ve sınırları özellikle işçinin korunması ilkesi dikkate alınarak düzenlenmiştir. Gerçekten, işçinin çalışma hakkı, rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin yer, süre ve konu itibariyle sınırlandırılmasını gerektirmektedir. İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir. İş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek yoktur. Rekabet yasağının ihlali halinde işveren, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi, varsa zararının tazminini de isteyebilecektir. Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ya da işçi tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması halinde rekabet yasağının sona ereceği düzenlenmiş olup, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilmesinin güçlüğü ortadadır.
Uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir. Dairemizin önceki kararlarında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonrası dönem bakımından rekabet yasağına ilişkin olarak cezai şart ve tazminat davaları bakımından ticari dava olduğu belirtilmiş ise de; konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla,yukarıda belirtilen açıklamalar uyarınca görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu belirlendiğinden bu karardan dönülmesi gerektiği anlaşılmıştır. Somut olayda davacı işveren ile davalı işçi arasında rekabet yasağına ilişkin düzenlenmiş olan sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminata ilişkin davaların görülme yeri iş mahkemeleri olduğundan davalı tarafın bu yöndeki temyiz itirazlarının yerinde değildir." içtihadında bulunulmuştur.
Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacağının tazmini istemi ile açılmış olup, talebin içeriği, uyuşmazlığın kaynağının iş sözleşmesi olması ve yukarıda anılan ... ilgili Dairesi'nin kararında da belirtildiği üzere dava konusu borcun kanun olmadığı iş sözleşmesi olduğu, iş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek olmadığı, rekabet yasağının ihlali halinde işverenin, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi, varsa zararının tazminini de isteyebileceği, Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447. maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ya da işçi tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması halinde rekabet yasağının sona ereceğinin düzenlendiği, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilmesinin güç olacağı, uyuşmazlığın kaynağının iş sözleşmesi olduğu ve Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğu bu nedenle davanın görevsizlik nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HMK m.114/1-c, 115/2 uyarınca göreve ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine, .... İş Mahkemeleri'nin görevli olduklarının tespitine, Karar kesinleştiğinde ve süresinde başvuru olduğnda dava dosyasının görevli ... Nöbetçi İş Mahkemesi'ne gönderilmesine, Süresi içerisinde görevli mahkemeye dava dosyasının gönderilmesi için başvuru yapılmaz ise dosyanın re'sen ele alınıp Mahkememiz tarafından açılmamış sayılması kararı verilmesine, Yargılama harç ve giderleri hakkında görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın görevli mahkemede davaya devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK 331/2 maddesi gereğince bir karar verilmesine, Dair, Davacı Vekili Av. ..., Davalı Vekili Av. ...'ın yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/02/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)