Esas No
E. 2023/736
Karar No
K. 2025/20
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/736 Esas
KARAR NO: 2025/20
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ: 14/11/2023
KARAR TARİHİ: 14/01/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

TALEP

Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkile ait ... plakalı aracın davalı tarafından partaj/poliçe no ... ile kasko sigortalı olduğunu, müvekkilin 12.03.2023 tarihinde meydana gelen kazada aracının hasarlanmış ve davalıdan hasar bedeli olarak 785.000,00 TL almış olduğunu, müvekkilin ibranameyi "Haklarını saklı tutarak" imzalamış olduğunu belirtmiştir. Müvekkilin Karman Sigorta Ekspertize yaptırmış bulunduğu eksper raporuna göre aracın piyasa değerinin 950.000,00 TL olarak belirlenmiş olduğunu belirten davacı vekili, müvekkile ait ... plaka sayılı aracın kaza sebebi ile tam/ağır hasar bedelinin eksik ödenmesi (950.000- 785.000 — 165.000) nedeni ile eksik ödenen bedelin icra takibine konulmuş olduğunu, davalının itirazı ile takibin durmuş olduğunu ifade ederek davalının ...

19.İcra Dairesi ... E dosyasına itirazının iptaline dair dava açılabilmesi bakımından yapmış bulundukları zorunlu arabuluculuk başvurusunun da olumsuz neticelenip işbu itirazın iptali davasının açılma zaruretinin hasıl olmuş olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkilin kasko poliçesinden kaynaklanan gerçek zararı ödeyerek poliçeden doğan sorumluluğunu yerine getirmiş olup, davacı tarafa ödemesi gereken başkaca bir sorumluluğunun bulunmamakta olduğunu belirtmiş, sigortacının sorumluluğunun, ilgili kaza sebebiyle “başvuru sahibinin uğradığı gerçek zarar''la sınırlı olmasından dolayı, başvuru sahibine ait aracın talep konusu kaza sebebiyle hasara uğramış olması halinde talep konusu zararın, ilgili poliçenin tabi olduğu Kasko Genel Şartları ve Poliçe Özel Şartlarında yer alan hükümlerle belirlenmiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesini" talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafından geçirmiş olduğu kaza nedeniyle aracının tam hasarlı olduğu, davalı tarafından kısmi ödeme yapıldığı fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu iddiasıyla başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibaret davadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin ... E ...K sayılı ilamında özetle; " 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2.fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Göreve ilişkin bu genel düzenlemeler yanında bazı kanunlarda belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak üzere kurulmuş özel olarak görevli mahkemeler de belirlenmiştir. Bu anlamda uyuşmazlıkla ilgili olması bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği düzenlenmiştir. Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,

TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.

TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır.

TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani bir özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir.

28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2.maddesinde, kanun'un kapsamı “bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.

Somut olaya gelince; davacıya ait ... plakalı kamyonet trafik siciline "hususi" araç olarak tescil edilmiştir. Davacının gerçek kişi tacir olduğuna ilişkin dosyada bilgi ve belge bulunmamaktadır. Davacının; sigorta şirketine başvurusunda aracını ticaretinde kullandığı yönünde beyanda bulunmasının, aracın tescil kaydı karşısında sonuca etkisinin bulunmadığı, hal böyle olunca da, taraflar arasındaki sigorta ilişkisinde davacının tüketici konumunda bulunduğu ve görülmekte olan dava bakımından Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır." şeklinde karar verilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 21/11/2024 tarihli cevabi yazısına göre; davacının herhangi bir mükellefiyet kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 05/12/2024 tarihli yazı cevabında ise davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir.

Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilir. Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir.

Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Bölge Adliye Mahkemesi kararına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlığın kasko sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olması, sözleşmeye konu aracın kullanım şeklinin hususi olarak tescil edilmiş olması ve celp edilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davacının tacir kaydının bulunmadığı gibi herhangi bir mükellefiyet tesisinin de bulunmadığı dikkate alındığında uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Tüketici Mahkemeleri'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğinde dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

1.Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE,

*Görevli mahkemenin İstanbul Tüketici Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE,

2.HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

*Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına( ihtaratın tensip zaptı ve gerekçeli kararın davacıya tebliği suretiyle yapılmasına)

3.HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden verilen kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/01/2025 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.