7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2013/9863 E. , 2013/8919 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davalı ... Şirketi işçisi olarak diğer davalı bünyesinde çalıştığını, iş sözleşmesinin ... Şirketi tarafından yapılan bildirim ile feshedildiğini, davalılar arasında muvazaa bulunduğunu iddia eden davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Ltd.Şti. vekili, şirketin petrol arama ve üretimi alanında faaliyet gösteren şirketlere müteahhit olarak sondaj hizmetleri verme konusunda faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda şirketin farklı petrol şirketlerine müteahhitlik yapmakta ve bu sahalarda petrol arama faaliyetini gerçekleştirdiğini, davacının çalıştığı şirket tarafından bu sahalarda görevlendirildiğini, şirketin işin yoğunluğuna göre kendi personeli dışında ... ve ...ndan sondaj çalışmaları esnasında hizmet alabildiğini, davacının diğer şirket işçisi olduğunu, alınan işletmesel kararlar nedeniyle istihdam fazlalığı oluştuğunu ve bu işçileri çalıştırabileceği yeni projelerin başlamaması nedeniyle bir kısım işçinin iş sözleşmelerinin sona erdirilmesi gereği doğduğunu, davalı ... İnş.Ltd.Şti. vekili, davalı diğer şirketin petrol arama sahasında çalıştırılan tüm işçilerin o şirketin işçileri olup işçilerin şirket bünyesinde çalıştıran firmaların değişmesine rağmen işçilerin diğer davalı şirket bünyesinde çalışmalarına devam ettiklerini, davalı diğer şirketten iş alan şirketin ise bu işçilerin bordrolarını hazırladığını, SSK primlerinin yatırılmasını sağlamakla görevli olduğunu, diğer şirketin işçilerin işe alınmasını, iş sözleşmelerinin feshedilmesini, çalışma koşullarını, çalışma saatlerini, ücretlerini vb tüm yetkileri bizzat kullandığını, davalı şirketin bu nedenle işçiler üzerine işveren sıfatının bulunmadığını diğer davalı şirketin aldığı işletmesel karar doğrultusunda işçiler üzerinde yönetim hakkı yetkisine sahip olmadığından işçilerin işe alınması ve çıkarılmasında tek yetkili makamın diğer davalı şirket olduğunu belirterek davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, ... Ltd.Şti' nin asıl işveren olup, alt işveren ilişkisi kurmuş olduğu diğer davalı ... Ltd.Şti. ile arasındaki ilişkinin gerçekte işçi teminine yönelik olduğu ve hukuken bu ilişkinin geçersiz olduğu, bunun sonucunda davacının ... Ltd.Şti. işçisi sayılması gerektiği, iddiaların aksine ... Ltd. Şti' nin işlerinde azalma yaşanmadığı, davacı işçinin iş sözleşmesinden kısa süre sonra yeni işçi istihdam edilmeye başlandığı ve sayının sürekli arttığı, davacının iş sözleşmesinin feshine gerekçe olarak gösterilen durumların gerçekle bağdaşmadığı, davacının işyerinde başka bir birimde çalıştırılıp çalıştırılmayacağının araştırılmaksızın iş sözleşmesinde ve çalışma şartlarında iş kanununun 22.maddesi gereğince değişiklik yapılması dahi önerilmediği, feshin son çare ilkesine aykırı şekilde feshedildiğinden geçersiz olduğu ve işe iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Alt işveren; bir iş yerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir.
Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümünün verilmesinde verilen bölümün teknolojik uzmanlık gerektirmesi zorunludur. 4857 sayılı İş Kanununun 2’nci maddesinde, asıl işveren alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde yasa koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada bulunması şarttır. Yasanın 2’nci maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu gerekliliği ortaya koymaktadır. Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 11 inci maddesinde de yukarıdaki anlatımlara paralel biçimde, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi” şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla İş Kanununun 2’nci maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bundan başka İş Kanununun 2’nci maddesinin yedinci fıkrasında sözü edilen hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanunî karineler olduğu kabul edilmelidir. 5538 sayılı Yasa ile İş Kanununun 2’nci maddesine bazı fıkralar eklenmiş ve kamu kurum ve kuruluşlarıyla sermayesinin yarısından fazlasının kamuya ait olan ortaklıklara dair ayrık durumlar düzenlenmiştir. Ancak, maddenin diğer hükümleri değişikliğe tabi tutulmadığından, asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurları ve muvazaa öğeleri değişmemiştir. Yasal olarak verilmesi mümkün olmayan bir işin alt işverene bırakılması veya muvazaalı bir ilişki içine girilmesi halinde, işçilerin baştan itibaren asıl işverenin işçileri olarak işlem görecekleri 4857 sayılı Kanunun 2’nci maddesinin yedinci fıkrasında açık biçimde ifade edilmiştir.
Kamu işverenleri bakımından farklı bir uygulamaya gidilmesi hukuken korunamaz. Muvazaaya dayanan bir ilişkide işçi, gerçek işverenin işçisi olmakla kıdem ve unvanının dışında bir kadro karşılığı çalışması ve diğer işçilerle aynı ücreti talep edememesi, İş Kanununun 5 inci maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur. Yine koşulların oluşmasına rağmen işçinin toplu iş sözleşmesinden yararlanamaması, Anayasal temeli olan sendikal hakları engelleyen bir durumdur. Dairemizin kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme ibraz edilmediği, SGK ve ticari kayıtlar dikkate alındığında davalı ... şirketinin mahiyetinin petrol arama ve araç kiralama olduğu, diğer davalı ... Şirketinin ise ulaştırma, lojistik petrol ve gaz ürünleri olduğu belirtildiği görülmüştür. Dinlenen tanık beyanları, SGK ve ticari kayıtlar,
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Petrol İşleri Genel Müdürlüğü yazısı yanında davacı ile aynı işi yapan ancak dava dışı yüklenici işçisi olarak gösterildiği anlaşılan Şeyhmus Bayhan tarafından Ankara 12.
İş Mahkemesine davalılar aleyhine açılan işe iade davasının yapılan yargılaması sonucunda 26.12.2012 tarih ve 2011/956 E.,2012/1074 K.sayılı ilamı ile davacının gerçek işverenin ... Şirketi olduğu gerekçesiyle bu işyerine iadesine dair verilen kararın temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 22 Hukuk Dairesince 29.04.2013 tarih ve 2013/6764 E., 2013/8745 K.sayılı kararı ile onandığı anlaşılmıştır.
Davacı ve yukarıda belirtilen dosya davacısı işçinin sondör olarak çalıştıkları, aynı kuyuda hem davalı ... Şirketi işçileri, hem dava dışı diğer yüklenici ... Şirketi işçileri hem de davalı ... Şirketi işçilerinin birlikte çalıştıkları ve davalı ... Şirketinin asıl işini ifa ettikleri anlaşılmıştır.
Davalı ... Şirketi tarafından davacıya tebliğ edilen fesih bildiriminde " .... Ltd Şti'nin yaşadığı ekonomik ve idari sıkıntılar, proje iptalleri, işin mahiyetinde azalma ve çeşitli lokasyonlarda çalışan iş kulelerinin kapatılarak çalışmaz duruma gelmesi, işin daraltılması ve işyerinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi sebepleriyle istihdam fazlalığı oluştuğu ve bu durumun şirkete de intikal ettiğini, şirketin 12.09.2011 tarihinde almış olduğu işletmesel karar ile işletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle iş sözleşmesinin feshedildiği" açıklanmıştır.
Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde, davalı Şirketin petrol arama ve üretimi alanında faaliyet gösteren şirketlere müteahhit olarak sondaj hizmeti verme konusunda faaliyet gösterdiğini ve bu kapsamda petrol arama faaliyeti gerçekleştirdiğini, işin yoğunluğuna göre kendi personeli dışında ... ve ... şirketlerinden sondaj çalışmaları esnasında hizmet alabildiğini beyan etmiştir.
Davalılar arasındaki ilişki, bakanlık yazısı, SGK kayıtları, ticari kayıtlar, davalıların savunmaları, davacı tanıklarının beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalılar arasındaki sözleşmenin işçi teminine yönelik olduğu, davacının davalı ... Ltd Şirketinin asıl işinde görevlendirildiği, taraflar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığı anlaşılmakla davacının gerçek işveren ... Ltd Şirketi işyerine iadesi gerekmektedir.
Ayrıca muvazaalı bir hukuki muamele ile üçüncü kişinin ızrar edilmesi ona karşı bir haksız eylem niteliğindedir. Üçüncü kişiler muvazaa nedeniyle hakları halele uğratıldığı takdirde haksız fiil sorumluluğuna dayanarak muvazaalı hukuki işlemi yapan taraftan zararının tazminini isteyebilir. Haksız fiil işleyen kimse uygun illiyet bağı çevresine giren bütün zararlardan sorumludur. Ayrıca muvazaa sebebiyle akdin hükümsüzlüğünün ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması sayılan hallerde muvazaa ileri sürülemez.
Somut olayda iyiniyetli olan davacı işçiye karşı taraf olmadığı muvazaanın ileri sürülemeyeceği, akdin hükümsüzlüğünün davacıya karşı ileri sürülmesinin MK.'nun 2.maddesindeki iyiniyet kurallarına aykırı olması ve hiç kimsenin kendi hilesinden yararlanamayacağı ilkesi gereğince muvazaalı işlemi yapan davalı ... İnş.Taah.Tic.Turz.Ltd Şti'nin davacının ... Ltd.Şti'ne süresi içinde başvurması halinde hak kazanacağı 4 aya kadar ücret ve diğer haklarından, davacının ... Şirketi tarafından süresi içinde işe başlatılmaması halinde hak edeceği 4 aylık brüt ücreti tutarındaki tazminat alacağından daha açık bir anlatımla davalı ... Şirketinin davacının iş akdini geçersiz nedenle feshi sonucuna bağlı yasal yaptırım sonucu doğan alacağından diğer şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmelidir. (HGK.'nun 03.12.2008 T. 2008/9-704 E, 2008/730 K. sayılı kararı)
Bu nedenle mahkemece davalılar arasındaki ilişkinin işçi teminine yönelik dolayısıyla muvazaalı olduğunun kabulü yerinde olup davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değilse de davacının hangi işverene iade edildiğinin hüküm fıkrasında gösterilmemesi ve işe iadenin maddi sonuçlarından her iki davalı şirketin birlikte sorumlu tutulmaması hatalıdır. Bu hukuki olgu karşısında davalılar arasında muvazaa bulunması nedeniyle davacının asıl(gerçek) işveren ... Şirketine iadesine, maddi sorumluluk açısından ise davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerekmektedir. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davalı ... Ltd şirketi tarafından gerçekleştirilen feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının adı geçen işverenin işyerine İŞE İADESİNE,
3.Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı Vkiing International Ltd.Şti. süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminatın her iki davalının müştereken ve müteselsilen birlikte sorumlu olmak kaydı ile miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4.Davacı işçinin işe iadesi için davalı ... Ltd. Şirketine süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5.Alınması gereken 24,30 TL harçtan, peşin alınan 18,40 TL harcın mahsubu ile kalan 5,90 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
6.Davacının yapmış olduğu 503,00 TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, davalıların yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.'ne göre 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
8.Kalan gider ve delil avansının ilgiliye iadesine,
9.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacı ve davalı ... Ltd.Şirketine iadesine, davalı ... Ltd.Şti. temyiz harcını peşin yatırdığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 15.05.2013 gününde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.