7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2010/6036 E. , 2011/614 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, Atatürkçü Düşünce Derneği ... Şubesinin genel kurulunun iptali istemine ilişkindir. Davada hasım olarak derneğin ... şubesi gösterilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, dosya içeriğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Bilindiği üzere, HUMK'da taraf ehliyeti tanımlanmamış 38. maddesiyle Medeni Kanuna yollamada bulunmakla yetinilmiştir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış, 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını belirtmiştir. Dava tarihinden önce ölen ve kişiliği son bulan bir kişinin veya tüzel kişilik kazanmamış bir topluluğun taraf ehliyetinin bulunmayacağı kuşkusuzdur. 5253 Sayılı Dernekler Kanununun 2/h maddesi hükmünde dernek şubeleri, dernek faaliyetlerinin yürütülebilmesi için bir derneğe bağlı olarak açılan, tüzel kişiliği olmayan ve bünyesinde organları bulunan alt birim olarak tanımlanmıştır. Bu olgu gözetildiğinde, kanun ile derneklere şube açma imkanının tanınması ve dernek şubelerinin organlarının bulunması, şubelerin tüzel kişiliği bulunduğu sonucunu doğurmaz.
Somut olaya gelince; dava, Atatürkçü Düşünce Derneğinin ... Şubesinin 09.11.2008 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu asıl üyeliğine 9 kişi, yedek üyeliğine ise 8 kişinin seçildiği, dernek denetim kuruluna sadece üç asil üyenin seçildiği yedeklerinin seçilmediği, bu durumun 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 32/b maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle dernek genel kurulunun iptali istenmiştir. Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözetildiğinde, Şubenin tüzel kişiliğinin ve dolayısıyla davada taraf ehliyetinin bulunmaması nedeniyle taraf teşkilinin sağlanmadığı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, mahkemece dava dilekçesinde dernek şubesinin taraf gösterilmesi temsilcide yanılma kabul edilerek dava dilekçesinin Dernek Merkezine tebliğ edilmesi ve bu yolla taraf teşkilinin sağlanması, davalı dernekten savunma ve delillerinin sorulup saptanması, gösterilecek delillerin toplanması, sonucuna göre davanın esası yönünden bir karar verilmesi gerekirken mahkemece tüzel kişiliği bulunmayan dernek şubesi aleyhine yazılı biçimde karar verilmesi isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 03.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.