4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2023/10585 E. , 2024/3037 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : 1-... 2-... vekili Avukat ... 3-Türkiye Sigorta A.Ş. vekili Avukat ... ...
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 13.02.2013 tarihinde davacı ...' nın kullandığı araç ile davalı ...' un maliki, davalı ...' in sürücüsü olduğu, davalı ... şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortasını yaptığı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacı ...'nın yaralandığını ve malul kaldığını, bu maluliyet nedeniyle davacı ... ve eşi ...' nın büyük acı ve elem duyduğunu iddia ederek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı ... için 15.000,00 TL geçici iş göremezlik, 2.057,10 TL tedavi gideri, 32.942,90 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (sigorta şirketinin sigorta limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacak şekilde) davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, davacı ... için 180.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 578.810,76 TL' ye, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 48.600,00 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davanın hukuka ve hakkaniyete aykırı haksız ve yersiz olduğunu, Manavgat 1. Sulh Ceza Mahkemesinde açılan taksirle adam yaralama davasının halen devam ettiğini, söz konusu kaza tespit tutanağını ve kusur durumunu kabul etmediklerini, müvekkillerinden talep edilen tazminatların çok fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ...Ş. (Güneş Sigorta A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kaza ile ilgili tüm tazminatların davacıya ödendiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunu yerine getirdiğini, aktüer bilirkişi tarafından yapılan hesap doğrultusunda 14.000,00 TL'nin davacı tarafa ödendiğini, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini ve dava konusu olaya uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu, davacının müterafik kusurunun tazminattan düşülmesini, tedavi masrafları bakımından müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2016 tarihli ve 2013/313 Esas, 2016/118 Karar sayılı kararıyla; "...meydana gelen kazada Adli Tıp Kurumu ... Trafik İhtisas Dairesinin sunmuş olduğu 28/10/2014 Tarih ve 55753286/101.02-2014/14125/5205 sayılı raporundan anlaşılacağı üzere davacı sürücü ... 'nın kusursuz olduğu, Sürücü ...'in ise %100 (Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, bu kaza nedeniyle ...'nın E cetveline göre %29.2 (yüzdeyirmidokuznoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme süresinin 6 (altı) aya kadar uzayabileceği, böylece davalıların kusuru ve davacının maluliyetinin sübuta erdiği, aktüer bilirkişi tarafından yapılan hesaplama uyarınca TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre davacının 24.300.TL geçici iş göremezlik ve 578.801,76.TL daimi işgöremezlik nedeniyle maddi zararının oluştuğunun bildirildiği, aktüer bilirkişi raporunun hesaplamada esas aldığı gelir durumu ve uyguladığı Yaşam Tablosunun somut olay ve Ülkemiz gerçekleri ile uyuştuğu, bu nedenle raporun bu şekilde hükme esas alınması gerektiği, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği 1.339,10.TL kıyafet ile ilgili ve 216,00.TL ambulans ücreti, 502,00.TL ise ilaç bedeli konusundaki talebinin; tedavi giderlerinin tamamını 2918 Sayılı Yasa'nın 98.maddesi uyarınca SGK tarafından karşılanıyor olması, kıyafete ilişkin faturalarda ise bu kıyafetlerin olay günü davacının üzerinde bulunan kıyafetler olup olmadığının sabit olmaması ve fatura içeriğinde çakmak ve çakmaklık gibi ürünlerin de yer alması nedeniyle Mahkemece itibar edilmediğinden reddi gerektiği," ve "Borçlar Yasası gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Buna göre tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile kusur oranları ve zararın ağırlığı gözönüne alınarak davanın manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne karar verildiği" gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 3.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın 13.02.2013 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılar İsmail ve Osman'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine, davacı ...' nın maddi tazminat talebinin 603.101,76 TL yönünden kabulüne, bu miktarın davalılardan müştereken ve müteselsilen, davalı ... ve Osman için 13.02.2013 tarihinden itibaren, davalı ... şirketi için dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte alınarak davacı ...'ya verilmesine, davalı sigortanın poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, davacının tedavi gideri ve kıyafet ile ilgili tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 05.05.2020 tarihli 2019/2491 Esas 2020/843 Karar sayılı ilamı ile; davacılar vekilinin her iki davacı yönünden belirlenen manevi tazminatın az olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının kabulüne, davalı ... şirketi ve diğer davalıların hesabın PMF-1931 Yaşam Tablosuna göre yapılması gerektiği, pasif dönem ücretinin asgari geçim indirimi hariç asgari ücret ile hesaplanması gerektiği, davacının ücretinin hatalı belirlendiği, ücretin belirlenebilmesi için davacıya ait lisansına ilişkin belgenin dosyaya sunulması için süre verilmesi, belgenin dosyaya ibrazı halinde, davacının bir işletmeye bağlı olarak mı yoksa serbest olarak mı çalıştığının tespiti gerektiği, dosya içerisinde bulunan 2012 ve 2013 yılına ait düzenlenmiş makbuzlardan davacının nasıl çalışma usulü olduğunun anlaşılamadığını, öncelikle bu husus araştırılarak bir işletmeye bağlı çalıştığının tespiti halinde, çalıştığı işletmeden ücrete ilişkin bordro ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtları esas alınarak kazancının saptanması, serbest çalıştığının tespiti halinde ise davacıya ait vergi kayıtlarının ve defterlerinin incelenerek belirlenmesi gerektiği yönündeki temyiz itizarları ile davalı ... şirketi vekilinin davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi karşısında poliçedeki limiti oranında yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiği yönündeki temyiz itirazları kabul edilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yeniden aktüer raporu alınmış, tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporları ve bozma ilamı doğrultusunda "...Tüm dosya kapsamına göre; 13.02.2013 tarihinde davacı ... yönetimindeki ... plaka sayılı motosiklet ile tek yönlü bölünmüş yolda Antalya istikametinden Manavgat istikâmetine seyir halinde iken, olay mahalline geldiğinde istikametine göre sağ taraftaki petrol istasyonundan çıkarak Manavgat istikametine gitmek için kontrolsüz şekilde sol şeride geçmeye çalışan davalı ... yönetimindeki 07 JZ 325 plaka sayılı otomobil ile çarpması sonucu, meydana gelen kazada Adli Tıp Kurumu ... Trafik İhtisas Dairesinin 28.10.2014 tarihli raporundan anlaşılacağı üzere davacı sürücü ...'nın kusursuz olduğu, davalı sürücü ...'in ise % 100 oranında kusurlu olduğu, bu kaza nedeniyle ...'nın % 29.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, böylece davalıların kusuru ve davacının maluliyetinin sübuta erdiği anlaşılmıştır. Yargıtay bozma ilamı kapsamında aktüerya bilirkişiden alınan 18.03.2023 tarihli ek raporda ve davacının kaza tarihi öncesi mesleki faaliyetine ilişkin dosya kapsamındaki belgelerde, davacının Almanca tercüman olarak lisans kaydının bulunduğu ancak vergilendirmeye esas gelirinin kaza tarihi itibariyle belirlenemediği, bu sebeple asgari ücret yönünden hesaplama yapılması gerektiği kabul edilmiş, yapılan hesaplamada davacının 675.105,03 TL geçici ve sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi zararının oluştuğu, bozma öncesi alınan raporda geçici ve sürekli iş göremezlik zararının 603.101,76 TL olarak belirlendiği, davacılar tarafından maddi tazminat yönünden verilen karar temyiz edilmediğinden davalılar yönünden usulü kazanılmış hakkın oluştuğu gözetilerek bu miktar yönünden maddi tazminata hükmedilmiştir .
Dava dilekçesinde belirttiği 1.339,10.TL kıyafet ve 216,00.TL ambulans ücreti, 502,00.TL ise ilaç bedeli konusundaki talebinin; tedavi giderlerinin tamamını 2918 Sayılı Yasa'nın 98. maddesi uyarınca SGK tarafından karşılanıyor olması, kıyafete ilişkin faturalarda ise bu kıyafetlerin olay günü davacının üzerinde bulunan kıyafetler olup olmadığının sabit olmaması ve fatura içeriğinde çakmak ve çakmaklık gibi ürünlerinde yer alması nedeniyle Mahkememizce itibar edilmediğinden bu taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davacının manevi tazminat talebinin değerlendirilmesinde: Manevi tazminat isteminin temelinde, davalının haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere, haksız eylemin unsurları; zarar, fiil ile zarar arasında illiyet bağı, fiilin hukuka aykırı olmasından ibarettir.
Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, 22.06.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, taktir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda taktir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Yine TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre; hâkimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği ...adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, T.M.K'nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir.
Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 gün 2033/21-368-355 ve 23.06.2004 gün 2004/13-291-370 sayılı kararları).
Olay nedeniyle davacı ...'in yaralandığı ve maluliyetinin bulunduğu raporlar ile sabit olup üzüntü ve ızdırap duyduğu şüphesizdir. Yine olaydan ötürü davacı ...'in eşi davacı ...'nin de eşinin yaralanmasından kaynaklı üzüntü ve ızdırap duyduğu şüphesizdir. Bu acının bir nebze olsun giderilmesi amacıyla davacı tarafa bir miktar tazminat ödenmesi gerekir. Ancak manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması amacını da taşımamaktadır. 22.06.1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararının gerekçesinde belirtilen ilkeler dikkate alınarak toplanan delillere, dosya içeriğine, davacının ve davalının olaydaki kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü dikkate alınarak davacı ... için 60.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminata hükmetmenin hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varıldığından davacının manevi tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleri ile davanın maddi tazminat yönünden kısmen kabulüne, davacı ... için 603.101,76 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının 13.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... (Güneş) Sigorta A.Ş.' nin sorumluluğunun poliçe limiti olan 225.000,00 TL ile sınırlı tutulmasına, davalı ... (Güneş) Sigorta A.Ş. tarafından İcra Dairesine dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin TBK'nun 100. maddesi gereğince infazda gözetilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının tedavi giderleri ve kıyafet giderlerine ilişkin tazminat talebinin reddine, davanın manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulüne, davacı ... için 60.000,00 TL manevi tazminatının 13.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve Ali Uzun'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatının 13.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...' dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; manevi tazminatın az belirlendiğini, bozma sonrası kararda belirlenen manevi tazminat miktarlarının ilk karara göre rakam olarak artırılmış olmasına rağmen alım gücü dikkate alındığında ilk kararda hükmedilen manevi tazminat miktarlarının alım gücünün bozma sonrası verilen kararda belirlenen manevi tazminat miktarlarının alım gücünden daha yüksek olduğunu, bu nedenle manevi tazminatın az belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... şirketi vekili; ileri sürdükleri zamanaşımı definin dikkate alınmadığını, 2016 yılında karardan sonra icra dosyasına 151.150,57 TL ödeme yapıldığını, bu şekilde sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiğini, geçici iş göremezlik tazminatı talebinden sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, kusur oranını kabul etmediklerini, sürücünün ehliyetsiz olduğunun değerlendirilmediğini, kusur raporunun Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek bilirkişilerden ya da Adli Tıp Kurumu (ATK)' dan alınması gerektiğini, hesaplamada teknik faiz kullanılması gerektiğini, kaza nedeniyle elde edilen bir gelir var ise bunun belirlenerek tazminat hesabından düşülmesi gerektiğini, kask takılı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, takılı değil ise müterafik kusur indinimi yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili; kusur oranını kabul etmediklerini, müvekkilinin %100 kusurlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, ilk rapor tarihi itibariyle hesap yapılması gerektiğini, maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş belirlendiğini, davacının malulen emekli olmasının ihtimal dahilinde olduğunu, kuruma başvuru için süre verilmesi gerektiğini, bu şekilde maluliyet oranının da denetlenmiş olacağını, maaş bağlanması halinde tazminattan peşin sermaye değerinin düşülmesi gerektiğini, SGK'dan ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan, diğer davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında yaralanan ve malul kalan sürücünün geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile tedavi gideri, yaralanan ve malul kalan sürücü ve eşinin manevi tazminat talebine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3.Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, ilk kararın maddi tazminat yönünden davacılar vekili tarafından temyiz edilmediği anlaşılmakla; taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden davacılar ve davalılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin bozmadan önce yaptığı yargılamada asgari ücretin 3,36 katı gelir üzerinden hesaplama yapılan aktüer raporuna göre tazminata karar verilmiş; bu kararı taraf vekilleri temyiz etmişse de davacı yanın sadece manevi tazminatı temyize konu edip maddi tazminata ilişkin bir temyizi olmamıştır. Hükmün Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi tarafından bozulmasından sonra bozmaya uyarak yargılamaya devam eden mahkemece, bozma gereği belirlenen yeni gelire (asgari ücrete) göre ve güncel verilerle yapılan hesaplamadaki tazminat miktarının mahkeme ilk kararındaki miktardan yüksek çıkması nedeniyle, davalılar yararına oluşan usuli kazanılmış hak gereği ilk kararda hüküm altına alınan tazminata karar verilmiş, sayın çoğunluk tarafından hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamından önce yürütülen yargılamada alınıp hükme esas kabul edilen 04.12.2015 tarihli aktüerya raporunda, 2015 yılı verilerine göre davacı ... için 603.101,76 TL maluliyet tazminatı hesaplanmış ve mahkemece bu miktar hüküm altına alınmıştır. Davacı anılan kararı sadece manevi tazminatlar yönünden temyiz etmiş ve davalıların temyizi kabul edilerek gelir araştırması yapılması ile PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemiyle tazminatın hesabı için karar davalılar yararına bozulmuştur.
Bozma kapsamında yürütülen yargılamada; bozma gereği davacının gelir araştırması yapılmış ve davacı ...'in 18.03.2023 tarihli rapor (2023 verileriyle hesaplama yapan) gereği 675.105,03 TL tazminatı talep etme hakkı bulunduğu kabul edilmiş, ancak ilk hükmün davacı tarafça maddi tazminat yönünden temyiz edilmemiş olması nedeniyle davalılar yararına oluşan usuli kazanılmış hak gereği ilk hükümdeki miktar hüküm altına alınmıştır.
Mahkeme ilk hükmünün maddi tazminat yönünden sadece davalılar lehine bozulduğu ve bozma ilamının kapsamı; davacı tarafın, ilk hükmü maddi tazminat yönünden temyiz etmediği ve ilk hükme esas alınan 04.12.2015 tarihli hesap raporuna itirazının bulunmadığı; bozma ilamının kapsamında belirtilen yönler dışında 04.12.2015 tarihli raporda belirlenen tazminat miktarı için davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınmalıdır. Her ne kadar mahkeme tarafından ilk hükümdeki miktar aşılmadan karar verilip usuli kazanılmış hakların korunduğu gerekçesine dayanılmışsa da, karar gerekçesinde davacının tazminat alacağının güncel (2023) verilerle yapılan hesaba göre 675.105,03 TL olarak kabul edildiği ve güncel verilerle hesap yapan 18.03.2023 tarihli raporun hükme esas alındığının belirtildiği dikkate alındığında, bu kabulün usuli kazanılmış hakları ihlal edici nitelik taşıdığı gözetilmelidir.
Açıklanan olgular karşısında mahkemece; ilk hükme esas alınan 04.12.2015 tarihli rapora ilişkin davalılar lehine oluşan kazanılmış hakkın korunmasını temin etmek üzere, bozma ilamının kapsamı dışında kalan yönlerde (işlemiş- işleyecek devre başlangıç tarihleri vs) 2015 verileri kullanılarak, belirlenen yeni gelir üzerinden ve PMF Tablosu ile progresif rant tekniğiyle hesabın yapılması konusunda ek rapor alınıp karar verilmesi için, mahkeme kararının davalılar yararına bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.