Esas No
E. 2024/1386
Karar No
K. 2024/1859
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/1386

KARAR NO: 2024/1859

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:28/05/2024

NUMARASI:2023/259 Esas - 2024/540 Karar

DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/12/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Erzincan ilinde Kredi Yurtlar Kurumu ile yapmış olduğu sözleşme gereği 1800 kişilik öğrenci yurdu inşa ettiini, 26/05/2017 tarihli fatura ile davalı şirketten anılan yurtlarda kullanılmak üzere 2 adet ... tipi yoğuşmalı sıcak su kazanı, ... modelli brülör için 124.326,00 -TL ödeyerek satın aldığını, kazanlarının montajının davalı servis elamanları ile yapıldığını ancak kazanların teknik şartnameye uygun olmadığını bu nedenle ayıplı kazanların aynı model ve marka ... malzemeden üretilmiş kazan ile değiştirilmesi, bu talebin kabul görmemesi halinde krom mal ile ayıplı mal arasındaki fiyat farkının ödenmesi ve kazanlarda oluşan arızanın ücretsiz olarak giderilmesi ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik kazanlar için 5.000,00 TL ve maddi zarar için 33.114,34-TL zararın giderilmesi talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "davacı ile davalı arasında 2 adet yoğuşmalı sıcak su kazanı satılması konusunda ticari ilişki kurulduğu; söz konusu su kazanlarının davacıya teslim edildiği ve davacı tarafından söz konusu kazanların Erzincan ilinde yapılan yurtta kullanıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

Davacı tarafından söz konusu kazanların krom yerine 304 çelikten üretilmiş kazanların satıldığı; söz konusu kazanların ayıplı çıktığı iddia edilerek huzurda görülen dava açılmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 227. maddesinde alıcıya tanınan hakların yenilik doğurucu yani tüketilen haklardan olduğu; alıcının bunlardan ancak birini kullanabileceği anlaşıldığından (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/25258, K. 2019/10215 ve T. 17.10.2019 sayılı kararıı) davacı vekiline Türk Borçlar Kanunu'nun 227. maddesinde düzenlenen seçimlik haklardan hangisini talep ettiği konusunda beyanda bulunmak üzere süre verilmiş olup davacı vekili tarafından mahkememize sunulan 03/10/2023 tarihli dilekçe ile ayıbın giderilmesi için ödenen tutar ile çelik ve krom kazan arasındaki fiyat farkının tazmini talep edilmiştir.

Mahkememizce dava konusu kazanların ayıplı olup olmadığının tespiti için kazanlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 03/11/2023 tarihli raporda; kazanlarda onarımın yapılmış olması nedeni ile kazanların çalışır durumda olduğu; kazanlarda ön ayna ve alev duman borularının değişiminin yapıldığı; söz konusu ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu; davacı tarafından yaptırılan tamirat bedelinin piyasa koşullarına uygun olduğu; 304 paslanmaz çeliğin %18 krom, %8 nikelden oluştuğu ve halk arasında 308 paslanmaz çeliğe krom denildiği; bu nedenle fiyat farkının hesaplanmadığı tespit edilmiştir.

Davacı vekilinin itirazları doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup bilirkişi tarafından düzenlenen 26/01/2024 tarihli ek raporda davacı vekilinin itirazları değerlendirilerek kök rapordaki görüş ve kanaatin korunduğu belirtilmiştir. Tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği kabul edilen bilirkişi kök ve ek raporu doğrultusunda davalı tarafından davacıya satılan iki adet kazanın gizli ayıplı olarak üretildiği; davalının TBK'nın 227. ve devamı maddeleri kapsamında söz konusu ayıptan sorumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiş olup davacı tarafından söz konusu ayıpların giderilmesi için yapılan ve bilirkişi tarafından piyasa koşullarına uygun olduğu tespit edilen 33.114,34 TL tamirat bedelinin davalıdan alınmasına karar verilmiştir. Her ne kadar davacı vekili tarafından sipariş verilenden faklı ham madde kullanılarak dava konusu kazanların üretildiği iddia edilerek iki kazan arasındaki fiyat farkı da talep edilmiş ise de bilirkişi tarafından sipariş edilen kazan ile satılan kazanın aynı ham maddeden üretildiğinin tespit edilmesi karşısında davacının bu yöndeki talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyadan alınan ve hükme esas alınan; 03.11.2023 tarihli Bilirkişi Raporunda; geçmiş dönem orijinal ayna, boru malzemeleri ve devreye alım tarihinden itibaren kullanım şartları görülmeksizin ve bunlara bağlı teknik hiçbir değerlendirme yapılmadan rapor oluşturulduğunu, değişen orijinal malzemeler saklanarak bunların yıllar sonrasında da kimyasal yapısının değerlendirilmesinin mümkün olduğunu, söz konusu fotoğrafla ve kimyasal analiz raporu ile yapılan net tespitleri yok hükmünde değerlendirmenin mümkün olmadığını, söz konusu su sızdırma arızalarının kök nedeni içindeki sudan oluşan ileri düzeydeki çökelti malzeme birikimi olduğunu,

Bilirkişi raporunda bu durumun hiç değerlendirilmediğini, Bilirkişi Raporunda; “o dönemde ayıp olduğuna ilişkin, gerek yapılan imalatların fabrikasyon olmaması gerekse yerinde inceleme esnasında kurum çalışanları ile yapılan görüşmede ayıp olduğu anlaşılmıştır” ifadesi yer almakta olup; işbu husus tamamen hukuka aykırı olduğunu, sadece kurum çalışanları ile görüşülüp bir malın ayıplı olduğuna karar verilemeyeceğini, yine raporda; “Bu kadar kısa sürede sıvı kaçırması üretim hatalarından kaynaklanabilir” tespitine de itiraz ettiklerini, zira varsayımsal bir ifade ile rapor oluşturulmasının baştan sona hatalı olduğunu, kaldı ki ilgili kazanlardaki temel problemin kullanılan su şartlarının uygun olmaması olup alınan bilirkişi raporları hükme esas alındığından, sayın mahkemenin gerekçeli kararı hukuka ve yasalara aykırı olduğunu, davacının talebinin,

TBK 231 gereği, zamanaşımına uğradığını, satılan kazanlara ilişkin garanti süresinin 2 yıl olduğu tarafların kabulünde olup ayıpta ihbar külfeti ve ayıp ibar süresine uyulmadığını, hak düşürücü süre içinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, alıcı, muayene ve ihbarda (yoklama ve bildirmede) bulunmuş olması gerektiğini, satıcının ayıptan sorumlu tutulabilmesi için, alıcı malı teslim aldıktan sonra malı muayene ederek bir ayıp (eksiklik) varsa bunu satıcıya ihbar etmesi gerektiğini, davacı ayıpta ihbar külfetini zamanında yerine getirmediğinden, hak düşürücü süreyi geçirdiğinden davanın reddi gerektiğini, şöyle ki; ticari satışlar bakımından süreler kısa olup kesin olarak belirtidiğini, TTK Madde 23/1-c uyarınca; teslim sırasında olağan bir inceleme ile ortaya çıkabilecek açık ayıplar bakımından 8 günlük bir gözden geçirme süresi öngörüldüğünü, olayda ayıp ihbar süreleri geçmiş olduğundan işbu davanın reddi gerektiğini, ayrıca, davacının ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorunda olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE

Dava, ticari satış sözleşmesi kapsamında satılanın ayıplı olması nedeniyle ayıpsız misliyle değişim olmadığı takdirde bedelde indirim ve tazminat davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satılanın ayıplı olup olmadığı noktasındadır.Davacı şirket, davalıdan 26/05/2017 tarih ve 270 nolu faturaya göre 2 adet sıcak su kazanı,euromatic unit ve brülör ünigas malzemelerini 124.326,00 TL bedelle satın almıştır.Davacı tarafça, satılanın ayıplı olması nedeniyle satılanın ayıpsız misliyle değişimine olmadığı takdirde bedelde indirim yapılmasına ve uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanan seçimlik haklarını kullanabilmesi için muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması gerekir.

TTK'nın 23/1-c maddesine göre ticari satımlarda ayıp teslim sırasında açıkça belli ise ihbar süresi iki gün; ayıp açıkça teslim sırasında belli değilse muayene ve ihbar süresi sekiz gündür. Gizli ayıplarda ise TBK'nın 223/2. maddesine göre ayıp ihbarı derhal yapılmalıdır. Davalının sunduğu maillere göre davacının ayıp ihbarında bulunduğu ve davalının da çalışanı vasıtasıyla ayıp iddiasına konu kazanları incelediği anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporunda "kazanlarda ön ayna ve alev duman boruları değişimi yapıldığından o dönemde ayıp olduğu", "belli bir kullanım sonucu ortaya çıktığından üretim hatası olarak değerlendirilmiştir", "Öncelikle tarafımdan yapılan tespit onarım sonrası, tespittir", "su kaçaklarının yeri ve nedeni hakkında yorum yapma imkanı bulunmamaktadır", "o dönemde ayıp olduğuna ilişkin gerek yapılan imalatların fabrikasyon olmaması ve gerekse yerinde inceleme esnasında kurum çalışanları ile yapılan görüşmede ayıp olduğu anlaşılmıştır", "bu kadar kısa sürede sıvı kaçırması üretim hatalarından kaynaklanabilir" şeklindeki ifadeler ile davaya konu kazanların ayıplı olduğu kabul edilmiştir. Ancak hiçbir teknik değerlendirme ve tespit içermeyen bu beyanlara dayalı olarak dava konusu kazanların ayıplı olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Davacının dayandığı deliller arasında da, kazanların ayıplı olduğunu ispata yarar bir delil bulunmamaktadır.

Bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi ayıba konu ön ayna ve alev duman boruları daha önce davacı tarafça değiştirildiğinden ve yine bilirkişi raporundaki "çıkarılan malzemenin saklanması tarafların uhdesindedir" şeklindeki ifadeden değişen parçaların saklanmadığı anlaşılmaktadır. Davalının sunduğu belge ve mail yazışmalarında da davacı lehine bir delil bulunmamaktadır.Bu duruma göre, davacı ayıp iddiasını ispatlayamamış olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görümemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davalının ayıptan sorumlu olduğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın REDDİNE, 2-Başlangıçta peşin olarak alınan 650,90 TL harcın işin hitamında alınması gerekli olan 427,60- TL harçtan fazla olduğu anlaşıldığından, fazla alınan 223,30- TL'nin karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa iadesine,3-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,5-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 6-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 1.169,40 TL, posta ve tebligat gideri 280,00 TL olmak üzere toplam 1.449,4‬0 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,

HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19/12/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.