7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2011/6755 E. , 2012/608 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 31.01.2012 günü belirlenen saatte taraflara tebligat yapıldığı halde gelmedikleri görülerek incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. Dosyadaki belgeler incelendi, gereği görüşüldü: Dava, Tüketici Hakları Derneği Beşiktaş Şubesinin dağıldığının tespiti istemine ilişkindir. Davada hasım olarak derneğin Beşiktaş Şubesi gösterilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, dosya içeriğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Bilindiği üzere, HUMK'da taraf ehliyeti tanımlanmamış 38.maddesiyle Medeni Kanuna yollamada bulunmakla yetinmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunumuz ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış, 8, 28, 47 ve 48.maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını belirtmiştir. Dava tarihinden önce ölen ve kişiliği son bulan bir kişinin veya tüzel kişilik kazanmamış bir topluluğun taraf ehliyetinin bulunmayacağı kuşkusuzdur.
Bu itibarla, 5253 sayılı Dernekler Kanununun 2/h maddesi hükmünde de dernek şubeleri, dernek faaliyetlerinin yürütülebilmesi için bir derneğe bağlı olarak açılan, tüzel kişiliği olmayan ve bünyesinde organları bulunan alt birim olarak tanımlanmıştır. Bu olgu gözetildiğinde, kanun ile derneklere şube açma imkanının tanınması ve dernek şubelerinin organlarının bulunması, şubelerin tüzel kişiliği bulunduğu sonucunu doğurmaz.
Somut olaya gelince; davada ...'nin ilk genel kurul toplantısını kanunda öngörülen sürede yapılmamış ve zorunlu organlarının oluşturulmaması nedeniyle kendiliğinden dağıldığının tespiti istenmiş, dava dilekçesi dernek şubesine tebliğ edilerek yargılama yapılmış ve hüküm verilmiştir. Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular ve şubenin tüzel kişiliğinin ve dolayısıyla davada taraf ehliyetinin bulunmadığı gözetildiğinde davada taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılıp hüküm verildiği kuşkusuzdur. Taraf koşulu sağlanmadan hüküm verilemez.
Hal böyle olunca; dava dilekçesinde dernek şubesinin hasım gösterilmesinin temsilcide yanılma olduğu kabul edilerek dava dilekçesi ve duruşma gününün tüzel kişiliği bulunan dernek adına ve genel merkez adresine tebliğe çıkarılması, dernek yetkilileri veya vekilleri duruşmaya geldikleri takdirde davaya karşı diyeceklerinin, delillerinin sorulup saptanması, göstereceği delilllerin toplanması, daha sonra gerekçeli karar başlığında da dernek genel merkezi hasım gösterilerek tüzel kişiliği bulunmayan şube hakkında değil, dernek hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi isabetsiz, davalının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 09.02.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi. AYRIK GÖRÜŞ Dava, dernek şubesinin dağıldığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece verilen davanın kabulü kararı sayın Daire çoğunluğunca HMUK'nun 17.maddesi dikkate alınmaksızın sadece husumetin Genel Merkeze yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
HMUK'nun 17.maddesinin 1.cümlesinde muhtelif yerlerde şubeleri olan gerçek ve tüzel kişinin şubesinin işlemleri nedeniyle açılacak davaların, işlemi yapan şubenin bulunduğu yer mahkemesinde açılacağı belirtilmiştir.
Bu cümlede düzenlenen iş ve işlemler şubenin 3.kişilerle olan hukuki iş ve işlemleri ile ilgilidir. Şube işlemleri doğrudan genel merkezin tasarruflarına bağlı iş ve işlemlere ilişkin olduğu takdirde açılacak davanın genel merkezin bulunduğu yerde görülmesi gerekir. Nitekim maddenin 2.cümlesi de bu konuya amirdir. Usul Yasası'nın 17.maddesinin 2.cümlesi emredici nitelikte olduğundan herhangi bir yetki itirazı olmasa dahi mahkemece kendiliğinden yargılamanın her aşamasından gözetilmesi gereken kamu düzenine ilişkin yetki kuralıdır.
Somut olayda dağıldığının tespiti istenen şube dernek genel merkezi tüzüğünün 13/1, 23/n,o,ö ve 31.maddelerindeki genel kurul ve yönetim kurulu yetkilerine dayanılarak kurulmuş olmakla, kuruluş sonrasında ilk genel kurul toplantısını MK.'nun 87.maddesinde öngörülen 6 aylık süre içinde yapmaması nedeniyle dağıldığının tespiti davasını ... açmıştır. İl Dernekler Müdürlüğü yasadan kaynaklanan denetim yetkisi kapsamında eldeki davayı açtığından dava konusu edilen şubenin ilk genel kurul toplantısını süresinde yapmama yönündeki işlem HMUK'nun 17.maddesinin ilk cümlesindeki işlemlerden olmayıp, bilakis aynı maddenin 2.cümlesinde belirtilen işlemlerdendir ve genel merkez işlemi olarak değerlendirilmelidir.
O halde eldeki davanın Dernek Genel Merkezi'nin bulunduğu Ankara Mahkemelerinde görülmesi gerekirken, şubenin bulunduğu yerde görülmesi kamu düzenine ve amir hükme aykırıdır. Kamu düzenine ilişkin yetki kuralı tıpkı görevle ilgili kural gibi husumet sorunundan önce çözümlenmesi gerektiğinden mahkemenin eldeki davada yetkili olmadığı, dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddedilmesi gerektiği halde işin esasına girilerek oluşturulan kararın salt husumet noktasından bozulması yönündeki gerekçeye katılmıyorum. Husumet sorunu yetkili mahkemede daha sonra gözetilecek bir husus olduğundan kararın öncelikle yetki yönünden bozulması gerekir.