. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP
Davacı vekili 31/10/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkilinin kızı olduğunu, davalı tarafından müvekkili aleyhine Akşehir İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından 53.000EURO bedelli bonoya istinaden icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin icra takibine konu bonoya ilişkin bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında bu bono bedeline ilişkin bir ticari ilişkininde söz konusu olmadığını, takibe konu bono üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bono üzerindeki imzanın incelenmesi ile bu durumun ortaya çıkacağını, müvekkilinin ve davalının Almanya'da yaşadığını, müvekkilinin hastalığı sebebiyle Almanya ülkesine hastanede yattığı dönemde davalı tarafından resmi işlemlere ilişkin olduğundan bahisle hile ile bir takım evraklar imzalattırıldığını, bu imzalanan evraklar içerisinde takibe konu bononun da bilinmeden imzalanmış olabileceğini, müvekkilinin bonodan icra takibi ile haberdar olduğunu, taraflar arasında bonoya konu bir borç alacak ilişkisi olmadığını, herhangi bir mal satışı da olmadığını, müvekkilinin mal varlığının ve maddi durumunun iyi olduğunu, davalıdan borç alması gibi bir durumda söz konusu olamayacağını, davalı hakkında Akşehir C. Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının aynı yöntemle müvekkilinin diğer kızı ... ve oğlu ... adına da yine bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, davalının anlaşmazlığı bulunan diğer aile üyelerine karşı benzer yöntemlerle icra takipleri başlattığını beyanla öncelikle Akşehir İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının tedbir kararı verilerek durdurulmasına, icra takibi nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, davalının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 07/12/2023 tarihli cevap cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın cevap dilekçesindeki beyanlarını kabul etmediklerini, müvekkilinin Almanya'da bulunan evinin taraflar arasında yapılan 12/02/2021 tarihli sözleşme ile davalıya 130.000EURO' bedelle satıldığını, bu bedelin 50.000EURO'sunun Akşehir ilçesinde bulunan davalının cevap dilekçesinde bahsetmiş olduğu taşınmazın müvekkile devredilmesi yoluyla mahsup edildiğini, icra takibine konu bononun bahsedilen taşınmaz devrine ilişkin olmadığını, müvekkilinin Almanya'daki işlerini takip etmek üzere verilen yetki belgesine ilişkin evraklarla birlikte hile yoluyla takibe konu bononun imzalattırılmış olabileceğini, müvekkilinin bonoya ilişkin bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında bir ticari ilişkide olmadığını, bononun hileli yollarla alındığının açık olduğunu, davalının soruşturma dosyasındaki beyanlarında da Almanya'daki evin satın alındığını beyan ettiğini,
HMK'nun 203.maddesi gereğince davalının müvekkilinin altsoyu olması sebebiyle dosya kapsamında tanık dinletilmesi taleplerinin olduğunu beyanla dava dilekçesindeki talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili 20/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen Akşehir İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu bononun müvekkili adına kayıtlı olan taşınmazın davacıya satılmasına karşılık verilmiş bir bono olduğunu, müvekkili adına kayıtlı taşınmazın 53.000EURO bedelle davacıya satılarak tapu devrinin yapıldığını, davacının müvekkilinin babası olduğunu, hastane işlerinden dolayı hastaneye yakın bir ev almak istediğini, müvekkiline ait olan taşınmazın davacıya satış suretiyle verildiğini, söz konusu taşınmazın tapu kayıtlarının incelenmesinde müvekkili tarafından davacıya satışının yapıldığının tespit edilebileceğini, davacının Almanya'da çalışmış ve emekli olmuş biri kişi olduğunu, emeklilik sonrası Akşehir'e yerleştiğini, davacının Almanya'daki işlerinin halen vekalet verilmek suretiyle müvekkili tarafından idare edildiğini, davacının müvekkili dışındaki diğer çocuklarına taşınmaz devirleri yaptığını, aile arasında bu taşınmaz devirlerindeki adaletsiz tutumlar nedeniyle huzursuzluk olduğunu, müvekkilinin kardeşlerinin davacıyı etkilemeye çalıştığını, icra müdürlüğüne konu edilen bonoya ilişkin Akşehir İcra Hukuk Mahkemesinde açılan davada alınan rapor ile bono üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiğini, icra hukuk mahkemesinde verilen ret kararının kesinleştiğini, müvekkilinin hakkı olan satmış olduğu dairenin bedelini talep ettiğini, davacının kendi üzerine tapuda tescil edilen taşınmaz bedelini ödeyip ödemediğine ilişkin bir beyanda bulunmadığını, açılan bu davanın zaman kazanmak üzere açılmış bir dava olduğunu, açılan davada senede karşılık senetle ispat zorunluluğunun olduğunu beyanla açılan davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 27/12/2023 tarihli ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinde iddiaların davayı genişletilmesi yasağı kapsamında olduğunu ve bu beyanlarını kabul etmediklerini, taşınmaz devrinin takibe konu bono karşılığında olmayıp taraflar arasında yapıldığı iddia edilen sözleşme gereği Almanya'daki ev satışına mahsup alındığı iddialarını kabul etmediklerini, sözleşme olarak sunulacak belgeyi de kabul etmediklerini, kaldı ki bono tarihleri ile sözleşme tarihlerinin örtüşmediğini, davacı tarafın müvekkiline karşı tanık dinletme yoluyla borçtan kurtulma çabasında olduğunu, beyanlarında bono bedelinin ödendiğine ilişkin bir beyan ya da delil sunulmadığını beyanla önceki beyanları gibi davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Mahkememizce, Akşehir İcra Müdürlüğünün ... esas ve ... esas sayılı dosyaları, Akşehir C. Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası, Akşehir İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, Akşehir Sulh Ceza Hakimliğinin ... d.iş sayılı dosyasında verilen kararlar, Akşehir Tapu Müdürlüğünden ... mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın tüm geldi gittileri ile birlikte tapu kayıtları celp edilmiş, Akşehir . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... talimat sayılı dosyası aracılığıyla davacının isticvap beyanı ve imza örnekleri alınmış, davacıya ait ıslak imzalarının bulunduğu evrak asılları celp edilmiş, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... talimat sayılı dosyası aracılığıyla sahtecilik ve grafoloji uzmanı bilirkişi heyetinden bono üzerindeki imzaya ilişkin rapor alınmıştır. Akşehir İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; borçlusunun mahkememiz dosyası davacısı ... olduğu, alacaklısının mahkememiz dosyası davalısı ... olduğu, bonoya dayalı olarak 1.115.665,90TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.
Akşehir C. Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; müştekisinin mahkememiz dosyası davacısı ... olduğu, şüphelisinin mahkememiz dosyasının davalısı ... olduğu, resmi belgede sahtecilik suçundan başlatılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve verilen kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Sahtecilik ve grafoloji uzmanı bilirkişi uzmanı heyeti tarafından mahkememize sunulan 10/05/2024 tarihli raporda özetle; "...İnceleme konusu, 30.06.2022 Vade Tarihli, 27.12.2020 Düzenlenme Tarihli, alacaklısı ..., borçlusu ... olan, 53.000,00 EURO (elli üç bin) EURO bedelli bir adet bonoda yer alan ... adına atfen atılan imzalar ile ...’ye ait mukayese imzaları arasında (Resim 2, 3) imzanın başlangıç ve bitiriliş çizgi hareketleri, eğim, yön, doğrultu, harf ve grama yapılanmasının iç gövde büklümlerinin şekil ve biçimlendirilişi ile bağlantı ve orantıları, işleklik, hız ve baskı derecesi gibi karakteristik tanı unsurları itibariyle yeterli düzeyde uyum ve benzerlik olduğu belirlendiğinden, senet borçlu imzasının ...’nün eli ürünü olduğu..." kanaatleri bildirilmiştir. DAVANIN NİTELİĞİ, DELİLLER, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE : Dava bonodan ve bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibinden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı tarafından davacı aleyhine Akşehir İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile, keşidecisinin davacı ..., lehtarının davalı ... olduğu, 27/12/2020 tanzim ve 30/06/2022 vade tarihli, 53.000EURO bedelli bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, davacı vekilince, söz konusu bonodaki keşideci imzasının müvekkiline ait olmadığı, müvekkiline hile yoluyla bu bononun imzalatılmış olabileceği, müvekkilinin davalıya borcunun olmasını gerektirir bir hukuki ilişkinin bulunmadığı hususlarını ileri sürülerek menfi tespit talebinde bulunulduğu, davalının ise vekili marifetiyle sunduğu dilekçelerinde yukarıda özetlendiği gibi davanın reddini savunduğu anlaşılmıştır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle borcun düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve E:... , K:... ; 12.10.2011 gün ve E:... , K:... ; 04.12.2013 gün ve E:... , K:... ; 14.05.2014 gün ve E... , K:... ; 17.04.2015 gün ve E:... , K:... sayılı ilamları).
Davacı vekili tarafından imza inkarında bulunulduğundan sahtecilik ve grafoloji uzmanlarından oluşturulan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılması lüzumlu olmuştur. Bilirkişi heyete tarafından İstanbul Anadolu . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... talimat sayılı dosyası aracılığıyla Mahkememize sunulan 13/05/2024 tarihli raporda, dava konusu bonodaki keşideci imzasının davacının eli ürünü olduğu tespit edilmiştir.
Söz konusu raporun bilimsel verilere dayalı, gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmış ve davacının imza sahteliği iddiası yerinde görülmemiştir.
Yargıtay . Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı ilamında ve yine ... esas, ... karar sayılı ilamında uyguladığı üzere, bononun boş olarak verildiği ve sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönündeki iddialar ile bononun aslında hatır senedi olduğuna yönelik iddiaların yazılı delille ispatı gerekmektedir.
Davacı vekili tarafından her ne kadar müvekkili ile davalı arasında borç doğurucu bir işlem bulunmadığı iddia edilmiş ise de, bononun illetten mücerret borç ikrarı niteliğini haiz alacağı kanıtlayan belge niteliğinde olması ve aksinin ancak yazılı delille ispatının gerekmesi karşısında söz konusu iddia yerinde görülmemiştir. Davacının iş bu davadaki ile benzer iddiaları üzerine başlatılan Akşehir Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasının takipsizlik kararı ile neticeye bağlanması sebebiyle ceza soruşturmasından da davacının iddialarını destekleyici bir neticenin çıkmadığı anlaşılmıştır.
Davaya emsal Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 10/03/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı: "...
HMK 226. Maddesi gereğince konusu suç teşkil eden vakıalar yemine konu olamayacağından bu hususta davalıya yemin teklif edilmesi de mümkün değildir. Ayrıca kambiyo senetlertinin ticari defterlere kayıt edilmesi zorunluluğu bulunmadığından dava konusu çekin davalı defterine kaydedilmemiş olması davalının çekten alacaklı olmadığı anlamına gelmez. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf taleplerinin yerinde görülmeyen istinaf taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." şeklindedir.
Davacı vekili yemin deliline dayanmış ise de, yukarıda yer verilen İstinaf Mahkemesi kararında belirtildiği üzere bedelsiz senet veya kötü niyetli iktisap iddiaları taraf yemini deliliyle ispata elverişli olmadığından yemin delili hatırlatılmasına lüzum görülmemiştir. Ayrıca bono bedelinin senetle ispat kuralının üzerinde olması, davalının açık rıza göstermemesi, yazılı delil başlangıcı mahiyetinde bir belge bulunmaması hususları karşısında davacının tanık dinletme talepleri kabul edilmemiştir. Bu itibarla sübut bulmayan davanın reddi gerekmiştir. Dava konusu icra takibinin tedbiren durdurulmadığı ve böylece İİK 72. Maddesinde belirtilen şartların oluşmadığı anlaşılmakla davacı aleyhine tazminata hükmedilmemiş ve aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Yasal şartları oluşmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına,
3.Hazine tarafından karşılanan 3.120,00TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4.Dava açılırken alınan 19.052,79TL peşin harç ve yargılama sırasında alınan 8.240,27TL tamamlana harcı toplamı olan 27.293,06TL harçtan, Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60TL harcın mahsubu ile fazla alınan 26.865,46TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına,
6.Davalı tarafından yapılan 38,40TL vekalet harcı yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7.AAÜT'ye göre hesaplanan 235.746,39TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8.Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/12/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
(e-imzalıdır)