4. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2883
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/07/2023
NUMARASI: 2021/775 Esas - 2023/670 Karar
DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/01/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; Şirketleri adına araç alımı için anlaştıkları satıcıya EFT yolu ile havale yaptıklarını, satıcının şüpheli işlemleri sebebiyle dolandırıldıklarını düşünüp EFT işlemi tamamlanmadan bankaya EFT talimatını iptal ettiklerini bildirdiklerini ancak bankanın işlemi iptal etmeyerek ödemeyi yaptığını bu suretle bankanın kusurlu işlemi sebebiyle zarara uğratıldıklarını ileri sürerek 21.000 TL'nin işlemin yapıldığı 24.05.2021 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanacak avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. İlk Derece Mahkemesince; "21.000,00 TL maddi tazminatın 24/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesinde öngörülen ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Davalının İnternet bankacılığı ile işlem gerçekleştirdiğini, basiretli bir tacir olarak ticari havalede muhatabın güvenirliliğini kendisinin kontrol etmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, itirazlarının değerlendirilmediğini, konuya ilişkin kovuşturmanın beklenmediğini, davacının İnternet eft talimatını yine İnternet üzerinden iptal etmesi mümkünken bunu yapmayıp banka ile iletişime geçmeye çalışmada kendisinin de mü tefarik kusurlu olduğunu, havale alıcısının da davaya dahil edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat davasıdır. Dosyanın incelenmesinde; Davacının 23.05.2021 pazar günü 14.000 TL ve 7.000 TL olmak üzere iki adet EFT talimatı verdiği, işlemden sonra aynı gün davalı bankanın çağrı merkezini aradığı , ileri tarihli EFT talimatlarının iptal edilmesini talep ettiği, Davalı bankanın çağrı merkezi görevlisinin davacıyı şubeye yönlendirdiği, söz konusu EFT'lerin çağrı merkezi ile yapılan görüşmelerden sonra saat 05:25'de banka sisteminden otomatik olarak alıcının hesabına gönderildiği ve alıcı tarafından çekildiği bu suretle dava konusu zarar meydana geldiği anlaşılmıştır.Somut olayda davacının zararı iptal edilmeyen ileri tarihli eft işleminden kaynaklanmakta olup davacı işlem tarihi ve saatine göre talimat yerine getirilmeden ileri tarihli talimatın iptali için davalı bankaya bu yöndeki talebini ulaştırmıştır. İleri tarihli EFT talimatının iptal edilmemesinde davacının kusuru bulunmamaktadır. Davalı her ne kadar işlemin mobil bankacılık ile iptalinin mümkün olduğunu savunmuş ise de davacı yaptığı görüşmede mobil bankacılık ile işlemi iptal edemediğini bildirmiş çağrı merkezi işlemin ancak şube tarafından iptal edilebileceğini söylemiştir. Oysa Bankanın EFT talimat iptaline yönelik İnternet adresinde yaptığı bilgilendirmede EFT talimatlarının çağrı merkezi tarafından iptal edilebileceğini duyurmuştur. Bu durumda talimat tarihinden önce talimat iptal talebini alıp yerine getirmeyen banka talimatın gerçekleşmesinde tam kusurludur. Nitekim alınan bilirkişi raporunda da bu husus dile getirilmiştir.
Dolandırıcılık şikayeti sebebiyle havale alıcısı hakkında başlatılan soruşturma, davacı ile davalı arasındaki iş bu dava konusu olan EFT talimatının iptali uyuşmazlığının sonucuna etkili olmadığı gözetildiğinde soruşturmanın akıbetinin beklenmesi yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı yasanın 24/2 maddesine göre; Kanunda açıkça belirtilmedikçe, hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz. Karar neticesine göre davalının bu yöndeki talebi rücu davasının konusudur. Bu sebeple davacının Havale alıcısına yönelik de dava açması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.