Aramaya Dön

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

"TÜRK MİLLETİ ADINA"

T.C. GEREKÇELİ KARAR

KONYA

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:
KARAR NO:
DAVA: TESPİT ve ALACAK
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH:

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesiyle ve yargılama sırasındaki beyanlarıyla; davacının davalı şirkete ve iştiraki olan şirketlere değişik zamanlarda yüksek oranlarda kar payı dağıtılacağı, istediği zaman parasını kısmen veya tamamen geri alabileceği yönünde güven telkin edildiği için para verildiğini, müvekkilinin defalarca istemesine rağmen yatırdığı parayı geri alamadığını, davalı şirket yetkililerinin Türk Ticaret Kanunu, Bankacılık Kanunu, Sermaye Piyasası ve sair kanun hükümlerini ihlal ettiklerini, bu konuda şirket yetkilileri hakkında ceza davaları açıldığını, tüm bu nedenlerle öncelikle davalı tarafın mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik davalı tarafa verilen 5,11 EURO' nun ortaklık durum belgesinde yazılı tarihten itibaren işleyecek merkez bankası yabancı para cinsi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili tarafından dosyamıza her hangi bir cevap dilekçesi sunulmamış olup davalı vekili duruşmadaki beyanları ile davanın 7194 sayılı yasa nazara alınarak karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmiştir.

Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.

Davalı vekili, yargılama sırasında yürürlüğe giren 7194 s. Kanun'un 41. maddesi (3332 s. Kanun'un Geçici 4. maddesi) gereğince davada karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini istemiştir.

Davanın açılmasından sonra, 7194 s. Kanun'un 41. maddesi ile 3332 s. Kanun'a Geçici 4. maddenin eklendiği, bu düzenlemenin 07/12/2019 gün ve 30971 s. Resmi Gazete'de yayınlanarak aynı gün yürürlüğe girdiği görülmüş, söz konusu düzenlemeye ilişkin Resmi Gazete'nin ilgili kısmının fotokopisi dosyamıza konulmuştur.

Yapılan yargılama sonunda Mahkememizin 13/12/2019 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile davacının davası hakkında (3332 s. Kanun'un Geçici 4. maddesine istinaden) karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar istinaf ve temyiz incelemesi sonucu 07/02/2022 tarihinde kesinleşmiştir.

Davacının Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 17/04/2024 gün ve ... başvuru sayılı kararı ile, davacının davası hakkında yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş, Anayasa Mahkemesi tarafından bu kararın Mahkememize gönderilmesi üzerine davanın Mahkememizin ... E. sırasına kaydı yapılmıştır.

Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 28/05/2010 gün ve 7573 sayılı nüshasının 209. sayfasınındaki bilgilerden ... İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Tic. A.Ş. 'nin ünvanının ... Sanayi Ticaret ve Yatırım Holding A.Ş. olarak değiştirildiği, 17/07/2012 gün ve 8113 sayılı nüshasının 108. sayfasındaki bilgilerden ... Sanayi Ticaret ve Yatırım A.Ş.'nin ...

Holding A.Ş.'nin bünyesine girerek ... A.Ş.'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz infisahına karar verildiği ve 08/06/2017 gün ve 9343 sayılı nüshasının 291. sayfasındaki bilgilerden de ...

Holding A.Ş.'nin ünvanının ... Holding A.Ş. olarak değiştirilmesine karar verildiği anlaşılmış, gerekçeli kararımızın karar başlığında da davalı şirket, güncel ünvanına uygun olarak ... Holding A.Ş. olarak yazılmıştır.

Anayasa Mahkemesinin yeniden yargılama kararı gereğince; Mahkememizin kesinleşen 13/12/2019 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararının Anayasa Mahkemesi kararına istinaden kaldırılmasına, eldeki bu davanın 6100 Sayılı HMK' nun 374. maddesinde düzenlenen "Yargılamanın İadesi" davası değil, 6216 Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun 50/2. maddesinde düzenlenen "Yeniden Yargılama Yapılmasına" ilişkin bir dava olduğunun ve mahkememizin ... Esas sayılı davasının devamı olduğunun tespitine karar verilmiş, yeniden yargılamaya başlanılmıştır.

Anayasa Mahkemesinin yeniden yargılama yapılmasına ilişkin kararının gerekçesinin, "bu davanın önceki yapılan yargılaması sırasında yürürlüğe giren kanuni düzenleme (3332 s. Kanun'un Geçici 4. maddesinin yürürlüğe girmesi) sonucu, alacağın tahsil imkanının ortadan kaldırılması nedeniyle, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edilmesi olduğu" belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sonucu hak ihlaline gerekçe gösterdiği 3332 s. Kanun'un Geçici 4. maddesinin, yine Anayasa Mahkemesinin 18/05/2023 gün ve ... E. ... K. sayılı kararı ile iptal de edildiği tespit edilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin yeniden yargılama yapılmasına ilişkin kararının gerekçesi ve ayrıca Anayasa Mahkemesinin başka bir kararı ile de 3332 s. Kanun'un Geçici 4. maddesinin ayrıca iptal edilmiş olması nedeniyle, yeniden yargılama yapılırken davaya 3332 s. Kanun'un Geçici 4. maddesi uygulanmamıştır. Yargıtay . HD’nin 23.02.2023 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadına göre de, "Yeniden yargılama yapmakla yükümlü olan Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre yeniden yargılama sonucunda ilk kararın aynısını veya benzerini verebileceği gibi ilk kararının aksine de hüküm kurabilir."

Her ne kadar başka dava dosyalarına sunulan deliller, bu delillerin sunulmadığı bir davada değerlendirilemeyecek ise de; davalı şirket ve temsilcileri aleyhine ağırlıklı olarak Konya'da açılan yüzlerce alacak davasında, dosyalara sunulan TBMM Meclis Araştırması Komisyonu raporu, Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu raporu, SPK denetleme raporları, davalı şirketin tüm defter ve kayıtları, davalı şirketin veya alt grup şirketlerin yöneticileri hakkında açılan ceza davaları (Konya . Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25.03.2011 gün ve ... E. ... K. sayılı kamu davasının düşürülmesine dair kararı Yargıtay . Ceza Dairesi'nin 21.11.2012 gün ve ... E.- ... K. sayılı kararı ile onanmış, Konya . Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08.11.2006 gün ve ... E.-... K. sayılı beraat kararı Yargıtay . Ceza Dairesi'nin 31.12.2007 gün ve ... E.-... K. sayılı kararı ile kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur) içeriklerinden, davalı şirketin 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği ancak böyle bir yetkisinin olmadığı, ... Holding A.Ş. ve ... İnşaat Tarım ve San. İşlt.

Tic. A.Ş.'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarına göre şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları dağıttıkları, davalıların faizin haram olduğu kavramından hareketle yurt dışında toplanan paralarla Türkiye'de çok büyük yatırımlar yapılacağı, yatırımcılarına önemli ölçüde kâr payı verileceği, paraların geri alınmak istendiğinde, hisse senetlerinin şirketçe geri alınması karşılığında ödemelerin temsilcilik adresinde yapılacağı yönünde reklamlar yapıldığı ve taahhütlerde bulunduğu, davalı tarafça davalı şirkete para yatırılanların davalı şirketin ortağı oldukları ve yatırılan paraların istendiği an geri alınabileceği konusunda inandırılıp kendilerine güven telkin edildiği ve davalı şirket yetkilisi ve sorumlularının bu eylemlerinin bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucu eylemlerinin haksız fiil teşkil ettiği anlaşılmıştır.

Davalı şirket aleyhine açılan yüzlerce alacak davasına sunulan aynı mahiyetteki deliller (Konya'daki Asliye Ticaret Mahkemelerinde benzer mahiyette yüzlerce dava bulunması, oldukça fazla olan aynı belge suretlerin bütün dosyalara tek tek sunulması yerine, tek bir dosyada toplanması ve ilgili belgeler yönünden seri başı görülen (Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı) dosyasına atıf yapılması da bilinen bir uygulamadır) ve Mahkemelerin Yargıtay tarafından da kabul gören uygulamaları nedeniyle, davalı şirketin temsilcilerinin yukarıda anlatılan şekilde para toplama eylemlerinin haksız fiil olduğu artık, "ilgililer yönünden maruf ve meşhur bir vaka" haline gelmiş, bu eylemlerin haksız fiil olduğu mahkemeler arasında ihtilaf konusu olmaktan çıkmış, davalı şirket tarafından da bu eylemlerin haksız fiil sayılmayacağı yönünde Yargıtay veya BAM kararları da dosyaya sunulamamıştır. 6100 s. HMK'nin 187/2. (ve 1086 s. HUMK'nin 238/2.) maddesi gereğince, "Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz" yani "maruf ve meşhur vakıaların ispatı gerekmez."

Bu nedenle, Yargıtay . HD.nin 02/10/2014 gün ve ... E. ... yukarıda yazılı emsal içtihadında da başka dava dosyalarına sunulan delillere atıf yapılmasında her hangi bir hukuka aykırılık görülmediği gibi, davalı şirkete isnat edilen yukarıda yazıldığı şekilde para toplama eyleminin haksız fiil teşkil etmesi Mahkememiz yönünden de maruf ve meşhur vaka olarak değerlendirilmiş, davalıların aksi yöndeki kanaati hariç, ilgili herkes tarafından bu davranışın haksız fiil teşkil ettiğinin bilindiği sonucuna varılarak, haksız fiile yönelik eylemlerin her dosyada ve her davacı için yeniden ve ayrıntılı olarak ispatının gerekmediği sonucuna varılmıştır.

Davacının davalı şirketin ortağı olup olmadığı ve davalı şirkete yatırılan paraları isteyip isteyemeyeceği yönünden yapılan incelemede ise ; Yargıtay . HD.nin 10/09/2018 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, "Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve davalı şirketlere verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup... Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme ehliyeti, hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, ifa imkansızlığının bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır (Bkz. Prof Dr. ... , Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50). 818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre hile, diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder. Hile nedeniyle sözleşmenin geçersiz sayılabilmesi için kişide aldatma kastının bulunması gerekir. Buna göre kişinin ileri sürdüğü ya da açıklanan zorunluluğu bulunmadığı halde susmuş olduğu nitelikler, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etme veya sözleşme düşüncesini pekiştirme amacıyla ortaya konulmuş olmaktadır. Kişi bu eylem ve davranışlarda bulunmasaydı diğer tarafın bu sözleşmeyi yapmayacağı bilinç ve düşüncesinde olmalıdır. Aldatma kastında, kişiyi gerçek dışı eylem ve davranışlarda bulunmak suretiyle sözleşme yapmaya ikna etme düşüncesi vardır. Bir başka ifadeyle, sözleşmenin yapılması ile aldatma eylemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Hileye uğrayan kişinin iradesi sakatlanmıştır. Bu nedenle sözleşmeyi iptal etme hakkına sahiptir. Sözleşmenin iptali halinde tarafların aldıklarını iade yükümlülüğü doğacaktır. Dairemizden geçen emsal dosyalardan davalı şirketlerin birleşmesi ve kayda alınması amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu'na kendilerinin verdikleri 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılarda ortak olunan şirkete verilen sermaye katılım bedelleri ile kişiler arasındaki hisse değişimine ilişkin ödeme ve tahsilatlara dair bir takım listeler eklenmiştir. Her ne kadar davalı şirketler hissedarlar arası hisse devri sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediğini savunmuşlarsa da, SPK'ya sunulan sözkonusu yazı ekindeki listelerin hiçbir dava dosyasına davalılar tarafından sunulmamış olması, 14.09.2000 tarihli SPK denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemlerle yurtdışında para toplandığı, bu toplanan paraların davalılar tarafından kayda alındığı, hava yoluyla paraların Türkiye'ye nakledildiği, organize şekilde hareket edildiği şeklinde tespitlere yer verilmesi, yine 09.05.1999 tarihli tutanakta Esenboğa Havalimanı Dış Hatlar Geliş kapısında yapılan kontrolde ...'a ait çanta içinde TL, DM cinsi yüksek miktarda para ile altın bilezik gibi emtianın tespit edilmesi, ...'un imzalı ifadesinde, ... şirketinin Almanya'daki temsilcisinin hisse senetlerini sattıktan sonra paraları ve altınları Türkiye'deki ... şirketine götürmesi amacıyla kendisine teslim ettiğini ifade etmiş olması karşısında davalı şirketlerce ikincil kayıtlar tutulduğunun kabulünün gerektiği, yine pek çok dosyaya sunulan davalı Haşim Bayram imzalı mektupta ortaklıktan ayrılmak isteyenlerin üç ay önce bildirmeleri halinde paralarını alabileceklerinin belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde, ... Grubu şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr payı ile birlikte iade edileceği taahüdü ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığı, böylelikle davalıların haksız fiilde bulundukları anlaşılmaktadır. Mahkemece, yukarıda bahsi geçen SPK yazıları ekindeki listeler de incelenip değerlendirilmeden yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır."

Yukarıda yazılı emsal içtihatta da belirtildiği üzere, davalı şirketin (temsilcilerinin) haksız fiil teşkil eden eylemleri nedeniyle taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varılarak, haksız fiil hükümlerine göre davacının ödediği bedellerden kalan kısmı davalı şirketten isteyebileceği sonucuna varılmıştır. Dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 30/05/2019 havale tarihli bilirkişi raporu ile, davacının davalı şirkete toplamda 24.631,00 Euro yatırdığı, davacıya 345,63 Euro tutarında ödeme yapıldığı ve davacının bakiye 24.285,37 Euro tutarında alacağının kaldığı tespit edilmiştir.

Davacı taraf her ne kadar alacağına ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesini istemiş ve davalı şirketin (temsilcilerinin) sorumluluğu haksız fiil sorumluluğu ise de; davacının istendiği an geri alınabileceği inancıyla para yatırması ve bu paranın iadesini davalıdan ne zaman istediğini, geri ödenmeyeceğini ne zaman anladığını ispat edememesi karşısında, haksız fiil (ödeme) tarihinden değil, dava öncesi temerrütün ispat edilememesi nedeniyle faize dava tarihinden itibaren hükmetmek gerekmiştir.

Anılan nedenlerle, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı, yatırılan paranın haksız fiil hükümlerine istinaden davacıya iadesinin gerektiği, daha önce yapılan iadenin mahsubundan sonra iadesi gereken bakiye tutarın 24.285,37 Euro olduğu, davacının talebinin ise 5,11 Euro olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereğince bu tutara hükmedilebileceği sonucuna varıldığından davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklanan nedenlerle;

1.Davanın KABULÜ ile

a)Davacı ile davalı ... Holding A.Ş. arasında GEÇERLİ BİR ORTAKLIK İLİŞKİSİ BULUNMADIĞININ TESPİTİNE,

b)5,11 Euro alacağın, dava tarihi olan 31/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek, 3095 s. Kanun'un 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarınca 1 yıl vadeli Euro cinsinden açılan hesaplara uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2.Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 579,50 TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3.Davacı tarafından yapılan 35,90 TL peşin harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacı tarafından yapılan 314,00 TL harç gideri, 3.298,80 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 3.612,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 30,97 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7.Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak (ve 20 TL olacağı değerlendirilen) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8.Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/01/2025

Başkan Üye Üye Katip

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog