7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2010/2760 E. , 2011/2053 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... Müdürlüğünü temsilen Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 111 ada 37 ve 38 parsel sayılı 336,73 ve 6479,74 m² yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 1/2 şer paylı olarak dava dışı ... ... ve ... oğlu ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... oğlu ... dava konusu taşınmazların tespit tutanaklarında ... olarak yazılı olan baba adının ... olarak düzeltilmesi için Kadastro Müdürlüğünü hasım göstermek suretiyle dava açmıştır. Mahkemece mahkemenin görevsizliğine, dosyanın talep halinde görevli Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... Müdürlüğünü temsilen Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. İddia ve savunmaya duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava niteliği ve içeriği itibariyle kadastro tespitine itiraz davasıdır.
Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere ve dosya içeriğine göre dava konusu taşınmazların kadastro sırasında tutanaklarının düzenlendiği ve askı ilan süresi içerisinde dava açıldığı dikkate alındığında uyuşmazlığın Genel Mahkemede görülmesi olanaksız Kadastro Mahkemesinde çözümlenmesi zorunludur. Görev kamu düzenine ilişkin olup, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Yerleşik Yargıtay uygulamasında görev ve husumet olgusunun çakışması halinde önce görev sonra husumet olgusunun incelenmesi gerekir.
Kural olarak kadastro davaları lehine tespit ya da kadastro komisyonunca tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişiler arasında görülür. Bir başka deyişle kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür. Ancak, davacı dava dilekçesinde Kadastro Müdürlüğünü hasım göstererek dava açmıştır. Kural olarak kadastro komisyonlarınca oluşturulan kararlar nitelikleri ve içeriği itibariyle yargısal nitelikte ise de Kadastro Müdürlüklerinin tüzel kişilikleri dolayısıyla taraf ehliyetleri bulunmamaktadır. Öte yandan ıslah yoluyla da olsa hasım değiştirilmesine yasal olanak bulunmamakta ise de; Kadastro Mahkemesinin tasfiye mahkemesi niteliğinde olduğu, Kadastro Hakiminin doğru sicil oluşturmak zorunluluğunun bulunduğu, resmi sicillerin doğru tutulmasından devletin sorumlu olduğu ve davacının davasının tespit tutanağında baba adının yanlış yazıldığı iddiasıyla dava açtığı ve henüz sicil oluşmadığı da gözönüne alındığında davada husumetin Hazine'ye yöneltilmesi zorunludur.
Hal böyle olunca davacının dava dilekçesinde husumeti hazineye yöneltmesi gerekirken, idari bir birim olan Kadastro Müdürlüğünü hasım göstererek dava açmasının temsilcide hata olduğu, ne var ki Kadastro Müdürlüğünü de davada Hazine vekilinin temsil ettiği dikkate alınarak gerçek hasım olan Hazine'nin davaya dahil edilerek, davaya karşı savunma ve delillerinin sorulup saptanması, göstereceği delillerin toplanması ve davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; tespit maliki olarak görünen ... oğlu ... ile davacı ... oğlu ...'un aynı kişi olup olmadığı,
Nüfus Müdürlüğünden sorulmadan, zabıta araştırması yapılmadan bu şekilde husumetin doğru yöneltilip yöneltilmediği tartışılıp değerlendirilmeden hüküm oluşturulması dahi isabetsiz, davalı ... Müdürlüğünü temsilen Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 31.3.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.