11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2010/14420 E. , 2010/12062 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
2.Sanık ...:
TCK 257/1,62/1,51 maddeleri gereğince; 10 ay hapis cezası- ertelenme. 7201 sayılı Tebligat Kanununun “Kazai Tebligat” faslının, “Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti” konu başlıklı 35. maddesi uyarınca, adli mercilerce tebligat yapılabilmesi için iki ihtimal kabul edilmiştir. Birinci ihtimal; ilgili kişiye daha önce adli mercilerce anılan Yasa hükümlerine uygun olarak bir tebligatın yapılmış olması ve tebligat yapılan bu kişinin, yeni adresini adli mercie bildirmemesi durumudur.
Bu durumda, daha önce tebligat yapılan ve adli mercice en son bilinen adrese aynı Yasanın 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca yeniden tebligat çıkarılması, ilgilinin adresten ayrıldığının anlaşılması durumunda Tebligat Tüzüğünün 28. maddesi uyarınca, tebliğ memurunun adreste bulunmama nedenini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından araştırarak, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekmektedir. Adres araştırmasına ilişkin söz konusu imzalı açıklamanın tebliğ tutanağında yer alması, zorunlu şekil şartı olup; belirtilen usule uygun olarak araştırma yapılmaması ve bu nedenle mahkemece, en son bilinen bu adresten sanığın ayrıldığının ve yeni adresinin tespit edilemediğinin kolluk görevlileri aracılığı ile de belirlenmemesi durumunda, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesinde belirtilen şekilde tebliğ evrakının kapıya asılması suretiyle tebligat yapılması mümkün değildir.
Tebligat memurunca Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinde öngörülen zorunlu araştırma, belirtilen şekilde yapılıp tevsik edildikten sonra, ilgilinin yeni adresi belirlenemez ise, tebliğ evrakı adli mercie iade edilir ve ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır.
İkinci ihtimal ise; daha önce adli mercilerce usulüne uygun tebligat yapılmamış olsa bile, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35/son maddesi uyarınca, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslere de tebligat yapılabilmesidir.
Bu durumda, daha önce adli mercilerce usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmasa bile, adli mercii tarafından tespit edilen, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde veya söz konusu kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine bildirilen en son adrese, önce, bu adresin değişip değişmediğinin bilinememesi nedeniyle anılan Yasanın 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamayarak, tebligat memurunca, ilgilinin adresinin değiştiğinin belirlenmesi ve yine Tebligat Tüzüğünün 55/2. maddesi yollamasıyla 28. maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapacağı araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilememesi durumunda, bu araştırma yukarıdaki açıklanan şekil koşuluna uyularak imza ile de tevsik edildikten sonra, evrak yine mercie iade edilir, ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır. Ayrıca bu tebligattan sonraki tebligatlar da, sanığın yeni adresinin hala bilinmemesi durumunda, kapıya asma usulüyle yapılır.
Buna göre; adli mercilerce, sanık ...’ün en son bildirdiği “Cumhuriyet mh.,” adresine daha önce tebligat yapılmamış olması ve bu adresin 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35/son maddesi kapsamında sayılan adreslerden olmaması, ayrıca bu adresin, anılan Yasa maddesinde belirtilen adreslerden olduğuna ilişkin bir tespitin de bulunmaması nedeniyle, Mahkemenin 16.03.2006 gün ve 170/120 sayılı hükmü ile atanan zorunlu müdafiinin bu hükme yönelik temyiz dilekçesinin, adı geçen sanığa aynı Yasanın 35. maddesi uyarınca tebliğ olunamayacağı ve anılan hükmün aynı Yasa maddesi uyarınca, nasıl tespit edildiği anlaşılamayan, adresine tebliğ olunduğu göz önüne alınarak yapılan tebliğin geçersiz olduğu, ayrıca atanan zorunlu müdafiinin bu hükme yönelik temyiz dilekçesinin de tebliğ olunmadığı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.02.2007 gün, 46/39 ve 29.05.2007 gün, 114/113 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK.nun 232. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, hüküm fıkrasında kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığı, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği, aynı Kanunun 34. maddesinin 2. fıkrasında da, kararlarda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, süre başlangıcı, mercii ve şekillerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, yerel mahkeme kararında ise, kanun yoluna başvuru şekilleri ile başvuru süresinin ne zaman işlemeye başlayacağı hususlarının açıkça gösterilmediği anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.03.2008 gün ve 7/56 sayılı kararında da açıklandığı üzere, atanan zorunlu müdafiinin anılan hükme yönelik temyiz dilekçesi ile yokluğunda verilen hükmün aynı Yasanın 232/6 ve 34/2. maddeleri uyarınca, başvurulabilecek kanun yolu, mercii, başvuru süresi, şekilleri ve sürenin ne zaman işlemeye başlayacağı hususları gösterilmek suretiyle, usulüne uygun olarak, kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar olmayan sanığa usulünce tekrar tebliğ olunması, buna dair belge ile verilmesi halinde temyiz dilekçesinin de eklenerek iadesi için dosyanın mahalline gönderilmek ve bu dilekçe ile ilgili olarak ek tebliğname düzenlenmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.