Esas No
E. 2023/12856
Karar No
K. 2024/4567
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2023/12856 E.  ,  2024/4567 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/143 E., 2021/1850 K.

HÜKÜM/KARAR : İstinaf Başvurusunun Kabulü ile Hükmün Kaldırılarak Yeniden Esas Hakkında Hüküm Kurulmak Suretiyle Davanın Kısmen Kabulü/Davanın Kısmen Kabulü Akyol İnş. Tur. Tic. San. Ltd. Şti. Vekili

İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2015/42 E., 2019/346 K.

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalılar ABM Akyol İnş. Tur. Tic. San. Ltd. Şti. ve ... tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat .... ile davalı ABM Akyol İnş. Tur. Tic. San. Ltd. Şti. vekili Avukat .... davalı ... vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat .....geldiler. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra eksiklik nedeni ile geri çevrilen dosya eksik hususlar tamamlanarak tekrar gelmekle işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 13.05.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.

Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiştir. Hâl böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan davalı ABM Akyol İnş. Tur. Tic. San. Ltd. Şti.'nin, bir başka davalının istinaf başvurusunun kabulüne dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davalı ABM Akyol İnş. Tur. Tic. San. Ltd. Şti. vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı vekili ve davalı ... vekilinin ise gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu şirket hakkında Antalya 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8468 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, borçlunun haczi kabil malı bulunamadığını, ancak alacaklarının tahsil edilmesini önlemek için üzerine kayıtlı dava konusu taşınmazı 09.09.2013 tarihinde diğer davalı ...'na devrettiğini, alacaklıların tahsil kabiliyetini ortadan kaldırdığını, dava konusu taşınmazın satış değerinin tapuda gerçek değerinin çok altında gösterildiğini, davalı ...'nun taşınmazın satış değerini ödeyerek davalı şirketten iktisap edecek bir mal varlığına sahip olmadığını belirterek taşınmazın satışının iptaline karar verilmesini talep etmiş, 29.05.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 987.213,20TL artırmak sureti ile Antalya 14. İcra Müdürlüğü 2014/5912 Esas, 2014/2859 Esas, 2014/14034 Esas, Antalya 13. İcra Müdürlüğü 2017/5143 Esas, Antalya 3. İcra Müdürlüğü 2017/6651 Esas ve Antalya 16. İcra Müdürlüğünün 2013/9699 Esas sayılı dosyaları yönünden de tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkilinin taşınmazı emlak komisyonculuğu yapan ..... aracılığı ile satın aldığını, satın aldığı esnada taşınmazda ipotek olduğunu ve bu ipotekle birlikte satın aldığını, ödemeleri çek ile yaptığını, bir muvazaanın olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'un tasarruf işlemi iptali istenen hiçbir taşınmazı kendi adına alıp satmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının tasarruf işlemi iptali istenen hiçbir taşınmazı kendi adına alıp satmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ABM Akyol şirketi tarafından ...’na satıldığını, aradan bir yıl geçtikten sonra da davalı müvekkilinin 1.670.000,00TL temlik bedeli yanı sıra ...’na da tapudaki bedeli yatırarak taşınmazı satın aldığını, davaya dahil edilen davalı ...'un dördüncü kişi olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

5.Diğer davalılar; davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar ... ve ...'un davaya konu taşınmazın maliki olmadığı, ayrıca icra dosyasında bu şahısların şahsen borçlu olmadıkları, sadece borçlu şirketin ortakları olduğu anlaşıldığından bu şahıslar aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı ...'un dava konusu taşınmazı gerçek değerinden aldığı (bilirkişilerce dava konusu taşınmazın belirlenen değerine yakın olması), bu davalının durumu bilerek dava konusu taşınmazı satın aldığının davacı tarafından kanıtlanamadığı, borçlu ile arasında akrabalık bulunmadığı gerekçesiyle bu davalı aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın ise bu davalının ticari defter belgelerine ve kendi beyanına göre taşınmazı borçlu tarafa vermiş olduğu çekler karşılığında aldığını belirtmesi, verilen çeklerin de borçluya ödendiğini kanıtlayamamış olması, gayrimenkul satın alınırken çekle ödeme yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı düşmesi ve satın aldığı taşınmazı çok kısa bir sürede başka bir kişiye satmasının bu davalının borçluların dava konusu taşınmazın alacaklılardan mal kaçırmak için sattığını bildiğini kanıtladığı gerekçesiyle borçlu şirket ve ...'na açılan davanın kabulüne Antalya ili Kepez ilçesi Muratpaşa Mahallesi 3162 ada 6 parselde kayıtlı taşınmazın 09.09.2013 tarihinde davalı borçlu ABM Akyol İnşaat Turizm ve Ticaret Ltd Şti adına yapılan satışa ilişkin tasarrufun iptali koşulları bulunduğu yapılan devir nedeni ile tazmin gerektiğinden taşınmaz değeri borç miktarından çok olduğu gözetilerek taşınmaz değeri olan 1.750,000TL yi geçmemek üzere Antalya 14 İcra Müdürlüğünün 2014/5912, 2014/2859, 2018/14034 Esas Sayılı dosyaları Antalya 13 İcra Müdürlüğünün 2017/5143 Esas sayılı dosyası, Antalya 9 İcra Müdürlüğünün 2013/8468 Esas sayılı dosyası, Antalya 3 İcra Müdürlüğünün 2017/6651 Esas sayılı dosyası, Antalya 16 İcra Müdürlüğünün 2013/9699 Esas Sayılı dosyası olmak üzere alacak ve ferileri miktarı kadar belirlenecek tazminatın davalı ...'ndan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ...

vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; tasarrufa konu taşınmazın ilk devir tarihinde üzerinde İş Bankası lehine 01.07.2009 tarihli 1.876.418,34TL bedelli ipotek ile yükümlü olduğunu, davalı ...'ın taşınmaz için bir bedel ödemediğini, taşınmaz satışı için verildiği savunulan 625.000TL bedelli çeklerin tahsilatının borçlu şirket kayıtlarında bulunmadığını, borçlu şirketin kiracı gibi gösterilerek taşınmazı kullandığını, davalı ... ile hakkındaki dava reddedilen ..... arasında önceye dayalı ticari ilişki olup davalı ...'ın ...'e borçlu olması nedeniyle dava konusu taşınmaz üzerine ...'un 685.000TL alacağına istinaden 14/07/2014 tarihli ihtiyati haciz şerhi işlettiğini, davalı ...'in diğer davalı ...'ın mali durumunu ve yine tüm bu konuları bildiğini, kötüniyetli olduğunu, rayiç değeri 1.400.000TL olan taşınmazın ilk resmi satış bedelinin 685.000TL, 16/01/2015 tarihli 2.satış bedelinin ise 784.000TL olduğu gözetildiğinde resmi satış bedelleri ile rayiç değer arasında da fahiş fark olduğundan davalılar arasındaki her iki satış ve devir işlemi yönüyle iptal koşulu oluştuğu halde davalı 4.kişi ... hakkında istemin reddine karar verilmesi ve yine ... ve ...hakkındaki davanın reddedilmesi nedeniyle davacı aleyhine yargılama giderine hükmolunmasının hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmazın satımı nedeniyle davalı borçluya verilen toplam 685.000TL bedelli 4 adet çekin borçlunun çalışanları tarafından tahsil edilmiş olduğunun belgelendiğini, taşınmazın üzerindeki 1.876.418,34TL ipotek/kredi borcuyla devralındığını, müvekkilinin zarar verme kastıyla ve mal kaçırma amacıyla hareket etmediğini, davalı borçlunun alacaklıları ızrar kastını bildiği hususunun davacı tarafça ispat edilemediğini, ivazlar arasında misli fark oluşmadığını, ıslahla dava konusu olmayan icra dosyalarının davaya dahil edildiğini, anılan icra dosyalarının kesinleşmediğini, ıslah tarihinde İİK'nun 284.maddesindeki 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş bulunduğunu, tanıklarının dinlenmediğini, kesin veya geçici aciz belgesi ibraz edilmediğini, taşınmazın 4.kişiye satıldığı tarihteki değeri tespit edilmeksizin dava tarihindeki değeri üzerinden tazminatla sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı 4.kişi ...'un borçlu ile tanışık olduğu yada aralarında akrabalık bulunduğu, ticari ilişki olduğu veyahut borçlunun durumunu bildiği ve kötüniyetli olduğu hususu ispat edilmemiş olmakla bu davalı yönüyle davanın esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince esastan reddine, davacı vekilince, dava dilekçesinde dava konusu olarak Antalya 9.İcra Müdürlüğünün 2013/8468 esas sayılı dosyasının bildirildiği ve bu icra dosyasında dava tarihi itibariyle belirlenen (güncel dosya kapak borcu) davacı alacağı 244.442,38 TL üzerinden harç yatırılarak dava açıldığı, açıkça beyan edildiği üzere, davacı tarafın davasını sadece Antalya 9.İcra Müdürlüğünün 2013/8468 esas sayılı dosyasına dayalı olarak açtığı, bu nedenle dava konusu edilen istemin Antalya 9. İcra Müdürlüğünün 2013/8468 sayılı takip dosyasındaki alacağa ilişkin olup diğer icra dosyalarının dava konusu olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ve hükmün yeniden tesisine, davalı ... ve ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine, ... aleyhine açılan davanın esastan reddine, davalı ... ve davalı ...'na karşı açılan davanın kabulü ile, Antalya ili Kepez ilçesi Muratpaşa Mahallesi 3162 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 09/09/2013 tarihli satışına ilişkin tasarrufun iptali koşulları oluştuğundan anılan tasarrufun iptaline, ancak taşınmazın davalı 3.kişi tarafından elden çıkarıldığı anlaşılmakla dava nakden tazmine dönüştüğünden, taşınmazın değerinin icra takibine konu alacak miktarından çok olduğu gözetilerek Antalya 9 İcra Müdürlüğünün 2013/8468 Esas sayılı dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak ve taşınmazın 4.kişiye satıldığı tarihteki rayiç değeri olan 1.750.000TL'yi geçmemek üzere davalı ...'nun nakden tazmin ile sorumlu tutulmasına, Antalya 14. İcra Müdürlüğü 2014/5912 Esas, 2014/2859 Esas, 2014/14034 Esas, Antalya 13. İcra Müdürlüğü 2017/5143 Esas, Antalya 3. İcra Müdürlüğü 2017/6651 Esas ve Antalya 16. İcra Müdürlüğünün 2013/9699 Esas sayılı dosyaları yönüyle usulünce açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ...

vekili ve davalı ABM Akyol İnş. Tur. Tic. San. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ve ayrıca ıslahla dava olmayan icra dosyalarının davaya konu edildiği ifade edilmişse de; dava dilekçesinde alacak meblağının belirtildiğini ve kararda bahsi geçen tüm icra dosyalarının dava dilekçesinde tek tek bildirildiğini ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak dava açıldığını, alacak dosyaları arasında alacak bağı olduğunu ve alacağın tek olduğunu, Antalya 5. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/62 E. - 2022/63 K. sayılı ilamı ile alacak taraflarının aynı olması sebebiyle Antalya Genel İcra Dairesi 2021/47029 Esas sayılı dosyasında tüm alacakların birleştirildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ve ıslah yoluyla davaya eklenen icra dosyalarının dava konusu edilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığını, tasarruf tarihi olan 09/09/2013 tarihinden istem tarihi olan 29/05/2019 tarihine kadar İİKnun 284.maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini, bu nedenle bu icra dosyaları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ıslahla artırılan ancak kabul görmeyen; 1.029.955,12-TL yönünden müvekkili lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

3.Davalı ABM Akyol İnş. Tur. Tic. San. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; ıslah yoluyla davaya eklenen icra dosyalarının dava konusu edilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığını, tasarruf tarihi olan 09/09/2013 tarihinden istem tarihi olan 29/05/2019 tarihine kadar İİKnun 284.maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini, bu nedenle bu icra dosyaları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ıslahla artırılan ancak kabul görmeyen; 1.029.955,12-TL yönünden müvekkili lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri.

3.Değerlendirme

1.Davacı tarafça, tasarrufun iptali istemli bu dava, ilk önce Antalya 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış ve bu mahkemece 03.07.2014 tarih ve 2014/239 E., 2014/218 K. sayılı karar ile; dava dilekçesinin görev yönünden reddine, davaya bakmaya Antalya Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğuna,

HMK'nun 20/1 maddesindeki düzenleme uyarınca, kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren 2 hafta içinde istem olması halinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş, kararın davalı şirket vekili tarafından temyizi üzerine ise Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 08.12.2014 tarihli ve 2014/22704 E., 2014/17866 K. sayılı kararı ile kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle onanmasına karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin 1. fıkrasında bölge adliye mahkemelerinin Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanun'un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin, yine aynı maddenin 2. fıkrasında ise bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine istinaf yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 427 ile 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, yani bu kararlara ilişkin dosyaların bölge adliye mahkemelerine gönderilemeyeceği belirtilmiştir. Yukarıda açıklanan yasa maddelerinin düzenleniş amacı, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlara karşı Yargıtay yoluna başvurulmasını ve karar kesinleşinceye kadar kanun yolu denetiminin Yargıtay tarafından yapılmasını sağlamaktır.

Bu dosyaya konu dava, 08.12.2014 tarihinde Yargıtay incelemesinden geçtiğine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK’nın geçici 1. maddesi ve geçici 3/2. maddesi uyarınca temyiz incelemesi görevi Yargıtay Dairelerine ait bulunduğundan, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 12.11.2021 tarihli, 2020/143 E., 2021/1850 K, sayılı yok hükmünde olan kararının kaldırılmasına ve istinaf dilekçelerinin de temyiz dilekçesi olarak kabul edilmek suretiyle ilk derece mahkemesi kararının temyiz incelemesinin yapılmasına karar vermek gerekmiştir.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu taşınmazı devralan davalı 4.kişi ...'un kötüniyetli olduğunun ispatlanamamasına göre, usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin tüm, davalı ...'nun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3.Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.

Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması, davanın İİK’nın 284.maddesine göre 5 yıllık hakdüşürücü sürede açılması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Dava koşulları yönünden dosya incelendiğinde, davacının alacağının Antalya 9.İcra Müdürlüğünün 2013/8468 sayılı takip dosyası yönünden 27.07.2013 tarihli çeke dayandığı, borçlu hakkındaki takibin kesinleştiği, alacağın gerçek olduğu, davanın İİK 284. maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı, sözü edilen icra dosyasında 16.06.2014 tarihinde aciz vesikasının alındığı, böylece dava şartlarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Ancak davacı davasını Antalya 9. İcra Müdürlüğünün 2013/8468 sayılı takip dosyasındaki alacağının tahsili için açmış, daha sonra 29.05.2019 tarihinde ıslah dilekçesi sunarak dava değerini 987.213,20TL artırmak sureti ile Antalya 14. İcra Müdürlüğü 2014/5912 Esas, 2014/2859 Esas, 2014/14034 Esas, Antalya 13. İcra Müdürlüğü 2017/5143 Esas, Antalya 3. İcra Müdürlüğü 2017/6651 Esas ve Antalya 16. İcra Müdürlüğünün 2013/9699 Esas sayılı takip dosyaları yönünden de aynı tasarrufun iptalini istemiştir. Yargılamaya hakim olan ilkelerden olan “taleple bağlılık ilkesi” 6100 sayılı HMK m. 26 ile düzenlenmiş olup, hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacının farklı icra takip dosyalarına konu etmiş olduğu çek alacakları, ayrı ayrı alacak kalemlerini içermekte olup, dava dilekçesinin içeriğine göre; davacının talebi Antalya 9.İcra Müdürlüğünün 2013/8468 sayılı takip dosyası yönünden tasarrufun iptali isteminden ibaret olup, davacının diğer icra takip dosyaları yönünden harcı yatırılmış bir davası olmadığı gibi, başından beri harcı yatırılıp dava konusu edilmeyen farklı alacak kalemlerini içeren icra takip dosyalarının ıslah yoluyla davaya ithali de mümkün değildir. Bu durumda; İlk Derece Mahkemesince Antalya 14. İcra Müdürlüğü 2014/5912 Esas, 2014/2859 Esas, 2014/14034 Esas, Antalya 13. İcra Müdürlüğü 2017/5143 Esas, Antalya 3. İcra Müdürlüğü 2017/6651 Esas ve Antalya 16. İcra Müdürlüğünün 2013/9699 Esas sayılı takip dosyaları yönünden talep edilmediği halde, yazılı şekilde talepten fazlasına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR

1.Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ABM Akyol İnş. Tur. Tic. San. Ltd. Şti. vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,

2.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle yok hükmünde olduğu kabul edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

4.Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar ..., ... ve ABM Akyol İnş. Tur. Tic. San. Ltd. Şti.'ne verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar ABM Akyol İnş. Tur. Tic. San. Ltd. Şti. ve ...'na iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.05.2024 tarihinde Başkan ... ve Üye ...'ın karşı oyları ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY

1.Tamamen ıslahta dava sebebi veya talep konusu tümüyle değiştirilmektedir (HMK 180). Kısmen ıslahta ise önceden yapılan usuli bir işlemin düzeltilmesi, örneğin talep sonucunun arttırılması söz konusu olmaktadır (HMK 181). Uygulamada, talep sonucuna ilişkin fazlaya dair haklarını saklı tutan davacının dava değerini ıslah yolu ile arttırabileceği tartışmasız kabul edilmektedir. Bununla birlikte başından beri dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithali ise tartışmalıdır. Sayın çoğunluk gibi düşününenler, ister tamamen, ister kısmen olsun ıslah için usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması gerektiğini, dava dilekçesinde talep edilmeyen bir konunun ıslahının mümkün olmadığını, dolayısıyla bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunulamayacağını ileri sürmektedirler.

2.Oysa bizim de katıldığımız görüşe göre, dava dilekçesinde yer almayan yeni bir talebin ıslah ile davaya ithaline yasal açıdan herhangi bir engel bulunmamaktadır. Şöyle ki, evvela HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlayan bir müessesedir. Bu yönüyle çoğun içinde azın da bulunduğu ilkesi gereğince talep sonuncunun tamamen değiştirilmesi imkanının, talep sonucuna yeni talep eklenmesini de kapsadığının kabulü gerekmektedir.

3.Diğer taraftan, belirtilmelidir ki, usul ekonomisi, medenî yargılama hukukuna egemen olan ilkelerden biridir. Anayasanın 141. maddesinin dördüncü fıkrasında ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 77. maddesinde ifade edilen emredici nitelikteki bu ilke, yargılamanın amacına hizmet eden araçlardan biridir. Usul ekonomisi, yasalarda öngörülen düzenleme çerçevesinde yargılamanın kolaylaştırılmasını, yargılamada öngörülen olağan zaman süresinin aşılmamasını ve gereksiz gider yapılmamasını amaçlar ve bunu hâkime bir görev olarak yükler(Yılmaz, E., Usul Ekonomisi, AÜHFD, 2008, s.243). Yargıtaya göre de usul ekonomisi adaletin ucuz, çabuk ve isabetli olarak sağlanmasının temel kurallarındandır(HGK 10.4.1991, 15-91/202). Islahla dava konusunun artırılmamasına ilişkin HUMK m. 87 hükmünün son cümlesinin Anayasa Mahkemesince iptali kararında usul ekonomisi de gerekçe olarak yer almıştır(Anayasa Mahkemesinin 20.7.1999 tarihli ve 1/33 sayılı kararı, Resmî Gazete 4.12.2000, s.24220). Bu kararda “…müddeabihin ıslah suretiyle artırılmasına olanak tanınmaması davaların en az giderle ve olabildiğince hızlı biçimde sonuçlandırılmasına engel olacağından, Anayasanın 141. maddesine aykırıdır.” şeklindeki gerekçe ile bu yöndeki kuralın iptali gerektiği sonucuna varılmıştır.

4.Davacının dava açarken talep etmeyi unuttuğu veya sonradan talep etme ihtiyacı hissettiği taleplerini ıslah dilekçesi ile davasına ekleyebileceği, ıslahla yapılabilecek olan bu işlem yerine davacının ek dava açmaya zorlanmasının usul ekonomisine aykırı olacağı, davacının zaten usulüne uygun olarak açtığı bir davanın mevcut olduğu, ıslahla yeni talep eklenmesi durumunda başvuru harcının yatırılmasına gerek bulunmadığı, aksi düşüncenin Anayasanın 141/son maddesindeki "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir." hükmüne ve 6100 sayılı HMK'nın 30. maddesindeki "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür" hükmüne de aykırılık teşkil edeceği açıktır. Nitekim Dairemizin 2019/1642 – 2021/1383 sayılı kararı ile 2012/5120-2013/4672 sayılı kararı da aynı doğrultudadır.

5.Somut olayda, davacı dava dilekçesi ile Antalya 9. İcra Müdürlüğünün 2013/8468 sayılı takip dosyası yönünden dava konusu tasarrufun iptalini talep etmiş, 29.05.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu tasarrufun Antalya 14. İcra Müdürlüğünün 2014/5912, 2014/2859 ve 2014/14034 sayılı, Antalya 13. İcra Müdürlüğünün 2017/5143 sayılı, Antalya 3. İcra Müdürlüğünün 2017/6651 sayılı ve Antalya 16. İcra Müdürlüğünün 2013/9699 sayılı takip dosyaları yönünden de iptalini istemiş, bu suretle ıslah dilekçesi ile davasına yeni talepler eklemiştir.

6.Açıklanan tüm bu sebeplerle, mahkemece öncelikle davacının ıslah dilekçesinin dava dilekçesinin tamamen ıslahına uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği, ıslaha ilişkin diğer usul kurallarının yerine getirilip getirilmediği belirlendikten sonra usule uygun tamamen ıslah yapıldığının kabulü halinde ıslahla eklenen talepler bakımından hak düşürücü sürenin (İİK 284) geçip geçmediği değerlendirilmek ve sonucuna göre karar verilmek için ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun başlangıçta dava konusu edilmeyen taleplerin tamamen ıslah yoluyla dahi olsa davaya ithalinin mümkün olmadığı, kararın bu sebeple bozulması gerektiği yönündeki görüşlerine iştirak edilememiştir.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.