7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2010/5465 E. , 2011/3932 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında önceden görülen dava sonucunda verilen ve kesinleşen kararın tavzih yolu ile düzeltilmesi istemi sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava tavzih istemine ilişkindir. Mahkemece tavzih isteminin reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç davacı isteminin amacına ve dosya içeriğine uygun düşmemiştir.
Kural olarak Kadastro Hakimi dava konusu taşınmazı belirleyip, dava konusu taşınmaz hakkında infazı mümkün ve doğru sicil oluşturmak zorundadır. Dava konusu olmayan bir taşınmaz hakkında hüküm kuramaz, kurulmuş böyle bir hüküm varsa bu hükmün yok sayılacağı ve böyle bir hükme dayanarak yapılan tescilin de yolsuz tescil niteliğinde olacağı kuşkusuzdur.
Dosya içeriğinde toplanan delillerden 147 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro sırasında tarla vasfı ile ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı ... adına tespit edildiği, davacının kendi adına tespit gören taşınmazın yüzölçümünün 10.000 m2 olması gerektiğini ve eksikliğin Hazine adına tespit edilen komşu taşınmazda kaldığını öne sürerek, Kadastro Mahkemesinin 1997/20 esas,1997/45 karar sayılı dosyasında askı ilan süresi içerisinde dava açtığı, yargılama sırasında davasından feragat etmesi üzerine mahkemece kısa kararda davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline, gerekçeli kararda ise 147 ada 1 parsel sayılı taşınmazın Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline şeklinde hüküm oluşturulduğu, bu hükmün temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine dava dışı 147 ada 1 parsel sayılı taşınmazın hüküm doğrultusunda Hazine adına tapuya tescil edildiği, davacının infazdan sonra hükümdeki bu hatanın düzeltilmesi istemiyle aynı mahkemenin 2003/26 esas, 2004/150 karar sayılı dosyasında yargılamanın iadesini istediği, mahkemece davacının dayandığı sebebin HUMK’nun 445. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirine girmediği, ancak temyiz nedeni olabileceği gerekçe gösterilerek bu istemin reddine karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, davacının bunun üzerine tavzih isteminde bulunduğu ve bu istemin de reddedildiği anlaşılmaktadır.
Davacının kadastro tespitine itiraz etmekteki amacı ve dava dilekçesindeki anlatımı dikkate alındığında kendi adına tespit gören 147 ada 1 parsel sayılı taşınmazı dava etmediği, taşınmazındaki eksikliğin Hazine adına tespit edilen komşu taşınmazdan tamamlanması için komşu taşınmaza yönelik olarak dava açtığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca mahkemece davanın reddine denildikten sonra Hazine adına tespit edilen davaya konu komşu taşınmaz hakkında tespit gibi tescil hükmü kurulması, dava konusu olmayan 147 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslının da kadastro işlemlerinin tamamlanması için Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece bu olgu gözden kaçırılmış, dava konusu olmadığı halde 147 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm oluşturulmuş, davacı adına tespit edilmiş olan taşınmaz bu hatalı hükme dayanılarak Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tescil edilmiştir. Davacının tavzih dilekçesindeki isteminin hatalı da olsa hükmün değiştirilmesi sonucunu doğuracağı gözetildiğinde tavzih istemi yerinde olmadığından mahkemece tavzih isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, bir davada olayları açıklamak taraflara, hukuksal değerlendirmeyi yapmak hakime aittir. Davacının tavzih istemindeki amacının mahkemece yapılan bu hatanın düzeltilmesini sağlamak olduğu, davacının önceki günlü ilk hükmü temyiz etmemesinin ancak davaya konu edilen Hazine'ye ait komşu taşınmazla ilgili sonuç doğuracağı ve kesin hüküm oluşturacağı, davacının davaya konu olmayan 147 ada 1 parsel sayılı taşınmazla ilgili kararı temyiz etmemesinin bu taşınmaz yönünden herhangi bir hukuksal sonuç doğurmayacağı, bu taşınmaz yönünden verilen hükmün yok hükmünde olduğu gözetildiğinde davacının bu hükmü her zaman temyiz edip ortadan kaldırılmasını sağlayabileceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca mahkemece davacının tavzih isteminin bu şekilde ve mahkemece hatalı olarak verilen 1997/20 esas, 1997/45 karar sayılı ilk hükmün temyizi olarak nitelendirilmesi ve buna göre işlem yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilerek hak kaybına neden olunması isabetsiz, davacı ...’ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile tavzih isteminin reddine ilişkin hükmün ORTADAN KALDIRILMASINA, davacının tavzih talebi ilk hükme yönelik temyiz itirazı olarak değerlendirilerek temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkemenin 1997/20 esas,1997/45 karar sayılı ilk hükmünün yukarıda açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA, peşin ödenen temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09.06.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.