7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2010/4898 E. , 2011/3823 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, bilirkişi konusundaki yasal düzenlemeye uygun düşmemiştir. HUMK'nun 284. maddesi hükmüne göre hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Ayrıca, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup, Borçlar Kanununun 42. maddesi hükmüne göre zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hâkime aittir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.
Somut olaya gelince; davacı, mermer çıkartmak için kullandığı ruhsatlı arazisine davalı tarafından hafriyat atıklarının döküldüğünü, bu nedenle çalışma alanının daraldığını ve araziyi amacına uygun işletmesinin engellendiğini öne sürerek, dökülen pasanın kaldırılması için gereken bedel ile pasanın kaldırılmaması nedeniyle oluşan zararı talep etmiştir.
Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda, davacının işletmeye yönelik herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, davalı dışındaki kişilerin de pasa dökümü yaptıkları, dökülen pasanın taşınması için gereken bedelin 134.466,52 TL olduğu açıklanmıştır. Mahkemece benimsenen ve hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporunda ise, davacı ve davalı şirketin ilgili yıllara ait faaliyet raporlarının incelenmesinde, ne kadar pasanın hangi işletme tarafından döküldüğü hakkında bir sonuca varmanın mümkün olmadığı, üretim miktarına yakın oranda pasa oluştuğunun düşünülebileceği, davacının üretiminin bulunduğu, ancak pasa dökümünün yeni olmadığı, davalı dışındaki kişilerin döktüğü pasa ile davacı tarafından dökülen pasa dikkate alınırsa, hangi ocaktan ne kadar pasa döküldüğü hususunda kesin bir kanaatin bulunmadığı belirtilmiştir.
Hükme dayanak yapılan ikinci bilirkişi raporu, gerçek zarar kapsamını belirlemeye yetecek nitelikte olmadığı gibi, bu rapor ile ilk bilirkişi raporu arasında çelişki bulunmaktadır. Çelişkili raporlara dayanılarak karar verilemez. Gerçek zarar ticari defterler incelenerek ve diğer delillerle birlikte değerlendirilerek belirlenir. Gerçek zarar belirlenmesi yapılamadığı takdirde davalının haksız eyleminin varlığının gerçeği karşısında BK'nun 42.maddesi kapsamında mahkemece zarar miktarının takdir ve tayini yoluna gidilmesi gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, mahallinde keşif yapılması, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi, ilk bilirkişi raporu ile ikinci bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin üçüncü kez bilirkişi incelemesi yaptırılarak giderilmesi, bu şekilde bir gerçek zarar miktarının belirlenememesi halinde mahkemece BK'nun 42.maddesi hükmü gözetilerek zararın takdir ve tayini yoluna gidilerek, hakkaniyete uygun ve makul bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davacının temyiz itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.