11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı şirket ile davalı borçlu -----. arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, taraflar arasında yürütülen bu ticari ilişkinin icra takibine konu etmiş olduklarının faturalar ile sabit olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacı şirket tarafından 47.249,32-TL bedelli 23.11.2021 Tarihli ---- numaralı fatura ve geçen zaman zarfında kur farkının oldukça artması sebebiyle davacının zararının karşılanması amacıyla 18.000,00-TL bedelli 17.12.2021 tarihli ----- numaralı kur farkı sebebiyle fatura düzenlendiğini, vadesi gelmesine rağmen fatura bakiyesinin ödenmemesi üzerine, 20.12.2021 tarihinde ---İcra Dairesi ----. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının icra dosyasına sunduğu dilekçe ile borcu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiğini, İcra dosyasındaki faiz miktarı ve vekalet ücreti dahil toplam borç miktarının 71.623,53-TL olduğu, davalı tarafından 39.249,32-TL ödeme yapıldığını, davacının bu borç kapsamında halen daha 32.374,21- TL alacağı bulunduğunu, faturaya ve huzurda görülen davaya konu borcun karşılığı olan mal tedariği ediminin davacı şirket tarafından ifa edildiğini, davalının borca itirazının hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davanın kabul edilerek davalı-borçlunun ---. İcra Dairesi ----sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazının kaldırılarak, takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle takibin devamına, alacağa haksız ve kötü niyetli itiraz eden borçlu aleyhine takip miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere lehimize icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı firmanın davacı tarafa dilekçe ekinde görüleceği üzere, faturadan kaynaklı ödemelerini yaptığını, fakat davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak fazladan kur farkı adı altında davacıdan alacak talep ettiğini, Her iki taraf arasında böyle bir yazılı sözleşme olmadığı gibi, faturanın üzerinde yazan ve tek taraflı olarak davacıyı bağlayıcı kılacak edimlerde hukuken geçerli olmadığını ayrıca faturaların davalıya tebliğ edilmediğini savunarak haksız olarak açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası UYAP sisteminden celp edilmiştir. 6100 sayılı HMK Madde 222- 1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle: 22/7/2020 - 7251 sayılı Kanun md.
23.Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.Ticari defterler ve sahibi lehine delil olabilme koşulları, 6100 sayılı HMK madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı TTK madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir. Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır. 6100 sayılı HMK. 222/1. Maddesi ve 6102 sayılı TTK 83/1. Madde uyarıca ticari uyuşmazlıklarda Mahkeme re'sen ya da taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan hükümler çerçevesinde değerlendirme yapıldığında; Tarafların tacir sıfatını taşıdıkları, uyuşmazlığın iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizin 20/09/2022 tarihli duruşma ara kararı ile 6100 sayılı HMK 222. Madde kapsamında taraflara 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerini sunmaları için iki haftalık kesin süre verilmiş, SMMM bilirkişi ve nitelikli hesaplamalar alanında uzman bilirkişi tarafından tarafların iddia ve savunmaları kapsamında alacak ve borç kalemlerinin tespiti ve hesaplanması hususlarında rapor tanzim etmek üzere dosya bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
SMMM bilirkişi ve---- tarafından tanzim edilen raporda özetle;''...Davacı Şirketin 32.374,21 TL alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle İtirazın İptali istemi ile Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu İtirazın İptali Davasında; Davacının takip tarihi 20.12.2021 itibariyle 39.249,32 TL alacak talebinde bulunabileceği, takibe kadar birikmiş faiz talebinde bulunamayacağı, Ödeme emrinin tebliği (14.01.2022) ve takibin itiraz ile durmasının (17.01.2022) ardından davalı tarafından anılan miktarın iki kısım halinde (25.01.2022 tarihinde 10.000 TL ve 28.01.2022 tarihinde 29.249,32 TL) icra dosyası dışı ödendiği, Dava tarihi (01.04.2022) itibariyle asıl alacağı kapsayan miktarın haricen ödendiği, ancak bu ödemenin TBK md. 100 hükmüne göre İcra Müdürlüğü tarafından dikkate alınması gerektiği,...'' belirtilmiştir.Tanzim edilen rapor taraflara tebliğ edilmiş, rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur.İddia, savunma, celp edilen belgeler, tanzim edilen bilirkişi raporu birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Huzurdaki dava, faturaya dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle açılmış olup, icra dosyasının incelenmesinden; 39.249,32-TL ve 18.000,00-TL asıl alacak ile 556,87-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 57.806,19-TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, davalı itirazıyla takibin durduğu, davanın 32.374,21-TL üzerinden harçlandırılmak suretiyle yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Takibe dayanak faturaların 17/12/2021 tarih 18.000,00-TL bedelli kur farkı faturası ile 20/11/2021 tarih 47.249,32-TL bedelli ürün satımına ilişkin fatura olduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafından sunulan 17/01/2022 tarihli itiraz beyanında ilamsız icra takibine konu fatura için borcun anlaşılan vadelerinde ödenmekte ve halen devam ettiği, bu sebeple başlatılan icra takibine, takip konusu alacağa, faize ve diğer tüm ferilerine itiraz ettikleri, ancak takibe konu edilen 18.000.00-TL tutarındaki faturanın yapılan sözlü ve proforma faturada belirtilen anlaşmalara uymadığını beyan ettiği görülmüştür.Mahkememizce re'sen alınan bilirkişi raporu ile davacı tarafından incelemeye ibraz edilen 2021 ve 2022 yılı ticari defterlerin usulüne uygun şekilde tutulduğu, davalı tarafından sunulan 2021 yılı ticari defterlerin usulüne uygun şekilde tutulduğu, davacı kayıtlarına göre davacı şirketin takip tarihinde 39.249,32-TL Mal Satış Fatura Bakiye Alacağı ile 18.000,00-TL Kur Farkı faturası kaynaklı toplam 57.249,32-TL alacaklı durumda bulunduğu, davalı şirketçe takip tarihi sonrası haricen yapılan 25.01.2022 Tarihinde 10.000,00-TL ve 28.01.2022 Tarihinde 29.249,32-TL banka ödemesi neticesinde Mal Satış Faturasından kaynaklanan 39.249,32-TL Borç Bakiyesinin ödenmiş olduğu, 18.000,00-TL Kur Farkı kaynaklı alacak bakiyesinin ise mevcudiyetini muhafaza ettiği, Davalı Şirket kayıtlarına göre; Davacı Şirkete Mal Alım Faturasından kaynaklı olarak 39.249,32 TL borçlu durumda bulunduğu, Davacı Şirketçe Davalı Şirket adına düzenlenmiş bulunan 17.12.2021 Tarihli 18.000.-TL Tutarlı Kur Farkı Faturasının Davalı Şirket Ticari Defter kayıtlarına işlendiği, ancak Davalı Şirketçe Davacı Şirket adına 31.12.2021 Tarihli 18.000.-TL Tutarlı kur farkı iade faturasının düzenlenerek Kur Farkı Faturasından kaynaklanan 18.000.-TL Tutarın Nötr edildiği, Davalı Şirketçe dosyaya sunulu dekont örneklerinden tespit edildiği üzere, Ticari Defterlerinde 2021 Yılından Devir gelen 39.249,32 TL Borç Bakiyesinin; 25.01.2022 Tarihli Banka Dekont Mucibi 10.000.-TL ve 28.01.2022 Tarihli Banka Dekont Mucibi 29.249,32 TL Haricen ödenmek suretiyle kapatıldığı, Borç/Alacak Bakiyesinin Sıfırlanmış olduğu tespit edilmiştir.
Bu kapsamda yapılan değerlendirme ile davacı tarafından 39.249,32-TL ticari satımdan doğan bakiye alacak ile 18.000,00-TL bedelli kur faturasının konu edildiği icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle huzurdaki davanın açıldığı, her iki taraf ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu, 39.249,32-TL ticari satımdan doğan bakiye borcun bulunduğu hususunda taraf ticari defterlerinde tam mutabakat bulunduğu gibi takip tarihinden sonra davalı tarafından fatura borcu açıklaması ile 25/01/2021 tarihinde 10.000,00-TL ve 28/01/2021 tarihinde 29.249,32-TL ödeme yapıldığı, bu kapsamda 39.249,32-TL faturaya konu borcun takip tarihinde bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Davacı tarafından her ne kadar 18.000,00-TL kur farkı faturası keşide edilerek davalı tarafa tebliğ edildiği taraf ticari defterlerin incelenmesi ile anlaşılmış ise de;
Davalı tarafından adı geçen faturaya ilişkin iade faturası tanzim edildiği, kur farkı faturasına dayanak olduğu anlaşılan 23/11/2021 düzenleme tarihli 47.249,32-TL bedelli faturanın -TL cinsinden düzenlenmiş olduğu, taraflar arasında kur farkı alınmasına ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı, yapılan bilirkişi incelmesi ile taraflar arasında kur farkı alınması yönünde oluşan ve teamül haline gelen bir uygulama bulunmadığının tespit edilmesi karşısında 18.000,00-TL kur faturasına yapılan davalı itirazının haklı olduğu, davacı tarafın kur farkı istemine dayalı alacak talebinde bulunamayacağı anlaşılmıştır.Bu kapsamda her ne kadar bilirkişi raporunda takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği yönünde görüş bildirilmiş ise de ödemelerin icra takibi ile dava tarihi arasında yapılmış olduğu, takip talebinde yapılan ödemelerin TBK 100. Madde kapsamında öncelikle fer'ilerden mahsup edilmesinin talep edildiği anlaşılmakla bilirkişi raporuna bu yönüyle itibar edilmemiş, yüksek mahkeme kararlarında belirtildiği şekilde yapılan ödeme miktarları ve ödeme tarihleri dikkate alınarak hesaplama Mahkemizce re'sen yapılmıştır.
Tüm bunlardan; Davacının 18.000,00-TL kur farkı faturasına dayanak alacak talebinde bulunmayacağı, davacının takip tarihinde mal alımından kaynaklı olarak bakiye 39.249,32-TL alacak talebinde haklı olduğu ve talep edilebilecek takibe konu asıl alacak bedelinin 39.249,32-TL olması gerektiği, davalının takip tarihinden önce temerrüde düştüğüne ilişkin dosya kapsamında somut delil bulunmadığından takibe kadar işlemiş faiz talebinin hukuken yerinde olmadığı, bu kapsamda takip çıkış miktarının 39.249,32-TL asıl alacak olması gerektiği, takipten sonra doğan alacaklar yönünden yapılan incelmede; Asıl alacağa icra takip tarihinden (20/12/2021) ödeme tarihine (28/01/2022) kadar işleyen faiz (%17,25) miktarının 733,42-TL olduğu, icra takibi vekil marifetiyle yapılmakla icra vekalet ücretinin (AÜT'ne göre 100.000,00-TL'ye kadar %16'sı olduğundan) 6.279,89-TL olduğu, icra masraflarının 59,30-TL+34,50-TL=93,80-TL olduğu, yapılan ödeme toplamı 39.249,32-TL'nin TBK 100. Madde kapsamında öncelikle faiz, masraf, vekalet ücretinden mahsubu ve devamında asıl alacaktan mahsup edilmesi gerektiğinden mahsup sonrası 7.107,11-TL asıl alacak kaldığının anlaşıldığı, tahsil harcı devlete ödenen bedel olduğundan hesaplamaya dahil edilemeyeceği, takip talebinde her ne kadar TTK 1530. Maddesine dayalı faiz talebinde bulunulmuş ise de davacının TTK 1530. Madde kapsamındaki işletmelerden olduğuna dair dosya kapsamında delil bulunmadığı görülmekle asıl alacağa takip tarihinden sonra ticari temerrüd faizi işletilmesi gerektiği, tespiti yapılan alacağın ticari satıma konu fatura alacağı olup, belirli ve likid olması karşısında tespit edilen alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama ile 18.000,00-TL kur farkı faturasına dayalı asıl alacak talebi ile 556,87-TL takibe kadar işlemiş faiz talebi yönünden davacı isteminde haklı olmadığı, bu taleplerin ispat edilememesi nedeni ile reddine karar verildiği, dava dilekçesinde gösterilen harca esas değer dikkate alındığında 6.710,23-TL yönünden dava tarihinden önce ödeme yapıldığı halde davaya konu edilmesi nedeniyle bu kısım yönünden hukuki yarar yokluğundan talebin reddine karar verilmesine karşın; kısa kararda sehven fazlaya ilişkin tüm talep yönünden "hukuki yarar yokluğundan reddine" şeklinde yazılmış olduğu gerekçeli karar yazım aşamasında anlaşılmış ise de yapılan yanlışlığın hükmün fer'ileri yönünden bir farklılık yaratmadığı dikkate alınarak kısa karar ile gerekçeli karar arasında farklılık yaratmaması gerektiğinden hüküm olduğu gibi korunmuş, karar gerekçesi açıklanmakla yetinilmiştir.
1.)Davanın KISMEN KABULÜNE- KISMEN REDDİNE,
2.)Davalının ---- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı takibe yaptığı itirazının KISMEN İPTALİ İLE kısmi ödemenin TBK m.100 uyarınca öncelikle ferilerden ve kalanı asıl alacaktan mahsup edilerek takibin 7.107,11-TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa ödeme tarihi 28/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlarda ticari temerrüt faizi yürütülerek takibin DEVAMINA, -Fazlaya ilişkin talebin hukuki yarar yokluğundan reddine,
3.)Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacağın %20'si tutarında olan 1.421,42-TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4.)Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
3.)Karar ve ilâm harcı olan 485,48-TL harçtan peşin alınan 263,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 221,63-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
4.)VEKALET ÜCRETİ YÖNÜNDEN;
4.a)Davanın kabul edilen miktarı yönünden; Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 7.107,11-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4.b)Davanın red edilen miktarı yönünden; Davalı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.267,10-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5.)Davacı tarafça yatırılan 381,65-TL harç ve 6.614,50-TL bilirkişi, posta, tebligat gideri olmak üzere, toplam 6.996,15-TL yargılama giderinden davayı kabul/red oranına göre 1.535,86-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6.)Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.