7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2010/6460 E. , 2011/5925 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Asıl ve birleşen dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, varılan sonuç da davanın niteliğine, toplanan delillere uygun düşmemiştir.
Davacı şirket vekili asıl davada, davalı ... tarafından kepçeyle yapılan hafriyat çalışması sırasında müvekkiline ait kabloların kopartılarak hasar verildiğini öne sürmüş, aynı nedene dayanarak birleşen davayı da davalı ... ... aleyhine açmıştır. Davalı ..., nüfusta ... ... olduğu halde halk arasında ... olarak bilinen şahsın hasara neden olduğunu, olayla bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece yapılan zabıta araştırmasında, nüfusta ... ... olan şahsın, halk arasında ... olarak tanındığı tespit edilmiştir.
Hasar tespit tutanağında, ... İnşaat Hafriyat adlı firma ve ... tarafından yapılan çalışma sırasında hasarın meydana geldiği açıklanmış, ancak mahkemece anılan firmanın yetkilisinin kim olduğu, asıl davada davalı ...’in bu firmayla irtibatı olup olmadığı araştırılmamıştır. Ayrıca zabıta araştırmasına göre, halk arasında ... olarak bilinen ancak nüfusta ... ... olan şahsın, asıl davada davalı ... ile aynı kişi olup olmadığı tespit edilmememiş, asıl davada davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı duraksamasız belirlenmemiştir. Birleştirilmiş olsa bile birleşen her davanın bağımsızlığını koruyacağı, bu hukuksal olgunun sonucu olarak davaların birleştirilmesi durumunda her bir dava yönünden ayrı ayrı hüküm verilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, asıl ve birleşen davadaki istemler birleştirilerek ortada tek bir dava varmış gibi hüküm kurulmuştur.
O halde, ... İnşaat Hafriyat adlı firmanın yetkilisinin kim olduğu, asıl davada davalı ...’in bu firmayla irtibatı olup olmadığının araştırılması, halk arasında ... olarak bilinen ancak nüfusta ... ... olan şahsın, asıl davada davalı ... ile aynı kişi olup olmadığının diğer bir ifadeyle asıl davadaki davalı ile birleşen davadaki davalının aynı kişi olup olmadığının tespit edilmesi için ayrıca araştırma yapılması, asıl davada davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığının duraksamasız belirlenmesi, daha sonra sonucuna göre her bir dava yönünden ayrı ayrı hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 08.12.2010 tarih, 2010/7-530 E, 2010/636 K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.
Somut olaya gelince; dosya içeriğinden alacak olarak istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ödediği ücretlere, bir başka deyişle genel idare giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerine yer verilerek hesaplamaya dâhil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir.
Davacı kurumun onarım giderleri belgelerinde belirtilen miktarlar doğru kabul edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delillerinin sorulup saptanması, bu konuda gösterilecek delillerin toplanması, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde gerekirse bu yönden de zararın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınması, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl davada davalının temyiz itirazının bu yönden de kabulüne karar vermek gerekmiştir.