Esas No
E. 2021/1251
Karar No
K. 2024/1851
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2021/1251

KARAR NO: 2024/1851

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ

TARİHİ:21/01/2021

NUMARASI:2018/858 Esas - 2021/59 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/12/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince gerekçeli karar ile ek kararın istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı şirket tarafından üretilen 21.08.2015 tarih ... nolu ve 21.08.2015 tarih ... nolu ( ...şeffaf, ... beyaz) faturalara konu yapılan ürünleri satın aldığını, müvekkili tarafından satın alınan ürünlerin 16.050 adet 43.436,05 TL bedelli olduğunu, müvekkili şirketin satın aldığı ürünleri 31.05.2016 tarihinde fatura ile ... firmasına sattığını, alıcı ... tarafından ürünlerin ayıplı ve hatalı imalat olduğunun bildirildiğini ve tamamını müvekkili şirkete iade ettiğini, kartuşlar içindeki malın donuk olduğu ve sıkıldığında kartuştan çıkmadığını, kullanılamadığını, davalı firma ile görüşmeler yapıldığını ve sonuçsuz kaldığını, ayıplı ve hatalı ürünlerin alınmadığını ve yenilerinin verilmemesi üzerine Ankara ... Noterliği 22.12.2016 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname düzenlenerek gönderildiğini, 23.12.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, olumlu veya olumsuz herhangi bir dönüş yapılmadığını, bunun üzerine davalı şirket aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ayıplı mallarla ilgili Erbaa Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/165 E nolu değişik iş dosyasıyla delil tespiti ve rapor düzenlemesi sağlandığını, davalı borçlunun ... sayılı dosyasında alacak için itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlu aleyhine %20 aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddiaları kapsamındaki ürünlerin, raf ömrünün kimya endüstrisi genel geçer kabulleri ve ... A.Ş tarafından yayınlanan temel bilgilendirmelere göre ancak uygun depolama şartları altında geçerlilik kazandığını, depolama talimatlarına aykırı olarak örneğin güneş ısısına veya aşırı soğuğa/dona maruz bırakılan kimyasal mamul üzerinde belirtilen son kullanma tarihine kadar sağlıklı yapısını koruyamayacağını, davacı ürünleri 25-26 Ağustos 2015 tarihinde müvekkili şirketten satın aldığını, 31 Mayıs 2016 tarihinde ... firmasına sattığını, bu zaman zarfında ürünlerin sağlıksız ve normlara uygun alanlara depolanmadığını, davacı 1,5 yıl sonra ilk ihtarını keşide ettiğini,

TTK 23. Maddesine göre belirlenen emredici ihbar süresinin geçtiğini beyanla, maddi dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olarak açılan davanın usul, esas, hak düşürücü süre ve zaman aşımı bakımından reddine karar verilmesini, davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmilini, karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu nihai kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının mali müşavir bilirkişi tarafından incelenen 2015-2016 yıllı defter kayıtlarına göre davalıdan 176.813,73 TL bedelinde almış olduğu malzemelerin faturalarını kayıtlarına işlediği ve 176.813,14 TL tutarında ödeme yaptığı ve davalı şirkete borcunun olmadığı tespit edilmiştir.

Davacı taraf davalı firmadan satın aldığı malları ...- ... firmasına sattığını, ürünlerin ayıplı olması nedeni ile ürünlerin ... tarafından iade edildiğini iddia etmiş ise de davacı şirket ... firmasına 142.943,08 TL tutarında 2 adet fatura düzenlediği ve bedelini tahsil edemediği,... firması tarafından davacı şirkete düzenlenen herhangi bir iade faturasının kayıtlarında mevcut olmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine, ..." karar verilmiştir.İstinaf incelemesine konu 10/05/2021 tarihli ek kararı veren ilk derece Mahkemesince ek karar talebi hakkında yapılan değerlendirme sonunda; "Gerekçeli kararın hüküm kısmının 5 nolu bendinin "...-... Firmasına fatura karşılığı mal satıldığı, ancak iade faturası düzenlenmediği, davalı aleyhine başlatılan takibin haksız olduğu, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla; 52.076,48 TL'nin % 20'si olan 10.415,29 TL'nin kötü niyet tazminatı olarak davacıdan alınarak davalıya verilmesine, şeklinde düzeltilmesine," karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili nihai istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket, davalı şirket tarafından üretilen, 25.08.2015 tarih ... nolu ve 26.08.2015 tarih ... nolu (... Şeffaf, ... Beyaz) faturalara konu yapılan ürünleri satın aldığını, davacı şirket tarafından satın alınan ürünlerin toplam 16.050 adet olup 43.536,05-TL tutarında olduğunu, davacı şirketin, satın aldığı ürünleri 31.05.2016 tarihli fatura ile ...-... firmasına sattığını, alıcı ... tarafından, ürünlerin ayıplı ve hatalı olduğu bildirilmiş ve tamamı müvekkil şirkete iade edilmiş, kartuşlar içindeki ürünlerin donuk olduğu ve sıkıldığında kartuştan çıkmadığı, kullanılamadığı ve işlevini yerine getiremediğinin tespit edildiğini, değişik kutulardaki ürünlerden alınan numunelerin hepsinde aynı ayıp ve imalat hatalarının olduğu, ürünlerin işlevini yerine getirmekten uzak olduğunun görüldüğünü, bunun üzerine, Ağustos 2016 tarihinden itibaren davalı şirket ve yetkili personeli ... ile yapılan muhtelif şifahi telefon görüşmelerinde bu durum kendilerine bildirilmiş, ürünlerin alınacağı ve yerine aynı nitelik ve tutarda ürün verileceği davacı şirkete açıkça ifade edilmiş, bu sözlere rağmen ayıplı ve hatalı ürünlerin alınmaması ve yenilerinin verilmemesi üzerine Ankara ... Noterliği’nin 22.12.2016 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesinin davalı şirkete gönderildiğini, ihtarname 23.12.2016 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen olumlu veya olumsuz bir dönüş yapılmamış, ürünler alınmamış ya da bedelleri iade edilmediğini, Davalı şirket tarafından üretilen ve davacı şirkete satılan ürünlerin ayıplı ve imalat hatası olduğu hususunda bir tereddüt bulunmadığını, taraflarınca Erbaa Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/165 D. İş sayılı dosyası üzerinden bu hususa ilişkin olarak tespit yaptırılmış olup, bilirkişi raporu düzenlendiğini, bu raporda; depoda bulunan ve huzurdaki davaya konu malların birebir davalı şirketten alınan nitelik, marka ve sayıda ürünler olduğu ve yine bu ürünlerin hatalı ve ayıplı olduğu hususu tespit edilmiş, bu rapor uyarınca söz konusu ürünlerin taraflarınca iade edildiği ve davacı şirketin zarara uğradığını, buna rağmen davanın ispatlanamadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili ek karara karşı sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; kötüniyet tazminatının koşuları oluşmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan ürün bedelinin iadesi istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı, bedel iadesinin koşullarının oluşup oluşmadığı, kötüniyet tazminatının koşullarının oluşup ouşmadığı noktasındadır.Davacı şirket, davalıdan 25/08/2015 tarih ve ... ve ... nolu faturalara göre davaya konu ... ürün satın almıştır. Davacı daha sonra bu ürünleri 31/05/2016 tarihli fatura ile dava dışı ...'e satmıştır.

Davacı tarafından davalı muhatabına çekilen Ankara ... Noterliğinin 22/12/2016 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile, satılan ürünlerin ayıplı olduğu ve ... tarafından iade edildiği, ayıplı ürünlerin iade alınarak aynı nitelik ve miktarda ürün verilmesi ya da bedelinin ödenmesi ihtar edilmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ... sayılı takip dosyasında, "faturalarla alınan ürünlerin bozuk ve ayıplı olması nedeniyle, ihtarname" sebebine dayalı olarak 44.132,85 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 25/08/2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı, diğer savunmalarının yanı sıra süresinde yapılmış bir ayıp ihbarının bulunmadığını savunmuştur.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur.Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanan seçimlik haklarını kullanabilmesi için muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması gerekir.

TTK'nın 23/1-c maddesine göre ticari satımlarda ayıp teslim sırasında açıkça belli ise ihbar süresi iki gün; ayıp açıkça teslim sırasında belli değilse muayene ve ihbar süresi sekiz gündür. Gizli ayıplarda ise TBK'nın 223/2. maddesine göre ayıp ihbarı derhal yapılmalıdır.Davacı tarafından, davalıdan satın alınan emtianın kendisine tesliminden sonra muayene ve ihbar süresi içerisinde satıma konu ürünün muayenesinin yapıldığına ilişkin bir iddia ileri sürülmemiş veya buna ilişkin bir belge de sunulmamıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 18/3. Maddesinde, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerektiği düzenlenmiştir. Anılan hükümdeki şekil, geçerlilik şartı olmamakla birlikte bir ispat şartıdır. Davacı Ağustos 2016 tarihi itibariyle şifahi ve telefon görüşmelerinde durumun davalı şirkete bildirildiği ifade edilmiş ise de, davalı tarafın bu yönde bir kabulü bulunmadığı gibi, söz konusu iddiaları ispatlayacak bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Davacının bu beyanına göre iddia edilen ayıbın en geç Ağustos 2016 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerekir. Dosyaya yansıyan ilk ayıp ihbarı Ankara ... Noterliğinin 22/12/2016 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile yapılmış olup, ayıbın öğrenildiği tarihten itibaren ihtarname tarihine karar ayıp ihbar süresi geçmiş bulunmaktadır. Bu durumda, süresinde ayıp ihbarı yapılmadığından satılan ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağından davacının, satıma konu ürün bedellerinin iadesini isteme hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.İİK'nın 67/2. Maddesinde itirazın iptali davasında, (...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir.Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., 1974/262 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin kötüniyetli olması, yani hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekmektedir. Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi hâlinde maddenin uygulanması düşünülemez(Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E. - 2021/443 K. sayılı kararı). Eldeki davada her ne kadar reddedilen kısım yönünden takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Dava dışı üçüncü kişinin iade faturası düzenlememiş olmasının davacı yönünden kötüniyet olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince Davalı vekilinin HMK'nın305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; buna karşın ilk derece mahkemesince kötüniyet tazminatı şartlarının oluştuğundan bahisle HMK'nın 305/A maddesi uyarınca ek(tamamlama) karar ile kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi ek kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi ek kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin nihai karara ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Davacı vekilinin HMK'nın 305/A maddesi uyarınca verilen Ek Karara ilişkin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesinin 28/04/2021 tarihli Ek Kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davalı vekilinin HMK'nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanmasına ilişkin talebinin REDDİNE, 2-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,b-Davacı tarafından nihai karara ilişkin olarak istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,c-Davacı tarafından ek karara karşı yapılan istinaf başvurusu nedeniyle ayrıca bir masraf yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,

HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19/12/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog