Esas No
E. 2022/1411
Karar No
K. 2024/5952
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2022/1411 E.  ,  2024/5952 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/1937 E., 2021/1989 K.
HÜKÜM/KARAR: Davanın Reddi / Başvurunun Esastan Reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2017/2600 E., 2020/705 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.03.2016 tarihinde davacı yayaya dava dışı sürücünün idaresindeki davalı nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) poliçesi olan aracın çarpması sonucu oluşan trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 100,00 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatının davalı ... şirketinin sigorta limitini aşmamak üzere, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı aracın sürücüsünün kusurunun, maluliyet durumunun ve zarar miktarının ispatlaması gerektiğini, davalının poliçe limiti ile sorumlu olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kaza nedeniyle çalışma gücü kaybına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi amacıyla ilgili mercilerden tedavi belgeleri getirtilerek 02.05.2018 tarihli ara kararı ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alınmasına karar verildiği, davacı tarafa bu konuda gerekli işlemleri (kurumca belirlenen muayene randevu gün ve saatinde hazır olup muayene yaptırmak, gerekli film, grafi vb. Tetkikleri yaptırmak, muayene ücretlerini karşılamak, kurumun isteği üzerine sevk edilen hastanede muayene ücretlerini karşılamak, kurumun veya sevk edildiği hastanenin rapor tanzimi için belirlediği kurallara uymak) yapmak üzere 3 haftalık kesin süre verildiği, ara kararında davacı tarafın karara uymaması halinde; çalışma gücü kaybı oranı konusunda bilirkişi incelemesi/rapor alınması yönündeki delilden vazgeçmiş sayılacağı, bu konuda yeniden süre verilmeyeceği, davacı tarafın bu yöndeki iddialarının ispatlanmamış kabul edilebileceğinin ihtar edildiği, Adli Tıp Kurumu'nun 20.06.2018 tarihli ön rapor ile davacının bazı tetkiklerinin yapılmasını istediği, davacı vekilinin 26.07.2019 tarihli istemi üzerine bu tetkiklerin yapılması için Kafkas Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesine müzekkere yazıldığı 15.03.2019 tarihli duruşmada Kafkas Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesine davacının istenen tetkikler için Hastaneye başvuru yapıp yapmadığının sorulmasına karar verildiği ve aynı celsede davacı vekiline kesin sürenin sonuçlarının bir kez daha ihtar edildiği Kafkas Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesinin 01.04.2020 tarihli yazısında davacının 30.07.2019 tarihinden sonra Hastaneye başvurusunun olmadığının bildirilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu’ndan dosyadaki mevcut tüm tıbbi belgelere göre davacı hakkında rapor düzenlenmesinin istenildiği, Kurum tarafından düzenlenen raporda; davacının kaza nedeniyle tüm vücut engellilik oranı konusunda istenen tetkiklerin yaptırılmaması nedeniyle görüş bildirilemeyeceğinin belirtildiği, HMK 190. maddesi uyarınca uğranılan zararı (maluliyet durumunu) ispat yükümlülüğünün davacı tarafta olduğu, davacı tarafın Adli Tıp Kurumunun ön raporunu düzenlediği 20.06.2018 tarihinden dosyanın Adli Tıp Kurumuna son olarak gönderildiği 11.06.2020 tarihine kadar geçen yaklaşık 2 yıllık süreçte istenen tetkikleri yaptırmadığından kalıcı maluliyet iddiası ispatlanmadığı, kaza nedeniyle davacının 9 ay geçici iş görmezliğe uğradığı, kaza tarihinde 18 yaşından küçük ve gelir getirici bir işte çalışmadığı, davacının iyileşme döneminde uğradığı bir kazanç mahrumiyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının Adli Tıp Kurumundan istenilen muayeneleri yaptırdığını, buna ilişkin belgenin 18.09.2020 havale tarihli beyan dilekçesi ile mahkeme dosyasına sunulduğunu, davacının muayene evraklarının sunulmasına rağmen mahkemece davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, davacının muayene olabilmesi için Kafkas Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ne sevk yazısı yazıldığını, davacının maluliyet oranın tespiti için hastaneye müracaat ettiğini, hastanenin 28.08.2020 tarihli cevabi yazısında ön raporda istenilen tetkiklerden nöroloji uzmanı olmadığından sağlık kurulu raporunun toplanamadığı ve mahkemenin talebinin yerine getirilemediği hususunun belirtildiğini, hâkimin süre belirlerken süreye konu işlemin tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması gerektiğini, davacıdan istenilen nöroloji muayenelerinin yerine getirilebilir bir işlem olmadığını, bu nedenle davacının başka bir hastaneye sevk işlemleri yapılarak muayene için yeniden süre verilmesi gerektiğini, davacının hastaneye müracaat ettiğini, ancak hastanede nöroloji uzmanı bulunmadığı için tetkikleri tamamlayamadığını, hükme esas alınan raporun davacının yeni yaptırdığı muayeneler değerlendirilmeden hazırlandığını, 23.09.2020 tarihli duruşmada yeniden rapor alınmasına ilişkin taleplerinin reddedildiğini, aynı tarihli duruşmada Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2.İhtisas Kurulu’nun 29.06.2020 tarihli raporuna yazılı beyanda bulunmak üzere davacı vekiline süre verilmeden davanın reddine karar verildiğini, kararın bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan 29.06.2020 tarihli raporun düzenlendiği yönetmeliğin hatalı olduğunu, raporun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmesi gerektiğini, raporda davacının istenen muayene ve tetkiklerin yaptırılması halinde dosyanın yeniden değerlendirilebileceğinin belirtildiğini, bu nedenle ciddi kırıkları olan ve bu kırıklar nedeniyle opere edilen davacının son durumuna ilişkin muayene evrakları da eklenmeden düzenlenen raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; HMK 190. maddesi uyarınca uğranılan zararı (maluliyet durumunu) ispat yükümlülüğü davacı tarafta olup davacı tarafın Adli Tıp Kurumunun ön raporunu düzenlediği 20.06.2018 tarihinden dosyanın Adli Tıp Kurumuna son olarak gönderildiği 11.06.2020 tarihine kadar geçen yaklaşık 2 yıllık süreçte istenen tetkikleri yaptırmadığından kalıcı maluliyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmekle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun haksız bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesine konu ettiği nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, aynı Kanunun 90 ıncı maddesi, 94 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

3.Değerlendirme

İlk Derece Mahkemesince, davacı vekilinin hazır bulunduğu 02.05.2018 tarihli celsede ara kararı ile davacının kaza nedeniyle çalışma gücü kaybına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi amacıyla ilgili mercilerden tedavi belgeleri getirtilerek Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alınmasına karar verildiği, anılan ara kararında davacı tarafa bu konuda gerekli işlemleri (kurumca belirlenen muayene, randevu, gün ve saatinde hazır olup muayene yaptırmak, gerekli film, grafi vb. tetkikleri yaptırmak, muayene ücretlerini karşılamak, kurumun isteği üzerine sevk edilen hastanede muayene ücretlerini karşılamak, kurumun veya sevk edildiği hastanenin rapor tanzimi için belirlediği kurallara uymak) yapmak üzere 3 haftalık kesin süre verildiği ve davacı tarafın karara uymaması halinde; çalışma gücü kaybı oranı konusunda bilirkişi incelemesi/rapor alınması yönündeki delilden vazgeçmiş sayılacağı, bu konuda yeniden süre verilmeyeceği, davacı tarafın bu yöndeki iddialarının ispatlanmamış kabul edilebileceğinin ihtar edildiği, Adli Tıp Kurumu'nun 20.06.2018 tarihli ön raporu ile davacının bazı tetkiklerinin yapılmasının istenildiği, davacı vekilinin 26.07.2019 tarihli talebi üzerine mahkemece bu tetkiklerin yapılması için Kafkas Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesine 17.07.2018 tarihli yazının yazıldığı, Kafkas Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesinin 01.04.2020 tarihli yazısında davacının 30.07.2019 tarihinden sonra Hastaneye başvurusunun olmadığının bildirilmesi üzerine mahkemece Adli Tıp Kurumu’ndan dosyadaki mevcut tüm tıbbi belgelere göre davacı hakkında rapor düzenlenmesinin istendiği, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 29.06.2020 tarihli raporda davacının kaza nedeniyle tüm vücut engellilik oranı konusunda istenen tetkiklerin yaptırılmaması nedeniyle görüş bildirilemeyeceği, iyileşme süresinin ise dosyada mevcut tıbbi belgelere göre olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 190 ıncı maddesi uyarınca uğranılan zararı (maluliyet durumunu) ispat yükümlülüğünün davacı tarafa ait olduğu, davacının Adli Tıp Kurumu'nun ön raporunu düzenlediği 20.06.2018 tarihinden mahkemece dosyanın Adli Tıp Kurumuna son olarak gönderildiği 11.06.2020 tarihine kadar geçen yaklaşık 2 yıllık süreçte istenen tetkikleri yaptırmadığı, buna göre davacının kalıcı maluliyet iddiasının ispatlanmadığı, davacının kaza tarihinde 18 yaşından küçük olup gelir getirici bir işte çalışmadığı, buna göre davacının iyileşme döneminde uğradığı bir kazanç mahrumiyetinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 90 ıncı maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hakim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.

Aynı Kanunun 94 üncü maddesi gereğince; kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.

Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalıdır.

Bu nedenle de hakim tarafından kesin süre verilirken; kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması, verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi, yapılacak iş veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi, sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının taraflara açıklanması zorunludur.

Somut olayda; mahkemece davacı vekiline 02.05.2018 tarihli ara kararı ile davacının kaza nedeniyle çalışma gücü kaybına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alınması için kurumca belirlenen muayene, randevu, gün ve saatinde hazır olup muayene yaptırmak, gerekli film, grafi vb. tetkikleri yaptırmak, muayene ücretlerini karşılamak, kurumun isteği üzerine sevk edilen hastanede muayene ücretlerini karşılamak, kurumun veya sevk edildiği hastanenin rapor tanzimi için belirlediği kurallara uymak hususunda 3 haftalık kesin süre verilmekle birlikte, anılan ara kararda davacının muayene için hangi hastaneye sevk edileceği hususunda açıklamanın bulunmadığı, Adli Tıp Kurumu'nun 20.06.2018 tarihli ön raporu ile davacının bir tıp fakültesi ya da eğitim araştırma hastanesi ortopedi ve nöroloji kliniğine sevki sağlanarak ortopedik ve nörolojik muayenesi sonucu düzenlenecek raporun kuruma gönderilmesinin istenildiği, mahkemenin 17.07.2018 tarihli yazısı ile davacının söz konusu muayenelerinin yapılması için Kafkas Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesine sevk edildiği, söz konusu tarihler dikkate alındığında mahkemenin 02.05.2018 tarihli ara kararında belirtilen 3 haftalık kesin sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağı hususunda bir açıklığın da bulunmadığı anlaşılmıştır.

Bununla birlikte anılan üniversite hastanesinin 28.08.2020 tarihli yazısında hastanede nöroloji uzmanının da bulunmadığı, buna göre mahkemece 02.05.2018 tarihli ara kararında davacı tarafa maluliyet raporu alınması için kesin süre verilmiş ise de; talep edilen hususlarda nöroloji uzmanının da bulunduğu bir hastaneden Adli Tıp Kurumu'nun 20.06.2018 tarihli ön raporunda belirtilen hususlarda davacının muayenesi yapılarak hazırlanacak raporun Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesi gerektiği gözetilmeden ve işin mahiyetine uygun makul bir süre belirlenmeden verilen ara kararın 6100 sayılı HMK'nın 94 üncü maddesinde belirtilen niteliklere uygun olmadığı, ara kararda verilen kesin sürenin açık, net ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle dosyadaki mevcut delil durumu itibariyle davanın ispat edilemediğinden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Şu durumda, mahkemece; davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde nöroloji uzmanının da bulunduğu heyetten, davacının güncel muayenesi yapılarak olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun rapor alınarak, davacının olay nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.

VI. KARAR

1.Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog