7. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3970
- Karar No
- 2023/6610
- Karar Tarihi
- 28.12.2023
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Gayrimenkul Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
7. Hukuk Dairesi 2023/3970 E. , 2023/6610 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada ortaklığın giderilmesi istemi üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince, Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı ... ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl davada ve birleşen davada davacılar vekilleri; tarafların 684 ada, 1 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduklarını ileri sürerek ortaklığın mümkünse aynen taksim, aksi durumda satış suretiyle giderilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Bir kısım davalılar muhdesat iddiasında bulunarak, açacakları muhdesatın aidiyeti davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini savunmuşlardır.
2.Davalı ...’nın açtığı muhdesatın aidiyeti davasında taşınmaz üzerinde kat mülkiyeti kurulu olmayan binadaki (3) üç numaralı bağımsız bölümün davalıya ait olduğuna karar verilmiştir.
3.Davalılar ... ve arkadaşları ile davalı ... tarafından açılan muhdesatın aidiyeti davalarında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26/05/2016 tarihli ve 2005/1676 Esas - 2016/605 sayılı Kararıyla; davanın kabulüne ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş, muhdesatlar ile ilgili olarak usulüne uygun hüküm kurulmamıştır.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Mahkemenin, yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... ve diğerleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 08.07.2020 tarih ve 2016/17286 Esas - 2020/4513 Karar sayılı ilamında; "... Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır. Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Somut olaya gelince; mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu 684 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine, satış bedelinin 14/05/2012 tarihli bilirkişi heyeti ve 03/05/2012 fen bilirkişisi raporları, 20/05/2015 tarihli bilirkişi ek raporları ile en son 20/05/2015 tarihli bilikişi heyetinin raporlarında belirtmiş olduğu oranlara göre paylaştırılmasına karar verilmiş ise de hüküm infazı kabil değildir.
Davalı ...’nın açtığı muhdesatın aidiyeti davasında Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/91 Esas 2010/282 sayılı Kararı ile 684 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binadaki 3 numaralı dairenin davalıya ait olduğuna karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın 3 numaralı dairesinin davalı ...’ya ait olduğu mahkeme kararı ile sabit olduğundan, yukarıda yazılı olan ilkeler doğrultusunda dava konusu taşınmazın tespit edilen toplam değerinin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiğinin yüzdelik oran kurulmak suretiyle belirlenmesi ve muhdesata isabet eden kısmın muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedelin ise tapu kaydındaki payları oranında tüm paydaşlara dağıtılması gerekirken bu usule uyulmadığı anlaşılmıştır..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin, başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında;
"... Alınan bilirkişi raporlarının denetime açık, hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, asıl davanın kabulü ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesi, satış bedelinin %6,92'sinin yargılama sırasında vefat eden ...'nın veraset ilamındaki payları oranında mirasçılarına ödenmesi, geri kalan bedelin tapu kaydındaki ve veraset ilamlarındaki payları oranında tüm paydaşlara paylaştırılması gerektiği; birleşen dosya yönünden ise aynı davanın daha önceden açıldığı ve hala görüldüğü, dava şartının yerine getirilmediği..." gerekçesiyle; A-Asıl davanın kabulüne,
1.İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 684 ada, 1 parselde kayıtlı taşınmazın aynen taksimi mümkün olmadığından ortaklığının tapudaki ve veraset ilamındaki paylar dahilinde üzerindeki muhdesatlarla birlikte, tüm hak, yükümlülük ve şerhleri ile birlikte olmak üzere umuma açık, açık arttırma suretiyle satışının yapılarak ortaklığın giderilmesine,
2.Satış bedelinin %6,92'sinin muhdesat bedeli olarak muris ...'nın veraset ilamındaki payları oranında mirasçılarına ödenmesine, geri kalan bedelin tapu kaydındaki ve veraset ilamlarındaki payları oranında tüm paydaşlara paylaştırılmasına, B-Birleşen 2010/332 Esas sayılı dosya yönünden; HMK nin 114/1-I maddesi gereğince davanın usulden reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...
ve diğerleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... ve diğerleri vekili; dayanak bilirkişi raporlarında tarafların hisselerinin ve hisselerine isabet edecek bedellerin hakkaniyete ve maddi gerçeklere aykırı tespit edildiğini, bu raporlar esas alınarak satış kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bakırköy .... Noterliğinde dava dışı müteahhitle imzalanan 1998 tarihli “Düzenleme Şeklinde Gayrımenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” nde dava konusu arsa üzerine inşa olunacak binanın (5) ve (6) numaralı dairelerinin müvekkillere teslim edileceği kararlaştırılmış olmakla bu dairelerin satış bedellerinin tespit edilerek tamamının davalı müvekkillere verilmesi yönünde karar tesisi gerekirken bu bağımsız bölümlerden diğer hissedarlara da pay verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müteahhitin, sözleşme gereği kendisine devri gereken hisseleri devir alır almaz üçüncü şahıslara sattığını ve binayı kaba inşaat vaziyetinde terk ettiğini, mevcut duruma getirenlerin ise davalı müvekkiller ile binada halen ikamet etmekte olan diğer hissedarlar olduğunu, davacı ... ile birleşen davanın davacısı ... ve davalı ...’un dava konusu taşınmazda arsa payları olduğu halde kullandıkları bir bağımsız bölüm olmadığından adı geçenlere binanın satış bedelinden pay verilmesinin hakkaniyete, usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesi istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3.Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Taşınmaz malın satış bedelinden payına düşecek paranın %011,38 oranında hesaplanacak onama harcından peşin alınan 179,90 TL’nin mahsubu ile bakiyesinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.