4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2024/1189 E. , 2024/2213 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.09.2019 tarihinde meydana gelen çift taraflı kaza neticesinde davacının yaralanarak malul kaldığını, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı raporuna göre maluliyet oranının %23 olarak belirlendiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini talep etmiş, ıslahla talebini 236.998,05 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuruya eklenen maluliyet raporunu kabul etmediklerini, davacı tarafça dosyaya gelire ilişkin belge sunulmadığını, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının sunduğu rapora göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyet oranının % 23 olduğunu, PMF Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamada davacının 236.998,05 TL tazminatı davalıdan talep edebileceğinin anlaşıldığı gerekçesiyle başvurunun kabulüne, geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı için toplam 236.998,05 TL'nin 06.08.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerektiğini, başvuruya eklenen maluliyet raporunu kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik zararının teminat kapsamında olmadığını, davacı tarafça gelire ilişkin belgelerin sunulmadığını, bu husus araştırılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, ıslah edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, vekalet ücretinin AAÜT gereğince belirlenecek nispi ücretin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, ancak Vakıfbank'ta müdür olarak çalışan davacının maaş bordroları incelendiğinde geçici iş göremezlik süresinde her hangi bir gelir kaybı olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin geçici iş göremezlik zararına ve tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak yapılmasına ilişkin itirazlarının kabulüne, diğer itirazlarının reddine, kararın değiştirilmesine, geçici iş göremezlik talebinin reddine, 165.480,67 TL sürekli iş göremezlik zararının 06.08.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tazminat hesabının PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant esas alınarak yapılması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerektiğini, başvuruya eklenen maluliyet raporunu kabul etmediklerini, davacı tarafça davalı ... şirketine müracaat sırasında da, tahkime müracaat sırasında da gelire ilişkin belgelerin sunulmadığını, yapılan tazminat hesabının doğru olmadığını, kusur raporu alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) gereğince belirlenecek nispi ücretin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş işgöremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları
3.Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağına karar verilmiştir.
Öte yandan Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90 ıncı maddesindeki Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlar’a yapılan atıf hükmü iptal edilmiştir. Söz konusu iptal kararı sonrası, ZMSS Genel Şartlar ve ekindeki cetvellerle getirilen ve iş gücü kaybı tazminatının hesaplanmasında uygulama alanı bulan %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün uygulanması artık mümkün değildir. Tazminatın, %1,8 teknik faiz uygulanmadan, Yargıtayın yerleşik uygulamaları ile kabul edilen progresif rant formülü kullanılarak hesaplanması gerekir.
Somut olayda; davacının hak kazanabileceği iş gücü kaybı tazminatının tespit edilebilmesi için İtiraz Hakem Heyeti tarafından TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre ve %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılan tazminat hesabının hükme esas alındığı anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılması yerinde olmakla birlikte %1,8 teknik faiz ve işleyecek devre bakımından “devre başı ödemeli belirli süreli rant” yöntemi kullanılması doğru olmamıştır. Ancak PMF 1931 Yaşam Tablosunda belirlenen bakiye ömür süreleri TRH 2010 Yaşam Tablosunda belirlenen bakiye ömür sürelerinden daha kısa olmakla birlikte davacı tarafın talebi doğrultusunda ve taleple bağlılık ilkesi gereğince PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğinin kullanılması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davacı için, PMF 1931 Yaşam Tablosu’na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından progresif rant formülü kullanılmak suretiyle belirlenen tazminata karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3.Davalı vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Hakem Heyetince, dava konusu kaza ile ilgili hiçbir kusur raporu alınmaksızın hesaplanan zararın sigortalı araç sürücüsünün asli %75 kusuru dikkate alınarak poliçe limiti dahilinde davalı ... tarafından tahsiline karar verilmiştir.
Olay sonrasında tanzim edilen kaza tespit tutanağında davalıya trafik sigortalı araç sürücüsü tali yoldan ana yola çıkarken kavşakta geçiş önceliğine uymadığı için asli kusurlu, davacı sürücü de kavşaklara yaklaşırken hızını azlatmadığı için tali kusurlu kabul edilmiş, bilirkişi kaza tespit tutanağındaki belirlemeye göre davacının %25, sigortalı araç sürücüsünün %75 kusurlu olduğunu kabul ederek tazminat hesabı yapmıştır. Hakem Heyetince davalıya trafik sigortalı araç sürücüsü asli kusurlu kabul edilerek karar verilmiş ise de; Hakem Heyetince alınan bir kusur raporu bulunmamaktadır.
O halde, HMK 266 madde hükümlerine göre İtiraz Hakem Heyetince, kazaya ilişkin varsa eğer ceza dosyası da celp edilerek İstanbul Teknik Üniversitesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişiden dosyadaki tüm deliller ve ceza dosyasındaki ifadeler birlikte değerlendirilerek kusur oranlarının belirlenmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli biçimde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya ve davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
28.02.2024 tarihinde Başkan Vekili ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı oy) KARŞI OY
Dosya kapsamından; Hakem Heyetince sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatının belirlenmesine dair hesap raporunun aldırıldığı, iş bu rapora davacı vekilince hesap yöntemi açısından itiraz edilmediği, İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilince hesap yöntemi açısından itiraz edilmediği gerekçesiyle davacının itirazının reddine, davalı vekilinin TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faize göre hesap yapılmasına yönelik itirazlarının kabulü ile alınan ek rapor doğrultusunda karar verildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Kanun’un 281 inci maddesi; "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.(Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. " hükümlerini içermektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E- 2021/111 K sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)"
Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı davacı vekili tarafından hesaplama yöntemine ilişkin itirazda bulunulmadığı, bu nedenle de yapılan hesaplamanın yöntemi bakımından itiraz edilmediğinden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu hususları birlikte gözetildiğinde sayın çoğunluğun bozma kararının (2) nolu bendine katılmıyorum.