Esas No
E. 2024/421
Karar No
K. 2024/8715
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2024/421 E.  ,  2024/8715 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/1829 Esas, 2023/1966 Karar
HÜKÜM: Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)

SAYISI: 2019/266 E., 2022/45 K.

Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; “Zorlu” ibaresini içeren markaların müvekkili adına tescilli olduğunu, işaretlerin tanınmış marka vasıflarını taşıdığını, davalı şirketin müvekkili markaları ile iltibas doğuracak, çok benzer 2016/83344 sayılı “...” ve 2018/14648 sayılı “... Metal ... Metal San. ve Tic. A.Ş.” ibareli markaları adına tescil ettirdiğinin öğrenildiğini, bunların müvekkilinin markalarının serisi niteliğinde algılanabileceğini, davalının müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız kazanç elde edebileceğini, emtia benzerliği şartının gerçekleştiğini, müvekkilinin ticaret unvanı ile de karışıklık doğacağını ileri sürerek davalı adına tescilli 2016/83344 sayılı “...” ve 2018/14648 sayılı “... Metal ... Metal San. ve Tic. A.Ş.” ibareli markaların tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğünü talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; her ne kadar dava konusu işaretlerin tescilleri 2016 ve 2018 yıllarına dayansa da müvekkilinin ... ... Mühendislik Makine ve Metal Sanayi ticaret unvanıyla 12.07.2002 tarihinde faaliyete başladığını, 29.04.2015 tarihinde şimdiki unvanını aldığını, söz konusu ibareyi en başından beri ticaret alanında markasal kullandığını, kullanıma bağlı üstün hakkın müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin kurucusu ve ortağı olan ...’nun ismini ticari teamüllere uygun ve dürüstçe kullandığını, davacının müvekkilinin mal ve hizmet sınıfında kullanımının bulunmadığını, işaretlerin iltibas oluşturacak derecede benzemediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davalı markalarının 06. ve 35. sınıf kapsamında tescil edildiği, davalı markalarının tescil kapsamının davacı markalarında da yer aldığı, taraf markalarının aynı mal/ hizmet listesinde olduğu, davacının daha çok inşaat sektöründe, davalının ise inşaat sektöründe kullanılan malzemelerin üretiminde faaliyet gösterdiği, her ne kadar mal/hizmetler bakımından birbirini tamamlayıcı sektörlerde yer alsalar da davacı ve davalı markalarının, görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklılık taşıdığı, markalar arasında benzerlik ve ortalama veya bilinçli tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, taraf markaları aynı sınıflar kapsamında tescilli olsa da, görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklılık arzettikleri, davalı markalarının ortalama ve/ veya bilinçli tüketiciler/ hizmet alıcıları nezdinde, davacı markalarıyla karıştırılmaya yol açmayacağı, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde görsel ve işitsel olarak birbirinin aynı veya devamı olduğu intibası uyandırmadığı, davalının ticaret sicil kayıtları ve tescilli markası dikkate alındığında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilerek, davalı yararına tek bir vekâlet ücretine hükmedilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 110 uncu maddesi uyarınca davacının birbirinden bağımsız birden fazla marka yönünden hükümsüzlük ve terkin talebinde bulunduğu, her bir asli talep yönünden ayrı ayrı yargılama giderlerinin ve bu kapsamda vekâlet ücretinin değerlendirilmesi gerektiği, reddedilen iki asli talep yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine takdir edilmesi gerektiği, gerekçeli karar başlığında tarafların ve vekillerinin adreslerinin yazılmamış olmasının sonucu etkilemediği, kaldırma nedeni yapılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının “Zorlu” unsurlu markaları ile davalı adına tescilli “...” ve “... Metal ... Metal San. ve Tic. A.Ş.” ibareli markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığı, davalı markalarının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 25 inci maddesi, 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.

3.556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.

3.Değerlendirme

1.Davacının markalarında esas unsur ‘‘ZORLU’’ ibaresinden, davalı adına tescilli olup hükümsüzlüğü istenen markalar ise “...” ve “... Metal ... Metal San. ve Tic. A.Ş.” ibarelerinden oluşmaktadır. Her ne kadar davalı markaları ilave ibareler içermekteyse de taraf markaları bütünsel olarak karşılaştırıldığında anılan isim ve ekler işaretler arasındaki görsel, sesçil ve işitsel benzerliği ortadan kaldıracak düzeyde bulunmamaktadır. Davalı markaları ile davacının markalarının 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzer olduğu göz önünde bulundurulup bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ:

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekâlet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.12.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog